Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Atilla Osmanoğlu'nun Zorla Kaybedilmesi

Osmanoğlu ailesi Şubat 1992’de Atilla Osmanoğlu bir polis memuru tarafından tehdit edilince Hazro'dan Diyarbakır merkeze taşınmıştı. Atilla Osmanoğlu, Diyarbakır'da babasının sahibi olduğu toptan satış yapan bir bakkal dükkanı işletmekteydi. 1994 yılında babası Muhyettin Osmanoğlu 28 gün süreyle tutuklanıp işkenceye maruz kaldı. Daha sonra hakkındaki suçlamalardan beraat etti ve serbest bırakıldı.

25 Mart 1996 tarihinde sabah 11 sıralarında Atilla Osmanoğlu'nun babası Muhyettin Osmanoğlu dükkana geldi ve iki adamın Atilla’yı dükkandan dışarı çıkardıklarını gördü. Adamlardan bir tanesi sarışın, uzun boylu ve sakalsızdı ve saç kesimi “Amerikan tıraşı” şeklindeydi. İkinci adam, tıknaz, orta boylu ve esmerdi. Adamlar silahlılardı ve telsiz taşıyorlardı. Muhyettin Osmanoğlu'na polis memurları olduklarını ve oğlunu emniyet müdürlüğünde kantin hizmeti sağlamaya yönelik sözleşme teklifinde bulunabilmesi için emniyet müdürlüğüne götüreceklerini, yarım saat içinde de geri getireceklerini söylediler. Giderken yanlarına bir kutu şeker ve bir kilo çay da aldılar. Bunun üzerine baba Muhyettin Osmanoğlu herhangi bir müdahalede bulunmadı ve oğlunun içinde iki yolcunun daha bulunduğu bir arabaya götürüldüğünü gördü. Komşu dükkan sahipleri de Atilla Osmanoğlu'nun söz konusu iki kişi tarafından bir araca bindirildiğine şahit oldu.

Aynı akşam Atilla Osmanoğlu geri dönmeyince baba Muhyettin Osmanoğlu oğlunun gözaltına alındığını düşündü. Ertesi gün Valiliğe ve Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Aynı savcıya 29 Mart ve 1, 9 ve 19 Nisan tarihlerinde yine başvurdu. 16 Mayıs 1996 tarihinde de Valiliğe ikinci kez başvurdu. Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı Muhyettin Osmanoğlu'nun 1 Nisan 1996 tarihli dilekçesine yanıt olarak oğlunun adının gözaltı kayıtlarında yer almadığını yazdı. Daha sonra Haziran 1996’da Muhyettin Osmanoğlu dilekçeleri ile ilgili olarak Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne çağrıldı. Sunduğu ifade ve şikayet, 1996/4041 ön dosya numarası altında dosyalandı. Valiliğe yaptığı başvuru hakkında ise Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Cinayet Masası ile irtibata geçmesi söylendi. Muhyettin Osmanoğlu Cinayet Masasına da bir mektup ile başvurdu. 20 Mayıs 1996 tarihinde, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Cinayet Masasında Muhyettin Osmanoğlu'nun ifadesi alındı. Burada da önceki ifadelerini yineledi ve oğlunu götüren iki adamın eşkalini tarif etti; tekrar görmesi halinde teşhis edebileceğini de belirtti. Ayrıca, aynı iki adamın oğlunu götürmelerinden iki gün önce dükkana geldiklerini ve dükkandan çıktıktan sonra komşu dükkana gittiklerini ekledi. Komşu dükkan sahibinin de polis memurlarının kimliğini tespit etmek amacıyla sorgulanabileceğini ekledi ancak bölgede bulunan kimliği belirlenememiş birkaç cesedi teşhis etmesi talebi dışında bir yanıt alamadı.

Muhyettin Osmanoğlu daha sonra AİHM'e yaptığı başvuruda JİTEM eski üyesi Abdülkadir Aygan'ın oğlu Atilla Osmanoğlu'nun kaçırılarak öldürülmesi olayını anlatan ve 4 Temmuz 2005 tarihinde Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan itiraflarına atıfta bulundu. Aygan, Atilla Osmanoğlu’nun JİTEM tarafından kaçırıldığını, –aynı zamanda Koçero olarak da bilinen– Cindi Acet tarafından, cesedin teşhisinin mümkün olmaması için başının çekiçle ezildiğini ve Cizre-Silopi karayolundan Habur Gümrük Kapısı'na doğru giderken yoldaki bir petrol tankerine atıldığını anlatıyordu. AİHM Muhyettin Osmanoğlu'nun başvurusunu kabul ettikten sonra hükümetten istenen gözaltı kayıtlarında ise Atilla Osmanoğlu'nun adı geçmiyordu.

1998 yılı sonlarında İHD Diyarbakır Şubesi ve Genel Merkezi kendilerine yapılan kayıp başvurularından oluşan bir dosyayı İdil Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletti. 4 Ocak 1999 günü İdil Cumhuriyet Başsavcısı, 30 Mart 1996 günü Silopi'de bulunan ve kimliği tespit edilemeyen bir erkek cesedinin, kendisine İHD tarafından gönderilen fotoğraflarla mukayese edildiğini ve cesedin Atilla Osmanoğlu'na ait olabileceğini bildirdi. Bunun üzerine İHD heyeti 6 Ocak 1999 günü baba Muhyettin Osmanoğlu ile birlikte İdil Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde girişimlerde bulundu ancak İdil Cumhuriyet Savcılığı'nda mevcut olan fotoğrafın teşhisinde baba Muhyettin Osmanoğlu'nun net bir kanıya varmaması üzerine Silopi'ye geçildi.

Silopi Cumhuriyet Savcılığının 1996/313 hazırlık numaralı dosya içerisinde 30 Mart 1996 günü Silopi ilçesi Başköyü civarında bulunan ve kimliği tespit edilemeyen erkek cesedinin çeşitli açılardan çekilmiş 14 fotoğrafı baba Osmanoğlu'na gösterildi ancak yine net bir teşhis yapılamadı. Otopsi raporuna göre, ceset 175 santimetre uzunluğunda, 70 kilo ağırlığında, yaklaşık 25-30 yaşlarında olan koyu renk saçlı bir erkeğe aitti. Yüz bölgesinde ciddi kesikler yer almaktaydı ve kafatasının bazı kısımları kırılmıştı. Tankın içerisinde çekilen fotoğrafta cesedin üzerinde bulunan iki kazağın Atilla Osmanoğlu'na ait olduğu, yine tankın içerisinde poşet içerisinde bulunan alt lacivert eşofmanın da Osmanoğlu'na ait olduğu eşi tarafından ifade edildi. Dosya içeriğindeki bulunan elbiselere ilişkin tutanakta eksiklik içermesine rağmen cesedin çekilen fotoğrafları üzerinde belirgin olarak görülen kazakların Osmanoğlu'na ait olduğu eşi tarafından ifade edilmekle birlikte, cesedin özellikle yüz bölgesinde meydana getirilen tahribat teşhisi güçleştirdi. Neticede kesin bir teşhis yapılamadı. Ceset, Silopi kimsesizler mezarlığına defnedilmişti ve tam olarak nereye defnedildiği de kayıt altına alınmamıştı.

AİHM, 24 Ocak 2008'de, yaşam hakkını koruyan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. maddesinin (usul ve yaşamın korunması yükümlülüğü yönünden) ve işkence yasağını düzenleyen 3. maddenin başvuran (baba Muhyettin Osmanoğlu) bakımından ihlal edildiğine karar verdi ve hükümeti maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Hukuki süreçte son durum:Bilinmiyor
Soruşturma / Dava tarihi:1996-04-01
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
AİHM kararı

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Mesut Yılmaz Başbakan
Ülkü Gökalp Güney İçişleri Bakanı
Mehmet Ağar Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Teoman Koman Jandarma Genel Komutanı
A. Cemil Serhadlı Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Atilla Osmanoğlu 1996-03-25 Cindi Acet (Koçero Saluci) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Korucu

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS