Zorla Kaybedilenler Veritabanı

İhsan Haran'ın Zorla Kaybedilmesi

1969 doğumlu İhsan Haran orta okul mezunuydu. Evli ve üç çocuk babasıydı. Ailesiyle birlikte Diyarbakır Lice’ye bağlı Huseynîk (Arıklı) köyünde yaşıyordu. Tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. 12 Mayıs 1994’te köylerinin güvenlik güçlerince yakılıp boşaltılması üzerine Diyarbakır merkezine göç etmek zorunda kaldılar. İhsan Haran burada inşaatlarda geçici işçilik yaparak geçimini sağlıyordu. İhsan Haran ve eşi Nesibe Haran, örgüte katılan yakınları olduğu için devlet güçlerinin sürekli baskısına maruz kalıyorlardı. İhsan Haran daha önce askerler tarafından gözaltına alınmış, evi basılmış, tehdit edilmişti. Bir gözaltı sonrası gördüğü ağır işkencelerden dolayı iki ay boyunca yatakta tedavi olmak zorunda kalmıştı.

24 Aralık 1994 günü İhsan Haran son sekiz gündür çalıştığı inşaat işinden evine dönmedi. Daha önce de mesaiye kaldığı zamanlar eve gelmediği için ailesi önce herhangi bir şeyden şüphelenmedi. Üç gün sonra, 27 Aralık 1994’te evlerine gelen köylüleri Fahri Hazar, 24 Aralık günü inşaat alanına gelen resmi kıyafetli polislerin kimlik kontrolü yaptığını, İhsan Haran’ın kimliğine baktıktan sonra kendi aralarında on dakika kadar tartıştıktan sonra İhsan Haran’ı da yanlarına alarak oradan ayrıldıklarını söyledi. 30 Aralık 1994 günü Fahri Hazar da gözaltına alındı.

Nesibe Haran, kocasının gözaltına alındığını öğrendikten sonra önce İHD’ye giderek hukuki yardım talebinde bulundu. Daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemesine dilekçeyle başvurarak İhsan Haran’ın nerede tutulduğunu öğrenmeye çalıştı. Ancak Mahkeme önünde nöbet tutan polis memurlarınca engellendi ve dilekçesini veremedi. Aile üyeleri yaklaşık bir ay boyunca savcıya ulaşmaya çalıştılar, valiliğe başvurdular ancak herhangi bir bilgiye ulaşamadılar. Nesibe Haran bunun üzerine çeşitli hapishaneleri dolaşarak kocasını aramaya devam etti. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde 31. Koğuşta kalan bir kişi İhsan Haran’ı gözaltında gördüğünü söyledi. Yine başka görgü tanıkları İhsan Haran’ın cansız bedenini Batman’da bir hastane morgunda gördüklerini ve tanıdıklarını söyledi. Ailesi bunun üzerine söz konusu hastaneye giderek bilgi edinmeye, söylenenler doğruysa İhsan Haran’ın bedenini almaya çalıştı. Ancak hastane yetkilileri tarafından bu durum inkar edildi ve bu isimde kimsenin kendilerine gelmediği söylendi. Aile İhsan Haran hakkında başka hiçbir bilgiye ulaşamadı.

1 Şubat 1995’te İhsan Haran’ın erkek kardeşleri gözaltına alındı ve “ağabeyleri gibi öldürülecekleri” yönünde tehdit edildiler. Nesibe Haran, 22 Haziran 1995’te AİHM’e başvurdu ancak ailesi üzerindeki baskılar devam etti. 1997’de eşinin kız kardeşi polisler tarafından taciz edildi ve 15 Aralık 1998’te kendisini polis olarak tanıtan bir kişi yanına gelerek yakınlardaki bir arabaya binmesini istedi; ailesi hakkında bilgisi olduğunu, muhbirlik yapması karşılığında para verebileceğini söyledi, Nesibe Haran bunu reddetti. (Nesibe Haran yıllar sonra Şemdinli olayı sanığı uzman çavuş Ali Kaya’nın görüntülerini televizyonda izlediğinde bu kişinin Ali Kaya olduğunu öğrendi) Nesibe Haran eşinin zorla kaybedilmesinin ardından uzun yıllar devlet güçlerinin takibine, gözaltı ve baskısına maruz kalmaya devam etti.

Yapılan başvurunun ardından AİHM, 26 Şubat 1996’da hükümetten olayla ilgili bilgi talep etti. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında bir soruşturma başlatıldı. Savcılık, 21 Ocak 1998’te, İhsan Haran’ın gözaltında kaybedildiğine ilişkin yeterli delil olmadığına karar vererek takipsizlik kararı verdi.

İtirafçı ve eski JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan 27 Ocak 2009’da Taraf Gazetesinden Neşe Düzel’e verdiği röportajda İhsan Haran’ın zorla kaybedilip öldürülmesine ilişkin şu ayrıntıları verdi: “PKK’lı olduğu söylenen İhsan Haran isimli bir genç vardı. Ailesi boşaltılan Lice köylerinden Diyarbakır’a göçmüştü. Şehitlik semtinde oturuyordu. O genç JİTEM’e alınıp sorgulandı. Sonra da Silvan tarafına götürüldü, bir arazide kafasına kurşun sıkılıp bırakıldı. Fakat sonra komutan Abdülkerim Kırca’dan duydum. Meğer o genç kafasına sıkılan kurşunla ölmemiş. Sadece şok geçirmiş. Batman’a kadar yürüyüp hastaneye gitmiş. Yaşadığı olayı anlatmış. İşte bu olay Batman timine haber veriliyor, o da Diyarbakır JİTEM’e bildiriyor. Kırca’yı telefonla arıyorlar ve ‘komutanım böyle bir durum var’ diyorlar. O da ‘Tamam onu hemen sizin time alın, bekletin. Biz geliyoruz’ diyor. Bana bunu Kırca kendisi anlattı. İlk infazı yapanları beceriksizlikle suçladı. ‘Bizim beceriksizler öldürememişler. Adam kalkmış şehre, hastaneye gitmiş. Tekrar gittik, aldık ve işini tamamladık’ dedi. Abdülkerim Kırca yanına personelini alarak hemen Batman’a gidiyor ve o genç tekrar araziye götürülüp infaz ediliyor. JİTEM’in eline düşen sağ bırakılmıyor.”

AİHM, 6 Ekim 2005’te Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını koruyan 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi ve devleti manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Hukuki süreçte son durum:Soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

Mağdur yakını ile görüşme

Ses ve görüntü kaydı
AİHM kararı
İfade tutanağı

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Mehmet Moğultay Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
İhsan Haran 1994-12-24 Abdülkerim Kırca Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Jandarma

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS