Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Süleyman Durgut'un Zorla Kaybedilmesi

Abdurrahman Durgut’un şikâyet dilekçesine ve eşi Suphiye Durgut’un ifadelerine göre Süleyman Durgut Cizre'de ailesi ile birlikte yaşıyor ve esnaflık yapıyordu; aynı zamanda da fahri imamdı. 1994 yılının Nisan ayı başında, o dönem Cizre’de Ramazan Hoca olarak bilinen ve Jitem için çalıştığına inanılan kişi, Süleyman Durgut ve kardeşinin dükkânına geldi. Abdurrahman Durgut'a dönerek “Ya ihbarcımız olursunuz ya da sizin evinizi başınıza yıkacağım” dedi ve dükkândan çıktı. O anda dükkânda olan A.Y. de bu olaya tanık oldu.

23 Nisan günü, Süleyman Durgut ve kardeşi Abdurrahman Durgut işten eve dönerken Ramazan Hoca ve Cabbar diye bilinen kişiler evlerinin yakınında Durgut kardeşleri durdurdu. Ramazan Hoca'nın elinde tüfek vardı. İki kardeşi ara sokağa doğru sürüklediler. Süleyman Durgut'u tekmeleyerek, kafasına tüfeği dayayıp araca bindirdiler. Süleyman Durgut gece boyunca eve gelmedi, sabah darp edilmiş halde eve döndü, üzerinde sadece yırtık bir atlet vardı.

1994 yılının Haziran ayında bu kez ismi Bedran olarak bilinen ve Jitem ekibinde yer alan itirafçı dükkâna geldi ve Süleyman Durgut'a “İmam Süleyman sen misin?” diye sordu, o da evet deyince onlarla emniyete kadar gelmesini söyledi. Dükkâna gelenler arasında resmi üniformalı özel timler de vardı. Yaklaşık yirmi gün gözaltında tutulan Süleyman Durgut savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Çok ağır işkencelere maruz kalmış, ağzındaki dişler sökülmüş, bir gözünde büyük hasar meydana gelmişti. Özellikle Cabbar isimli kişinin kendisine çok işkence yaptığını söyledi, çok kilo vermişti ve yemek yiyemiyordu; doktor bir ay boyunca sıvıyla beslenmesi gerektiğini söyledi. Ailesine sürekli kendisini sağ bırakmayacaklarını söylüyordu; o yüzden daha sonra işkence izlerini belgelemek için ailesinden fotoğrafını çekmelerini istedi ancak o fotoğraf makine bulunamadığı için çekilemedi. Yakınlarının Cizre’yi terk etmesi yönündeki tavsiyelerine kendisini bulamazlarsa kardeşlerine aynı şeyleri yapacaklarını düşündüğü için uymadı. Gözünden ameliyat olmak için İstanbul’a gitti, daha sonra yeniden Cizre’ye döndü.

14 Temmuz 1994 tarihinde sabaha doğru 06.00- 06.30 civarında Durgutların ev kapısı sert bir şekilde çalındı. Abdurrahman Durgut “Kimsiniz” diyerek kapıya seslendi, gelenler polis olduklarını söyleyince de kapıyı açtı. Ramazan Hoca ve Cabbar olarak tanınan kişiler eve girdiler ve damda uyuyan Süleyman Durgut’u kolundan tutup dışarı götürdüler. Süleyman Durgut’un arkasından dışarı çıkan ailesi onun beyaz Toros marka bir araca bindirildiğini gördü. Abdurrahman Durgut, aynı gün ağabeyini sormak için emniyete gitti. Ancak emniyettekiler ona kimseyi almadıklarını söyledi. Ertesi gün aileye, İdil’e bağlı Herbak köyünde cansız bir beden bulunduğu haberi geldi. Bunun üzerine Süleyman Durgut’un yakınları söz konusu köye gitti. Köy imamı defnettikleri kişinin gömleğini onlara gösterince, bu kişinin Süleyman Durgut olduğunu anladılar. Köylülerden A.A.’nın ifadesine göre 14.07.1994 tarihinde sabaha karşı Mizgeftok yoluna beyaz Renault marka bir araba girdi. Bir süre sonra arabanın gittiği taraftan silah sesleri gelmeye başladı. Araba bir süre sonra hızlı bir şekilde Mizgeftok’ten Cizre’ye doğru giderken görüldü. Yaklaşık iki saat sonra da köylüler Mizgeftok yolunun 50 metre kenarında ölü bir erkek bedeni buldular.

14.07.1994 tarihinde 10.30 sıralarında Jandarma’ya konu ile ilgili bir ihbar telefonu geldi. Aynı tarihli ölüm muayene ve otopsi tutanağına göre, Mizgeftok yolunun 50 metre kenarında bulunan Süleyman Durgut 10 yerinden vurulmuştu, etrafında 30 adet boş kovan ve yolun diğer tarafında bir çift giyilmemiş çorap vardı. Üzerinde isminin yazılı olduğu bir hasta sevk kağıdı bulunmasına rağmen İdil Cumhuriyet Başsavcılığı teşhis için gerekli soruşturmayı yapmadan defin ruhsatı çıkardı ve aynı gün Süleyman Durgut bulunduğu köyde defnedildi.

Köyün imamı akşama kadar sahiplenen çıkar mı diye bekledi ancak kimse çıkmayınca Süleyman Durgut’u oğlunun mezarının yanına gömdü. Ertesi gün haber alan Durgut ailesi Süleyman’ı kıyafetlerinden teşhis etti ancak imamın tavsiyesi üzerine mezarı açtırmadı.

Hukuki süreçte son durum:Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
Soruşturma / Dava tarihi:2009-03-27
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Evet
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

Mağdur yakını ile görüşme

Ses ve görüntü kaydı
Savcılık işlemleri ve kararları
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Seyfi Oktay Adalet Bakanı
Doğan Güreş Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Süleyman Durgut 1994-07-14 Cemal Temizöz (Cizre İlçe Jandarma Komutanı) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi İlçe Jandarma Komutanı
Süleyman Durgut 1994-07-14 Ramazan Hoca (kod) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Jandarma
Süleyman Durgut 1994-07-14 Cabbar (kod) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Jandarma
Süleyman Durgut 1994-07-14 Adem Yakin (Bedran kod) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi İtirafçı

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS