Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Edip Aksoy ve Orhan Cingöz'ün Zorla Kaybedilmesi

AİHM'nin 26 Mart 2013 tarihli kararı; İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Yakay-Der)'nin kayıtları; Edip Aksoy'un eşi Rukiye Aksoy'un, araştırmacı Saadet Yıldız’ın "Ölü mü Denir Şimdi Onlara" adıyla Aram Yayınları tarafından basılan kitabındaki anlatımı ve olayla ilgili basında çıkan haberlere göre Edip Aksoy, 1964 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesi Dolunay Köyü'nde (Zengê) dünyaya geldi. Köyde tütüncülükle uğraşıyordu. Evli ve bir çocuk babasıydı. Sık sık gözaltına alınıyordu. Her gözaltının ardından işkencede yaralanmış olarak eve dönüyordu. Edip Aksoy'da bel fıtığı vardı ve gördüğü işkenceler nedeniyle artık bastonla yürümeye başlamıştı. Köyde kalamaz duruma gelince Diyarbakır'a taşındı. Ancak ekonomik nedenlerle burada sadece altı ay kalabildi ve altı ayın sonunda yeniden köyüne döndü.

1993 yılında Dolunay (Zengê) Köyü Muhtarı Hasan Tekin, köylülere karakol komutanının Aksoy, Balta ve Aydemir ailelerinin köyden çıkmalarını, aksi takdirde köyü yakacaklarını söylediğini aktardı. Bu tehditlerin ardından kimi evler yakıldı, Aksoy ailesinin evi tahrip edildi. Bunun üzerine Aksoy ailesi tekrar Diyarbakır'a taşındı. Sadece anne Sara köyde kaldı. Edip Aksoy Diyarbakır'da bir kahvehanede yarım günlük bir iş buldu. Geriye kalan zamanda ise köylüsü Orhan Cingöz (23) ile birlikte tütün satıyordu. Orhan Cingöz, İstanbul'a tütün götürüp satıyordu. 7 Haziran 1995 tarihinde Edip Aksoy her zamanki gibi işe gitti. O gün İstanbul'a gidecek olan Orhan Cingöz ile birlikte satacakları tütünü garaja götürdüler. Garajdan saat 11.00 gibi ayrıldılar. Aksoy, o sırada bir akrabası ile karşılaştı ve ona Dağkapı'ya kadar gidip döneceklerini söyledi. Akrabası ise Aksoy'a Dağkapı'ya gitmelerinin tehlikeli olacağı uyarısında bulundu. Edip "Niye korkuyorsun? Hiçbir şey olmaz. Herhangi bir şeyim olsa evim, işyerim belli, gelip oralardan sorarlar," yanıtını verdi. İki arkadaş Dağıkapı'da sur dibindeki Yeşilçınar Çay Bahçesi'ne gitti. Burada elbise satan Bilal Ulusoy adlı köylülerinin yanına uğrayıp ayaküstü sohbet ettiler. Saat 12.00 sıralarında beyaz, Renault marka bir otomobil yanlarına yaklaşıp durdu. Otomobilden iki kişi indi. Bu iki kişi silahlıydı ve telsiz taşıyordu. Aksoy ve Cingöz'den kimliklerini istediler. Kimliklere baktıktan sonra "Bizimle karakola kadar geleceksiniz," diyerek Aksoy ve Cingöz'ü araca bindirdiler. Araç hareket halinde iken Aksoy ve Cingöz'ün köylüsü olan Cemal Bektaş, ikisini arabanın içinde gördü ancak süratle uzaklaşan aracın plakasını alamadı.

O gün eve dönmeyince meraklanan eşi Rukiye, onun Dağkapı’da polisler tarafından alındığını duydu. Hemen İHD'ye başvurdu. Aksoy ve Cingöz aileleri daha sonra tüm resmi makamlara başvurdu. Aileler MHP İl Örgütü Başkanı Şeyh H.'yle konuşup olayı anlattılar. Konuştukları kişiler ikisinin de gözaltında olduğunu ancak yerlerini söyleyemeyeceklerini; kendilerine para vermeleri durumunda Aksoy ve Cingöz'ün mahkemeye çıkmasını sağlayabileceklerini söyledi. Aileler 50 milyon lira verdi ve mahkemeye çıkarılmaları durumunda daha fazla vereceklerini belirtti. Bunun üzerine pazartesi günü DGM'ye gitmeleri, Orhan ve Edip'in duruşmalarının olacağı söylendi. İki aile de uzun süre her gün DGM kapısında mesai saatinin bitimine kadar bekledi. Ancak duruşma olmadı ve aileler başvurdukları hiçbir yerden Edip ve Orhan'la ilgili bilgi alamadı. Aileler bu kez paralarını almak için tekrar MHP İl Başkanı Şeyh H.'nin yanına gitti. Uzun tartışmaların sonunda sadece Edip Aksoy’un eşi Rukiye Aksoy'un pamuk tarlalarında çalışarak kazandığı para iade edildi. Diyarbakır DGM Savcılığı ailelerin başvurularını uzun süre kabul etmedi. Yaptıkları başvurular ancak eski JİTEM elemanı Abdülkadir Aygan'ın 2004 yılında ulusal basında yer alan itiraflarının ardından kabul edildi. Aygan’ın Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan itiraflarında JİTEM tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü belirttiği 29 isimden biri de Edip Aksoy’du.

Temmuz 2005 tarihinde, Edip'in eşi Rukiye Aksoy ve Orhan'ın annesi Ayşe Cingöz'ün Silopi Savcılığında ifadeleri alındı. Rukiye Aksoy, savcıya Abdülkadir Aygan'ın itiraflarının yer aldığı 2004 tarihli gazeteleri göstererek Aygan'ın Edip ve Orhan'ı öldürerek gömdüklerini iddia ettiği yerlerin araştırılmasını talep etti. 16 Temmuz 2005'te Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan habere göre Savcılık kimliği tespit edilemeyen iki kişinin cenazesinin 28 Haziran 1995 günü bulunduğunu, açılan soruşturma dosyasında görevsizlik kararı verildiğini ve cenazelerin "örgüt üyesi" oldukları gerekçesiyle Silopi Başköy Kimsesizler Mezarlığına gömüldüğünü bildirdi. Aileler o dönem çekilen fotoğraflardan Aksoy ve Cingöz’ü teşhis etti ve cenazelerin kendilerine verilmesini talep etti ancak Savcılık cenazelerin teslim alınabilmesi için DNA testi yapılması gerektiğini belirterek inceleme için 14 Temmuz 2005 tarihini belirledi. Belirlenen mezar, Silopi Cumhuriyet Savcılığı ve Silopi Belediyesi görevlileri, Silopi Devlet Hastanesinden bir doktor, İHD temsilcileri ve Silopi Jandarma Komutanlığına bağlı bir grup askerle birlikte Başköy Mezarlığında yapılan inceleme sonucunda 14 Temmuz’da bulundu. Mezardaki 4 bedenin kemik incelemesini yapan doktor, bir kişinin kafatasının arka kısmındaki kurşun girişini saptadı. Mezarlıkta bulunan cenazeler numaralandırılırken, alınan kemik örnekleri İstanbul Adli Tıp Merkezine gönderildi. 2006 yılında yapılan DNA analizinde, açılan mezardan çıkarılan kemiklerin Edip Aksoy ve Orhan Cingöz'e ait olmadığı ortaya çıktı.

6 Ağustos 2008 tarihinde, Diyarbakır Savcısı, müruru zamanın dolduğu gerekçesiyle soruşturmayı bitirme kararı aldı. Rukiye Aksoy 19 Eylül 2008 tarihinde avukatının yardımıyla Savcının kararı aleyhine Siverek Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulundu ancak itiraz, 25 Kasım 2008 tarihinde Siverek Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Siverek Mahkemesi, Rukiye Aksoy’un gazete haberleriyle ilgili iddialarına cevap vermedi. Karar, 3 Ocak 2009 tarihinde Aksoy’un avukatına tebliğ edildi. İç hukuk yollarının tıkanmasıyla beraber Rukiye Aksoy ve Ayşe Cingöz 1 Haziran 2009 tarihinde AİHM’ye başvurdu. Rukiye Aksoy, Edip Aksoy’un kayboluşundan, Sözleşme’nin 2., 3., 5., 6., 8., 13. ve 14. maddelerini ihlal eden devlet görevlilerinin sorumlu olduğundan şikayet etti ancak Mahkeme 6 aylık başvuru süresine uyulmadığına karar vererek başvuruları kabuledilemez buldu.

Hukuki süreçte son durum:Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

AİHM kararı
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
Araştırma yazısı/kitabı
Gazete veya internet haberi
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Mehmet Moğultay Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Edip Aksoy 1995-06-07 Abdülkadir Aygan Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi İtirafçı
Orhan Cingöz 1995-06-07 Abdülkadir Aygan Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi İtirafçı

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS