Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Hüseyin Temurtaş'ın Zorla Kaybedilmesi

Hüseyin Temurtaş Şırnak Güçlükonak'a bağlı Göncük (Hetma) köyünde doğdu. Üç erkek bir kız kardeşi vardı. Doğup büyüdüğü köyde o dönem okul olmadığından okula gidemedi. Tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Evli ve altı çocuk babasıydı. Göncük'ün ilkokulu 90'lı yıllarda askerler tarafından karakol haline getirilmişti ve askerler bu okulda kalıyordu. Askerler 1992 yılında Hüseyin'in evine baskın düzenledi, evinde arama yaptı, sonra da onu karakola götürdü. Ona “Sana biraz sorularımız olacak, bizimle geleceksin sonra dönersin, zaten senin bir şeyin yok” denildi. Güçlükonak Karakolunda on beş gün boyunca ağır işkenceler gördü. Sonrasında bırakıldı. Eve döndüğünde ayağa kalkamıyordu. Kendisine karakolda doktora gitmesi durumunda onu öldürecekleri söylendiğinden işkenceden dolayı çok ağır sağlık problemleri olduğu halde doktora gidemedi.

Günlerce evinde yatakta kaldı, biraz ayağa kalkabilir hale geldiğinde askerler onu tekrar gözaltına aldı. Köyün Abdullah isimli muhtarı araya girerek onu almamalarını istedi. Ancak askerler yine “Bir şeyi yok ama bir akşam bizimle kalması gerekiyor” dedi ve onu köylerinde karakol olarak kullanılan okula götürdüler. Muhtar da onlarla gitti ve Hüseyin'in çok hasta olduğunu, evinde uyumasını, bir işleri varsa kendisinin yarın karakola uğrayarak onlarla konuşabileceğini belirtti. Askerler bunun üzerine Hüseyin’i bıraktı ve o akşamı da evinde geçirdi. Sabah kalktığında tekrar okulun önüne gitti. Ondan kimliğini alan askerler kimliğini gidip Güçlükonak Karakolundan almasını söyledi. Tek başına karakola gitmesinden tedirgin olan ailesi onunla birlikte karakola gitti. Güçlükonak Karakolundan kimliğinin verilmeyeceği, iki günde bir gelip orada kendilerine imza vermesi gerektiği belirtildi. Takip eden günlerin ikisinde imza vermeye kardeşiyle, bir gün de eşiyle gitti. Dördüncü seferinde eşinin tüm ısrarına rağmen henüz yeni doğan bebeğini yalnız bırakmamasını isteyen Hüseyin, karakola imza vermeye tek başına gitti. Köylülerin bindiği ve Ömer Şen'in kullandığı dolmuşa bindi. Dolmuş Hüseyin'i Güçlükonak Karakolunun önünde bıraktı ve dolmuştaki tüm köylüler onun karakola girdiğine tanık oldu. Aynı zamanda Hüseyin’in akrabası olan ve Güçlükonak’ta yaşayan başka görgü tanıkları da Hüseyin'in orada imza verdikten sonra Güçlükonak merkeze geldiğini ve cuma namazını kıldığını ancak onlara “Karakoldan bana tekrar geri dön dediler, biliyorum beni öldürecekler artık, çocuklarım burada olduğundan onları bırakıp kaçamıyorum” dediğini söyledi. Bundan önceki süreçlerde de eşine “Karakol komutanı gel bize çalış dedi, ona hacı bir insan olduğumu ve kimseye hainlik yapamayacağımı söyledim, bu yanıt onların hiç hoşuna gitmedi, beni öldürecekler” demişti. Dolmuş akşam döndüğünde eşi Hüseyin'in dönmediğini görerek tedirgin oldu. Henüz yeni doğmuş bebeğini evde bırakarak akşam saatinde köyden yürüyerek Güçlükonak'a, dönemin Belediye Başkanı olan Bahattin Aktuğ'un yanına gitti. Ona durumu anlatarak eşinden bir haber almak istediğini belirtti. O dönem aynı zamanda korucu başı olan Aktuğ herhangi bir bilgi vermeyince de Güçlükonak Karakoluna gitmeye karar verdi. Ancak hava iyice karardığından o gece Güçlükonak'taki bir yakınlarının yanında kaldı ve ertesi sabah karakola gitti. Karakolun kapısında kendisiyle Kürtçe konuşan bir askere eşinin buraya getirildiğini ve eve dönmediğini, merak ettiklerini söyledi. Asker ona “Çocuklarının yanına dön, bir daha buraya gelme, eşin gitti, bu konuyu araştırırsan seni de öldürürler” dedi.

Hüseyin'in eşi evine döndü. Durumu Hüseyin'in kardeşlerine de aktardı. Uzun süre boyunca ailenin bu arayışı devam etti. Eşi o dönem karakol komutanları olan Zeki ve İsmail isimli kişilerle de konuştu. Söz konusu komutanlar onu “Git, eşini arama yoksa sen de onun izinden gidersin” diyerek tehdit etti. Hüseyin'den bir daha haber alınamadı.

Kaybedilmesinin yaklaşık bir ay sonra aile -Savcılığa da başvurdu. Ancak bir sonuç çıkmadı. Aynı yılın Mayıs ayında, Delkesoye isimli köyden bir akrabaları, Hüseyin'in cenazesini tarlasında bulduğunu haber verdi. Aile bunun üzerine bu köye gitmek için yola çıktı. Ancak yolda karakola bağlı askerlerce durduruldu. Nereye gittikleri soruldu, cenazenin orada olduğunu nasıl öğrendiklerine dair sorgulandılar ve gitmelerine izin verilmedi. Aile orada beklerken bir helikopterin tarif edilen tarlaya indiğini gördü. Kaybedildiğinde herhangi bir sağlık problemi olmayan Hüseyin'in bir dönem sol kolu kırılmıştı ve rahat kullanamıyordu. Karakola gittiği son gün üzerinde yeşil renkli yöresel giysiler, ayağında sarı renkli mekap ayakkabı vardı.

KAYNAKLAR:

Mağdur yakını ile görüşme

Ses ve görüntü kaydı
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları

Politik Sorumlular

İsim Görev
Turgut Özal Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel Başbakan
İsmet Sezgin İçişleri Bakanı
Seyfi Oktay Adalet Bakanı
Doğan Güreş Genel Kurmay Başkanı
Eşref Bitlis Jandarma Genel Komutanı
Mehmet Necati Çetinkaya OHAL Bölge Valisi
Ünal Erkan Emniyet Genel Müdürü
Teoman Koman MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Hüseyin Temurtaş 1992-01-01 Güçlükonak Jandarma Komutanlığı Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Jandarma

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS