Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Yusuf Tunç'un Zorla Kaybedilmesi

Yusuf Tunç, ailesiyle birlikte Mardin’in Kızıltepe ilçesinin Kengerli köyünde ikamet ediyordu. 09.02.1994 günü akşam saatlerinde evlerinin önünde sarı ve beyaz renkli iki araç durdu. Bu sırada evde ağabeyi Abdurrahman Tunç bulunuyordu. Abdurrahman Tunç felçli ve yürüyemiyordu. Araçtan yüzleri maskeli, ellerinde uzun namlulu silahlar taşıyan kişiler indi. Tüm evi aradıktan ve kimlik kontrolü yaptıktan sonra Yusuf Tunç’u zorla götürmeye çalıştı. Arabanın yanına gelen Yusuf Tunç arabadakileri görünce bağırmaya ve yardım istemeye başladı ve kısa bir süre de olsa ellerinden kurtulmayı başardı. Ancak eve gelen maskeli grup evin dış cephesini tarayarak, Yusuf Tunç’u “ya bizimle gelirsin ya da evine bomba atıp çocuklarını öldürürüz” diye tehdit ettiler. Daha sonra Yusuf Tunç’u zorla araca bindirerek, oradan uzaklaştılar. Abdurrahman Tunç da yaralandı. Bu tarihten sonra Yusuf Tunç’tan bir daha haber alınamadı.

Köy muhtarı olan ağabeyi Mehmet Tunç kardeşi kaybedildiği sırada sürgün olarak gönderildiği İskenderun'da yaşıyordu. Yusuf Tunç'a olanları duyar duymaz Kızıltepe'ye geldi. Şenyurt Karakolu’na, Kızıltepe Kaymakamlığı’na, Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı’na, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne, Adalet Bakanlığı’na ve Meclis’e başvurdu, ancak herhangi bir sonuç alamadı. Şenyurt Karakolu başçavuşu Mahmut müracaat ettiklerinde aileyi köylerine özel tim elemanlarını göndereceğini söyleyerek tehdit etti. Yusuf Tunç'un kaybedilmesine dair Uluslararası Af Örgütü'ne de ifade verildi. Diyarbakır İHD sürekli gözetim altında olduğu için oraya gitmeye çekinen abi Mehmet Tunç İHD Genel Merkezi'ne Ankara'ya giderek kardeşinin kaybedilmesine yönelik bilgi verdi.

Yusuf Tunç'un kaybedilmesinden önce köyün çevresini saran askerler, kaybedilmeden sonra ortadan kayboldular. Tunç ailesi Yusuf Tunç’u ararken defalarca tehdit edildi ve köylerini terk etmeye zorlandı. Bunun üzerine terk etmek zorunda kaldıkları köylerine ancak 2004 yılında geri dönebildi.

Aynı tarihlerde Derik ilçesi Bozok köyünde ikamet etmekte olan Şeyhmus Çelik gözaltına alınarak Derik Merkez Jandarma Karakolu'na götürüldü. Burada ağır işkenceye maruz kaldı. Gözleri bağlanmış bir şekilde nezarethanede tutulurken konuştuğu kişi kendisine Kerengoludan (Kızıltepe Kengerli köyü) Hadi Ayhan'ın kaynı olduğunu söyledi. Ancak, daha fazla konuşmaları başlarında nöbet tutan görevli tarafından engellendi. Şeyhmus Çelik daha sonradan konuştuğu kişinin Yusuf Tunç olduğunu öğrendi.

Fatma Tunç 2004 yılında İHD Mardin şubesine başvurdu ve 10 yıldır eşinden haber alamadığını söyleyerek hukuki yardım talebinde bulundu. Daha sonra vekilleri aracılığıyla Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Yusuf Tunç’un bedeninin Kızıltepe ilçesi Katarlı köyündeki su kuyusunda olduğuna dair duyumlar aldığını söyledi ve bu kuyunun açılmasını talep etti. Kuyu 2008 yılında açıldı ve içinde iki kişiye ait olduğu düşünülen çok sayıda insan kemiği, bir adet araç lastiği, sivil kıyafetler ve muhtelif materyaller bulundu. Ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın yaptığı inceleme sonucu kuyudan çıkan kemiklerin Yusuf Tunç'a ait olmadığı belirlendi. Daha sonra kemiklerin akrabalarına ait olabileceğini düşünen 40 aile savcılığa başvurarak DNA eşleşmesi yapılmasını talep etti. Aynı şekilde 2013 yılında da Kızıltepe Tilzerin (Aysun) ve Efare (Yurtderi) köylerinde de kazılar yapıldı, ancak bu iki kuyudan çıkan kemiklerin de Yusuf Tunç'a ait olmadığı belirlendi.

27.10.2008 tarihinde Ergenekon soruşturması kapsamında ifade veren gizli tanık Aydos, Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur’un terörle mücadele adı altında bölgede birçok cinayet, işkence, karanlık faaliyetler gerçekleştirdiğini" beyan etti. Bunun üzerine Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı başlattığı soruşturma sonucu 20.07.2014 tarihinde 1992 ila 1996 yılları arasında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Yusuf Tunç dâhil zorla kaybedilen ve yasa dışı keyfi infaz edilen 22 kişiye ve köy yakmalara ve boşaltmalara ilişkin iddianame düzenledi. İddianamede bu eylemlerin sistematik şekilde JİTEM faaliyeti olduğu, bu yapının da devlet bağlantısı bulunduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Bıçak Timi” olarak bilinen ekipte yer aldığı düşünülen 8 kişi, iddianamede şüpheli sıfatıyla yer aldı: Askerler emekli Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve korucular Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ve İsmet Kandemir. Dört askerin, JİTEM’in Mardin ve Diyarbakır’daki yöneticileri olduğu iddia edildi.

İddianame Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi, ancak Mahkeme gördüğü ilk duruşmada nakil kararı verilmesini talep etti. Bunun üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından “güvenlik gerekçesiyle” davanın Ankara’ya nakledilmesine karar verildi. Davanın ilk duruşması 3 Mart 2015’te Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü ancak Mahkeme, sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu’nun rütbeleri sebebiyle, yargılama için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan izin alınması gerektiğine karar verdi. Yargılama izin alınana dek durduruldu. 18.10.2015 tarihinde görülen duruşmada ise HSYK’dan cevap gelmediği gerekçesiyle bir sonraki duruşma 15.01.2016 tarihine ertelendi. Duruşma öncesi HSYK’nın sanıkların “silahlı örgüt kurmak” ve “tasarlayarak insan öldürmek” suçlarından yargılandıkları için izin alınmasına gerek olmadığına ve doğrudan kovuşturma yapılabileceğine hükmeden kararı mahkemeye ulaştı. 15 Ocak tarihli duruşmada müdafii avukatları mahkeme heyetinin çekilmesini talep etti. Savcının usule ve esasa aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği bu talebi mahkeme heyeti yetkili merciiye gönderme kararı aldı. Bir sonraki duruşma 27 Nisan 2016 tarihinde görülecek. Davaya ilişkin geniş özet için tıklayın.

Hukuki süreçte son durum:Dava devam ediyor
Soruşturma / Dava tarihi:2015-03-03
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

Mağdur yakını ile görüşme

Ses ve görüntü kaydı
İddianame
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
Gazete veya internet haberi

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Seyfi Oktay Adalet Bakanı
Doğan Güreş Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Yusuf Tunç 1994-02-09 Hasan Atilla Uğur (Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı, Albay) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi İlçe Jandarma Komutanı
Yusuf Tunç 1994-02-09 Eşref Hatipoğlu (Diyarbakır İl Jandarma Komutanı, Albay) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi İl Jandarma Komutanı
Yusuf Tunç 1994-02-09 İsmet Kandemir (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Korucu
Yusuf Tunç 1994-02-09 Ünal Alkan (Jandarma) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Jandarma
Yusuf Tunç 1994-02-09 Abdurrahman Kurğa (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Korucu
Yusuf Tunç 1994-02-09 Mehmet Salih Kılınçaslan (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Korucu
Yusuf Tunç 1994-02-09 Ahmet Boncuk (Jandarma Üsteğmen) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Jandarma
Yusuf Tunç 1994-02-09 Mehmet Emin Kurğa (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Korucu
Yusuf Tunç 1994-02-09 Ramazan Çetin (MHP Kızıltepe ilçe eski başkanı) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi Çatışmalarda yer alan diğer devlet dışı güçler

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS