Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Enver Tatu, Ferzende Tatu, Gülnaz Tatu, Halil Tatu, Kadriye Tatu ve Sadi Tatu'nun Zorla Kaybedilmesi

Korucu olma baskısını kabul etmeyen Sadi Tatu (61) köyünde hayvancılıkla uğraşıyordu. 17 Ekim 1994 günü Muş'un Hasköy ve Bitlis'in Mutki ilçesi arasında bulunan Hasköy’e bağlı Ortaç (Zirkêt) köyüne bir kilometre uzaklıktaki Zirkêt yaylasına hayvanlarını otlatmak için götürdü. Öğlen saatlerinde hayvanları sağmak için eşi Gülnaz Tatu (59) ile kardeşi Halil’in eşi Kadriye Tatu (57), Sadi Tatu’nun yanına gitti. Bir daha geri dönmediler.

Eve dönmeyen Sadi, Gülnaz ve Kadriye Tatu’yu aramaya başlayan ailesine Hasköy Jandarma Karakolu Komutanı Nurullah isimli yüzbaşı tarafından “O bölgede günlerdir geniş çaplı bir operasyon yapılıyor. Biz gidemeyiz. Sakın siz de gitmeyin,” cevabı verildi. Yetkililerin harekete geçmemesi üzerine Sadi ve Gülnaz Tatu’nun oğlu Ferzende (26), Kadriye Tatu’nun eşi Halil (59) ve oğlu Enver (30) Mutki ile Hasköy ilçesi arasında Zirket yaylasını içine alan Çilingis (Çiringêz) bölgesine yakınlarını bulma umuduyla gitti, ancak onlar da geri dönemedi. Geride kalan aile fertleri ve muhtar Abdurrahman Özdemir, ikinci kez Hasköy Jandarma Karakoluna gitti. Altı ferdi kaybedilen Tatu ailesi "Güvenliğimiz yok, o bölgeye gidemeyiz. Zaten geniş çaplı operasyon var o bölgede," denilerek köye geri gönderildi.

Tatu ailesinin kaybedilmesinin üçüncü gününde köye gelen Karakol Komutanı Yüzbaşı Nurullah, Tatu ailesinin geride kalanlarına "Başınız sağ olsun aileniz PKK tarafından Çilingis (Çiringêz) dağının orada öldürülmüş," diyerek köyden ayrıldı. “Öldürüldülerse gidip cenazelerimizi birlikte alalım,” talebi reddedilen Sadi Tatu’nun oğlu Müslüm, karakoldan kovuldu.

Savcılığa başvurmak üzere Muş’a doğru yola çıkan Müslüm Tatu, bindiği araçtan indirilerek gözaltına alındı, üç gün boyunca elleri ve gözleri bağlı şekilde gözaltında tutuldu. Üçüncü gün ona “Aklın başına geldi mi? Gelin korucu olun, bakın korucu olmazsanız ailenizin geri kalanı da öldürülür,” denilerek tehdit edildi. Jandarmanın aile üzerindeki baskısı bu gözaltıyla sınırlı kalmadı, ağırlaşarak devam etti.

Aile bu süreçte zorla kaybedilen aile fertlerinden haber alabilmek için, Muş İl Jandarma Komutanlığı, Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, Muş İl Emniyet Müdürlüğü, Hasköy İlçe Karakolu, Hasköy Kaymakamlığı, Hasköy Emniyet Müdürlüğü, Bitlis İl Jandarma Komutanlığı, Mutki İlçe Emniyet Müdürlüğü, Mutki Jandarma Komutanlığı, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı, Bitlis ve Muş valiliklerine dilekçeler gönderdi. Ancak hiçbir kurum dilekçelerini işleme koymadı ve sözlü olarak aileye, "Böyle bir olay yaşandığına dair elimizde bilgi yok," şeklinde cevaplar verildi. Tatu ailesinin kayıplarının izini sürmesi engellendi. Devam eden baskılar nedeniyle aile önce Bursa’ya göç etmek zorunda kaldı, ardından da soyadını Sadioğlu olarak değiştirdi.

2000 yılında tekrar olayın araştırılması için başvuran aileye yetkili kurumlar tarafından “böyle bir olayın yaşandığına dair ellerinde bilgi olmadığı” yönünde cevap verilmesi üzerine aile 13 köy muhtarının resmi mercilere beyanda bulunmasını sağlayarak olayın kayıtlara geçmesi konusunda ikna etti. Sadi Tatu’nun oğlu Müslüm Sadioğlu, 13 köy muhtarını yanına alarak Muş Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu ve bunun üzerine olayla ilgili ilk defa resmi kayıt tutuldu. Köy muhtarları savcılıkta verdikleri ifadelerde, olayın yaşandığı dönemde ve askeri yetkililerle yaptıkları konuşmalarda askerin olayın yaşandığından haberdar olduklarını belirtti. Verilen beyanlarla birlikte Sadioğlu, Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na başvuruda bulundu. Ancak resmi olarak dosya açılmasına rağmen Muş Cumhuriyet Başsavcılığı ve Meclis İnsan Hakları Komisyonunun olayı araştırmak için yazdığı müzakerelere, Muş Valiliği, Bitlis Valiliği, Bitlis İl Jandarma Komutanlığı, Mutki İlçe Emniyet Müdürlüğü, Muş Emniyet Müdürlüğü, Hasköy İlçe Emniyet Müdürlüğü, Hasköy İlçe Jandarma Komutanlığı “Olayla ilgili herhangi bir belge bulunamadı” yanıtını verdi.

Meclis İnsan Hakları Komisyonu yerel idari, mülki, askeri ve adli yetkililerden bilgi alamayınca, 22 Kasım 2004’te Jandarma Genel Komutanlığından konuyla ilgili bilgi istedi. Jandarma 27 Aralık 2004’te verdiği yanıtta, olayla ilgili bilgi ve belgenin bulunamadığını ancak olayla ilgili araştırmanın Muş Valiliği tarafından sürdürüldüğünü bildirdi. 27 Ocak 2005’te Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Muş Valiliğinin yaptığı araştırmayla ilgili bilgiler Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna aktarıldı. Aktarılan bilgilere göre zorla kaybedilen Tatu ailesinin fertleri PKK ile işbirliği içindeydi. Yine Muş Valiliği ve Jandarma Genel Komutanlığının verdiği bilgilere göre PKK ile işbirliği içinde olan Tatu ailesi fertleri yine PKK tarafından kaçırılmıştı. Son olarak da olayla ilgili kesin bilgi elde edilemediği, verile bilgilerin teyite muhtaç olduğu belirtildi. Valilik olay hakkında bilgi bulunamadığını belirtmesinin yanısıra 59 yaşında olan Gülnaz Tatu’nun, 61 yaşındaki Sadu Tatu’nun, 57 yaşındaki Kadriye ve 59 yaşındaki Halil Tatu’nun PKK örgütüne katıldığını iddia etti.

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Mehmet Moğultay Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Enver Tatu 1994-10-17
Ferzende Tatu 1994-10-17
Gülnaz Tatu 1994-10-17
Halil Tatu 1994-10-17
Kadriye Tatu 1994-10-17
Sadi Tatu 1994-10-17

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS