Zorla Kaybedilenler Veritabanı

İsa Efe'nin Zorla Kaybedilmesi

1937 yılında Mardin Derik’e bağlı Düztaş köyünde doğan İsa Efe evli ve dokuz çocuk babasıydı. Ailesiyle birlikte Derik’e bağlı Deşi (Kocatepe) köyünde yaşıyordu. Okula gitmemişti. Köyünde tarım ve hayvancılık yaparak geçimini sağlıyordu. Ayrıca köyde imamlık yapıyor, Kuran dersleri veriyordu. 90’lı yılların başından itibaren İsa Efe’nin yaşadığı Deşi köyüne asker ve korucular tarafından sık sık baskınlar yapıldı, köylüler korucu olmaya zorlandı. Deşi köylüleri, koruculuğu kabul etmedikleri için gözaltına alınıp işkence gördü.

96 yılının Temmuz ayı başında bir operasyon sonrası da Deşi’de yaşayan bir çok köylü Tepebağ Jandarma Karakoluna bağlı askerler tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan köylüler arasında İsa Efe’nin kardeşi ve yiğenleri de bulunuyordu. Gözaltında bulunanlar serbest bırakıldıktan sonra burada ağır işkencelere maruz bırakıldıklarını anlattı.

Köylülerinin gözaltına alındığı sırada başka yerde olan İsa Efe daha sonra kendisinin de karakol tarafından arandığını öğrendi. Yakınları ona karakola gitmemesi, işkence görebileceği yönünde uyarılarda bulundu. Karakol komutanı Cemal Vural’ın kendisi teslim olmadan gözaltına alınan köylüleri serbest bırakmayacağını söylediğini öğrenen ve suç teşkil edecek herhangi bir durumunun olmadığını düşünen İsa Efe 09.07.1996 tarihinde Tepebağ Jandarma Karakoluna gitti. Burada gözaltına alındı. Ancak bir kaç saat sonra ifadesi alınarak serbest bırakıldı, evine döndü. Evde hasada yardım etmek için akrabaları da bulunuyordu. Aynı gün akşam 22:00 sıralarında evi Üçyol Karakoluna bağlı askerler tarafından basıldı ve orada bulunan akrabalarının da tanıklığında elleri, ayakları, gözleri bağlanarak yeniden gözaltına alındı.

Yakınları onu ve başka bir köylülerini alan askerlerin peşinden Üçyol Karakoluna gitti. Gözaltına alınanların bu karakola getirildiklerini orada bulunan başka köylüleri de gördü. İsa Efe’nin burada ağır işkenceler gördüğüne onunla birlikte gözaltında bulunan köylüleri de tanıklık etti. Bu tanıklardan bir kısmı üç gün boyunca orada İsa Efe ile birlikte kaldı ve işkence gördü. Üç günün sonunda askerler gözaltında tutulduğu hücreye gelerek İsa Efe’yi götürmek istedi. İsa Efe kendisi gibi gözaltında bulunan yanındaki V. isimli yiğenine ayağıyla vurarak askerler tarafından hücreden çıkarıldığını haber verdi. Götürüldükten sonra uzun bir süre geçmesine rağmen geri dönmeyince yiğeni görevli askerlere İsa Efe’yi sordu. Asker ona İsa Efe’nin serbest bırakıldığı söyledi. Onun gecenin o saatinde nasıl bırakıldığını sorduğunda ise asker ona kapıya gelen bir taksinin İsa Efe’yi aldığını söyledi.

O günün sabahında İsa Efe dışında gözaltına alınan tüm köylüler serbest bırakıldı. Serbest bırakılanlar arasında İsa Efe’nin olmadığını gören yakınları onu bulabilmek için tüm tanıdıklarına haber verdi. Yakıları savcılığa giderek onun gözaltına alındıktan sonra kaybolduğuna dair dilekçe vermek istedi ancak savcı “bu dilekçeyi alırsam yüzbaşı beni öldürür” diyerek bu dilekçeyi işleme koymadı. Onun karakolda birlikte tutulduğu yakınları yeniden karakola giderek ondan haber almaya çalıştı ancak her seferinde onlara İsa Efe’nin serbest bırakıldığı söylendi. Onunla birlikte gözaltında kalan ve işkence gören kimi tanıklar onlara işkence edenlerin kendilerine o akşam “konuşun yoksa İsa’yı öldürdüğümüz gibi size de öldürürüz” dediklerini söyledi.

Resmi kayıtlara göre İsa Efe 09.07.1996 tarihinde gözaltına alınmış ve ertesi gün 10.07.1996 tarihinde serbest bırakılmıştı. Bu tarihe ilişkin jandarma tarafından düzenlenen serbest bırakılma zaptını İsa Efe de imzalamıştı. Gözaltı sonrası sağlık raporunu düzenleyen doktor da İsa Efe’nin vücudunda herhangi bir darp izine rastlanmadığını belirtiyordu.

15.07.1996 tarihinde yakını Salim Efe, İsa Efe ile bilgi edinebilmek için Derik Cumhuriyet Savcılığına başvurdu. 17.07.1996 tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Cemal Vural, İsa Efe’nin serbest bırakılma işlemlerini yürüten Tepebağ Jandarma Karakol Komutanı Ender Akalın, telefonla gelen emir üzerine nöbetçi jandarma tabibinin sağlık muayenesinden sonra İsa'nın serbest bırakıldığını ancak o sırada kendisinin karakolda bulunmadığını belirterek İsa’nın yakınlarının müracaatları üzerine kaybolduğundan haberdar olduğunu ifade etti. Nöbetçi subayı, F. Volkan Kanak, saat 21.00 civarında, Yüzbaşı Cemal Vural’dan İsa Efe’nin serbest bırakılmasına ilişkin telefonla emir gelmesi üzerine sağlık raporu ve serbest bırakılma zaptı düzenlendiğini belirtti. Nöbetçi çavuş Dursun Tepedelen, nöbetçi subayın İsa’nın usulü işlemlerin yerine getirildiği büroya arabayla götürülmesini emrettiğini ifade etti. Dursun Tepedelen, saat 22.00 sularında, İsa’yı özellikle şahsen serbest bıraktığını ve herhangi bir araca binmeden uzaklaştığını söyledi. Nizamiye nöbetçisi Hakan Özaydın, saat 22.00 civarında, nöbetçi çavuşun İsa'yı serbest bıraktığına şahit olduğunu ve şahsın karşı yolda 10 dakika kadar bekledikten sonra herhangi bir araca binmeden uzaklaştığını beyan etti. Hüseyin Kara, Ender Erkaya ve Kemal Yaltırık, İsa’nın serbest bırakılmasına ilişkin Yüzbaşı Cemal Vural’dan telefonla emir alan nöbetçi subay Volkan Kanak’ın nöbetçi çavuş ile karakoldan ayrıldıklarını ve saat 22.00 civarında geri döndüklerini öne sürdüler.

22 Temmuz 1996 tarihinde, Sevdet Efe, eşinin akıbetinden haber alabilmek için Derik Cumhuriyet Savcılığına başvurdu ve eşinin serbest bırakılmadığını ve gözaltına alınmasından sonra herhangi bir bilgi edinemediğini bildirdi. 28 Temmuz 1996 tarihinde Üçyol Jandarma Karakol Komutanına vermiş olduğu ifadede Sevdet Efe, eşinin 9 Temmuz 1996 tarihinde saat 20.00 sularında Üçyol Jandarma Karakolu jandarmaları tarafından gözaltına alındığını ve o andan itibaren eşinden haber alamadığını, köylülerin söylentilerine göre eşinin serbest bırakıldığında bir araç ile uzaklaştığını ve eşinin kaybolma olayında köy korucuları İdan, Seydo ve Orhan Denli’nin ilgilerinin bulunduğunu savundu. Aynı gün, Üçyol Jandarma Karakol Komutanı, İsa’nın yakınlarının ifadelerini aldı. Bubo Efe, Ali Akyol ve Sinan Efe, İsa’nın kaybolmasından sorumlu kişileri bilmediklerini vurguladılar.

29 Temmuz 1996 tarihinde, Üçyol Jandarma Karakol Komutanı, İsa’yı tanımadığını ve kaybolma olayı ile ilgisinin bulunmadığını ifade eden köy korucusu Abit Sakin’i sorguladı. 1 Ağustos 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, Derik İlçe Jandarma Komutanlığına ve Emniyet Müdürlüğünden tahkikatın sürdürülmesini ve dava ile ilgili yeni kanıtlar hakkında bilgi verilmesini istedi. Aynı gün, Cumhuriyet savcısı, Sevdet Efe'nin ve İsa'nın yakınlarının ifadelerine başvurdu. Sevdet Efe, daha evvel ileri sürmüş olduğu iddiaları yineledi ve Vedat Akyol adlı görgü tanığının ismini verdi. Yine karakolda gözaltına alınan Vedat Akyol, 10 Temmuz 1996 tarihinde saat 22.00 sularında İsa'yı serbest bırakmak için iki jandarmanın geldiğini ve dışarıda bir araç beklediğine dair bir duyum aldığını belirtti. Olaydan iki gün sonra, nöbetçi subay tarafından sorgulanan nöbetçi jandarma, İsa’nın serbest bırakıldığı sırada üç kişinin bulunduğu bir aracın nizamiyede beklediğini ve ayrıca olay günü Yüzbaşı Cemal Vural’ın da karakolda hazır bulunduğunu belirtti.

Salim Efe, Cumhuriyet savcısına verdiği 28 Temmuz 1996 tarihli ifadesini yineledi. 2 Ağustos 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu ifadede Kocatepe Köyü muhtarı Abdurrahman Temel, Vedat Akyol’un İsa’nın akıbetinden bilgi edinmek için uğradığı Tepebağ Jandarma Karakolu girişine müsaade edilmediğini dile getirdi. Karakol komutanı Ender Akalın ile yaptığı bir görüşme sırasında, muhtar, İsa’nın bir araçla götürüleceğine dair jandarmalardan bir duyum aldığını öne sürdü.

5 Ağustos 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, İdan Denli, Seydo Denli, Orhan Denli ve Abit Sakin adlı köy korucuları ve bir gün sonra 6 Ağustos 1996 tarihinde ise jandarma erleri Dursun Tepedelen, Hasan Özaydın ve Hakan Bal hakkında ihzar müzekkeresi çıkardı. 7 Ağustos 1996 tarihli ifadelerinde, Yaşar Parim, Hakan Özaydın ve Dursun Tepedelen, 17 Temmuz 1996 tarihinde vermiş oldukları ifadeleri Cumhuriyet savcısı karşısında yinelediler. 12 Ağustos 1996 tarihinde ifadeleri alınan köy korucuları Orhan, İdan ve Seydo Denli kaybolma olayı ile ilgilerinin bulunmadığını, İsa'yı tehdit ettiklerine dair iddialarını kabul etmediklerini ve olay günü saat 20.30 civarında, Orhan ve İdan köylerinin yakınlarında çıkan yangını bildirmek için Üçyol Jandarma Karakoluna uğradıklarını ve Seydo ise yangın mahalline gittiğini belirttiler.

12 Ağustos 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, İncesu Köyü muhtarı ve köy korucusu Abit Sakin hakkında ihzar müzekkeresi hazırladı. 12 Ağustos 1996 tarihli yazıda, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Cumhuriyet savcısına İsa’ya ilişkin tahkikatın devam ettiği bilgisini iletti. 20 Ağustos 1996 tarihli ifadesinde, Abit Sakin Cumhuriyet savcısına, İsa'yı tanımadığını ve hiçbir şekilde kaybolma olayı ile ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. 19 Eylül 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, İsa ile birlikte aynı karakolda gözaltına alınan Şakir Arda hakkında ihzar müzekkeresi düzenledi. 19 Eylül 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan Mehmet Sürücü, nöbet tutulan yerden karakola giren ve çıkan kişileri tanıma imkânının bulunmadığını belirtti.

24 Eylül 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, İsa’nin tutuklanma gerekçeleri, gözaltı süresi, hakkında açılan soruşturmalar, düzenlenen sağlık raporları ve Tepebağ Jandarma Karakolunda 10 Temmuz 1996 tarihinde saat 22.00 sularında nöbette bulunan jandarma subay ve erlerin listesi hakkında Derik İlçe Jandarma Komutanlığından bilgi istedi. 4 Ekim 1996 tarihli ifadesinde, Şakir Arda, İsa’nın bir gün gözaltında tutulduktan sonra 10 Temmuz 1996 tarihinde saat 22.00 civarında serbest bırakıldığını dile getirdi. 17 Ekim 1996 tarihli bilgi yazısında, Derik İlçe Jandarma Komutanlığı, İsa’nın 9 Temmuz 1996 tarihinde saat 20.00 civarlarında Üçyol Jandarma Karakoluna bağlı jandarmalar tarafından yakalandığını, sorgulanmak üzere Tepebağ Jandarma Karakoluna götürüldüğünü ve 10 Temmuz 1996 tarihinde saat 22.00 sularında serbest bırakıldığını ve ayrıca, Orhan Denli’nin İsa aleyhinde tanıklık yapmayı reddetmesi üzerine kaybolan kişi hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığını belirtti. Söz konusu yazı ile birlikte sağlık raporu, gözaltı tutanakları, serbest bırakma zaptı ve nöbet listesi iletildi.

22 Ekim 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, İskenderun, Karşıyaka ve Aslanapa Cumhuriyet Savcılıklarına sırasıyla Ender Akalın, Tufan Sarısu ve F. Volkan Kanak’ın ifadelerinin alınmasını talep etti. 31 Ekim 1996 tarihinde, Derik İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Cemal Vural’ın Zonguldak’a tayinine ilişkin Cumhuriyet savcısına bilgi verdi. Üçyol Jandarma Karakol Komutanı Veysel Öztürk, 4 Kasım 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu ifadesinde, 9 Temmuz 1996 tarihinde İ.E.’nin Kocatepe köyünde yakalandığını ve Derik İlçe Jandarma Komutanının emri üzerine Derik İlçe Jandarma Komutanlığında gözaltına alınarak hakkında tutanak tutulduğunu belirtti. 5 Kasım 1996 tarihinde, Aslanapa Cumhuriyet Savcılığı, F. Volkan Kanak hakkında ihzar müzekkeresi düzenledi. Aynı gün, Aslanapa İlçe Jandarma Komutanlığı F. Volkan Kanak’ın Gönen sağlık ocağında görevli olduğuna dair Aslanapa Cumhuriyet Savcılığına bilgi verdi. 15 Kasım 1996 tarihinde, Karşıyaka Cumhuriyet Savcılığı, Yüzbaşı Cemal Vural’ın şoförü Tufan Sarısu’yu dinledi.

20 Kasım 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, Gönen ve Zonguldak Cumhuriyet Savcılıklarından sırasıyla F. Volkan Kanak’ın ve Cemal Vural’ın ifadelerinin alınmasını talep etti. 25 Kasım 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, 12 Ağustos 1996 tarihli ifadelerini yineleyen Orhan ve İdan Denli’nin ifadelerine tekrardan başvurdu. 29 Kasım 1996 tarihinde, Zonguldak Cumhuriyet Savcılığı, Cemal Vural hakkında ihzar müzekkeresi düzenledi. 5 Aralık 1996 tarihinde, Cumhuriyet savcısı, Orhan Denli aleyhinde yürütülen soruşturmalar ve şahsın ifadesine göre yakalanan kişilerin isimleri hakkında bilgi verilmesini istedi. 13 Aralık 1996 tarihinde Zonguldak Cumhuriyet savcısına ifade veren Cemal Vural, İsa’nın isminin iki itirafçı tarafından verildiğini, uzunca bir süre bulunamadığı için hakkında herhangi bir tahkikat başlatılamadığını, 10 Temmuz 1996 tarihinde yakalandığını öğrenince Orhan Denli’den aleyhinde tanıklık yapması istediğini ancak intikam korkusu nedeniyle kabul etmediğini, delil yetersizliğinden dolayı telefonla arayan nöbetçi subayına İsa’nın serbest bırakılmasına dair emir verdiğini, ertesi gün İsa’nın kaybolduğunu öğrendiğini ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine jandarmanın, personelin ve olayla ilgili diğer şahısların ifadelerine başvurduğunu dile getirdi.

Nöbetçi Subay F.Volkan Kanak, 20 Aralık 1996 tarihinde Gönen Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu ifadede 17 Temmuz 1996 tarihli ifadesini yinelemiş, Yüzbaşı Cemal Vural’ın Tepebağ Jandarma Karakoluna saat 21.45 sularında yanında yakınları olduğundan şüphe duyulmayan iki kişiyle birlikte İsa’yı almaya geldiğini, jandarma karakolunun çıkışında Yüzbaşı Cemal Vural’ın getirdiği 35 (il) kayıt no’lu araçla adı geçeni götürdüğünü belirtti. Adı geçenler Kocatepe Köyü’nün yolunu tuttular. Yüzbaşı, İsa’nın serbest bırakılmasının ardından on beş dakika sonra jandarma karakolundan ayrılarak ters istikamette yol almıştır. Nöbetçi subay, İsa’nın ifadesinin aynı yüzbaşı tarafından alındığını ifade etti.

4 Şubat 1997’de İskenderun Cumhuriyet başsavcısı, Tepebağ Jandarma Karakol Komutanı Ender Akalın’ın ifadesine başvurdu, anılan kişi 17 Temmuz 1996 tarihli ifadesini tekrarladı. 21 Mayıs 1997 tarihinde Cumhuriyet başsavcısı, Zonguldak Cumhuriyet Savcılığından, çelişkili ifadeleri nedeniyle Cemal Vural’ın ifadesinin yeniden alınmasını talep etti. 26 Mayıs 1997’de Derik Jandarma Komutanlığı, Cumhuriyet savcısına Tepebağ Jandarma Karakolunun nöbet mahallinin karakol giriş çıkışlarının yer aldığı ayrıntılı krokiyi iletti. Zonguldak Cumhuriyet savcısı tarafından 17 Temmuz 1997 tarihinde yeniden ifadesine başvurulan Cemal Vural, Orhan Denli’nin itirafta bulunduğu ifadesine dayalı olarak tutuklananlar arasında İsa’nın da yer aldığını belirterek, bu ifade ile İsa’nın ifadesi arasında önemli sayıda kişinin tutuklandığını, yeterli delilin bulunmaması ve bir kaza nedeniyle yaklaşık yedi ay boyunca birçoğu hakkında bilgi elde edilemediğini söyledi. Cemal Vural olayların meydana geldiği sıradaki yoğun aktiviteler nedeniyle Tepebağ Jandarma Karakoluna günde pek çok kişinin geldiğini fakat 10 Temmuz 1997’de saat 21.45 sularında kimin geldiğini hatırlamadığını dile getirerek Tepebağ Jandarma Karakoluna 35 [il] kayıt no’lu araçla hiçbir zaman gitmediğini iddia etti. Ayrıca İsa’nın saat 21.45’te salıverilmesiyle ilgili olarak Tepebağ Jandarma Karakolunun ıssız bir yerde bulunmadığını, geç bir saatte mezkûr kişinin dışarıda olmasının hiçbir tehlikesi bulunmadığının altını çizdi.

6 Ekim 1997’de Cumhuriyet savcısı, Eskişehir ve Erzurum Cumhuriyet Savcılıklarından jandarma eri Hakan Özaydın’ın ve Yalçın Akdoğan’ın ifadelerinin alınmasını talep etti. 22 Ekim 1997 tarihinde Erzurum Cumhuriyet savcısı Yalçın Akdoğan hakkında ihzar müzekkeresi çıkardı. 10 Kasım 1997’de hazırlanan tutanakta Yalçın Akdoğan’ın tüm aramalara karşın bulunamadığı belirtildi. 24 Kasım 1997 tarihinde, Bandırma Cumhuriyet Savcılığı, Hakan Özaydın hakkında ihzar müzekkeresi düzenledi. 1 Aralık 1997 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan Hakan Özaydın, 7 Ağustos 1996 tarihinde aynı Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu bir önceki ifadeyi yineledi.

15 Ocak 1998 tarihinde, Cumhuriyet Savcılığı, gözaltı tutanaklarını, serbest bırakılma zaptı, görgü tanıkları ifadelerini dikkate alarak, Sevdet Efe ve Salim Efe’nin şikâyeti hakkında takipsizlik kararı verdi. Ayrıca, şikâyetçilerin iddialarını desteklemek amacıyla herhangi bir kanıt sunmadıklarını vurguladı. Aynı gün, Cumhuriyet savcısı, Derik İlçe Jandarma Komutanlığından söz konusu kararı şikâyetçilere tebliğ etmesini istedi. 19 ve 24 Şubat 1998 tarihlerinde, jandarma takipsizlik kararını Salim Efe ve Sevdet Efe'ye bildirdi. 5 Mart 1998 tarihinde, Derik İlçe Jandarma Komutanlığı, ilgili tebligatı Cumhuriyet Savcılığına gönderdi.

Hukuki süreçte son durum:Soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
Soruşturma / Dava tarihi:1996-07-15
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

Mağdur yakını ile görüşme

Ses ve görüntü kaydı
Gazete veya internet haberi
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
Gazete veya internet haberi
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
AİHM kararı

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Necmettin Erbakan Başbakan
Mehmet Ağar İçişleri Bakanı
Şevket Kazan Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Teoman Koman Jandarma Genel Komutanı
Necati Bilican OHAL Bölge Valisi
Alaaddin Yüksel Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
İsa Efe 1996-07-09 Cemal Vural (Derik İlçe Jandarma Komutanı, Yüzbaşı) Fiile katılımından şüphelenilmiş Jandarma
İsa Efe 1996-07-09 Ender Akalın (Mardin Tepebağ Jandarma Karakol Komutanı) Fiile katılımından şüphelenilmiş Jandarma
İsa Efe 1996-07-09 Volkan Kanak (Mardin Tepebağ Jandarma Karakolu, Subay) Fiile katılımından şüphelenilmiş Jandarma
İsa Efe 1996-07-09 Dursun Tepedelen (Mardin Tepebağ Jandarma Karakolu, Çavuş) Fiile katılımından şüphelenilmiş Jandarma
İsa Efe 1996-07-09 Hakan Özaydın (Mardin Tepebağ Jandarma Karakolu) Fiile katılımından şüphelenilmiş Jandarma
İsa Efe 1996-07-09 İdan Denli (Korucu) Fiile katılımından şüphelenilmiş Korucu
İsa Efe 1996-07-09 Seydo Denli (Korucu) Fiile katılımından şüphelenilmiş Korucu
İsa Efe 1996-07-09 Orhan Denli (Korucu) Fiile katılımından şüphelenilmiş Korucu
İsa Efe 1996-07-09 Abit Sakin (Korucu) Fiile katılımından şüphelenilmiş Korucu

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS