Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Abdullah Canan'ın Zorla Kaybedilmesi

AİHM’nin 26 Eylül 2007 tarihli kararı, olayla ilgili dava tutanaklarında geçen ifadeler ve yakınlarıyla yapılan görüşmeye göre, 21 Kasım 1995 tarihinde Yüksekova Komando Tabur Komutanlığı tarafından Yüksekova’ya bağlı Befircan (Karlı) köyüne bir operasyon düzenlendi. Abdullah Canan ve ailesinden yedi kişi, bu operasyon sırasında evlerine ve mallarına zarar geldiğini ve konuda esas sorumlu kişinin operasyonu düzenleyen Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul olduğunu belirterek Yüksekova Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu; zararın tespit ve telafi edilmesini talep etti. Bu suç duyurusu üzerine Binbaşı Yurdakul, Abdullah Canan’ı başvurusunu geri çekmeye zorladı ve tehdit etti. Abdullah Canan’ın oğlu Vehap Canan’la yapılan görüşmeye göre Yüksekova Jandarma Karakolu’nda görev yapan Mehmet Tayyip Balkız, Abdullah Canan ve köylülerine şikayetlerinden vazgeçmeleri için baskı yaptı ve ikna edemeyince Mehmet Emin Yurdakul’un çağırdığını söyleyerek onları kendi aracıyla komando tabur komutanlığına götürdü. Abdullah Canan’ı ve suç duyurusunda bulunan diğer iki kişiyi makam odasına çağıran Mehmet Emin Yurdakul, Abdullah Canan’a “Sen bizi şikayet edemezsin, edersen sonucu senin için ağır olacaktır” dedi. Aynı görüşmede, Abdullah Canan’ın, Mehmet Emin Yurdakul’a hitaben “Yeriniz ne sıcak, keşke devlet herkese böyle bir imkan tanısa,” demesi üzerine, “Yerim sıcak, şu anda sizin yeriniz de sıcak, eğer bu davanızdan vazgeçmezseniz, sizin yeriniz ve yatağınız soğuk olacaktır, akıllı olun,” cevabını aldı. Daha sonra Mehmet Emin Yurdakul 15’e yakın subayı da aynı odaya çağırarak subaylara hitaben “Beyler, sizleri şikayet eden insanların elebaşları bunlar, bunları çok iyi tanıyın,” diyerek Abdullah Canan ve diğer köylüleri onlara gösterdi. Abdullah Canan ile birlikte orada bulunan köylüler Aydın Canan ve Naci Canan’dı.

17 Ocak 1996 tarihinde Abdullah Canan, Hakkari ilinin Yüksekova ilçesinden özel otomobili ile Hakkari il merkezine giderken yol üzerinde bulunan Keremağa Köprüsü Puling Çeşmesi’nde, Hakkari’de kurulu ve komutanlığını Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul'un yaptığı 1. Dağ ve Komando Taburu Komutanlığına bağlı askeri birliklerce yapılan yol kontrolü sırasında gözaltına alındı. Bir daha kendisinden haber alınamadı. 12 Şubat 1996 tarihinde Abdullah Canan’ın eşi ve oğlu Vehap, Yüksekova Cumhuriyet Savcılığına Abdullah Canan’ın zorla kaybedilmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle Binbaşı Yurdakul aleyhine suç duyurusunda bulundu. Ancak, görgü tanıklarına rağmen yakınlarının gerekli yerlere yaptıkları başvurularda yetkililer, o tarihte o noktada yol kontrolü yapılmadığını ve Abdullah Canan’ın gözaltına alınmamış olduğunu iddia etti. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar sonucunda o noktada yol kontrolü yapılmış olduğu ortaya çıktı. Abdullah Canan’ın özel otomobili, 21 Ocak 1996 günü Başkale-Van karayolu üzerindeki Güzeldere Geçidi’nde, şarampolde terkedilmiş, hasarsız bir şekilde bulundu. Teknik bilirkişi, araçta hasar olmamasının aracın bir trafik kazası sonucu oraya inmemiş olduğunu gösterdiğini, ancak vinç ya da benzeri bir şeyle indirilmiş olabileceği yorumunu yaptı. Ayrıca aracın anahtarları bölgedeki askeri yetkililer tarafından aileye teslim edildi. 21 Şubat 1996 tarihinde Abdullah Canan’ın bedeni köylüler tarafından, Yüksekova-Esendere Karayolu, Güldalı Köyü, Fidanlık Mevkiinde ağzı bantlanmış ve elleri bağlanmış halde bulundu. Yapılan otopside Canan’a elleri bağlı halde işkence edildiği, yanaklarının kesici aletlerle parçalandığı ve kafası da dahil olmak üzere bedenine isabet eden yedi kurşun ile öldürüldüğü saptandı.

26 Şubat 1996 tarihinde Vehap Canan ve eşi, Yüksekova Cumhuriyet Savcılığına Abdullah Canan’ın öldürülmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle Binbaşı Yurdakul aleyhine yeniden suç duyurusunda bulundu. Vehap, babasının gözaltına alındıktan sonra “Yüksekova Çetesi”denilen bir çete tarafından sorgulandığını ve işkence gördüğünü belirtti. Çetenin üyelerinden Kahraman Bilgiç adlı bir kişi tarafından kendilerinden 50.000 Alman Markı para istendiğini ifade etti. Abdullah Canan’ın ailesi bu paranın 10.000 kadarlık kısmını ön ödeme olarak Kahraman Bilgiç’e verdi. 7-9 Mart 1996 tarihleri arasında, CHP Genel Merkezince görevlendirilen milletvekilleri, Van ve Hakkari illerini ziyaret ederek dönemin Yüksekova Kaymakamı, Cumhuriyet Savcısı, Emniyet Müdürü, Hakkari Valisi, Tugay Komutanı, Belediye Başkanı, mağdur yakınları ve o bölgede yaşayan halk ile yaptıkları görüşmelerin sonunda bir rapor hazırladı. Raporun sonuç bölümünde, Yüksekova halkının Komando Taburuna ve özellikle Tabur komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’a yönelik şikayetlerinin olduğunu, işlenen faili meçhul cinayetlerden ve kayıp kişilerden bu kişiyi sorumlu tuttuğunu tespit ettikleri bilgisi yer aldı.

Bilinmeyen bir tarihte Kahraman Bilgiç, Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul ve Teğmen Nihat Yiğiter hakkında Diyarbakır DGM Savcılığında soruşturma açıldı. Bu kişiler Abdullah Canan ve diğer üç kişiyi tasarlayarak öldürmekle suçlandı. Kahraman Bilgiç ifadesinde, Binbaşı Yurdakul’un talimatıyla Abdullah Canan’ı Esendere yoluna götürdüklerini ve Nihat Yiğiter’in 2-3 el ateş ederek Canan'ı öldürdüğünü söyledi. Binbaşı Yurdakul ve Teğmen Nihat Yiğiter bu suçlamaları reddetti. 14 Nisan 1997 tarihinde Diyarbakır DGM görevsizlik kararı vererek dosyayı Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı 13 Haziran 1997'de sanıklar Mehmet Emin Yurdakul, Nihat Yiğiter ve Kahraman Bilgiç hakkında kasten adam öldürmek, bir suçun delillerini yok etmek gayesiyle birden fazla adam öldürmek ve suça azmettirmek suçlarından Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinde dava açtı. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, 12 Kasım 1999 tarihinde, iddiaları yeterli ve inandırıcı bulmayarak ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini gerekçe göstererek sanıkların beraatına karar verdi. 2 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu kararı onadı. 23 Mart 2001 tarihinde Yüksekova Cumhuriyet Savcısı, Mehmet Emin Yurdakul aleyhine açılmış bir başka soruşturma hakkında zamanaşımı nedeniyle takipsizlik verdi. Abdullah Canan’ın kardeşi bu karara karşı itirazda bulundu ancak bu itiraz da reddedildi.

1 Aralık 1997 tarihinde Vehap Canan AİHM'ye başvurdu. AİHM, Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin Abdullah Canan'ın öldürülmesi nedeniyle esastan ve etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden; işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya ceza yasağını düzenleyen 3. maddesinin ise esastan ihlal edildiğine karar vererek, hükümeti maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Hukuki süreçte son durum:Davada kesin beraat hükmü verildi
Anayasa Mahkemesi Başvurusu:Hayır
Hukuki süreç özeti

KAYNAKLAR:

Mağdur yakını ile görüşme

Ses ve görüntü kaydı
AİHM kararı
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları
İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları ve/veya raporları

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Teoman Ünüsan İçişleri Bakanı
Firuz Çilingiroğlu Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Teoman Koman Jandarma Genel Komutanı
A. Cemil Serhadlı Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Kaybedilenler

Kaybedilen Kişi Tarih Şüpheliler Katilim derecesi Görev
Abdullah Canan 1996-01-17 Mehmet Emin Yurdakul (Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı) Fiile katılımından şüphelenilmiş Asker
Abdullah Canan 1996-01-17 Kahraman Bilgiç (İtirafçı, Yüksekova Çetesi) Fiile katılımından şüphelenilmiş İtirafçı
Abdullah Canan 1996-01-17 Nihat Yiğiter (Yüzbaşı, Yüksekova Dağ ve Komando Taburu Karargah Bölük Komutanı) Fiile katılımından şüphelenilmiş Asker

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS