Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Abdulkadir Çelikbilek

Doğum Tarihi:1956-03-06
Doğum Yeri:Diyarbakır
Meslek:Tüccar
Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişiler:3
Kaybedilme Tarihi:1994-12-14
Kaybedildiği Yer:Diyarbakır
Bedenin bulunduğu tarih:1994-12-21

Şüpheliler

İsim Katılım derecesi
Abdülkerim Kırca Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Abdülkadir Aygan Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Fethi Çetin (Fırat Can Eren) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Mahmut Yıldırım (Yeşil Kod) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Hüseyin Tilki (Hüseyin Eren) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Adil Timurtaş Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Faysal Şanlı Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Kemal Emlük (Erhan Berrak) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Muhsin Gül Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
İbrahim Babat (Hacı Hasan) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Hayreddin Toka Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Mehmet Zahir Karadeniz Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Lokman (Lukman) Gündüz Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Ali Ozansoy (Ahmet Turan Altaylı) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Recep Tiril (Recep Erkal) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Yüksel Uğur (Uzman Çavuş, Şehmus kod) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Mehmet Moğultay Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Abdulkadir Çelikbilek'in Zorla Kaybedilmesi

1956 doğumlu Abdulkadir Çelikbilek Diyarbakır’da hayvan ticareti ile uğraşmaktaydı. Aynı zamanda 6 yıldır evli olduğu eşi Aynur Çelikbilek’ten biri kız biri erkek iki çocuğu vardı.

09.06.1994’te, Abdulkadir Çelikbilek, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısına bir ifade verdi. Çelikbilek ifadesinde, 08.06.1994’te gerçekleşen askeri bir operasyon sırasında Amber Yılmaz adında birinin üç katlı bir evin çatısından düştüğünü; Amber Yılmaz’ın eşi Fethi Yaşar’ın örgüt üyeliğinden 36 yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini duyduğunu; ancak Amber Yılmaz’ın örgütle bağlantısı olup olmadığını bilmediğini belirtti.

Abdulkadir Çelikbilek, ağabeyi Abdurrahman Çelikbilek’e, savcılığa ifadesini verdikten sonra bilmediği kişilerce takip edilmeye başladığını, iki kez bu kişilerce kovalandığını; ancak kaygılandığı için konuyu kimseye açamadığını anlattı.

Kasım 1994’te iki polis Abdulkadir Çelikbilek’in eşi Aynur Çelikbilek’i ziyaret etti ve eşinin nerede olduğu hakkında kendisine sorular sordu.

Abdulkadir Çelikbilek 14.12.1994 gününün akşamında eve dönmeyince Aynur Çelikbilek eşinin ağabeyini durumdan haberdar etti. Bunun üzerine ağabey Abdurrahman Çelikbilek ertesi gün kardeşinin sık sık gittiği kahvehaneye gitti ve oradaki kişilere kardeşini görüp görmediklerini sordu. Görgü tanıklarının ifadelerine göre 14.12.1994 günü saat 11.00 sularında, Abdulkadir Çelikbilek Diyarbakır merkezdeki Esnaflar Kahvehanesine gitti. Yaklaşık on dakika sonra, içinde silahlı dört sivil polisin (JİTEM) bulunduğu beyaz renkli Renault marka bir araba kahvehanenin önünde durdu ve sivil polislerden iki tanesi silahlarıyla kahvehaneye girip oturdu. Abdulkadir Çelikbilek kıraathaneden eve gideceğini söyleyerek ayrıldı. Hemen arkasından iki sivil polis memuru da kalkıp onun peşinden gitti. Kahvehanenin dışında, iki polis memuru Abdulkadir’i kollarından tutup, orada bekleyen beyaz Renault’un içine girmeye zorladı. Abdulkadir götürülürken kahvehanede bulunan ve olayı görenler, Abdulkadir’in ağabeyi Abdurrahman Çelikbilek’e ve eşi Aynur Çelikbilek’e olayı anlattı.

Bunun üzerine eşi Aynur Çelikbilek Savcılığa başvuruda bulundu ancak dilekçesi kabul edilmedi.

15.12.1994’te, Abdurrahman Çelikbilek İnsan Hakları Derneği’nin Diyarbakır Şubesine gitti. Kendisine Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki savcılığa dilekçe yazması tavsiye edildi. Bunun üzerine Abdurrahman Çelikbilek dilekçe vermek için Savcılığa gitti. Ancak, mahkeme binasının kapısındaki polis, kardeşinin isminin gözaltına alınanlar listesinde olmadığını söyledi. Abdurrahman Çelikbilek, ilerleyen günlerde birçok kez Diyarbakır Devlet Mahkemesi’ne gitti ancak kardeşi hakkında bilgi alma girişimleri hiçbir sonuca ulaşmadı.

21.12.1994 saat 7.30 civarında, üç polis memuru Abdurrahman Çelikbilek’in evine geldi ve kardeşinin yaralı olarak bulunduğunu ve hastaneye götürüldüğünü söyledi. Abdurrahman hastaneye gideceklerini düşünerek polis arabasına bindi. Ancak yolda polis memurları Abdurrahman’a kardeşinin aslında öldüğünü ve cenazesinin Diyarbakır’daki Mardinkapı Mezarlığının dışında bulunduğunu söylediler ve onu Mardinkapı Mezarlığı yakınında cenazenin bulunduğu çöplüğe götürdüler. Abdulkadir Çelikbilek’in bedeni, Mardinkapı Mezarlığının yanındaki çöp yığınının üzerinde duruyordu. Ayak tabanlarının derisi kerpetenle çekilmiş gibi görünüyordu. Kolları, bacakları ve başı kalın bir şişle şişlenmiş gibiydi. Bütün vücudu siyah ve mordu, boğazında boğulma izleri vardı. 21.12.1994 tarihli olay yeri tutanağına göre elleri, giymiş olduğu paltonun kemeriyle arkadan bağlanmıştı.

Polis memurları mezarlıkta Abdurrahman’ın üstünü aradı ve ceketinin cebinde bulunan ve Diyarbakır Mahkemesi Savcılığına yazılan dilekçeyi aldı ve Abdurrahman’ın isteğine rağmen geri vermedi. Daha sonra polis memurları, Abdurrahman’ı da yanlarına alarak Abdulkadir’in evine gitti. Abdurrahman arabada beklerken polisler Aynur Çelikbilek’e eşi Abdulkadir Çelikbilek’in nerede olduğunu sordu. Aynur Çelikbilek eşinin kayıp olduğunu söyleyince polis memurları eşinin yaralı olarak bulunduğunu ve hastanede olduğunu söyledi ve “Sizin düşmanlarınız var. Korucular eşinizi öldürmüş olabilir” dedi. Aynur Çelikbilek de 33 yıl önce köylerinden geldiklerini ve korucularla herhangi bir ilişkileri olmadığını ifade etti. Polis memurları evde arama yapmaya başladı. Arama sırasında Abdurrahman, polis radyosundan savcının kardeşinin cenazesini görmek için Mardinkapı Mezarlığına gitmek üzere olduğunu duydu. Polis memurları da savcıya katılmak için aramayı yarıda bıraktı ve Abdurrahman’ı da yanlarına alarak tekrar mezarlığa gitti.

Sorumlu Savcı Mehmet Tiftikçi ile Dr. Lokman Yavuz olay yerini inceledi. Polis memurları olay yeri tutanağı ve cenazenin yerini gösteren bir kroki hazırladı ve cenazeyi Devlet Hastanesi morguna götürmek üzere yola çıktı. Yolda arabadaki bir polis, Abdurrahman Çelikbilek’e Tepecik’teki bütün köylülerin aynı şekilde öleceğini söyledi.

Hala eşinin hayatını kaybettiğinden haberi olmayan Aynur Çelikbilek devlet hastanesine gitti ve hastane önündeyken eşinin öldürülmüş olduğunu öğrendi. İlerleyen saatlerde cenaze, Mardinkapı Mezarlığı’ndan getirildi. Aynur Çelikbilek cenazeyi almak istedi ancak önce morga götürülmesi gerektiği gerekçesiyle talebi kabul edilmedi.

Morgda, polis memurları, Abdurrahman Çelikbilek’e köy korucularının Tepecik köyünü yaktıklarını ve kardeşini öldürenlerin büyük ihtimalle aynı köy korucuları olduğunu söyledi. Abdurrahman, köy korucularının kardeşini öldürdüklerine inanmadığını ve eğer köy korucuları kardeşini öldürdüyse, polisin de yardım etmiş olacağını söyledi.

Morgda Abdulkadir Çelikbilek’e otopsi yapıldı. Abdurrahman Çelikbilek, doktora kardeşinin boynundaki izleri sorduğunda doktor, kardeşi öldükten sonra boynunun çevresinden bir şeyin geçmiş olabileceğini ve bedenin bununla sürüklenmiş olabileceğini söyledi. Aynı zamanda, doktor yüzde ve gövdede çok sayıda yara ve ekimoz gördü ve bu yaralardan bazılarının üç gün önceden, bazılarının ise altı ila on iki gün önceden kaldığı sonucuna vardı.

Bu arada Aynur Çelikbilek hastanede beklerken, evine gelen polislerden birisini gördü ve yakasına yapışarak neden yalan söylediğini sordu. Bunun üzerine özel timler Aynur Çelikbilek’e saldırdı, hastaneden çıkmaya zorladı. Hastane önünde Aynur Çelikbilek’in üvey kızının polislere, “Bu kan yerde kalmayacak” demesi üzerine polis memurları “Kızınızı susturun yoksa onu da götüreceğiz” diyerek Aynur Çelikbilek’i tehdit etti.

Otopsi devam ederken, bir başka polis ekibi, ev aramasını bitirmek için Abdulkadir Çelikbilek’in evine geri döndü ve Abdulkadir’in kızı Leyla’ya babasının kendilerine içinde ateşli silah olan bir paketi olduğunu söylediğini bildirdi ve Leyla’dan paketi kendilerine vermesini istedi. Abdurrahman’a göre bu soru ile güvenlik güçlerinin aslında Abdulkadir’i yakaladıklarını ve sorgulayıp işkence yaptıktan sonra öldürdükleri anlaşıldı.

Otopsi tamamlandıktan sonra Savcı, defin izni çıkardı ve polis memurlarına kapsamlı bir araştırma talimatı verdi. Aynur Çelikbilek’e eşinin cenazesi teslim edildi. Aynur Çelikbilek açıklamasında eşinin boğazında tel izleri olduğunu, vücuduna naylon dökülmüş, tırnaklarının çekilmiş ve vücudunda sigara söndürülmüş olduğunu söyledi.

Aynı gün, Mardinkapı Polis Karakolu’nda ifadeleri alınan Abdurrahman ve Aynur, Abdulkadir’i kimin öldürmüş olabileceğini bilmediklerini ve hiçbir düşmanları olmadığını belirtti. Abdurrahman ayrıca, bildiği kadarıyla kardeşinin 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, ateşli silah kaçakçılığından dolayı alıkonduğunu ifade etti. Aynur Çelikbilek, eşini öldüren kişi ya da kişiler aleyhinde şikâyette bulunmak istediğini belirtti.

Savcı, şu an hala beklemede olan bir soruşturma başlattı. Savcı, polis makamlarından, kendisini bu soruşturmayla ilgili olarak düzenli bir şekilde bilgilendirmesini istedi.

Diyarbakır'da 10 yıl boyunca JİTEM'de kadrolu olarak çalışan Abdulkadir Aygan 2004 yılındaki itiraflarında Abdulkadir Çelikbilek’e ilişkin de bilgi verdi. Aygan ifadelerinde “Abdulkadir Çelikbilek'i PKK'ye yardım, kaçakçılık yapıyor ve PKK'yı finanse ediyor suçlamasıyla Diyarbakır Postanesi civarında ben, Kemal Emlük, Apo kod adlı Uzman Çavuş Abdulkadir Uğur, Şehmuz kod adlı Uzman Çavuş Uğur Yüksel, onu alarak Toros arabaya bindirdik. JİTEM'e götürdük. Buradaki sorgusunda üzerinden hiç para çıkmadı, yoksul bir adamdı, bizde de şüphe olmuştu; ama bir defa almıştık. JİTEM alınca sağ bırakmaz. Şehmuz Uzman Çavuş, onu boğarak öldürdü. Beyaz Station arabasının arka kısmına Çelikbilek'in cesedi atıldı. JİTEM Tim Komutanı Tunay Yanardağ da oradaydı. Ardından ceset Mardinkapı'daki Diyarbakır Mezarlığı'nın duvarının yanına atıldı. O esnada devriye gezen bir polis aracı, az daha JİTEM elemanlarını yakalayacaktı,” dedi.

1990'lı yıllarda Diyarbakır ve çevresinde, aralarında Abdulkadir Çelikbilek’in de bulunduğu 8 kişinin benzer bir şekilde kaçırılarak öldürülmesi ile ilgili başlatılan soruşturmalarda, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdulkadir Aygan ve Albay Abdülkerim Kırca'nın aralarında bulunduğu 8 kişi olaylardan sorumlu tutuldu. 1990’lı yıllarda başlatılan hazırlık soruşturmaları ancak 2005'te sona erdi ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 8 dosyayı birleştirerek dava açtı. 2 Aralık 2005 tarihli Zaman gazetesi haberine göre, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Mithat Özcan, 28 Şubat 2005’te bu 8 kişi hakkında, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, işkence yapmak ve taammüden adam öldürmek suçlarından ömür boyu hapis istedi. Emekli Binbaşı Abdülkerim Kırca, halen görev yapmakta olan Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Uğur, JİTEM mensubu itirafçılar Abdulkadir Aygan, Muhsin Gül, Fethi Çetin, Kemal Emlük ve eşi Saniye Emlük ile Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım sanıklar arasında yer aldı. Ancak sadece bir gün sonra Savcı Özcan’a soruşturmadan el çektirildi. O sırada soruşturmakta olduğu diğer faili meçhul davalar da elinden alındı. 8 sanıktan üçü hakkında asker kökenli oldukları gerekçesiyle görevsizlik kararı verildi ve dosyaları Diyarbakır 7’nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına aktarıldı. Diğer beş sanık hakkında da, geçmiş aflardan faydalanabilecekleri gerekçesiyle tutuklama talebi kaldırıldı. Türkiye'nin “Yeşil” kod adı ile tanıdığı Yıldırım'ın bölgede, "Ahmet Yeşil-Mehmet Kırmızı" olarak da tanındığının vurgulandığı iddianamede, emekli Binbaşı Kırca'nın çetenin yöneticisi olduğu, eylemlerde başrolü Aygan'ın oynadığı ifade edildi.

Açılan ilk dava, Mayıs 2010’da daha sonra açılan bir başka davayla birleştirildi ve 5 kez askeri mahkeme ile sivil mahkeme arasında gidip geldi. Hem askeri hem de sivil mahkemenin yargılamayı yapmaya yetkili olmadıkları yönündeki açıklamaları nedeniyle çözülemeyen yetki krizi Yargıtay’a taşındı ve Yargıtay’ın kararıyla dosya sivil mahkemeye, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 2014’e kadar hiçbir işlem yapılmadan mahkemeler arasında dolaşan dosya, Mart 2014’te çıkan yasayla özel yetkili mahkemelerin kapatılmasının ardından, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 18 Eylül 2014 tarihli duruşmada ise bu davanın da daha önce Musa Anter’in öldürülmesiyle ilgili açılan davayla birleştirilmesi talep edildi. Birleştirilen dosyalar sonunda cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek suçlamalarından yargılanan 16 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 15 yıl ağır hapis cezası arasında değişen cezalar talep ediliyor. Korucu , itirafçı ve güvenlik güçleri ile çalışan sivil memurlardan oluşan bu sanıkların isimleri: “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdulkadir Aygan (Aziz Turan), Muhsin Gül, Fethi Çetin (Fırat Can Eren), Faysal Şanlı, Hayrettin Toka, Hüseyin Tilki (Hüseyin Eren), Ali Ozansoy (Ahmet Turan Altaylı), Adil Timurtaş, Recep Tiril (Recep Erkal), Kemal Emlük (Erhan Berrak), Saniye Emlük (Emel Berrak), İbrahim Babat (Hacı Hasan), Mehmet Zahit Karadeniz, Lokman Gündüz. Maktüller ise Abdurrahman Lokman Zuğurli, Hasan Caner, Hasan Utanç, Tahsin Sevim, Mehmet Mehdi Kaydu, Mehmet Sıddık Etyemez, Abdulkadir Çelikbilek, Lokman Zuğurli, Harbi Arman, Servet Arslan, Mehmet Emin Şahabettin Latifeci, Zana Zuğurli, Mehmet Ali Ahmet Ceylan.

1998 yılında bir operasyonda yaralanarak sakat kalan ve malulen emekliye ayrılan Abdülkerim Kırca’ya Aralık 2004'te dönemin cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından "Devlet Övünç Madalyası" verildi. JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan, 2009 Ocak ayında Star gazetesine verdiği röportajda Abdülkerim Kırca'nın emriyle gerçekleştiğini söylediği pek çok cinayeti tek tek sıraladı. Bu röportajdan birkaç gün sonra Abdülkerim Kırca intihar etti. Kırca ölmesi nedeniyle sanıklar arasından çıkartıldı. Diğer sanıkların tamamı tutuksuz yargılanıyor. Sadece İsveç’te bulunan Abdulkadir Aygan hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi.

Abdulkadir Çelikbilek’in ailesi iç hukuk yollarının tıkanması ve soruşturmada hiçbir ilerleme olmaması nedeniyle olayı 13.06.1995 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. (usul ve esastan), etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinin ve davanın soruşturulması için gerekli tüm zeminin sağlanması zorunluluğunu düzenleyen 38. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi ve devleti Çelikbilek ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS