Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Abdülkerim Kalkan

Doğum Tarihi:1960-01-01
Doğum Yeri:Cizre
Meslek:Çiftçi
Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişiler:5
Kaybedilme Tarihi:1994-05-01
Kaybedildiği Yer:Şırnak, Cizre
Bedenin bulunduğu tarih:1994-05-01

Şüpheliler

İsim Katılım derecesi
Zeki (soyadı bilinmiyor) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Cemal Temizöz (Cizre İlçe Jandarma Komutanı) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Seyfi Oktay Adalet Bakanı
Doğan Güreş Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Abdülkerim Kalkan'ın Zorla Kaybedilmesi

Abdülkerim Kalkan eşi ve üç kız bir oğlan çocuğuyla birlikte Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Mehmidi (İnciköy) köyünde yaşıyordu. Bir süre sonra ailesiyle Cizre'ye yerleşti; fakat çatışma ortamı nedeniyle ailecek köye geri döndüler. Ancak İnciköy'e yapılan askeri baskın ve aramalar da giderek sıklaştı. Cemal Temizöz komutasında yapılan jandarma baskınlarında, sabaha karşı köy halkı meydana toplanıyor, öğlene kadar ev araması, kimlik kontrolü yapılıyordu. Köy yakınında bir panzerin havaya uçurulması nedeniyle yapılan aramalardan birinde, Hizbullahçı Zeki diye tanınan ve JİTEM mensubu olduğu iddia edilen, tüm köy halkının ve muhtarın iyi tanıdığı bir kişi Abdülkerim Kalkan’ın evinin önüne kadar panzerle geldi ve arama yaptı. Çocukların resim dersinde yaptıkları resimlere kadar baktı. Resimlerdeki sarı kırmızı yeşil renkler nedeniyle PKK propagandası yaptıklarını iddia etti.

Abdülkerim Kalkan'a Cizre'den köye neden döndüğünü, panzeri patlatanın o olup olmadığını sordular. Kalkan ise çatışmalar yüzünden Cizre'den köye göç ettiklerini, panzeri patlatanın kim olduğunu bilmediğini söyledi. Sorgulamayı yapan kişi Abdülkerim Kalkan'ın üzerine yürüdü ve tokat atacakmış gibi elini kaldırdı.

1994 yılının Mayıs ayında, yine böyle bir baskında köye gelen askerler, ismini de açıkça söyleyerek “Abdülkerim nerede?” diye arama yaptılar ve tüm erkeklerin kimlikleri toplandı. On beş gün sonra herkesin kimliğini alabileceği haberi gelince birçok kişi kimliğini almaya Cizre Jandarma Komutanlığına gitti. Abdülkerim Kalkan da giyinip tıraş olduktan sonra Cizre'ye gitti. Yanında köy muhtarı Hasan da vardı. Silopi'den gelip Cizre'ye gitmekte olan muhtarın damadının arabasına binerek birlikte Cizre’ye gittiler. Ertesi akşam muhtar ve damadı eve geri döndüğü halde Abdülkerim Kalkan dönmedi.

Zekiye Kalkan muhtara eşini sorunca, muhtar ona Cizre’deki jandarma taburuna Abdülkerim ve İnciköy'den Hüseyin ile birlikte gittiklerini, kendisi ve Hüseyin dışarıda beklerken Abdülkerim'in tek başına içeriye girip kimliğini alamadan geri geldiğini anlattı. Abdülkerim, Muhtar Hasan'a kendisine "Kimliğin hazır değil, kimliğini arıyoruz bulamıyoruz, bir saat sonra gel” dediklerini söyledi. O günlerde köprüde arama yapılıyor ve kimliği olmayanlar Cizre'ye giremiyordu. O nedenle jandarma taburu yakınındaki bir dükkânın önünde oturup çay içerek saatin geçmesini beklediler ve durumu değerlendirdiler. Muhtar, Abdülkerim Kalkan'ın tutuklanacağından şüphelendiğini kendisine söylese de Kalkan korkacak bir şeyi olmadığını, eğer kimse ona iftira atmazsa onu suçlayabilecekleri herhangi bir şey yapmadığını söyledi. Bir saat sonra yanındakileri kapıda bırakarak jandarma taburuna yalnız girdi ve bir daha çıkmadı.

Muhtar ve Hüseyin birkaç saat Abdülkerim Kalkan'ın çıkmasını bekledi, sonra kapıdaki nöbetçi onlara “Dayı siz gidin bu gece o gelmeyecek, bir soruşturması var, yarın gelecek” dedi. Bunun üzerine Muhtar, Abdülkerim Kalkan'ın Cizre'de oturan ağabey ve amcasına haber verdi.

Abdülkerim Kalkan kimliğini almak için Cizre'ye gitmeden birkaç gün önce tarlada çalışırken İnciköy'ün eski muhtarı Abdülkerim'in (Kamil Atak'ın akrabası) kızı Nebahat, Zekiye Kalkan'nın evine gelip; “Abdülkerim kimliğini almaya gitmiş, tutuklamışlar. Duyduk, dünden beri çok üzülüyoruz” dedi. Zekiye Kalkan, Abdülkerim Kalkan'ın tarlada çalıştığını, Cizre'ye gitmediğini söyleyince bu sefer eski muhtar Abdülkerim'in annesi Bahar, Zekiye Kalkan'a Abdülkerim Kalkan'ın bir süre eve gelmemesini, dikkatli olmasını, arama yaptıklarını, tutuklamalar olabileceğini söyledi. Zekiye Kalkan tüm bu olaylardan sonra Abdülkerim Kalkan'ı köyden gitmesi için ikna etmeye çalıştı ancak Abdülkerim Kalkan herhangi bir suçu olmadığını söyleyerek kalmakta ısrar etti. Abdülkerim Kalkan'ın eve dönmediği gecenin sabahında Zekiye Kalkan eşini aramak için Cizre'ye gitti. Eşinin ailesinden bir cevap alamayınca Jandarma Komutanlığına gitmeye karar verdi. Cemal Temizöz kendisini makamına kabul etti, eşinin oraya geldiğini, kimliğini alıp gittiğini söyledi. Zekiye Kalkan yanında arkadaşları olduğunu ve onların Abdülkerim Kalkan'ın jandarma komutanlığından çıkmadığını söylediklerini iletti. Cemal Temizöz bunun üzerine iki eliyle Zekiye Kalkan'ın boğazını tuttu ve başını duvara dayayarak “Ben şimdiye kadar kaç kişiyi boğdum? Sen niye öyle söylüyorsun?” diye sinirle bağırmaya başladı.

Zekiye Kalkan bundan sonra iki kez daha Cemal Temizöz'ün yanına gitti ancak her seferinde farklı farklı yanıtlar aldı. Kendisine eşinin dağa gitmiş olabileceği, zaten aranmadığı, para için kaçırılmış olabileceği söylendi. Cemal Temizöz, Zekiye Kalkan'ın ziyaretlerinden birinde haberinin olmadığına dair Kuran'a el bastı.

Zekiye Kalkan eşi kaybolduktan iki ay sonra eşinin annesi ve kardeşi ile birlikte İnciköy’ün biraz dışındaki köprünün yakınına tezek toplamaya gitti. Burada bir patlama sonrası oluşmuş çukurun yanında giysi parçaları gördüler. Zekiye Kalkan bu giysi parçalarının kocasının gömleğinin parçaları olduğunu fark etti. Hatta alıp eve götürdü ama bir süre sonra küflenen parçaları attı.

Zekiye Kalkan eşi kaybolduktan dört ay sonra evini köyden Cizre'ye taşıdı. Ara ara jandarma komutanlığına giderek eşinin akıbetiyle ilgili bilgi almak istese de her defasında benzer cevaplar aldı. Zekiye Kalkan ayrıca Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek eşinin kaybedilmesi ile ilgili suç duyurusunda bulundu.

Daha sonra soruşturmanın akıbetini öğrenmek için savcılığa başvurduğunda dosyanın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2009/906 sayılı faili meçhul ve kayıplar ile ilgili genel soruşturma ile birleştiğini öğrendi. Bunun üzerine soruşturmanın akıbetini öğrenmek için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına aldığı bilgileri içeren yazılı bir dilekçe ile başvurdu. Dosyada bulunan olay yeri ve otopsi tutanaklarında eşinin üzerinde olan kıyafetlerin birebir örtüştüğünü öğrenen Kalkan, “Eşimin belden yukarısı tanınmayacak haldeymiş. Bir tutam kestane rengi saçı kalmış. O dönem dosya kapatılmış. Bu davada Temizöz kabul etmese de ben eşimin katilinin o olduğunu biliyorum” diyor. Ailesi, dosya içeriğinden Abdülkerim Kalkan’ın cenazesinin Cizre Kimsesizler Mezarlığına gömüldüğünü öğrendi ancak hangi mezar olduğunu hala bilmiyor.

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS