Zorla Kaybedilenler Veritabanı

Abdulbaki Birlik

Doğum Tarihi:1940-04-10
Meslek:Memur
Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişiler:9
Kaybedilme Tarihi:1995-03-29
Kaybedildiği Yer:Mardin, Kızıltepe
Bedenin bulunduğu tarih:2014-03-04

Birlikte kaybedilen diğer kişiler

Kemal Birlik
Zeki Alabalık
Zübeyir Birlik

Şüpheliler

İsim Katılım derecesi
Hasan Atilla Uğur (Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı, Albay) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Eşref Hatipoğlu (Diyarbakır İl Jandarma Komutanı, Albay) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
İsmet Kandemir (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Ünal Alkan (Jandarma) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Abdurrahman Kurğa (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Mehmet Salih Kılınçaslan (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Ahmet Boncuk (Jandarma Üsteğmen) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Mehmet Emin Kurğa (Korucu) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi
Ramazan Çetin (MHP Kızıltepe ilçe eski başkanı) Şiddet veya zorlama içeren fiillere katılım şüphesi

Politik Sorumlular

İsim Görev
Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı
Tansu Çiller Başbakan
Nahit Menteşe İçişleri Bakanı
Mehmet Moğultay Adalet Bakanı
İsmail Hakkı Karadayı Genel Kurmay Başkanı
Aydın İlter Jandarma Genel Komutanı
Ünal Erkan OHAL Bölge Valisi
Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü
Sönmez Köksal MİT Müsteşarı

Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zeki Alabalık ve Zübeyir Birlik'in Zorla Kaybedilmesi

İnsan Hakları Derneği Mardin Şubesi ve Yakay-der'in raporları ile çeşitli haber sitelerinde yer alan bilgilere göre Birlik ailesi Bitlis'in Mutki ilçesinde yaşıyordu. Mutki Nüfus Müdürü olan Abdulbaki Birlik’in 26 yaşındaki oğlu Kemal ortaokulu bitirdikten sonra bir lokantada çalışmaya başlamış, askerlikten dönünce de aynı yerde çalışmaya devam etmişti. Sivil halka yönelik baskıların artmaya başladığı 1993 yılında Kemal Birlik ve kuzeni Zeki Alabalık "yasadışı örgüte yardım ve yataklık" iddiasıyla gözaltına alındı, 17 gün işkenceyle sorgulandıktan sonra tutuklandı ve Diyarbakır 1 no.lu DGM tarafından 20.10.1993 tarihinde üç yıl dokuz aya mahkum edildi. Kızıltepe Kapalı Cezaevinden 29 Mart 1995'te şartlı tahliye edilmelerine karar verildi.

Kemal Birlik ve Zeki Alabalık ile aynı dönemde cezaevinde kalmış olan Hüsnü Acar’ın beyanlarına göre dönemin Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur, Kemal Birlik’i tehdit ediyor, kendisine “Kızıltepe Cezaevi siyasi cezaevi olmayacak, olursa senden bilirim, seni buradan sağ göndermem, beni sor çevreden beni bilirler”; “Çıkışını bayram günü gibi bekliyorum” gibi sözler söylüyordu. Koğuş araması yapılan bir gün bir astsubay da “sen Hasan Atilla Uğur’u tanımazsın, onun yanına gelen sağ çıkmaz, kendine dikkat et” dedi. Kemal Birlik ve Zeki Alabalık şartlı tahliyelerinden önce ailelerine yazdıkları mektuplarda “kimse gelmesin ya da kalabalık gelin” diyerek, uyarıda bulundu.

Cezaevinde infaz kâtibi olarak görev yapan Behçet Kurt’un beyanlarına göre, Kemal Birlik ve Zeki Alabalık’ın şartlı tahliyelerinden iki gün önce Hasan Atilla Uğur cezaevini arayarak tahliye tarihlerini öğrenmek istedi. Behçet Kurt, bilgi verme yetkisi bulunmadığını söyleyince, “gelirsem oraya kulağını çekerim” yanıtıyla karşılaştı.

Tahliyelerinden bir gün önce Kemal Birlik’in babası Abdulbaki Birlik ile kardeşi Zübeyir Birlik Bitlis’ten Kızıltepe’ye giderek, geceyi İsmet İpek’in evinde geçirdi. Tahliye günü İsmet İpek de onlarla birlikte cezaevine gitmek istedi, ancak Abdulbaki Birlik buna gerek olmadığını söyleyince evde kaldı. Gece boyunca gergin hallerini gören İsmet İpek, bir süre sonra yalnız gitmelerinin doğru olmayacağını düşünerek ağabeyi İbrahim İpek ile beraber cezaevinin önüne gitmeye karar verdi. Araba ile cezaevinin önüne geldiklerinde yolda iki sıra halinde askerin dizilmiş olduğunu gördüler.

Tahliye günü olan 29.03.1995 tarihinde Behçet Kurt, cezaevi savcısı Yahya Akçadırcı’nın yanına giderek Hasan Atilla Uğur ile aralarında geçen konuşmayı anlattı. Yahya Akçadırcı “'Behçet ben seni severim, başını belaya sokma, bugün o şahıslar tahliye olana kadar benim yanımda kal” dedikten sonra gardiyan Soro Denli'ye Zeki Alabalık ve Kemal Birlik'i tahliye etmesini söyledi. Tahliyelerinden sonra Kemal Birlik, Zeki Alabalık ve kendilerini karşılamaya gelen Zübeyir Birlik ve Abdulbaki Birlik’ten haber alınamadı. Çetin Birlik ve Cahit Alabalık’ın daha sonra aldıkları duyuma göre Kemal Birlik, Zeki Alabalık, Zübeyir Birlik ve Abdulbaki Birlik birlikte çarşıda yürürlerken, önleri askeri bir araç tarafından kesildi ve zorla araca bindirilerek götürüldüler.

Aileleri akıbetlerini öğrenmek için birçok kuruma başvursa da herhangi bir sonuca ulaşamadı. 27.10.2008 tarihinde Ergenekon soruşturması kapsamında ifade veren gizli tanık Aydos “Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur’un terörle mücadele adı altında bölgede birçok cinayet, işkence, karanlık faaliyetler gerçekleştirdiğini" beyan etti. Bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında dinlenen tanıklar olayla ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

11.06.2013 tarihinde kayıp yakınları avukatı tarafından Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan dilekçede "Kızıltepe ilçesi Yurtderi köyünde bulunan kilise içindeki kuyuya atıldıklarına dair harici bilgi elde edildiği" beyan edildi. Bunun üzerine 13.06.2013 günü bölgede kazı yapıldı ve söz konusu kuyu içinde parçalanmış vaziyette toplam 612 adet insan kemiği ile iki adet bez parçası bulundu. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 04.06.2014 ve 04.03.2014 tarihli raporlarda kemiklerden bazılarının Zübeyir Birlik'e ve Zeki Alabalık’a ait olduğu tespit edildi.

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı delilleri değerlendirerek, 20.07.2014 tarihinde 1992 ile 1996 yılları arasında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde zorla kaybedilen ve yasa dışı keyfi infaz edilen 22 kişiye ve köy yakmalara ve boşaltmalara ilişkin iddianame düzenledi. İddianamede bu eylemlerin “sistematik” bir şekilde Jitem faaliyeti olduğu, bu yapının da devlet bağlantısı bulunduğu vurgulandı. Şüpheli Hasan Atilla Uğur, Eşref Hatipoğlu ve Ahmet Boncuk’un örgütün Kızıltepe ve Diyarbakır yöneticileri oldukları, dönem itibariyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olan Ünal Alkan'ın Jitem’e üye olduğu, Kızıltepe’de bu örgüte bağlı olarak geçici köy korucularından ve itirafçılardan oluşan "Bıçak Timi" adı altında bir timin mevcut olduğu, bu timin korucular Abdurrahman Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılıçaslan, Mehmet Emin Kurğa ve İsmet Kandemir ile asker olan Ünal Alkan'dan oluştuğu, Bıçak Timi'nin 1992 ile 1996 yılları arasında faaliyet gösterdiği belirtildi.

İddianame Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi, ancak Mahkeme gördüğü ilk duruşmada nakil kararı verilmesini talep etti. Bunun üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından “güvenlik gerekçesiyle” davanın Ankara’ya nakledilmesine karar verildi. Dava Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı. 03.03.2015 tarihli ilk duruşmada sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu’nun rütbeleri sebebiyle, yargılanmaları için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan izin alınması gerektiğine karar verildi. 19 Ekim 2015 tarihinde görülen duruşmada ise HSYK’dan cevap gelmediği gerekçesiyle bir sonraki duruşma 15 Ocak 2016 tarihine ertelendi. Duruşma öncesi HSYK’nın sanıkların “silahlı örgüt kurmak” ve “tasarlayarak insan öldürmek” suçlarından yargılandıkları için izin alınmasına gerek olmadığına ve doğrudan kovuşturma yapılabileceğine hükmeden kararı mahkemeye ulaştı. 15 Ocak tarihli duruşmada müdafii avukatları mahkeme heyetinin çekilmesini talep etti. Savcının usule ve esasa aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği bu talebi mahkeme heyeti yetkili merciiye gönderme kararı aldı. Bir sonraki duruşma 27 Nisan 2016 tarihinde görülecek. Davaya ilişkin geniş özet için tıklayın.

© Zorla Kaybedilenler Veritabanı 2017. All Rights Reserved.
Website design by Eugene, Development supported by HURIDOCS