Ali İhsan Dağlı
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Living with common-law spouse
- Occupation
- Peasant
- Dependants
- 4
- Event description
Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Eşme Köyünde yaşayan Ali İhsan Dağlı 14 Nisan 1995 tarihinde köye gelen askerlerin, özel timlerin ve korucuların yaptığı baskın sırasında köy muhtarı ve diğer 7 kişi ile birlikte gözaltına alındı. Yakalandıkları sırada Ali İhsan Dağlı’nın eline ateş edildi. Muhtar daha sonra serbest bırakıldı ancak polis arabasına bindirilirken yaralı olarak görülen Ali ihsan Dağlı’dan bir daha haber alınamadı. Ailesinin çeşitli savcılıklara başvurusunda Ali İhsan Dağlı'nın adının gözaltı kayıtlarında yer almadığı söylendi ancak o dönemde gözaltına alınan M.S, M. T. ve Ş. T. adlı şahıslar Ali İhsan Dağlı’nın Silvan Jandarma Komutanlığı’nda işkence gördüğüne dair tanıklık yaptı; aynı köyden üç kişi ve köyün muhtarı da savcılık ifadelerinde Ali İhsan'ın operasyon sırasında elinden yaralandığına ve jandarma tarafından gözaltına alınarak götürüldüğüne şahit olduklarını belirtti.
11 Eylül 1995 tarihli Evrensel Gazetesi'nde Ali İhsan Dağlı'nın polis otosunda elleri ve gözleri bağlı ve elinden yaralı olarak çekilmiş bir fotoğrafı yayınlandı. Yine 24 Kasım 1995 tarihli Evrensel Gazetesi’nde, B.G. adlı bir askerin Ali İhsan’ı gözaltında gördüğünü ve daha sonra komutanından Ali İhsan’ın vurulduğunu öğrendiğini ancak bunu kimin yaptığını bilmediğini anlatan bir haber çıktı ancak Ali İhsan'ın gözaltına alındığı inkar edilmeye devam edildi. Operasyona ilişkin detaylar ve Ali İhsan Dağlı'nın gözaltına alınma şekli askerliğini piyade eri olarak yapan B.G.'nin, yaşadıklarını Human Rights Watch'a anlatmasıyla daha sonraki tarihlerde çeşitli gazetelerde de yayınlandı ve yine Human Rights Watch'un daha sonra yayınlanan raporunda yer aldı. B. G., Human Rights Watch'a 19 Nisan 1995 günü Kuruçayır mezrası yakınlarında bulunduğu sırada telsizden kendi taburuna bağlı bir devriye grubunun yedi köylüye rastladığını işitmişti. Köylülerden Ali İhsan Dağlı'nın elinde bir AKM tüfeği olduğu, gruptaki 16-18 yaşları arasındaki kızlı erkekli diğer gençlerin ise silahsız olduğunu; yakalayanların PKK mensubu olduğundan kuşkulandıklarını söylediği Dağlı'nın açılan ateşle kolundan yaralandığını öğrenmişti. B. G.'nin konuştuğu, olay yerinde bulunan askerler, Dağlı'nın askerlere ateş etmediğini, üzerine ateş açılınca tüfeğini yere attığını söylemişlerdi.
Yedi köylü daha sonra Kuruçayır'a götürülmüş, Dağlı burada taburun doktoru tarafından tedavi edilmişti. O sırada bölüğündeki öteki askerlerle mezraya ulaşan B. G. Dağlı'nın kolundan hafif yaralanmış olduğunu gördüğünü söyledi. Mezrada, B.G.'nin taburunun İkinci ve Üçüncü Bölükleri'ne Bağdere'den gelen Jandarma birlikleri de katılmış ve köyün erkeklerini bir yana kadın ve çocuklarını bir yana ayırmışlardı. B. G. kadınlar ve çocuklar dondurucu yağmur altında dışarıda bekletilirken Jandarmaların köyün erkeklerinden yirmisine yere uzanmalarını emrettiğini söyledi. B. G., "Onları etrafta buldukları kalaslarla çok kötü dövüyorlardı," dedi. "Öyle kötü dövüyorlardı ki, bakamıyordum. Kalasları kaldırıp başlarının üzerinde çeviriyor ve köylülerin bütün vücutlarına, kafalarına, suratlarına ve bedenlerine indiriyorlardı." B. G. dayağın yaklaşık bir saat sürdüğünü söyledi.
B.G'nin ifadelerine göre o sırada General Hasan Kundakçı bir Huey nakliye helikopteriyle mezraya inmişti. B. G. "Kundakçı yanına birkaç jandarma eri ve subayı ve benim taburumun komutanı Yarbay Sabri Doğan'ı alarak yedi tutukluyla birlikte bir eve girdi," diye anlattı. B. G. tabur komutan yardımcısı Binbaşı Osman Yalıkaya'nın da mezrada bulunduğunu ama eve girmediğini söyledi.
Bir saat sonra askerler ve Jandarmalar ağır bir biçimde dövüldükleri belli olan tutuklularla birlikte dışarı çıktılar. B. G. "Yedisi de yüzleri kan içinde dışarı çıktılar, güçlükle yürüyorlardı," diye anlattı. B. G. evde bulunan askerlerin yedi tutuklunun da içeride dövüldüklerini ve işkence gördüklerini ve dayağın daha çok Jandarmalarca atıldığını anlattıklarını söyledi. B. G. "Subaylardan biri orada gördüklerinden sonra hiçbir zaman Jandarma subayı olmayacağını söyledi," dedi. Subay ayrıca B. G.'ye General Kundakçı'nın da zanlılardan daha çok bilgi elde etmek amacıyla atılan dayağa katıldığını da söylemişti.
Yedi sanık birliklerin mezradan kaldırdıkları iki traktöre bindirilerek yeniden Bağdere Jandarma karakoluna götürülmüştü. B. G., bölüğü mezradan ayrılırken evlerin yanmaya başladığını görmüştü. B.G. Bağdere'ye döndüğünde yedi tutuklunun traktörün üzerinde elleri ve gözleri bağlı olarak oturduklarını gördü ve "Traktörün çevresini Jandarmalar ve askerler sarmıştı, herkes onlara yumruk ya da dipçikle vuruyordu," diye anlattı.
PKK mensubu olduğundan kuşkulanılan Ali İhsan Dağlı Silvan'da bir askeri üsse götürülmüştü. B. G. daha sonra bir subaydan Dağlı'nın kısa süren bir sorgudan sonra kurşuna dizildiğini duymuştu. "Önce bir karacı astsubaya Dağlı'yı vurmasını söylemişler ama o reddetmiş," dedi B. G., "sonra başkası vurmuş ama kim, bilmiyorum." B. G. öldürme olayını bizzat görmediğini ama bir karacı yüzbaşıdan dinlediğini anlattı.
Basına yansıyan bilgiler üzerine ailesi sırasıyla Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Yayınlanan fotoğrafa karşın devletin gözaltına alma işlemini reddetmesi üzerine uluslararası alanda da tepkiler oluştu. BM İnsan Hakları İzleme Komitesi Türk Hükümeti’nden resmi kanallardan zorla kaybetme olayı ile ilgili bilgi talebinde bulundu ancak buradan da bir sonuç alınamadı. Özellikle baba Mehmet Dağlı oğlunun bulunması için gerek Silvan gerekse Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde defalarca şikayet dilekçesi verdi. Ali İhsan Dağlı’nın akıbeti hakkında açılan dava uzun süre görevsizlik kararları ile adli makamlar arasında gidip geldi. Olay 2004 yılında AİHM’ne taşındı. AİHM, yaşam hakkını düzenleyen 2. madde ile etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddenin ihlal edildiğine karar verdi ve devleti Dağlı ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
- Geolocation
Latitude: 38.14122499999998
Longitude: 41.012807
- Geolocation
- City
- Diyarbakır
- District
- Silvan
- Date of disappearance
- Apr 14, 1995
- Year of disappearance
- 1995
- Age at the time of disappearance
- Yaş:33
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- ECHR decision
- Press release or report of human rights organisations
- Printed or online news
- Decision by the prosecution office
- Decision of non-prosecution due to other reasons
- Verdict of ECHR
- Violation of the right(s)
- Articles violated according to ECHR verdict
- Article 13: Right to an effective remedy
- Article 2: Procedural violation of the right to life
- Summary of the legal proceedings
Mehmet Dağlı ve Amine Dağlı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na (20 ve 24 Nisan 1995) ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na (1 Mayıs 1995) birkaç kez başvurarak 14 Nisan 1995 günü Eşme Köyü’ne düzenlenen operasyon sırasında jandarmalar tarafından gözaltına alınan oğulları Ali İhsan Dağlı’nın nerede tutulduğu ve sağlık durumu hakkında bilgi istedi.
Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sorması üzerine, Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı, operasyon sırasında Ali İhsan Dağlı’yı ellerinden kaçırdıkları bilgisini verdi.
Evrensel Gazetesi’nde yer alan “İşte Kayıp” ve “Dağlı Kurşuna Dizildi” başlıklı haberlerde, Ali İhsan Dağlı’nın gözaltında çekildiği iddia edilen yaralı fotoğraflarına yer verilmesi üzerine Mehmet Dağlı tekrar savcılığa başvurdu. Yine 24 Kasım 1995 tarihli Evrensel Gazetesi’nde, B.G. adlı bir askerin Ali İhsan’ı gözaltında gördüğünü ve daha sonra komutanından Ali İhsan’ın vurulduğunu öğrendiğini ancak bunu kimin yaptığını bilmediğini anlatan bir haber çıktı ancak Ali İhsan'ın gözaltına alındığı inkar edilmeye devam edildi.
Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Eşme Köyü sakinlerinden M.E., M.U., S.Y. ve Mehmet Dağlı’yı tanık olarak dinledi. Köy sakinleri, Ali İhsan Dağlı’nın operasyon sırasında jandarmalar tarafından gözaltına alındığını doğruladı. Silvan’da askerlik görevini yapmış olan tanık M.S. ise ifadesinde, böyle bir olay hatırlamadığını söyledi.
Savcılık tarafından ifadesi alınan kişilerden biri de Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü A.E. idi. A.E., bahsi geçen fotoğrafın ne şekilde temin edildiğini bildirme mecburiyetinde olmadığını beyan etti.
Ali İhsan Dağlı ile beraber gözaltına alınan tanık R.Ö., Dağlı’nın gözaltında işkence gördüğüne şahit olduğunu söyledi. Yine yakalananlardan M.T. ise, gözlerini bağladıkları için başka kimin yakalandığını görmediğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubu'nun Türk Hükümeti'nden konuya ilişkin bilgi edinmek istemesi üzerine Adalet Bakanlığı ile Diyarbakır ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında birtakım yazışmalar yapıldı. Bu arada Ali İhsan Dağlı’nın yakınları İHD Diyarbakır Şubesi ve Uluslararası Af Örgütü'ne başvuru yaptı ve yardım istedi. Bu kuruluşların girişimleri de sonuçsuz kaldı.
Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, tanık anlatımlarından Ali İhsan Dağlı’nın Diyarbakır’da gözaltında tutulduğu anlaşıldığından, 04.05.2000 tarihinde yetkisizlik kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi (Karar No: 2000/11). Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ise, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün Ali İhsan Dağlı’nın Diyarbakır’da gözaltına alınmadığını bildirmesi üzerine, 22.06.2000 tarihinde 2000/328 sayılı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na geri gönderdi.
Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sefer Ali İhsan Dağlı’nın eşi Besra Üçak’ın ifadesine başvurdu. 25.10.2001 tarihinde ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığı’na gönderdi (Karar No: 2001/7). Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığı, olayda askeri bir suç olmadığı gerekçesiyle herhangi bir işlem yapmaksızın 07.11.2001 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi (Karar No: 2001/31).
Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, 03.12.2001’de bir işlem yapmaksızın, operasyonun Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı yeniden Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Valiliği’nden operasyona katılan kamu görevlileri hakkında soruşturma yapmak için izin istedi. Ancak, Valilik tarafından soruşturma izni verilmemesine karar verildi. Besra Uçak’ın vekili bu karara itiraz etti ancak itiraz kabul edilmedi.
İdarenin soruşturma izni vermemesi üzerine Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı 06.06.2003 tarihinde takipsizlik kararı verdi. Siverek Ağır Ceza Mahkemesi, 20.09.2004 tarihinde takipsizlik kararına yapılan itirazı reddetti ve bu noktada iç hukuk yolları tükenmiş oldu.
01.08.2001 tarihinde, 75527/01 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan dosyada Mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini ve yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesini etkin soruşturma yapmamak suretiyle usulden ihlal ettiğine karar verdi ve devleti Dağlı ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.