Fehmi Tosun
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Occupation
- Barrowman
- Dependants
- 6
- Event description
Fehmi Tosun Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Licok (Çavundur) köyünde doğdu. Ailesi ile birlikte köyde yaşıyordu. 1991 yılında köye yapılan baskında gözaltına alındı, yirmi bir gün gözaltında tutuldu, sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve cezaevine kondu. Üç yıl dokuz ay ceza aldı, üç yıla yakın da cezaevinde kaldı. Fehmi Tosun cezaevindeyken köyde yapılan ev baskınları nedeniyle Hanım Tosun çocuklarıyla birlikte 1993 yılında Diyarbakır'a göç etti. Niyetleri bir süre sonra köylerine geri dönmekti. Ancak tüm köylüler üzerindeki korucu olun baskılarına rağmen köydekiler silah almayı kabul etmedikleri için evleri yakıldı. Bunun üzerine köye dönme ihtimalleri kalmadı.
Fehmi Tosun cezaevinden çıktıktan sonra Diyarbakır'a gelmek istemedi. Önce Fehmi Tosun, ardından da Hanım Tosun ve çocukları İstanbul'a taşındı. Fehmi Tosun'un ailesinin yanına, Avcılar'a yerleştiler.
Hüseyin Aydemir ise 1961 yılında Lice’nin Tûtê (Yaprak) köyünde doğdu. İlkokul mezunuydu. Ailesi varlıklıydı, Hüseyin de köyünde hayvan ticaretiyle uğraşıyordu. Evli ve altı çocuk babasıydı. Köyünde yaşadığı süreçte sürekli baskı görüyordu. Köy çevresinde herhangi bir çatışma yaşanması durumunda askerler tarafından köye baskın yapılıyor ve her seferinde köylüler gözaltına alınarak günlerce işkencede tutuluyordu. Hüseyin asker baskıları nedeniyle uzun bir süre evine gelemedi. Onu bulamayan askerler çocuklarının ve eşinin yaşadığı eve baskın düzenliyor onu arıyorlardı. Hüseyin’in bu baskılardan kaçışı on yıl devam etti, kimi zaman ailesini dahi ziyaret edemeden göç ederek yaşadı. Ailesi de bu sürekli göç durumunun ortağıydı. Eşi onun arandığı dönemlerde baskıların en yoğunlaştığı kişi oldu. Baskına gelen askerler eşine Hüseyin’e iletmesi için “elimize geçersen seni panzerin arkasına bağlayacağız, sürükleyeceğiz, öldüreceğiz, paramparça edeceğiz, ölümün bizim elimizden olacak” yazan tehdit mektupları bırakıyordu. Hüseyin’ini bulamayan askerler evine yaptıkları bir baskın sırasında babasını gözaltına aldı. Yirmi gün boyunca ağır işkenceler gören babaya “oğluna söyle gelip teslim olsun” dendi ve gözaltı süresince ailesine gözaltında olmadığı söylendi. Hüseyin ve ailesi önce Diyarbakır'a ardından Bismil'e, baskılar yoğunlaşınca da Adana'ya göç etti. Ancak baskı burada da peşlerini bırakmadı; bu nedenle son olarak 1995 yılı ortalarında İstanbul’a göç ettiler.
Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir 19 Ekim 1995 tarihinde gözaltına alındı. Aynı gün saat 7 civarında Fehmi Tosun beyaz bir Renault arabayla evin önüne getirildi. Tam o sırada eve gelen kızı ve yeğeni, babasını getirdiklerini gören oğlu ve pencereden aşağı bakan eşi Hanım Tosun, Fehmi Tosun'u telsizli kimselerle apartmanın arkasındaki bahçeye girerken gördüler. Hanım Tosun'un da pencerede olduğunu anlayan Fehmi Tosun tam o arada kendisini yere atarak gözaltına alındığını bağırmaya başladı ve yardım istedi. Hanım Tosun aşağı inene kadar Fehmi Tosun'u getirdikleri arabaya bindirmişlerdi. Hanım Tosun arabanın arkasından koştu, yanındakilerden arabanın plakasını not etmelerini istedi. 19 Ekim 1995 tarihinde evinin önünden beyaz Renault marka arabaya bindirilerek zorla götürülen Fehmi Tosun'dan bir daha haber alınamadı.
Hanım Tosun hemen o gün Avcılar Polis Karakoluna başvurdu. Not edilen plaka numarasını da vererek şikayetçi oldu. Yine aynı gece Hüseyin Aydemir'in evine gitti, onun da eve dönmemiş olduğunu öğrendi. Ertesi gün Beşiktaş'ta Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gidip şikayet dilekçesi verdi. Sonrasında İnsan Hakları Derneğine başvurdu. Eve döndüğünde Hanım Tosun evin darmadağınık olduğunu gördü. Kızı, Hanım Tosun evde yokken polislerin geldiğini, evi aradıklarını, iki fotoğraf alıp götürdüklerini ve Hanım Tosun'a da bir not bıraktıklarını söyledi. Notta, Gayrettepe'ye gelmesi yazıyordu. Hanım Tosun, eşinin kuzeni ile birlikte Gayrettepe'ye gitti, orada görüştüğü polis Hanım Tosun'a korkmamasını, bildiklerini anlatmasını söyledi. Okuma yazması olmadığı halde arabanın plakasını nasıl alabildiğini sordu. “Bildiklerini söyle yoksa yazıktır adam kaybolmasın” dedi. Hanım Tosun, memurun masasında üzerinde Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir'in fotoğraflarının olduğu bir dosya olduğunu gördü. O günden sonra Hanım Tosun savcılığa ve DGM'ye tekrar gitti. Üç gün sonra DGM'ye gittiğinde Hanım Tosun'a dilekçesini geri verdiler ve Avcılar nereye bağlıysa dilekçesini oraya vermesi gerektiğini söylediler. Önce Bakırköy Savcılığına gitti, ancak dilekçesi kabul edilmedi. Sonra Küçükçekmece Savcılığına şikayet dilekçesi verdi. Başvurusuna bir cevap alamayınca İHD'ye tekrar giderek avukat tuttu.
Birkaç ay sonra, Hanım Tosun evdeyken bir telefon geldi. Telefondaki ses ona önce bir süre beklemesini söyledi. Sonra da birkaç el silah sesi geldi. Sonra telefondaki ses ona “tamam kapatabilirsin” dedi. Hanım Tosun kimin aradığını, o silah sesinin ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi. Telefon tehditleri uzunca süre devam etti. Arayanlar küfür ederek kapatıyorlardı. Hanım Tosun bununla ilgili de şikâyet dilekçesi verdi ancak herhangi bir sonuç alamadı. Sonunda telefon hattını kapattırdı. Hanım Tosun ilk baştan itibaren Cumartesi Anneleri eylemlerine de katıldı. Bu eylemler nedeniyle çok kez gözaltına alındı. Küçükçekmece Savcısı tarafından bir soruşturma başlatıldı. Savcı Avcılar Karakolu polislerinden birçok defa yazılı olarak Fehmi Tosun'un kaçırılması ile ilgili bilgi istedi ancak yanıt alamayınca polisler hakkında görevi ihmal suçunu işledikleri için ceza davası açtı. Hanım Tosun, 4 Nisan 1997 tarihinde Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğüne şikâyette bulunarak eşinin akıbeti hakkında bilgi istedi. Soruşturma halen sürüyor ve Fehmi Tosun'dan o günden beri haber alınamıyor. Hanım Tosun 8 Nisan 1996 tarihinde AİHM’ye başvurdu. Tarafların anlaşması üzerine AİHM 6 Kasım 2003 tarihinde dostane çözüm kararı verdi.
- Geolocation
Latitude: 40.980198400000006
Longitude: 28.720672099999998
- Geolocation
- City
- İstanbul
- District
- Avcılar
- Date of disappearance
- Oct 19, 1995
- Year of disappearance
- 1995
- Age at the time of disappearance
- Yaş:35
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- ECHR decision
- Interview with family member (audio and video records)
- Press release or report of human rights organisations
- Decision by the prosecution office
- Investigation continues
- Verdict of ECHR
- Friendly settlement
- Summary of the legal proceedings
Fehmi Tosun 19 Ekim 1995 tarihinde sivil giyimli iki kişi tarafından kaçırıldı. Aynı gün Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun eşinin kaçırılması ile ilgili Avcılar Karakoluna bilgi verdi. 2 Kasım 1995 tarihinde Hanım Tosun Bakırköy Savcılığına da şikayette bulundu. Küçükçekmece Savcısı tarafından bir soruşturma başlatıldı. 2 Kasım 1995, 29 Ocak, 28 Mart, 16 Eylül 1996 ve 24 Ocak 1997 tarihlerinde Cumhuriyet Savcısı Fehmi Tosun'un kaçırılması konusunda ve bu dava ile ilgili yeni delilleri Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğünden istedi. Herhangi bir cevap alamayan Cumhuriyet Savcısı bu dosya ile ilgilenen polis memuru hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtı. 4 Nisan 1997 tarihinde, eşi Hanım Tosun, Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğünde ifade verdi ve kocasının akıbetinden haberdar edilmesini istedi. 25 Mart ve 5 Haziran 1998 tarihli yazılarında, Cumhuriyet Savcısı, Aydın Cumhuriyet Savcılığından, eşinin avukatının 17 Mart 1998 tarihli başvurusunda söz ettiği tanığın dinlenmesini istedi. Soruşturma 2012 yılı itibariyle devam etmektedir.
Eşi Hanım Tosun 8 Nisan 1996 tarihinde AİHM’ye başvurdu. 17 Eylül 2003 tarihinde Hükümet'in,28 Ağustos 2003 tarihinde ise eşinin temsilcisinin ilgili beyanları AİHM'ye sunuldu. Hükümet beyanında “1. Hükümetimiz mevcut Türk yasalarına ve Hükümet'in bu tür olayları engelleme girişimlerine rağmen mevcut davanın açılmasına neden Fehmi Tosun'nun kaybolması olayının meydana gelmesinden dolayı üzgündür. Bir kimsenin kaybolması olayı hakkındaki soruşturmanın eksik yapılmasının, AİHS'nin 2. maddesinin ihlalini oluşturduğu kabul edilmektedir. Hükümet yaşama hakkının gelecekte güvence altına alınmasını sağlamak için, gerekli tüm önlemleri alıp, etkili soruşturmaların yürütülmesini zorunlu kılan talimatları vermeyi taahhüt etmiştir. Bu konuda, Hükümet, kısa zamanda uygulamaya konan idari ve yasal önlemlerle yürütülen soruşturmaları daha etkili kıldığını ve mevcut davadaki benzer koşullarda meydana gelen kayıp ve yasadışı olarak bireyin özgürlüğünün kısıtlanması olaylarının azaltılmasını sağladığını” belirtmiştir.
Dava, dostane çözümün taraflar tarafından kabul edilmesiyle 6 Kasım 2003 tarihinde sonuçlandı.