Abdulmecit Baskın
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Date body found
- Oct 3, 1993
- Occupation
- Civil servant
- Dependants
- 4
- Event description
Abdulmecit Baskın, Altındağ Nüfus Müdürü olarak görev yapıyordu. 30 Eylül 1993 günü eve gitmedi. Bir gün sonra sabah saat 05.00’te arabası evinin önüne getirildi. Eşi kapıya indiğinde arabanın kapılarının açık olduğunu ve bir adamın kaçtığını gördü. Hava henüz aydınlanmadığı için kaçan kişinin kim olduğunu göremedi. Arabayı boş gören eşi bir şeyler olduğunu anladı ve 2 Ekim 1993'te Kavacık Polis Karakoluna eşinin kaybolduğuna ilişkin ifade verdi. 3 Ekim 1993'te saat 12.00 sıralarında Gölbaşı’ndan bir çiftçi, Ankara Haymana Yolu Yavrucak mevkisi yakınlarında, yolun 20-25 metre ötesindeki tarlada bulunan bir binanın arka tarafında Abdulmecit Baskın’ın cansız bedenini görüp yetkililere haber verdi. Ailesi bulunan cenazenin Abdulmecit Baskın’a ait olduğunu hastanede teşhis etti. Abdulmecit Baskın sol göz kapağından, göğsünün tam ortasından ve karnından üç kurşunla öldürülmüştü. Cenaze aile tarafından alınarak Yüksekova’da defnedildi.
Ayhan Çarkın yıllar sonra 2011’de Yüksekova çetesini soruşturan emekli astsubay Hüseyin Oğuz'a, Abdulmecit Baskın'ın PKK üyelerine nüfus cüzdanı çıkardığına dair söylentiler nedeniyle öldürüldüğünü itiraf etti. Daha sonra işlenen cinayetlere ilişkin ifade veren ve soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski Özel Harekâtçı Ayhan Çarkın, Abdulmecit Baskın olayına dair şunları anlattı: “O zaman Özel Harekât Daire Başkanı olarak İbrahim Şahin görev yapıyordu. Abdulmecit Baskın Altındağ Nüfus Müdürüydü. Bize söylenen bu kişinin emniyete intikalini sağlamaktı, bilgisine başvurulacağı söylendi. Biz istihbaratımızı yaptık. Oğuz Yorulmaz, Ercan Ersoy ve ben, 1 haftalık çalışma sonucunda kendisini gidip Altındağ Nüfus Müdürlüğünden emniyete davet ettik. Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap ve Ahmet Sakarya’nın olduğu araçta Abdulmecit Baskın emniyete götürüldü. Biz de bir müddet sonra daire başkanlığına gittik. Orada yoklardı. Bunun üzerine İbrahim Şahin, bize ‘burada ne işiniz var, gidin onlarla buluşun’ dedi. Onlarda piecers denilen alet vardı. Bu mesaj aletiydi. Onunla Gölbaşı’nda olduklarını anladık. Yanlarına gittiğimizde Abdulmecit Baskın’ın ölmüş olduğunu gördük. Kimin öldürdüğünü bilmiyorum. Orada Ayhan Akça ile kavga ettik. Bu ne biçim görev, bu ne biçim iştir diye söyledim. ‘Bu işi daire başkanı biliyor, sen karışma’ dedi. Biz birbirimize yumrukla girdik. Daha sonra oradan uzaklaştık. Ceset orada kaldı. Olay yerinde Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap, Ayhan Özkan, Ahmet Sakarya vardı. O günden sonra onlarla emniyetteki ilişkilerimiz bozuldu.”
Çarkın’ın bu itiraflarının ardından Abdulmecit Baskın’ın eşi Raife ve ağabeyi Necip Baskın suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken ve eski özel harekatçıların yanı sıra dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ve Tuğgeneral Veli Küçük hakkında da dava açılması istendi. Dilekçede, Abdulmecit Baskın’ın öldürüldüğü günden bugüne kadar faillerinin bulunmadığı belirtilerek, “Dönemin koşulları, o günden bu güne kadar yaşanan süreçler ve kamuoyunda Susurluk ve Ergenekon olarak bilinen oluşumların kısmi de olsa ifşa edilmesiyle bu cinayetin o dönem işlenen bir çok faili meçhul cinayet gibi belli bir program dahilinde devlet imkanlarını kullanan ve kendilerini hukuktan üstün gören çevrelerce belli bir emir komuta zinciri içerisinde işlendiği açıkça ortaya konmuştur” denildi.
Ayhan Çarkın, 26 Mart 2011'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede, 1993 sonunda Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı emrine atandığını söyledi. Dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın talimatıyla Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin'in başkanlığında 60 kişilik özel ekip oluşturulduğunu anlatan Çarkın, sanık Ahmet Demirel'in de Şahin'in ardından gelen amirleri olduğunu ifade etti. Ancak Demirel'in, ayrı bir grubun amiri olduğunu kaydeden Çarkın, kendisiyle birlikte Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Oğuz Yorulmaz, Ahmet Sakarya, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Seyfettin Lap, "Cengiz" isimli emniyet amiri, "Enver" ve "Ümit" adlı polis memurları, "Yusuf" adlı komiser ve Semih Sueri isimli sivil kişinin bulunduğu grubun doğrudan Şahin'e bağlı olduğunu anlattı. Sueri'nin, Şahin'in fabrikatör bir arkadaşının oğlu olduğunu söyleyen Çarkın, bu kişiye polis kimliği verildiğini anlattı. Osman Gürbüz ve Duran Fırat isimli astsubay olduğunu bildiği kişilerin de Şahin ile sürekli bağlantılı olduğunu, Korkut Eken'in ise Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yaptığını anlatan Çarkın, özel harekat polislerinin seçimi ve eğitiminde görev alan Eken'in oldukça etkili olduğunu savundu. Bu özel grubun Güneydoğu'daki terörle mücadelede rol almak ve yeni personeli eğitmek amacıyla kurulduğunu ifade eden Çarkın, grubun, sonradan ana amacının dışına çıktığını ve "Ankara'da bazı infazlar gerçekleştirdiğini" söyledi. Susurluk davası hükümlüsü, eski özel harekatçı Ayhan Çarkın’ın 1993-1994 yıllarında faili meçhul kalmış cinayetlerle ilgili 2011’de yaptığı itiraflar üzerine başlatılan soruşturmada Ankara’da ilk iddianame hazırlandı. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, 30 Eylül 1993’te öldürülen Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın’la ilgili soruşturma dosyasını zamanaşımı riski nedeniyle, 16 faili meçhul cinayetle ilgili yürüttüğü ana soruşturmadan ayırarak, iddianame hazırladı. İddianamede, dönemin Emniyet Genel Genel Müdürü Mehmet Kemal Ağar, eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, emekli Yarbay Korkut Eken ile eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Seyfettin Lap, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir hakkında, “cürüm işlemek amacıyla kurulan silahlı suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde adam öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uyarınca, kamu görevlilerinin işlediği suçlarda zamanaşımı uygulanmasa bile Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’nin, soruşturmanın iç hukuka göre zamanaşımına uğramaması için davayı açtığı bildirildi. Davanın açılması, Baskın cinayetiyle ilgili zamanaşımını durdururken, “adam öldürmek” suçuna öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresini de 10 yıl daha uzatarak 30 yıla çıkardı. Bilgili, hazırladığı iddianameyi, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Mahkeme zaman aşımına bir gün kala iddianameyi kabul etti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Abdulmecit Baskın’ın 1993’te öldürülmesinin soruşturması ile başlayan ve birçok faili meçhul cinayetin dahil edildiği davada, Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, eski Özel Harekat Polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir, “Cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan yargılanıyor.
2011’de tekrar yapılan suç duyurusu ile başlayan davada, savcı 16 Mayıs 2014’te verdiği mütalaada sanıkların tamamının duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti ve Çarkın’ın tahliyesini istedi. Gerekçe olarak dosyadaki delillerin soyut olduğunu ve sadece Çarkın’ın ifadelerine dayandığını iddia etti. Mahkeme mütalaaya uydu ve dosyada tutuklu sanık kalmadı. Ayrıca tüm sanıklar hakkında duruşmalardan vareste tutulma kararı verildi. Ayhan Çarkın’ın akli dengesinin yerinde olduğuna ilişkin rapor dosyaya girdi. İtiraz üzerine mahkeme heyeti Ağar hakkındaki vareste kararını kaldırdı.
- Geolocation
Latitude: 39.9333635
Longitude: 32.8597419
- Geolocation
- City
- Ankara
- Date of disappearance
- Sep 30, 1993
- Year of disappearance
- 1993
- Age at the time of disappearance
- Yaş:40Ay:10Gün:18
- Status of the victim
- Discovered dead and returned to the family
- Latest status as suspect in the act
- Faced charges but acquitted, decision taken to appeal
- Type of source material
- Bill of indictment
- Press release or report of human rights organisations
- Printed or online news
- Statement by victim/complainant
- Decision by the prosecution office
- Case dismissed due to statute of limitations
- Name of the court case
- Ankara JITEM Case
- Summary of the legal proceedings
Abdülmecit Baskın’ın da arasında bulunduğu 1990’lı yıllarda Ankara’da zorla kaybedilen veya yasadışı keyfi infaz edilen 19 kişiye ilişkin ilk soruşturma 2013 yılında başlatıldı. 20.09.2013 tarihinde zamanaşımı riskinden dolayı Abdülmecit Baskın cinayetiyle ilgili iddianame düzenlenirken, 20.12.2013 tarihinde düzenlenen yeni iddianameyle Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan cinayetleri de yargılamaya dahil edildi. Sanıklar Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman’nın “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından yargılandığı dava Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.
İlk duruşması 16 Mayıs 2014’te görülen ve tutuklu sanığın olmadığı davanın 10 Nisan 2015 tarihli duruşmasında eski MİT Güvenlik Daire Başkanı Mehmet Eymür kendisine verilen 29 kişilik infaz listesini mahkemeye sundu. 3 Temmuz 2015 tarihli duruşmada Susurluk raporunu hazırlayan, dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş; 20 Kasım 2015 tarihli duruşmada ise eski Emniyet Müdürü ve Ordu Valisi Kemal Yazıcıoğlu tanık olarak ifade verdiler. 26 Şubat tarihli duruşmaya sanıklardan yalnızca Ayhan Çarkın katıldı. Sırasıyla Tuncay Özkan, Hikmet Çiçek, Halil Tuğ, Bilgi Ünal, Hanefi Avcı tanık olarak dinlendi. Fikri Sağlar ise mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. 17 Haziran 2016 tarihli duruşmada İçişleri eski Bakanı Nahit Menteşe, Ömer Lütfi Topal cinayetine ilişkin gelen ihbarı tutanak altına alan dönemin Cinayet Büro memuru Lütfullah Uzun; bu ihbar üzerine Özel Harekât Polisleri Oğuz Yorulmaz ve Ayhan Çarkın’ın gözaltına alınmasında yer alan dönemin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Yankesicilik Büro Amiri Şükrü Pekgil; “Ölüm Listesi”nde adı olduğu fakat Mehmet Ağar’la görüşerek adını listeden çıkarttırdığı idddia edilen iş insanı Vekin Aktan tanık olarak dinlendi. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük adresinde tespit edilemediği dolayısıyla tebligat ulaştırılamadığından tanık olarak ifade vermedi. Sanıklardan Mahmut Yıldırım’ın (Yeşil) eski Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür tarafından yapılan sorgusunun “gizli” ibareli tutanağı okundu. Özel harekat polisleri Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz’ı gözaltına alan Akın Kızıloğlu ve Şentürk Demirel’in tanık olarak dinlenmesine, İsmet Berkan, Mesut Yılmaz, Tanıl Tekin hakkında çağrı belgesi çıkarılması ve SEGBİS’le beyanlarının alınmasına karar verildi.
11 Kasım 2016 tarihli duruşmada gazeteci Uğur Dündar ve Yaman Namlı tanık olarak SEGBİS aracılığıyla ifade verdi. Ara kararlarda eski Başbakan Mesut Yılmaz, gazeteci Emin Demirel, Mümtazer Türköne, Fikri Sağlar ve Orhan Taşanlar’ın tanık olarak ifadelerine başvurulmasına; katılan vekilleri gazeteci İsmet Berkan’ın dinlenmesinden vazgeçtiklerini bildirdiklerinden, dinlenmesine yer olmadığına; “2. MİT Raporu” olarak bilinen ve Aydınlık Gazetesinde yayınlandığı söylenen raporun İstanbul Emniyet Müdürlüğünden, Susurluk Raporuna ilişkin kaydın da Kanal D’den tekrar istenmesine; Akın Kızıloğlu, Şentürk Demiral ve Veli Küçük’ün adreslerinin tespitine; Mehmet Eymür’ün ifadelerinde adı geçen ve İngiltere’de öldürüldüğü anlaşılan Mehmet Kaygısız soruşturmasının evraklarının istenmesine karar verildi.
10 Şubat 2017 tarihli duruşmada eski Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, dönemin Cinayet Büro Amiri Şentürk Demiral, Gasp Büro Amiri Akın Kızıloğlu, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in danışmanı Mümtazer Türköne ve Doğan Özkan tanık olarak dinlendi. Mahkeme Fikri Sağlar’ın tekrar çağrı belgesi ile tanık olarak çağrılmasına; tanık Veli Küçük’ün, Fevzi Türkeri’nin, Emin Demirel’in, Ahmet Duran Alp’in ve Mesut Yılmaz’ın bir sonraki duruşma SEGBİS yöntemiyle dinlenecek şekilde hazır edilmesine; gizli tanıklar “Emek” ve “Ayışığı”nın dinlenmesi yönündeki talebin dinlenecek tanık sayısı göz önüne alınarak daha sonra değerlendirilmesine karar verdi.
5 Mayıs 2017 tarihli duruşmada Fevzi Türkeri ve Nur İnuğur tanık olarak ifade verdi. Sanık Alper Tekdemir ve tanık olarak dinlenmesi beklenen isimlerden gazeteci Emin Demirel SEGBİS bağlantısı kurulamadığından, Veli Küçük istirahat raporu sunduğundan, Mesut Yılmaz ve Fikri Sağlar ise duruşmaya katılmadıklarından dinlenemediler. Tansu Çiller ve eşi Özer Çiller Uçuran ise avukatları aracılığıyla tanıklık talebinin “abesle iştigal” olduğunu, katılan avukatlarının yazılı sorularına yazılı olarak yanıt verebileceklerini belirten bir dilekçeyi mahkemeye sundu. Ancak savcı huzurda dinlenmeleri yönünde mütalaa verdi, mahkeme heyeti de SEGBİS aracılığıyla dinlenmeleri için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine yazılmasına karar verdi.
15 Eylül 2017 tarihli duruşmaya Tansu Çiller ve Özer Uçuran Çiller mazeret bildirerek katılmadı. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve gazeteci Emin Demirel SEGBİS aracılığıyla tanık olarak ifade verdi. Fikri Sağlar’a tanık olarak dinlenilmesi için SMS yoluyla bilgi verilmesine, dönemin Başbakanı Ahmet Mesut Yılmaz’ın SEGBİS yoluyla dinlenmesi için talimat yazılmasına, daha önceki ara kararlara rağmen Tansu Çiller ve Özer Uçuran Çiller’in dinlenilmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verildi.
22 Aralık 2017 tarihli duruşmada dinlenmesi kararlaştırılan tanıklar ya hazır bulunmamaları ya da SEGBİS bağlantısının sağlanamaması nedeniyle dinlenemediler. Mesut Yılmaz, Tansu Çiller ve eşi Ozan Uçuran Çiller’in tanık olarak dinlenmesi talebi 17 Haziran 2016 tarihli duruşmada ifade veren dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe’nin beyanları kastedilerek, “dönemlerinde işlenen cinayetlerin faillerinden birebir haberdar olmayacaklarının açık olması, aradan geçen zamanın dönemin İçişleri Bakanının dahi haberdar olmadığının mahkemece alınan ifadesinde belirtmiş olması” gerekçesiyle reddedildi. Katılan avukatlarına esas hakkında beyanlarını sunmaları için bir ay süre verilmesinin ardından bir sonraki duruşma da yakın bir tarihe ertelendi.
2 Şubat 2018 tarihli son duruşmada Susurluk kazasından hemen sonra kurulan Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar tanık olarak verdiği ifadede dönemin başbakanı Mesut Yılmaz’ın talimatıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporunun bir bölümünün dönemin koalisyon hükümeti liderlerinin kararıyla “devlet sırrı” ilan edilerek çıkartıldığını; özellikle bütün ekleriyle birlikte edinilmesi halinde raporda davaya ilişkin aydınlatıcı bilgilere ulaşılabileceğini söyledi. Mahkeme, Başbakanlık Teftiş Kurulu’na yazılan rapor cevabının beklenmesine, rapor incelendikten sonra Mesut Yılmaz’ın tanık olarak dinlenmesine yer olmadığına ilişkin ara karardan vazgeçilmesi talebinin düşünülmesine karar vererek bir sonraki duruşma tarihini 4 Mayıs 2018 günü saat 10:00 olarak belirledi.
