Hıdır Işık
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Unknown
- Occupation
- Unknown
- Dependants
- 0
- Event description
Dersim merkeze bağlı Gökçek Köyü Mirik mezrasında yaşayanlar mezra civarında süreklileşen askeri operasyonlar, silahlı çatışmalar ve askerlerin sürekli baskıları nedeniyle başka yerlere göç etmişti. Sadece Işık ve Serin aileleri mezrada kalmaya devam ediyordu. 23-24 Eylül 1994 tarihinde başlayan operasyonlar sırasında Mirik’e giriş çıkışlar yasaklandı, köy muhtarı da dahil kimsenin köye girmesine izin verilmedi. Tuğgeneral Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Dağ Komando Komutanlığı’na bağlı askerler mezraya baskın düzenledi. Mezrada bulunan evler, bağ ve bahçeler bombalandı, yakıldı. Askerler daha sonra her iki aileden Hıdır Işık(63), Hatun Işık(31), Yeter Işık(22), Elif Işık (29), Düzali Serin (37), Gülizar Serin (34) ve üç yaşındaki Dilek Serin’i gözaltına aldı. Bu kişilerden bir daha haber alınamadı. Onları soran köylülere Mirik’ten sorumlu olan Gökçek Jandarma Karakolu “onları biz de görmedik” yanıtını verdi.
Olay tarihinde asker olan ve olaydan bir-iki gün sonra Dersim’e dönen Işık ailesinin büyük oğlu Ali Işık, kendisine yapılan tüm uyarılara rağmen Mirik'e yakınlarını aramaya gitti. Ondan da haber alınamadı. Olay tarihinde Tunceli merkezde okula gittiği için tesadüfen kurtulan Işık ailesinin öteki oğlu Süleyman Işık, yakınlarından haber alamaması üzerine 30 Eylül 1994 günü TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı'na dilekçe verdi ve "yakınları hakkında araştırma yapılarak onların ölü veya sağ olup olmadıkları" hakkında kendisine bilgi verilmesini istedi.
Süleyman Işık ayrıca köye giden abisi Ali Işık’tan da haber alınamaması üzerine 7 Ekim 1994 günü Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verdi. Bu dilekçede özetle ailesinin ve köye giden abisinin akibetini sordu. Cumhuriyet savcısı, dilekçeyi işleme koydu; ne var ki yeterli bir inceleme yapmadı; olay yeri Mirik'e de gitmedi.
8 Ekim 1994 günü yakınlarını aramak için Mirik’e giden Ali Işık'ın cansız bedeni, bir çoban tarafından köy yakınında bulundu. Ali Işık’ın bedeni çıplaktı, başı da ezilmişti. Adli Tıp Raporunda "ateşli silah yaralaması" sonucu öldüğü belirtiliyordu. Ali Işık’ın bedeninin çoban tarafından bulunduğu yerin önemli bir özelliği ise, Gökçek Karakolunun hemen altında ve karakolun görüş mesafesi içinde olmasıydı.
Köylülerin kendi çabalarıyla bedeni bulmalarından sonra Savcılık olaya el koydu. Süleyman Işık ve Kamer Serin'in ifadelerini aldı. Savcı, iki buçuk ayı ancak bulan incelemesi sonunda "zorla kayıp etme" ve "adam öldürme" filleri hakkında bir sonuca ulaşamadı. 5 Aralık 1994 günü "faili meçhul eylem ve cinayet" değerlendirmesiyle dosyayı DGM'ye gönderdi.
Bu arada öldürülen ve kaybolanların yakınları tarafından TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na yapılan başvuru üzerine Olağanüstü Hal Bölge Valiliği tarafından komisyona gönderilen yazıda, 21-26 Eylül 1994 tarihleri arasında Mirik mezrası Kutu deresi bölgesinde düzenlenen operasyonda, 2 güvenlik görevlisinin ve 18 militanın öldüğü, operasyon sırasında Mirik mezrasında kimsenin bulunmadığı, Işık ve Serin ailelerinin güvenlik güçleri ile muhatap olmadıkları, 35 kilometre genişliğindeki operasyon bölgesinde rastlanan 200 kadar başıboş koyunun sonradan sahiplerine iletilmek üzere Gökçek Jandarma Karakolu’na teslim edildiği yanıtı verildi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da incelemesini sonlandırdı. Dönemin Komisyon Başkanı Sabri Yavuz tarafından 27 Aralık 1994 günü Süleyman Işık'a gönderilen mektupta "kayıp kişiler hakkında herhangi bir bulgunun elde edilemediği... Kutuderesi operasyonunda ağır kayıplar veren örgütün bu iki hane efradını rehin aldıkları ya da ihbar ettikleri düşüncesiyle yanlarında götürdüklerinin değerlendirildiği" bildirildi.
Bu tarihten itibaren Mirik olayı, Savcılık, Jandarma ve Emniyetin dosyalarında "faili meçhul olay" olarak kaldı; hiçbir ilerleme sağlanmadı ve araştırma durduruldu.
Dersim’de OHAL’in kaldırılması sonrası Süleyman Işık ve Kamer Serin, 2003 yılında Bolu Komando Tugayı askerlerinin olaydaki sorumluluğunun araştırılması için suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda, Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerlerin 24 Eylül 1994 tarihinde Mirik mezrasında Hıdır Işık, Hatun Işık, Elif Işık, Yeter Işık, Düzali Serin, Gülizar Serin ve Dilek Serin’i evlerinden aldıkları, o tarihten itibaren bu kişilerden hiçbir haber alınamadığına dikkat çekildi. Dilek Serin’in o zaman 3 yaşında olduğu belirtilen suç duyurusunda, Ali Işık’ın bir gün sonra ailesinin akıbetini öğrenmek için köye gittiği ve bir süre sonra cesedinin bulunduğu kaydedildi.
Başvuruda, “Her iki aileye ait büyük ve küçükbaş hayvanlar birkaç gün sonra köyün karşısında bulunan karakol yetkililerince ailelere teslim edildi. Operasyon bitiminden sonra güvenlik güçlerinden izin alarak köye giden kişiler köydeki evleri, içindeki eşyaların roket atılarak yakıldığı ve köyün bir bütün olarak harabeye çevrildiği görüldü” denildi.
Suç duyurusunda Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 1998 yılında ifade veren Gökçek köyü muhtarı Cebrail Nakış, Ahmet Gülmez ve Ali Bulut’un, “operasyon tarihinde köye girişlerin yasaklandığını, köye gitmek için birkaç kez izin istemelerine rağmen verilmediğini, birkaç gün sonra köye girdiklerinde ise köyün yakılmış, yıkılmış ve bombalanmış olduğunu gördüklerini söyledikleri” bildirildi ve o dönemde Tunceli’de görev yapan Bolu Komando Tugayı’na bağlı personelin kimliklerinin saptanması istendi. Ancak bu suç duyurusunun yanıtı da "faili meçhul olay" değerlendirmesi oldu ve bir sonuca ulaşılamadı.
TBMM tarafından “Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlalleri İncelemesi” amacıyla kurulan komisyona 14.12.2011 tarihinde ifade veren Süleyman Işık olayın Bolu Komando Tugayının uygulamalarının mağduru olduklarını belirterek aile fertlerinin zorla kaybedilmesi olayının aydınlatılmasını ve sorumlularının cezalandırılmasını talep etti.
Olayın ardından yıllarca yaptıkları hukuki girişimlerden bir sonuca ulaşamayan aileler AİHM'e başvurdu. AİHM'e başvuru sonrası Genelkurmay Başkanına bir mektup yazdı. Olayın aydınlatılması için devreye girmelerini ve çözüm için işbirliğine hazır olduklarını bildirdi.
Aralık 2004'te gönderilen bu mektuba yanıt verilmedi. Ancak mektubun basında yer alması Tunceli Savcısını harekete geçirdi. Olaydan 11 yıl sonra köyde keşif yapıldı. Ancak olayla ilgili yine bir gelişme kaydedilemedi.
- Geolocation
Latitude: 39.10617
Longitude: 39.548259
- Geolocation
- City
- Tunceli
- Date of disappearance
- Sep 23, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:63
- Status of the victim
- Still missing