Mehdi Akdeniz
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Unknown
- Occupation
- Peasant
- Event description
AİHM’nin 31 Mayıs 2005 tarihli kararına göre 20 Şubat 1994 tarihinde Kulp Bölge Jandarma Karakolu’ndan yaklaşık 200 asker Diyarbakır’ın Kulp İlçesinin Sesveren Mezrasına geldi ve köylüleri evlerinden çıkmaya zorladılar. Köylüler, köy meydanında toplandı ve askerler, köylülerin evlerini yakmaya başladılar.
Askerlerden biri, elindeki listeden altı erkeğin ismini okudu: Halit Akdeniz (35), İrfan Akdeniz (18), Mehmet Şirin Allahverdi (35), Ziya Çiçek (22), Faik Akdeniz (35) ve Mehdi Akdeniz (22). Askerler daha sonra bu altı kişiyi dövdü; Mehdi, en ağır muameleye maruz kaldı.
Askerler köyde iki saat kadar kaldı ve daha sonra bu altı kişilik grupla yaklaşık 1.5 kilometre uzaklıkta olan bir araca binerek diğer bir köye gittiler.
Mehdi ile birlikte gözaltında tutulan görgü tanıkları, Mehdi'nin beş gün boyunca Kulp Bölge Jandarma Karakolu’nda alıkonduğunu söylediler. Görgü tanıklarına göre, gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz bırakıldı ve altı kişi içerisinde en ağır muameleyi o gördü. Görgü tanıkları, Mehdi’nin Diyarbakır’a götürülmeden önce bir hafta boyunca alıkonmuş olduğu Silvan’da da çok kötü koşullarda bulunduğunu doğruladılar.
O tarihten beri, Mehdi'nin annesi Mevlüde Akdeniz oğlunun nerede olduğu ya da akıbeti hakkında hiçbir bilgi alamadı. Mevlüde Akdeniz sözlü ve yazılı olarak Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne birçok başvuruda bulunarak oğlu hakkında bilgi almaya çalıştı ancak gözaltında olduğu inkar edildi.
28 Şubat 1994 tarihinde tutulmuş olan ve Kulp Jandarma Karakolu’ndan üç jandarma yetkilisi ile dört jandarma erinin imzaladığı bir gözaltı kaydına göre, söz konusu altı kişiden beşi, Halit Akdeniz, M.Şirin Allahverdi, Ziya Çiçek, Faik Akdeniz ve İrfan Akdeniz, jandarmalar tarafından düzenlenen bir operasyonla yakalandılar. Ayrıca rapora göre, beşinin vücudunda da kaçma teşebbüsü ve güç kullanımı sonucu oluşmuş birçok yara izi bulunmaktaydı.
11 Mayıs 1994 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı’na vermiş olduğu dilekçesinde Mevlüde Akdeniz, oğlunun akıbetine dair kendisine bilgi verilmesini istedi. Mevlüde'nin 11 Mayıs 1994 tarihinde vermiş olduğu dilekçeye ilişkin Cumhuriyet Başsavcısı tarafından el yazısı ile yazılmış olan bir nota göre, oğlunun ismine gözaltı kayıtlarında rastlanmadı.
6 Ocak 1995 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutanından Mevlüde'yi, Mevlüde'nin oğlu ile birlikte gözaltına alındığı iddia edilen beş kişi ile beraber Savcılığa çağırmasını istedi. Cumhuriyet Savcısı ayrıca, Mevlüde'nin köyünde yaşamakta olan Cevdet Yılmaz ve Reşat Pamuk isimli şahısların da çağrılmasını talep etti. Aynı talep 26 Temmuz 1995 tarihinde tekrarlandı. 27 Ağustos 1995 tarihinde iki jandarma askeri tarafından hazırlanan ve Kulp Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilen bir raporda, Kulp Cumhuriyet Savcısı’nın 26 Temmuz 1995 tarihli mektubunda değindiği kişilerin, olaylardan üç yıl önce köylerini terk ederek bilinmeyen bir yere gittiği iddia edildi.
Cumhuriyet Savcıları ve jandarmalar arasında, Savcıların Mevlüde ve diğer yedi kişiyi bulmak amacıyla yaptığı başarısız girişimleri ortaya koyan benzer yazışmalar, Mehdi ile aynı zamanda gözaltına alındığı iddia edilen altı kişiden biri olan Halit Akdeniz’in yerinin tespit edildiği 1996 senesi Haziran ayına kadar devam etti.
13 Haziran 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan bir ifadeye göre, Halit Akdeniz 1994 senesi Şubat ayında bir grup askerin köye geldiğini ve köylüleri köyün dışında topladığını belirtti. Daha sonra askerler, köydeki evleri ateşe verdiler. Kendisi, oğlu İrfan, Mehdi ve diğer üç kişi kötü muameleye maruz bırakıldı. Daha sonra gece boyu tutuldukları Sivrice Jandarma Karakolu’na götürüldüler. Ertesi sabah, dört gün boyunca gözaltında tutuldukları, gözlerinin bağlandığı, dövüldükleri ve sorguya çekildikleri Kulp Komanda Tugayı’na götürüldüler. Söz konusu dört günün sonunda, Mehdi dışındakiler Kulp Merkez Jandarma Karakolu’na getirildiler ve Mehdi’yi bir daha göremediler. 15 gün daha gözaltında tutuldular ve gözaltı sürelerinin bitiminde Faik Akdeniz dışında herkes serbest bırakıldı.
20 Haziran 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Mehdi ile birlikte gözaltına alınan diğer altı kişiden biri olan Mehmet Şirin Allahverdi’nin ifadesini aldı. Halit ve İrfan Akdeniz’in ifadelerine benzer bir ifade veren Allahverdi, Mehdi Akdeniz’in 1994 senesi Şubat ayında askerlerle birlikte köye gelen itirafçı tarafından teşhis edilmiş olduğunu ekledi.
Kulp Cumhuriyet Savcısı, 15 Ağustos 1996 tarihinde Mevlüde Akdeniz’İn ifadesini aldı. Mevlüde daha önceki ifadelerinii tekrarladı ve oğlunun akıbetini öğrenmek istediğini yineledi.
19 Ağustos 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından Halit Akdeniz, İrfan Akdeniz ve Mehmet Şirin Allahverdi’den alınan ifadeler Diyarbakır Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi. Kulp Cumhuriyet Başsavcısı ayrıca Faik Akdeniz ve Ziya Çiçek’i bulma çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Faik Akdeniz 16 Eylül 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulandı; Halit Akdeniz, İrfan Akdeniz, Mehmet Şirin Allahverdi ve Mevlüde Akdeniz tarafından verilen ifadelere benzer bir ifade verdi.
5 Aralık 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp Bölge Jandarma Karakolu’na bir mektup gönderdi ve 1994 senesi Şubat ayında Karaorman Köyü’nde bir operasyon düzenlenip düzenlenmediğini sordu.
27 Aralık 1996 tarihinde Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutan yardımcısı, Karakol’daki kayıtlara göre 1994 senesi Şubat ayında Karaorman veya Sesveren Köyü’nde hiçbir operasyon düzenlenmemiş olduğunu belirten yazılı bir cevap gönderdi.
Aynı gün Kulp Cumhuriyet Savcısı, Mehdi ile gözaltına alınmış olduğu iddia edilen beşinci kişi olan Ziya Çiçek’in ifadesini aldı. Çiçek, Mevlüde Akdeniz ve Mehdi ile gözaltına alınmış oldukları iddia edilen diğer dört kişi tarafından verilen ifadeleri doğruladı.
14 Ocak 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp ve Silvan Bölge Jandarma Karakollarından, Diyarbakır İl Jandarma Karakolu’na ve Diyarbakır Polis Karakolundan Savcılığa, 20 Şubat 1994 ve 10 Ocak 1995 tarihleri arasında sırasıyla karakollarında gözaltına alınan kişilerin isimlerini gösteren gözaltı kayıtlarını göndermelerini istedi.
24 Ocak 1998 tarihinde Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutanı, Kulp Savcılığına 20 Şubat 1994 ve 10 Ocak 1995 tarihleri arasında gözaltına alınan kişilerin isimlerini gönderdi. Söz konusu mektuba göre, Halit Akdeniz, Ziya Çiçek, Mehmet Allahverdi, İrfan Akdeniz ve Faik Akdeniz isimli kişiler 28 Şubat 1994 tarihinde PKK ile işbirliği yaptıklarından şüphelenildiği için gözaltına alınmıştı.
2 Şubat 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na Halit Akdeniz, Ziya Çiçek, Mehmet Allahverdi, İrfan Akdeniz ve Faik Akdeniz isimli kişilerden alınmış olan ifadelerin, Mevlüde Akdeniz'in iddialarını doğruladığını bildirdi. Jandarmalardan, Mehdi'nin gerçekten kendileri tarafından gözaltına alınıp alınmadığına dair bilgi almak istedi.
16 Şubat 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Reşat Pamuk’un ifadesini aldı. Pamuk daha önce, Kulp yakınlarındaki Yayık Köyü’nde yaşamakta olduğunu belirtti; 1994 senesi Ramazan ayında Silvan Kasabası’nda kendisi ve bir grup arkadaşının askerler tarafından gözaltına alındığını ancak kendisinin Mehdi Akdeniz’i tanımadığını belirtti.
Kulp Cumhuriyet Savcısının 14 Ocak 1998 tarihli mektubuna, 24 Şubat 1998 tarihinde verdiği yanıtta Diyarbakır Polis Karakolu şefi, Mehdi Akdeniz’in polis tarafından gözaltına alınmış olmadığını belirtti.
Ayrıca 24 Şubat 1998 tarihinde Müdürlük, Diyarbakır Mahkemesi Savcılığı’na Mehdi ile birlikte gözaltına alınmış olduklarını iddia eden kişiler tarafından verilen ifadelerin içeriklerinin doğruluğunu kontrol etmesini istedi. Söz konusu mektup aynı gün Kulp Cumhuriyet Savcısı’na gönderildi.
25 Şubat 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutanının dikkatini, almış olduğu formda 28 Şubat 1998 tarihinde gözaltına alınmış olan beş kişinin serbest bırakılma tarihlerinin yer almadığına çekti. Cumhuriyet Savcısı, komutandan karakolunda söz konusu şahıslara ilişkin ne tür işlemler yapıldığına ilişkin bilgi vermesini istedi.
24 Şubat 1994 ve 21 Mart 1994 tarihleri arasında Diyarbakır Jandarma Komutanlığında alıkonan kişilerin isimlerinin olduğu birtakım gözaltı kayıtlarına göre, söz konusu beş kişi 5 Mart 1994’ten, Diyarbakır Mahkemesinin beraatlarına karar verdiği 8 Mart 1994'e kadar orada alıkondu.
16 Mart 1998’de, Diyarbakır Mahkemesi Savcısı,1994 Şubatında tutuklanmalarının ardından İrfan Akdeniz, Mehmet Allahverdi ve Faik Akdeniz aleyhinde yapılan cezai takibatla ilgili olarak bazı belgeleri Müdürlüğe yolladı. Bu belgelere göre, bu üç kişi yargılanmış ve terör örgütüne yardım ve yataklık etme suçundan beraat etmişlerdi.
25 Mart 1998’de, Kulp Savcısı, bir kez daha Kulp Jandarma Komutanlığı’ndan Karaorman köyünde 20 Şubat 1994’ten beri tutuklu bulunan kişilerin isimlerini istediler.
11 Nisan 1998’de, Sivrice Jandarma Karakolu komutanı, bir raporda 20 Şubat 1994’te Karaorman köyünde karakolundaki askerler tarafından hiçbir operasyonun gerçekleştirilmediğini ifade etti.
Söz konusu olayların olduğu sırada Karaorman köyünün muhtarı olan Mehmet Nuri Sansar, 15 Nisan 1998’de Kulp Savcısı tarafından sorgulandı. Sansar, 20 Şubat 1994’te iki askerin içeri girip oradakilerden camiden ayrılmalarını istedikleri sırada, Karaorman köy camisinde dua etmekte olduğunu belirtti. Sansar daha sonra, köyün askerler tarafından kuşatıldığını ve köylülerin köy dışında toplandığını belirtti. Askerlerin komutanının kendisini yanına çağırarak bazı köylülerin gerillaya erzak temin ederek yardımda bulundukları yönünde istihbarat aldıklarını; hangi köylülerin yardımda bulunduğunu kendisine söylemesini istediğini anlattı. Sansar bilmediğini söyleyince, askerler onu uzağa götürüp dövdüler. Askerlerin arasında, yüzü kapalı olan bir de itirafçı bulunmaktaydı. İtirafçı hiçbir şey söylemedi, ancak altı kişiyi işaret etti. Altı kişi uzağa götürüldü ve Mehdi Akdeniz hariç diğerleri bir süre sonra serbest bırakıldı.
Cevdet Yılmaz, 29 Nisan 1998’de bir savcı tarafından sorgulandı. Yılmaz, Mehdi Akdeniz’in yaşadığı Sesveren köyünün yanındaki Yayık köyünde oturduğunu ifade etti. Yılmaz ayrıca, 1994 Şubatında tutuklandığını ve Mehdi Akdeniz’i gördüğü Silvan’daki tutuklu evine götürüldüğünü belirtti. Kendisinin ve diğer tutukluların Diyarbakır Mahkemesi’Mahkemesinde yargıç önüne çıkarıldığını ama Mehdi'yi bir daha görmediğini ifade etti.
22 Mayıs 1998 tarihinde Kulp Savcısı, Silvan Savcısından birkaç görgü tanığının iddia ettiği gibi Mehdi Akdeniz’in orada tutuklu kalıp kalmadığını doğrulamak için Silvan’daki Jandarma Komutanlığı ile iletişime geçmesini istedi.
13 Haziran 1998’de, Silvan Jandarma Komutanlığı komutanı, gözaltı kayıtlarına göre, 1994 Şubatında Mehdi Akdeniz’in Komutanlık’ta alıkonmadığını Silvan Savcısı’na bildirdi.
29 Haziran 1998’de, Diyarbakır Jandarma Komutanlığı Komutan Yardımcısı Kulp Savcısına 1994 Şubatında Karaorman köyünde operasyon gerçekleştirilmediğini belirtti.
18 Ağustos 1994 tarihinde Mevlüde Akdeniz AİHM’ne başvurdu. 31 Mayıs 2005 tarihli kararında AİHM, Mehdi Akdeniz’in ölüm karinesinin gerçekleştiğine karar vererek, ölümünden devletin sorumlu olduğuna hükmetti, zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin esastan ve usulden ihlal edildiğine karar verdi.
AİHM ayrıca, Mehdi’nin yakalanırken ve gözaltında maruz kaldığı muamelenin ve zorla kaybedilmesiyle ilgili yakınlarının çektiği acıların Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlali olduğuna karar verdi. AİHM Mehdi'nin zorla kaybedilmesinin, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen Sözleşme'nin 5. maddesini ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini de ihlal ettiğine karar verdi.
- Geolocation
Latitude: 38.5258521
Longitude: 41.1422334
- Geolocation
- City
- Diyarbakır
- District
- Kulp
- Date of disappearance
- Feb 20, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:22
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- ECHR decision
- Press release or report of human rights organisations
- Decision by the prosecution office
- Investigation continues
- Verdict of ECHR
- Violation of the right(s)
- Articles violated according to ECHR verdict
- Article 13: Right to an effective remedy
- Article 2: Procedural violation of the right to life
- Article 2: Substantive violation of the right to life
- Article 3: Prohibition of torture in respect of the applicant
- Article 3: Prohibition of torture in respect of the forced disappeared
- Article 5: Right to liberty and security
- Summary of the legal proceedings
AİHM’nin 31 Mayıs 2005 tarihli kararına göre 20 Şubat 1994 tarihinde Kulp Bölge Jandarma Karakolu’ndan yaklaşık 200 asker Diyarbakır’ın Kulp İlçesinin Sesveren Mezrasına geldi ve köylüleri evlerinden çıkmaya zorladılar. Köylüler, köy meydanında toplandı ve askerler, köylülerin evlerini yakmaya başladılar.
Askerlerden biri, elindeki listeden altı erkeğin ismini okudu: Halit Akdeniz (35), İrfan Akdeniz (18), Mehmet Şirin Allahverdi (35), Ziya Çiçek (22), Faik Akdeniz (35) ve Mehdi Akdeniz (22). Askerler daha sonra bu altı kişiyi dövdü; Mehdi, en ağır muameleye maruz kaldı.
Askerler köyde iki saat kadar kaldı ve daha sonra bu altı kişilik grupla yaklaşık 1.5 kilometre uzaklıkta olan bir araca binerek diğer bir köye gittiler.
Mehdi ile birlikte gözaltında tutulan görgü tanıkları, Mehdi'nin beş gün boyunca Kulp Bölge Jandarma Karakolu’nda alıkonduğunu söylediler. Görgü tanıklarına göre, gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz bırakıldı ve altı kişi içerisinde en ağır muameleyi o gördü. Görgü tanıkları, Mehdi’nin Diyarbakır’a götürülmeden önce bir hafta boyunca alıkonmuş olduğu Silvan’da da çok kötü koşullarda bulunduğunu doğruladılar.
O tarihten beri, Mehdi'nin annesi Mevlüde Akdeniz oğlunun nerede olduğu ya da akıbeti hakkında hiçbir bilgi alamadı. Mevlüde Akdeniz sözlü ve yazılı olarak Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne birçok başvuruda bulunarak oğlu hakkında bilgi almaya çalıştı ancak gözaltında olduğu inkar edildi.
28 Şubat 1994 tarihinde tutulmuş olan ve Kulp Jandarma Karakolu’ndan üç jandarma yetkilisi ile dört jandarma erinin imzaladığı bir gözaltı kaydına göre, söz konusu altı kişiden beşi, Halit Akdeniz, M.Şirin Allahverdi, Ziya Çiçek, Faik Akdeniz ve İrfan Akdeniz, jandarmalar tarafından düzenlenen bir operasyonla yakalandılar. Ayrıca rapora göre, beşinin vücudunda da kaçma teşebbüsü ve güç kullanımı sonucu oluşmuş birçok yara izi bulunmaktaydı.
11 Mayıs 1994 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı’na vermiş olduğu dilekçesinde Mevlüde Akdeniz, oğlunun akıbetine dair kendisine bilgi verilmesini istedi. Mevlüde'nin 11 Mayıs 1994 tarihinde vermiş olduğu dilekçeye ilişkin Cumhuriyet Başsavcısı tarafından el yazısı ile yazılmış olan bir nota göre, oğlunun ismine gözaltı kayıtlarında rastlanmadı.
6 Ocak 1995 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutanından Mevlüde'yi, Mevlüde'nin oğlu ile birlikte gözaltına alındığı iddia edilen beş kişi ile beraber Savcılığa çağırmasını istedi. Cumhuriyet Savcısı ayrıca, Mevlüde'nin köyünde yaşamakta olan Cevdet Yılmaz ve Reşat Pamuk isimli şahısların da çağrılmasını talep etti. Aynı talep 26 Temmuz 1995 tarihinde tekrarlandı. 27 Ağustos 1995 tarihinde iki jandarma askeri tarafından hazırlanan ve Kulp Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilen bir raporda, Kulp Cumhuriyet Savcısı’nın 26 Temmuz 1995 tarihli mektubunda değindiği kişilerin, olaylardan üç yıl önce köylerini terk ederek bilinmeyen bir yere gittiği iddia edildi.
Cumhuriyet Savcıları ve jandarmalar arasında, Savcıların Mevlüde ve diğer yedi kişiyi bulmak amacıyla yaptığı başarısız girişimleri ortaya koyan benzer yazışmalar, Mehdi ile aynı zamanda gözaltına alındığı iddia edilen altı kişiden biri olan Halit Akdeniz’in yerinin tespit edildiği 1996 senesi Haziran ayına kadar devam etti.
13 Haziran 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan bir ifadeye göre, Halit Akdeniz 1994 senesi Şubat ayında bir grup askerin köye geldiğini ve köylüleri köyün dışında topladığını belirtti. Daha sonra askerler, köydeki evleri ateşe verdiler. Kendisi, oğlu İrfan, Mehdi ve diğer üç kişi kötü muameleye maruz bırakıldı. Daha sonra gece boyu tutuldukları Sivrice Jandarma Karakolu’na götürüldüler. Ertesi sabah, dört gün boyunca gözaltında tutuldukları, gözlerinin bağlandığı, dövüldükleri ve sorguya çekildikleri Kulp Komanda Tugayı’na götürüldüler. Söz konusu dört günün sonunda, Mehdi dışındakiler Kulp Merkez Jandarma Karakolu’na getirildiler ve Mehdi’yi bir daha göremediler. 15 gün daha gözaltında tutuldular ve gözaltı sürelerinin bitiminde Faik Akdeniz dışında herkes serbest bırakıldı.
20 Haziran 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Mehdi ile birlikte gözaltına alınan diğer altı kişiden biri olan Mehmet Şirin Allahverdi’nin ifadesini aldı. Halit ve İrfan Akdeniz’in ifadelerine benzer bir ifade veren Allahverdi, Mehdi Akdeniz’in 1994 senesi Şubat ayında askerlerle birlikte köye gelen itirafçı tarafından teşhis edilmiş olduğunu ekledi.
Kulp Cumhuriyet Savcısı, 15 Ağustos 1996 tarihinde Mevlüde Akdeniz’İn ifadesini aldı. Mevlüde daha önceki ifadelerinii tekrarladı ve oğlunun akıbetini öğrenmek istediğini yineledi.
19 Ağustos 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından Halit Akdeniz, İrfan Akdeniz ve Mehmet Şirin Allahverdi’den alınan ifadeler Diyarbakır Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi. Kulp Cumhuriyet Başsavcısı ayrıca Faik Akdeniz ve Ziya Çiçek’i bulma çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Faik Akdeniz 16 Eylül 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulandı; Halit Akdeniz, İrfan Akdeniz, Mehmet Şirin Allahverdi ve Mevlüde Akdeniz tarafından verilen ifadelere benzer bir ifade verdi.
5 Aralık 1996 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp Bölge Jandarma Karakolu’na bir mektup gönderdi ve 1994 senesi Şubat ayında Karaorman Köyü’nde bir operasyon düzenlenip düzenlenmediğini sordu.
27 Aralık 1996 tarihinde Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutan yardımcısı, Karakol’daki kayıtlara göre 1994 senesi Şubat ayında Karaorman veya Sesveren Köyü’nde hiçbir operasyon düzenlenmemiş olduğunu belirten yazılı bir cevap gönderdi.
Aynı gün Kulp Cumhuriyet Savcısı, Mehdi ile gözaltına alınmış olduğu iddia edilen beşinci kişi olan Ziya Çiçek’in ifadesini aldı. Çiçek, Mevlüde Akdeniz ve Mehdi ile gözaltına alınmış oldukları iddia edilen diğer dört kişi tarafından verilen ifadeleri doğruladı.
14 Ocak 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp ve Silvan Bölge Jandarma Karakollarından, Diyarbakır İl Jandarma Karakolu’na ve Diyarbakır Polis Karakolundan Savcılığa, 20 Şubat 1994 ve 10 Ocak 1995 tarihleri arasında sırasıyla karakollarında gözaltına alınan kişilerin isimlerini gösteren gözaltı kayıtlarını göndermelerini istedi.
24 Ocak 1998 tarihinde Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutanı, Kulp Savcılığına 20 Şubat 1994 ve 10 Ocak 1995 tarihleri arasında gözaltına alınan kişilerin isimlerini gönderdi. Söz konusu mektuba göre, Halit Akdeniz, Ziya Çiçek, Mehmet Allahverdi, İrfan Akdeniz ve Faik Akdeniz isimli kişiler 28 Şubat 1994 tarihinde PKK ile işbirliği yaptıklarından şüphelenildiği için gözaltına alınmıştı.
2 Şubat 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na Halit Akdeniz, Ziya Çiçek, Mehmet Allahverdi, İrfan Akdeniz ve Faik Akdeniz isimli kişilerden alınmış olan ifadelerin, Mevlüde Akdeniz'in iddialarını doğruladığını bildirdi. Jandarmalardan, Mehdi'nin gerçekten kendileri tarafından gözaltına alınıp alınmadığına dair bilgi almak istedi.
16 Şubat 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Reşat Pamuk’un ifadesini aldı. Pamuk daha önce, Kulp yakınlarındaki Yayık Köyü’nde yaşamakta olduğunu belirtti; 1994 senesi Ramazan ayında Silvan Kasabası’nda kendisi ve bir grup arkadaşının askerler tarafından gözaltına alındığını ancak kendisinin Mehdi Akdeniz’i tanımadığını belirtti.
Kulp Cumhuriyet Savcısının 14 Ocak 1998 tarihli mektubuna, 24 Şubat 1998 tarihinde verdiği yanıtta Diyarbakır Polis Karakolu şefi, Mehdi Akdeniz’in polis tarafından gözaltına alınmış olmadığını belirtti.
Ayrıca 24 Şubat 1998 tarihinde Müdürlük, Diyarbakır Mahkemesi Savcılığı’na Mehdi ile birlikte gözaltına alınmış olduklarını iddia eden kişiler tarafından verilen ifadelerin içeriklerinin doğruluğunu kontrol etmesini istedi. Söz konusu mektup aynı gün Kulp Cumhuriyet Savcısı’na gönderildi.
25 Şubat 1998 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı, Kulp Bölge Jandarma Karakolu komutanının dikkatini, almış olduğu formda 28 Şubat 1998 tarihinde gözaltına alınmış olan beş kişinin serbest bırakılma tarihlerinin yer almadığına çekti. Cumhuriyet Savcısı, komutandan karakolunda söz konusu şahıslara ilişkin ne tür işlemler yapıldığına ilişkin bilgi vermesini istedi.
24 Şubat 1994 ve 21 Mart 1994 tarihleri arasında Diyarbakır Jandarma Komutanlığında alıkonan kişilerin isimlerinin olduğu birtakım gözaltı kayıtlarına göre, söz konusu beş kişi 5 Mart 1994’ten, Diyarbakır Mahkemesinin beraatlarına karar verdiği 8 Mart 1994'e kadar orada alıkondu.
16 Mart 1998’de, Diyarbakır Mahkemesi Savcısı,1994 Şubatında tutuklanmalarının ardından İrfan Akdeniz, Mehmet Allahverdi ve Faik Akdeniz aleyhinde yapılan cezai takibatla ilgili olarak bazı belgeleri Müdürlüğe yolladı. Bu belgelere göre, bu üç kişi yargılanmış ve terör örgütüne yardım ve yataklık etme suçundan beraat etmişlerdi.
25 Mart 1998’de, Kulp Savcısı, bir kez daha Kulp Jandarma Komutanlığı’ndan Karaorman köyünde 20 Şubat 1994’ten beri tutuklu bulunan kişilerin isimlerini istediler.
11 Nisan 1998’de, Sivrice Jandarma Karakolu komutanı, bir raporda 20 Şubat 1994’te Karaorman köyünde karakolundaki askerler tarafından hiçbir operasyonun gerçekleştirilmediğini ifade etti.
Söz konusu olayların olduğu sırada Karaorman köyünün muhtarı olan Mehmet Nuri Sansar, 15 Nisan 1998’de Kulp Savcısı tarafından sorgulandı. Sansar, 20 Şubat 1994’te iki askerin içeri girip oradakilerden camiden ayrılmalarını istedikleri sırada, Karaorman köy camisinde dua etmekte olduğunu belirtti. Sansar daha sonra, köyün askerler tarafından kuşatıldığını ve köylülerin köy dışında toplandığını belirtti. Askerlerin komutanının kendisini yanına çağırarak bazı köylülerin gerillaya erzak temin ederek yardımda bulundukları yönünde istihbarat aldıklarını; hangi köylülerin yardımda bulunduğunu kendisine söylemesini istediğini anlattı. Sansar bilmediğini söyleyince, askerler onu uzağa götürüp dövdüler. Askerlerin arasında, yüzü kapalı olan bir de itirafçı bulunmaktaydı. İtirafçı hiçbir şey söylemedi, ancak altı kişiyi işaret etti. Altı kişi uzağa götürüldü ve Mehdi Akdeniz hariç diğerleri bir süre sonra serbest bırakıldı.
Cevdet Yılmaz, 29 Nisan 1998’de bir savcı tarafından sorgulandı. Yılmaz, Mehdi Akdeniz’in yaşadığı Sesveren köyünün yanındaki Yayık köyünde oturduğunu ifade etti. Yılmaz ayrıca, 1994 Şubatında tutuklandığını ve Mehdi Akdeniz’i gördüğü Silvan’daki tutuklu evine götürüldüğünü belirtti. Kendisinin ve diğer tutukluların Diyarbakır Mahkemesi’Mahkemesinde yargıç önüne çıkarıldığını ama Mehdi'yi bir daha görmediğini ifade etti.
22 Mayıs 1998 tarihinde Kulp Savcısı, Silvan Savcısından birkaç görgü tanığının iddia ettiği gibi Mehdi Akdeniz’in orada tutuklu kalıp kalmadığını doğrulamak için Silvan’daki Jandarma Komutanlığı ile iletişime geçmesini istedi.
13 Haziran 1998’de, Silvan Jandarma Komutanlığı komutanı, gözaltı kayıtlarına göre, 1994 Şubatında Mehdi Akdeniz’in Komutanlık’ta alıkonmadığını Silvan Savcısı’na bildirdi.
29 Haziran 1998’de, Diyarbakır Jandarma Komutanlığı Komutan Yardımcısı Kulp Savcısına 1994 Şubatında Karaorman köyünde operasyon gerçekleştirilmediğini belirtti.
18 Ağustos 1994 tarihinde Mevlüde Akdeniz AİHM’ne başvurdu. 31 Mayıs 2005 tarihli kararında AİHM, Mehdi Akdeniz’in ölüm karinesinin gerçekleştiğine karar vererek, ölümünden devletin sorumlu olduğuna hükmetti, zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin esastan ve usulden ihlal edildiğine karar verdi.
AİHM ayrıca, Mehdi’nin yakalanırken ve gözaltında maruz kaldığı muamelenin ve zorla kaybedilmesiyle ilgili yakınlarının çektiği acıların Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlali olduğuna karar verdi. AİHM Mehdi'nin zorla kaybedilmesinin, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen Sözleşme'nin 5. maddesini ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini de ihlal ettiğine karar verdi.
