Abdurrahman Abi
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Date body found
- Dec 5, 1994
- Occupation
- Driver
- Event description
İHD Mardin Şubesinin raporları, Cumartesi İnsanlarının beyanları, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği 2014/295 numaralı iddianamedeki iddialar ve çeşitli basın yayın kuruluşlarında çıkan haberlere göre Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yaşayan Süleyman Abak ve akrabaları Abdurrahman Abi, 5 Aralık 1994 tarihinde gözaltına alındı. Süleyman Abak Mardin-Kızıltepe arasında minibüs şoförlüğü yapıyordu ve köydeki tüm aileler üzerinde koruculuk baskısı vardı. Olaydan yaklaşık 15 gün sonra Viranşehir Belediyesi tarafından aranan aileler Derik ilçesi Üçyol mevkii civarındaki karakola yakın bir yerde iki cenaze bulunduğu haberini aldı. Abak ve Abi'nin cenazeleri Kızıltepe ve Viranşehir arasında bulunan Şehvelat Köprüsü'nde bulundu.
Cenazelerinin bulunmasının üzerinden yaklaşık 40 gün geçtikten sonra ise bu kez Süleyman Abak'ın oğlu Mahmut Abak, kuzeni Mehmet Emin Abak ile birlikte 14 Ocak 1995 tarihinde Eroğlu köyüne baskın yapan askerler tarafından gözaltına alındı. Mahmut Abak gözaltına alındıktan yaklaşık bir ay sonra cenazesi Tilzerin (Aysun) köyündeki bir su kuyusunda bulundu. İHD Mardin Şubesinin ısrarlı takibi sonunda, Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı tarafından olaydan yıllar sonra 10-11 Haziran 2013 tarihlerinde Tilzerin köyündeki kuyularda yapılan kazı çalışmasında üç kişiye ait insan kemikleri ve giysi parçaları bulundu. Kızıltepe ilçesine yaklaşık 20 kilometre mesafede Ceylanpınar yolu üzerinde bulunan bir köy olan Aysun köyü, 1993 ile 2000 yılları arasında "güvenlik" gerekçesi ile boşaltılmıştı. Baba Halil Abak oğlu Mehmet Emin’in gözaltına alınırken üzerinde olan kırmızı kazağını teşhis etti; İstanbul Adli Tıp Kurumunun yaptığı DNA incelemesi de sonucu 10 Şubat 2014'te doğruladı; üç kişiye ait olduğu tespit edilen kemiklerden biri Mehmet Emin Abak'a aitti. Abak'ın kemikleri 23 Nisan 2014'te ailesine teslim edildi, cenaze töreni ertesi gün Mardin'in Eroğlu köyünde yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Abak ailesi ve Eroğlu köyünün diğer sakinleri 14 Ocak 1995’teki operasyonun ardından köylerini boşaltmaya zorlandı. Mehmet Emin’in ailesi Bursa’ya, aynı köydeki amcası ise ailesi ile beraber Çanakkale’ye göç etti. O dönem savcılıklara yapılan başvurulardan hiçbir sonuç alamadılar.
İHD Mardin Şubesinin de girişimleri sonucunda 2009 yılında yeniden canlandırılan soruşturmalarla ilgili Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı Temmuz 2013'te bir fezleke hazırladı. Süleyman Abak ve Abdurrahman Abi’nin adları, avukatlarının başvurusuna rağmen, 1993-96 yıllarında Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yaşanan zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetleri kapsayan fezlekede yer almadı. 20 Temmuz 2014’te hazırlanan iddianamede, Kızıltepe’de 1993 ile 1996 yılları arasında yaşanan faili meçhul cinayetler ve köy yakmalardan JİTEM adlı yapılanmanın sorumlu olduğu ve Abdulvehap Yiğit, Süleyman Ünal, Mehmet Nuri Yiğit, Tacettin Yiğit, Şeyhmus Kaban, İzzettin Yiğit, Yusuf Çakar, Mehmet Ali Yiğit, Abdulbaki Yiğit, Abdurrahman Öztürk, Abdulvahap Ateş, Mahmut Abak, Yusuf Tunç, Hıdır Öztürk, Zübeyir Birlik, Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zeki Alabalık, Menduh Demir, Nurettin Yalçınkaya, Necat Yalçınkaya ve Mehmet Emin Abak’ın, aralarından 9 kişinin tespit edildiği Bıçak Timi adlı bir JİTEM ekibi tarafından kaybedildiği iddia edildi. İddianamede yer alan 9 şüphelinin başında yer alan dönemin Kızıltepe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur hakkında "Silahlı örgüt kurma ve yönetme, kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, işkence" suçlaması yapıldı. Fezlekede yer alan diğer şüpheliler Ahmet Boncuk, Anal Alkan, Abdurrahman Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Emin Kurğa, İsmet Kandemir, Eşref Hatipoğlu ve Mehmet Salih Kılınçaslan'a ise ayrı ayrı "Silahlı örgüte üye olma, kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, işkence" suçlamaları yöneltildi. Dava, henüz ilk duruşması dahi yapılmadan güvenlik gerekçesiyle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine nakledildi. 3 Mart 2015’te ilk duruşması görülen dava hala devam ediyor.
Davada şüpheli sıfatıyla yer alan Hasan Atilla Uğur 2007 yılında Albay rütbesiyle emekli oldu. Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008 tarihinde gözaltına alındı. Savcı tarafından mahkemeye sevk edilerek tutuklandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde açıklanan mahkeme kararı sonucunda "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan, suçun işlendiği tarih göz önünde bulundurularak eski TCK'nın 147. maddesi gereğince, 20 yıl hapis cezasına, "Kişisel verileri ele geçirme" suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca "Ateşli Silahlar Kanununa muhalefetten" 2 yıl 3 ay hapis ile 4 bin 500 Lira para cezası da uygulandı ve toplamda 29 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Özel yetkili mahkemeleri kaldıran, tutukluluğu azami 5 yılla sınırlayan yasa değişikliğiyle hakkında verilmiş ceza hükmü olmasına rağmen Mart 2014'te tahliye edildi. Diğer sanık emekli Albay Eşref Hatipoğlu ise emekli Üsteğmen Tünay Yanardağ ile birlikte Lice'de 1993 yılında Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 2'si asker 16 kişinin ölümüyle ilgili tutuksuz yargılanıyor.
- Geolocation
Latitude: 37.1931114
Longitude: 40.5870361
- Geolocation
- City
- Mardin
- District
- Kızıltepe
- Date of disappearance
- Nov 20, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:25
- Status of the victim
- Discovered dead and returned to the family
- Type of source material
- Printed or online news
- Statement by victim/complainant