Mirze Ateş
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Occupation
- Peasant
- Dependants
- 6
- Event description
Per court documents; 42-year-old Kuddusi Adıgüzel, born in Kanıkaya (İnkaya) village of Diyarbakır’s Kulp county, had to move out of the village due to constant raiding by the Turkish military. 15th March 1994, soldiers raided the home of Kuddusi Adıgüzel in Dûderya. The soldiers had, earlier that evening, taken Mirze Ateş along with his wife and children under custody as well. The soldiers, came to Kuddusi’s house together with Mirze Ateş. After searching the house, the soldiers forced Kuddusi to lay down and tortured him. Later the soldiers took Kuddusi and Mirze under custody and went away with the two men to the Gendarmerie Command.
In June 1994, eight badly burnt bodies were discovered in the wilderness. A witness, who later testified in court, observed that the bodies of Kuddusi Adıgüzel and Mirze Ateş were among the dead.
- Geolocation
Latitude: 38.5258521
Longitude: 41.1422334
- Geolocation
- City
- Diyarbakır
- District
- Kulp
- Date of disappearance
- Mar 15, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:37
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- Decision and correspondences of prosecutor
- Interview with family member (audio and video records)
- Press release or report of human rights organisations
- Decision by the prosecution office
- Decision of non-prosecution due to lack of evidence
- Summary of the legal proceedings
Kuddusi Adıgüzel ve Mirze Ateş’in zorla kaybedilmesine ilişkin 1994/72 dosya numarasıyla başlatılan soruşturmada 03.06.1996 tarihinde Mirze Ateş'in ikametinin İstanbul'a taşındığının tespiti üzerine kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Savcılık Kuddusi Adıgüzel'in dosyasını ise verdiği görevsizlik kararıyla Diyarbakır DGM Başsavcılığına gönderdi. 28.06.1996’da Diyarbakır DGM Başsavcılığı tarafından Kuddusi Adıgüzel'in faillerinin bulunması için daimi arama kararı çıkarılarak, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığından, Kulp İlçe Jandarma Komutanlığından, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden ve Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığından araştırmaların yürütülmesi ve zamanaşımı tarihi olan 15.03.2014’e kadar her üç ayda bir bilgi verilmesi istendi. (Hazırlık No:1996\1621) 24.04.2002’ye kadar ilgili kurumlar arasında usulen yazışmalar yapıldı ancak faillerin ortaya çıkarılması için etkili bir süreç yürütülmedi.
Kuddusi Adıgüzel ve Mirze Ateş’in zorla kaybedilmesinden iki ay sonra 12.06.1994’te Kulp yakınlarında sekiz insan bedeninin bulunması üzerine, Muhlise Adıgüzel bulunan bedenlerden birinin eşi olabileceği kanaatine vardı. Muhlise Adıgüzel’in vekili, Diyarbakır DGM Başsavcılığından bu bedenlere ait teşhis için kullanılabilecek fotoğraf veya gerekli bilimsel tahlillerin yapılması istedi. (Sekiz bedenin bulunmasına ait olay 1994\5327 hazırlık numarası)
Muhlise Adıgüzel 08.05.2002’de olayla ilgili olarak Diyarbakır DGM Cumhuriyet Savcısına ifade vererek, bulunan bedenleri değil, üzerlerinden çıkan elbiseleri gördüğünü ve eşinin elbiselerinin de orada olduğunu ancak korktuğu için söyleyemediğini söyledi. Kuddusi Adıgüzel’in bedeninin kendisine teslim edilmesini istedi.
20.09.2002’de Kasım Altun, 1994 yılında Kevirikok tepesinde bulunan sekiz bedene ilişkin Adıgüzel ailesinin avukatına ifade verdi. İfadesine göre Kasım Altun, bedenleri toprağa vermek için gerekli izinler alındıktan sonra bölgeye geldi ve bulunan bedenlerden birinin Kuddusi Adıgüzel’e ait olduğunu gördü. Kuddusi Adıgüzel ile aynı anda gözaltına alınan Mirze Ateş’in de bedeni oradaydı. Mirze Ateş’in yüzü yanmadığı için rahatlıkla teşhis edebildi. Fakat orada bulunan savcı ve askeri yetkililer teşhise izin vermedi.
28.05.2003’te tıbbi tahlillerin yapılması için Kuddusi Adıgüzel’in oğlu Fehmi Adıgüzel’in genetik bilgileri Diyarbakır DGM Savcılığına bildirildi. Daha sonra 15.12.2003’te Adli Tıp Kurumu tarafından gerekli incelemeler yapılarak hiçbir bedenin Kuddusi Adıgüzel’e ait olmadığına karar verildi.
29.09.2003’te Muhlise Adıgüzel, tekrar Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına eşi Kuddusi Adıgüzel’in gözaltına alındığını ve daha sonra öldürüldüğünü söyledi. 29.12.2003’te Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı dilekçeyi işleme koydu. (Hazırlık No: 2003\419)
02.02.2005’te Diyarbakır Valiliği tarafından 5233 sayılı kanun uyarınca Adıgüzel ailesine Kuddusi Adıgüzel’in zorla kaybedildiği tarihten sonra uğradığı maddi zararın karşılanması için maddi tazminat ve sağ olarak bulunmayacağı gözetilerek destekten yoksun kalma tazminatı ödendi.
02.02.2005 tarihinde, Ateş ailesinin vekilleri, Diyarbakır Valiliğine başvurarak, 5233 sayılı yasa kapsamında yaşanan olay sonucu meydana gelen maddi ve manevi zararların tazminini talep etti.
Valilik, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığının 1996 yılında verdiği takipsizlik kararında da belirtildiği üzere Mirze Ateş’in köyü terk ederek İstanbul’a yerleşmiş olduğunu ve vukuatlı nüfus kayıt örneğinden 2004 tarihinde hayatta olduğunun anlaşıldığını belirterek, tazminat talebini reddetti.
Mirze Ateş’in eşi Rinde Ateş ve çocukları Neriman Ateş, Atanur Ateş, Gülpembe Ateş, Elif Ateş, Ruşen Ateş, red kararının iptali için Diyarbakır 1. İdare Mahkemesine dava açmak üzere dilekçe verdi. Dilekçelerinde, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik değil görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğini, soruşturmanın hala devam etmekte olduğunu, Mirze Ateş’in nüfus kaydının değiştirilmesine ilişkin herhangi bir işlem yapmadıkları için kaydın yaşadığı yönünde olduğunu belirtti.
Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı, Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi Başkanlığına yazı yazarak, gözaltında öldürülmenin 5233 sayılı yasa kapsamına girmediği gerekçesiyle açılan davanın reddedilmesi gerektiğini beyan etti.
Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi tarafından, Mirze Ateş’in kaybolması olayının terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden kaynaklandığını kanıtlayacak hukuken kabul edilebilir bir delil olmadığı ve Mirze Ateş’in kaybolduğu köyün tamamen boşaltılan köyler arasında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildi. (Esas No: 2011/1446 Karar No: 2012/1145 ) Aile, bu kararın bozulması için Danıştay’a temyiz başvurusu yaptı.
26.01.2012 tarihinde Ruşen Ateş, Elif Ateş ve Gülpembe Yiğit vekilleri aracılığı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, Diyarbakır’da eski Merkez Kapalı Cezaevi ve JİTEM merkezi civarında bulunan insan kemiklerine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında Mirze Ateş’e ait olan kemiklere rastlanıp rastlanılmadığının DNA yoluyla karşılaştırma yapılarak tespit edilmesini talep etti.
Mirze Ateş'in zorla kaybedilmesine ilişkin açılan soruşturmanın akıbetine ilişkin bilgi elimizde bulunmamaktadır.
