Abdullah Düşkün
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Date body found
- May 20, 1994
- Occupation
- Muhtar
- Dependants
- 9
- Event description
Abdullah Düşkün 1963 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Kereşa (Damlarca) köyünde doğdu. Köyünde tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. İlk evlilğinden bir, ikinci evliliğinden yedi çocuğu vardı. Yaşadığı köye güvenlik güçlerince çok sık baskınlar düzenleniyor, Abdullah Düşkün bu baskınlar sırasında sık sık gözaltına alınıyordu. Bir gün gözaltına alındığında annesi, eşi ve çocukları da karakola götürüldü, onlara zarar verileceği yönünde tehdit edildi, işkence gördü. Son olarak Fındık Karakolu Komutanı Uzman Çavuş O.Ç. tarafından ölümle tehdit edildi. Daha sonra yaşadığı Kereşa köyü güvenlik güçleri ve onlara bağlı hareket eden çevre köylerin korucuları tarafından yapılan bir baskın sonrasında zorla boşaltıldı.
Köylerinin boşaltılması üzerine Düşkün ailesi Cizre'ye göç etmek zorunda kaldı. 18 Mayıs 1994 günü Cizre’deki evlerine sivil giyimli, telsizli ve silahlı iki kişi geldi ve evdeki erkekleri sordu. Kapıya çıkan Abdullah Düşkün’den kimlik istendi, kimliğe bakan şahıs yanındakine “hayır bu değil” dedi. Ancak sonra tekrar döndüler. Gelenlerden birisi ince uzun boylu ve sarışın, diğeri daha kısa boylu, esmer, kilolu ve gür bıyıklıydı. Sarışın olanın belinde tabanca, sırtında da uzun namlulu silah vardı. Evde, H. Düşkün, Abdullah Düşkün, Abdullah Düşkün'ün annesi ve eniştesi Tacdin Düşkün bulunuyordu. Önce Tacdin Düşkün'ün, daha sonra da Abdullah Düşkün'ün kimliğine baktılar ve Abdullah Düşkün'e "bizimle gelmen gerekiyor" diyerek ayakkabısını giymesini söylediler. Abdullah Düşkün'ü yanlarına alıp evden çıktılar. Ailesi onların arkasından gitmek istedi ancak aynı şahıslar tarafından engellendi. Abdullah Düşkün beyaz Toros marka bir araca bindirilerek götürüldü.
Düşkün ailesi önceleri çok korktukları için hiçbir devlet kurumuna başvuramadı. Sadece akrabalarından biri korucu olan bir tanıdıklarından yardım istediler. Bu kişi onlara Abdullah Düşkün’ü bir daha sormamalarını, bu işin peşini bırakmaları gerektiğini, yoksa aynı akıbeti paylaşacaklarını söyledi.
Abdullah Düşkün'ün evden götürülmesinden üç gün sonra, 20 Mayıs 1994’te bir minibüs şoförü ailesine Nusaybin’e bağlı Girefş köyünde kimliği belirsiz bir cenaze bulunduğunu haber verdi. Bu haber üzerine Abdullah Düşkün’ün annesi Girefş köyüne gitti. Cenaze köylüler tarafından çoktan gömülmüştü. Köylüler, anneye gömdükleri kişinin elbiselerini ve saatini verdi, eşyalar Abdullah Düşkün'e aitti. O dönemde Girefş köyünün muhtarı Şehmus'un aileye verdiği bilgiye göre gömme işleminden önce jandarmaya bilgi verilmişti ve jandarma gerekli işlemleri yaptıktan sonra cenazeyi defin için bulan kişilere teslim etmişti. Bunun üzerine Abdullah Düşkün'ün annesi karakola gitti ve savcılığın olay yeri tutanaklarındaki fotoğraflardan oğlunu teşhis etti. Gömülmeden önce savcılık tarafından çekilmiş fotoğraflarda Abdullah Düşkün’ün kafasından silahla vurulduğu anlaşılıyordu. H. Düşkün olaydan iki sene sonra nüfus müdürlüğüne gittiğinde eşinin ölüm kaydının 20.05.1994 tarihiyle düşüldüğünü gördü.
Abdullah Düşkün’ün eşi H. Düşkün o dönemin korku iklimi nedeniyle herhangi bir yasal takibat yapamadı; olayla ilgili ilk defa 25.03.2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verebildi. Sonraki gün Cizre Savcılığında olayla ilgili ifadesi alındı. Savcılık 2009/430 dosya numarasıyla soruşturma başlattı. Soruşturmada zamanaşımı kararı verilmesinin ardından ailenin avukatı Anayasa Mahkemesine başvuruda bulundu.
- Geolocation
Latitude: 37.332346
Longitude: 42.185474
- Geolocation
- City
- Şırnak
- District
- Cizre
- Date of disappearance
- May 18, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:31
- Status of the victim
- Discovered dead and buried by other villagers
- Type of source material
- Decision and correspondences of prosecutor
- Interview with family member (audio and video records)
- Press release or report of human rights organisations
- Decision by the prosecution office
- Investigation continues
- Summary of the legal proceedings
18.05.1994 günü evine gelen kalaşnikof marka silahlı iki kişi tarafından götürülen Abdullah Düşkün’ün bedeninin 20.05.1994 tarihinde bulunması üzerine 1994/231 hazırlık numarasıyla soruşturma başlatıldı. Düzenlenen ölü muayene ve otopsi tutanağında kafasına 9mm’lik tabanca ile üç el ateş edilerek öldürüldüğü ve bedenin yanında üç adet boş mermi kovanı bulunduğu belirtildi. Aynı tarihte Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığınca Nusaybin Jandarma Komutanlığından, bedenin çürümeye başlamış olması sebebiyle derhal en yakın köy muhtarlığı ile irtibata geçilerek gömdürülmesi talep edildi. Nusaybin Jandarma Komutanlığı defin işlemini gerçekleştirdi ancak aileye haber verilmedi. Jandarma Astsubay Kıdemli Üstçavuş İsmail Birkin, Abdullah Düşkün’ün bedeninin gömüldüğü yerin krokisini düzenlendi.
MERNİS üzerinden alınan nüfus kayıt örneğinde Abdullah Düşkün’ün ölüm tarihinin 20.05.1994 olarak kayıt altına alınmış olduğu görüldü.
Yine aynı tarihte düzenlenen olay yeri tespit tutanağında, Nusaybin Söğütlü köyü korucu başı Hasan Girbiyanoğlu’nun Girmeli Jandarma Karakol Komutanlığı güvenlik timleri ile çevre köylerin kontrolünü yaptıktan sonra dönüş yolunda cenazeyi bulduğu ve karakolu aradığı belirtildi. Hasan Girbiyanoğlu’nun tanık olarak ifadesi alındı. İfadesinde cenazeyi, Seyar mezrasında bulunan Yusuf Akıncı’ya ait boş binada bulmuş olduğunu belirtti.
Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığı, faillerin ‘’yasadışı PKK militanları’’ olduğu iddiasına dayanarak, suç teşkil eden fiili ‘’yasadışı PKK terör örgütü üyesi olmak’’ ve ideolojik amaçla adam öldürmek olarak nitelendirdi. Başsavcılık, söz konusu suçların devlet aleyhine işlenen suçlar kapsamına girmesi sebebiyle, 01.06.1994 tarihinde 1994/99 sayılı görevsizlik kararı vererek, dosyayı Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Dosya, Diyarbakır DGM Başsavcılığınca 1994/3548 hazırlık numarası ile görülmeye başlandı. Faillerin yakalanması hususunda Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı ve Mardin İl Emniyet Müdürlüğü arasında yıllar boyu süren yazışmalar sonuçsuz kaldı.
Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 27.05.2004 tarihinde ‘’yasadışı terör örgütü üyeleri’’ hakkında daimi arama kararı verdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ve Nusaybin Jandarma İlçe Komutanlığı arasında yapılmaya devam edilen daimi arama kararı ile ilgili yazışmalardan bir sonuç alınmadı.
22.12.2006 tarihinde Nusaybin Emniyet Müdürlüğünce Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazıldı. Yazıda Abdullah Düşkün’ün bedeninin bulunduğu tarih olan 20.05.1994’te ‘’PKK terör örgüt üyesi olmak ve örgüt adına ideolojik amaçla adam öldürmek’’ suçunu işleyen Mehmet Bulun hakkında yapılan bir işlem olup olmadığı soruldu. 13.03.2007 tarihinde cevaben sadece soruşturmanın derdest olduğu cevabı bildirildi. Elimize ulaşan verilerde Mehmet Bulun adı başka bir yerde geçmiyor.
25.05.2009 tarihinde Abdullah Düşkün’ün eşi H. Düşkün Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına eşini öldüren kişilerden şikayetçi olduğuna ilişkin beyanda bulundu. Bir gün sonra Savcılık makamına ifade verdi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 19.03.2010 tarihinde Abdullah Düşkün’ün zorla kaybedilmesiyle ilgili olarak ayrıca Tacettin Düşkün’ün ifadesini aldı.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 numaralı soruşturma dosyası, fezleke ile Diyarbakır Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek 2013/466 soruşturma numarasına kaydedildi. 06.03.2014 tarihli kanun değişikliği ile TMK 10. madde ile yetkili cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine son verilmesi üzerine Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek, dosyayı Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1859 numarası verdiği soruşturma daha sonra yeniden Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
16.07.2014 tarihinde Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, suçun işlendiği zaman yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresinin 20.05.2014 tarihinde dolmuş olması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair 2014/1113 sayılı karar verildi. Karar, maktulün hayatta olan çocuklarına tebliğ edilmemiş olması sebebiyle iade edildi ve 18.07.2014 tarihinde aynı sayıyla yeniden verildi. Bu kararın ardından ailenin avukatı Anayasa Mahkemesine başvuruda bulundu.