Ali Tekdağ
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Occupation
- Craftsman
- Dependants
- 8
- Event description
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 15 Ocak 2004 tarihli kararındaki ifadelere göre, evli ve yedi çocuk babası olan ve Diyarbakır'da pastacılık yapan Ali Tekdağ, 13 Kasım 1994'te eşiyle alışveriş için gittiği Dağkapı semtinde silahlı, telsizli kişilerce başına ceket geçirilerek otomobile bindirilip kaçırıldı. O günden sonra kendisinden haber alınamadı. Yetkililer gözaltına alındığını reddettiler.
9 Şubat 2009'da Bianet'te yayınlanan bir habere göre o günlerde aynı yerde gözaltında olan başka bir kişi, Tekdağ'ı, gözaltına alınmasının 45. gününde Diyarbakır Çevik Kuvvet Merkezi'nde gördüğünü söylüyordu. 20 Kasım 1996 tarihli Evrensel gazetesinde yayınlanan anılarında bir JİTEM subayı da Tekdağ'a yapılan işkenceleri itiraf etmiş, önce Diyarbakır’daki Çevik Kuvvet Merkezinde sorgulandığını; Silvan'a getirilmeden önce Pirinçlik Askeri Üssünde son kez sorgulandıktan sonra, Alman zırhlı personel taşıyıcısıyla Silvan'a getirildiğini anlatmıştı. Habere göre Ali Tekdağ 120 gün işkencede kaldıktan sonra operasyon timindeki komiser yardımcısı Timuçin ve Boğa lakaplı komutan tarafından silahla tarandı ve öldükten sonra tanınmaması için üzerine benzin dökülerek yakılarak Silvan-Diyarbakır karayolunda bir dere yatağına gömüldü.
Çeşitli tanıklıklar ve itiraflara rağmen soruşturmada hiçbir ilerleme olmayınca Tekdağ ailesi Haziran 1995’te AİHM'ye başvuru yaptı. Mahkeme tarafları ve tanıkları dinledikten sonra 15 Ocak 2004'te verdiği kararla, Sözleşmenin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin (usulden) ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti ve Türkiye Cumhuriyeti devletini maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
- Geolocation
Latitude: 37.9249733
Longitude: 40.2109826
- Geolocation
- City
- Diyarbakır
- Date of disappearance
- Nov 13, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:38
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- ECHR decision
- Press release or report of human rights organisations
- Printed or online news
- Statement by victim/complainant
- Decision by the prosecution office
- Unknown
- Verdict of ECHR
- Violation of the right(s)
- Articles violated according to ECHR verdict
- Article 13: Right to an effective remedy
- Article 2: Procedural violation of the right to life
- Article 38: Examination of the case
- Summary of the legal proceedings
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 15 Ocak 2004 tarihli kararındaki ifadelere göre, evli ve yedi çocuk babası olan ve Diyarbakır'da pastacılık yapan Ali Tekdağ, 13 Kasım 1994'te eşiyle alışveriş için gittiği Dağkapı semtinde silahlı, telsizli kişilerce başına ceket geçirilerek otomobile bindirilip kaçırıldı. O günden sonra kendisinden haber alınamadı. Yetkililer gözaltına alındığını reddettiler.
9 Şubat 2009'da Bianet'te yayınlanan bir habere göre o günlerde aynı yerde gözaltında olan başka bir kişi, Tekdağ'ı, gözaltına alınmasının 45. gününde Diyarbakır Çevik Kuvvet Merkezi'nde gördüğünü söylüyordu. 20 Kasım 1996 tarihli Evrensel gazetesinde yayınlanan anılarında bir JİTEM subayı da Tekdağ'a yapılan işkenceleri itiraf etmiş, önce Diyarbakır’daki Çevik Kuvvet Merkezinde sorgulandığını; Silvan'a getirilmeden önce Pirinçlik Askeri Üssünde son kez sorgulandıktan sonra, Alman zırhlı personel taşıyıcısıyla Silvan'a getirildiğini anlatmıştı. Habere göre Ali Tekdağ 120 gün işkencede kaldıktan sonra operasyon timindeki komiser yardımcısı Timuçin ve Boğa lakaplı komutan tarafından silahla tarandı ve öldükten sonra tanınmaması için üzerine benzin dökülerek yakılarak Silvan-Diyarbakır karayolunda bir dere yatağına gömüldü.
Çeşitli tanıklıklar ve itiraflara rağmen soruşturmada hiçbir ilerleme olmayınca Tekdağ ailesi Haziran 1995’te AİHM'ye başvuru yaptı. Mahkeme tarafları ve tanıkları dinledikten sonra 15 Ocak 2004'te verdiği kararla, Sözleşmenin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin (usulden) ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti ve Türkiye Cumhuriyeti devletini maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
