Hıdır Öztürk
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Date body found
- Dec 30, 1994
- Occupation
- Driver
- Dependants
- 7
- Event description
1960 doğumlu Hıdır Öztürk evli ve altı çocuk babasıydı. İlk okul mezunuydu ve Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Hakverdi köyü Bağış mezrasında yaşıyordu. Ağabeyi Bekir Öztürk ile birlikte kamyonla Türkiye’den Irak’a un götürüyor, Irak’tan ise mazot getiriyordu. Evleri sık sık jandarma tarafından basılıyor ve kendilerine “Siz terörist misiniz, teröristleri nerede saklıyorsunuz” şeklinde sorular yöneltilerek, baskı yapılıyordu. 1990 yılında PKK örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle yargılanarak, hapis cezasına çarptırıldı ve bir süre cezaevinde kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra kamyonuyla Irak’a gidip gelmeye devam etti.
29.12.1994 tarihinde, Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Bağış mezrasında saat 18.30 sıralarında Musa Öztürk’ün evine zorla giren silahlı ve yüzleri maskeli 4 kişi “Arama var, kimlikleri çıkartın ve dışarı çıkın” diyerek evdekileri zorla dışarı çıkarttı. Köy meydanında bir duvarın kenarına yüzleri duvara dönük bir şekilde çömelerek beklemeleri söylendi. Başka köylüler de aynı şekilde toplanmıştı. Bu kişiler kendilerini asker olarak tanıtarak, köylülere korkmamalarını söyledi. Aralarında kendisine “komutan” olarak hitap edilen bir kişi de bulunuyordu. Musa Öztürk’ün evinde bulunan kişiler arasında olan Celal Öztürk’e hitaben “Siz Irak'tan silah getirip teröristlere veriyorsunuz” dedikten sonra Celal Öztürk’ü de yanlarına alarak Bekir Öztürk’ün evine de kapıyı kırarak girdiler. Evde bulunan Hıdır Öztürk ve Bekir Öztürk'ü zorla dışarıya çıkarttılar. Celal Öztürk, Bekir Öztürk ve Hıdır Öztürk’ü de duvar kenarına çömelttiler. Hıdır Öztürk’e hitaben ''Sen silah getiriyorsun'' diyen bu kişiler daha sonra Bekir Öztürk ve Hıdır Öztürk’ü yanlarına alarak köyden ayrıldı.
Katarlı köyü istikametine doğru yürüdükleri sırada kendi aralarında ''Biz komutana ne diyeceğiz, bunu niye götürüyoruz, komutan bizden kamyonun şoförünü istedi'' diye konuşmalar geçti. Daha sonra Bekir Öztürk’ü “15 bin mark getir abini bırakacağız” diyerek serbest bıraktılar. Yürüyerek evine dönen Bekir Öztürk hemen Kızıltepe Jandarma Komutanlığına haber verdi. Jandarma görevlileri köye gelerek olayın nasıl gerçekleştirildiğini sordu. Ancak Hıdır Öztürk’ün akıbetine dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadı.
30.12.1994 tarihinde Hıdır Öztürk’ün cenazesi köylüler F.A. ve C.A. tarafından Derik’e bağlı Alibeyköyü yolunda bulundu. Kafasından tek kurşunla vurulmuştu. Cenazeyi Bekir Öztürk teşhis etti. Olaydan haberdar edilen Derik Soğukkuyu Karakol Komutanlığının düzenlediği olay yeri tutanağında Hıdır Öztürk’ün “başka bir yerde öldürüldükten sonra getirilip buraya atıldığı, [bedenin] yanındaki iki ayrı kişiye ait olan ayak izlerinin de bunu gösterdiği ve boş kovanın da sonradan [bedenin] yanına bırakıldığının anlaşıldığı” belirtildi.
Olayı haber alan ailesi cenazelerini alarak köylerinde defnetti. Taziye sırasında karakola çağrılan kardeşi Davut Öztürk’e o dönem yayın yapan Özgür Ülke gazetesi gösterildi ve “Burada olaydan binbaşı Hasan Atilla Uğur’un ve bir korucunun sorumlu görüldüğü yazıyor, bu bilgiyi kim verdi” diye soruldu. Davut Öztürk durumdan haberinin olmadığını söyledi. Orada bulunan Binbaşı Hasan Atilla Uğur “O korucuları suçlarsan kardeşin gibi seni de kaybettiririm” dedi. Açılan soruşturmada da Hıdır Öztürk’ün “Terörist olduğu ve bir çatışmada öldürüldüğü” belirtildi.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma yıllarca Diyarbakır DGM Başsavcılığı tarafından yürütüldü, ancak herhangi bir sonuç alınamadı. 27.10.2008 tarihinde Ergenekon soruşturması kapsamında ifade veren gizli tanık Aydos “Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur’un terörle mücadele adı altında bölgede birçok cinayet, işkence, karanlık faaliyetler gerçekleştirdiğini" beyan etti. Bunun üzerine Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı başlattığı soruşturma sonucu 20.07.2014 tarihinde 1992 ila 1996 yılları arasında Mardin’in Kızıltepe İlçesinde Hıdır Öztürk dâhil zorla kaybedilen ve yasa dışı keyfi infaz edilen 22 kişiye ve köy yakmalar ile köy boşaltmalara ilişkin iddianame düzenledi. İddianamede bu eylemlerin “sistematik” şekilde JİTEM faaliyeti olduğu, bu yapının da devlet bağlantısı bulunduğu vurgulandı. Kamuoyunda “Bıçak Timi” olarak bilinen ekipte bulunan 8 kişi iddianamede şüpheli sıfatıyla yer aldı. Davanın sanıkları emekli Albay Hasan Atilla Uğur, dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan ve korucular Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılınçaslan ve İsmet Kandemir. Dört askerin, Jitem’in Mardin ve Diyarbakır’daki yöneticileri olduğu iddia edildi.
İddianame Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ancak daha ilk duruşma görülmeden, dava güvenlik gerekçesiyle Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 03.03.2015 tarihinde görülen ilk duruşmada sanıklar Hasan Atilla Uğur ve Eşref Hatipoğlu’nun rütbeleri nedeniyle CMK M.161/5’e dayanarak dosyanın izin istemiyle HSYK’ya gönderilmesine karar verildi. 18.10.2015 tarihinde görülen duruşmada ise HSYK’dan cevap gelmediği gerekçesiyle bir sonraki duruşma 15.01.2016 tarihine ertelendi. Duruşma öncesi HSYK’nın sanıkların “silahlı örgüt kurmak” ve “tasarlayarak insan öldürmek” suçlarından yargılandıkları için izin alınmasına gerek olmadığına ve doğrudan kovuşturma yapılabileceğine hükmeden kararı mahkemeye ulaştı. 15 Ocak tarihli duruşmada müdafii avukatları mahkeme heyetinin çekilmesini talep etti. Savcının usule ve esasa aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği bu talebi mahkeme heyeti yetkili merciiye gönderme kararı aldı. Bir sonraki duruşma 27 Nisan 2016 tarihinde görülecek. Davaya ilişkin geniş özet için tıklayın.
- Geolocation
Latitude: 37.1931114
Longitude: 40.5870361
- Geolocation
- City
- Mardin
- District
- Kızıltepe
- Date of disappearance
- Dec 29, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:34Ay:10Gün:28
- Status of the victim
- Discovered dead and returned to the family
- Latest status as suspect in the act
- Faced charges but acquitted, decision taken to appeal
- Type of source material
- Bill of indictment
- Interview with family member (audio and video records)
- Decision by the prosecution office
- Decision of acquittal due to lack of evidence, case taken to Supreme Court
- Name of the court case
- Kiziltepe JITEM Case
- Summary of the legal proceedings
29.12.1994 tarihinde Bekir Öztürk’ün kendilerini asker olarak tanıtan dört silahlı kişinin ağabeyi Hıdır Öztürk’ü götürdüğünü bildirmesi üzerine olayla ilgili soruşturma başlatan Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı 1995/143 numaralı soruşturması kapsamında müşteki sıfatıyla Celal Öztürk ve Bekir Öztürk’ün ifadelerine başvurdu. İfadelerde olay anlatımı yapılarak, Hıdır Öztürk’ün bulunması talep edildi.
30.12.1994 tarihinde, Alibeyköyü yolunda Hıdır Öztürk’ün cenazesini bulan köylüler tarafından yapılan ihbar üzerine olay yerine giden Derik Soğukkuyu Karakol Komutanlığı görevlilerince olay yeri tespit tutanağı düzenlendi. Tutanağa göre olay yerinde bir adet boş mermi kovanı bulunuyordu. Tutanakta Hıdır Öztürk’ün “Başka bir yerde öldürüldükten sonra getirilip buraya atıldığı, [bedenin] yanındaki iki ayrı kişiye ait olan ayak izlerinin de bunu gösterdiği ve boş kovanın da sonradan [bedenin] yanına bırakıldığının anlaşıldığı” belirtildi. Aynı tarihte Derik Cumhuriyet Başsavcılığınca 1994/306 numaralı soruşturma başlatılarak, otopsi tutanağı düzenlendi, klasik otopsi yapılmasına gerek görülmedi.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı bir kez daha Bekir Öztürk’ü dinledikten sonra 21.02.1995 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Derik Cumhuriyet Başsavcılığı 1994/306 numaralı soruşturma kapsamında müşteki sıfatıyla Hıdır Öztürk’ün annesi Adile Öztürk’ün ile eşi Hatun Öztürk’ün ve tanık sıfatıyla C.A., V.Ö. ve Ş.Ö’nün ifadelerine başvurdu. 28.12.1995 tarihinde görevsizlik kararı vererek, dosyayı 1995/62 numaralı fezleke ile Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
1994/306 ve 1995/143 numaralı soruşturmalar Diyarbakır DGM Başsavcılığının 1995/1147 numaralı soruşturma dosyasında birleştirildi. Dosyada Diyarbakır DGM Başsavcılığı tarafından 14.12.2007 tarihinde daimi arama kararı verildi.
30.05.2001 tarihinde Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 2001/2002 numaralı ekspertiz raporunda olay yerinde bulunan boş kovanın “silahı tespit edilemeyen olaylar arşivinde kayıtlı bulunan” diğerleriyle herhangi bir irtibatı olmadığı belirtildi.
27.10.2008 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1756 numaralı dosya üzerinden yürüttüğü kamuoyunda Ergenekon olarak bilinen soruşturma kapsamında gizli tanık Aydos, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ifadesinde “Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur’un terörle mücadele adı altında bölgede birçok cinayet, işkence, karanlık faaliyetler gerçekleştirdiğini" beyan etti. Bunun üzerine Savcılık dosyayı ayırarak Hasan Atilla Uğur ile diğer şüpheliler hakkında gerekli adli işlemlerin yapılması için Diyarbakır TMK M.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığına yönelik yetkisizlik kararı verdi.
Diyarbakır TMK M.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığı işlemlere 2009/3586 numaralı soruşturma üzerinden devam etti. Bu kapsamda Savcılık tarafından 10.01.2013 tarihinde Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben "Gizli tanığın ifadesinde geçen olaylar ile benzeri olaylara ilişkin kapsamlı araştırma yapılması" talimatı yazıldı.
06.02.2013 tarihinde Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan dilekçede Hıdır Öztürk’ün bölgede görev yapan kamu görevlileri tarafından zorla kaybedildiği ihtimalinin çok yüksek olduğu belirtilerek, olayın aydınlatılması talep edildi.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı olayların talimat bürosu üzerinden araştırılamayacak kadar geniş kapsamlı olduğunu belirterek, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının uygun bulmasıyla, 13.02.2013 tarihinde 2013/464 numaralı dosya üzerinden soruşturmaya başladı. Bu dosya 03.07.2013 tarihinde 2013/94 numaralı fezlekeye bağlanarak Diyarbakır TMK M.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Burada soruşturmaya 2013/1886 numaralı dosya üzerinden devam edildi. Bu kapsamda Hıdır Öztürk’ün kardeşi Bekir Öztürk, eşi Hatun Öztürk müşteki sıfatıyla ve amcasının oğlu Celal Öztürk tanık sıfatıyla dinlendi.
06.03.2014 tarihinde Resmi Gazetede kabul edilerek yasalaşan 6526 sayılı Kanun ile TMK M.10 ile görevli cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine son verilmesi üzerine dosya Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek 2014/1052 numaralı soruşturma numarasını aldı.
Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı delilleri değerlendirerek 20.07.2014 tarihinde 1992 ile 1996 yılları arasında Mardin’in Kızıltepe İlçesinde Hıdır Öztürk dahil zorla kaybedilen ve yasa dışı keyfi infaz edilen 22 kişiye ve köy yakmalara ile boşaltmalara ilişkin iddianame düzenledi. İddianamede bu eylemlerin “sistematik” bir şekilde Jitem faaliyeti olduğu, bu yapının da devlet bağlantısı bulunduğu vurgulandı. “Hıdır Öztürk'un Jitem'e bağlı olarak Kızıltepe ilçesinde faaliyet gösteren Bıçak Timi üyeleri tarafından ikametinden alınarak ateşli silah ile öldürüldüğü yönünde kuvvetli şüphe içeren delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır” tespitinde bulundu.
Şüpheli Hasan Atilla Uğur, Eşref Hatipoğlu ve Ahmet Boncuk‘un örgütün Kızıltepe ve Diyarbakır yöneticileri oldukları, dönem itibariyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olan Ünal Alkan'ın Jitem’e üye olduğu, Kızıltepe’de bu örgüte bağlı olarak geçici köy korucularından ve itirafçılardan oluşan "Bıçak Timi" adı altında bir timin mevcut olduğu, bu timin korucular Abdurrahman Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılıçaslan, Mehmet Emin Kurğa ve İsmet Kandemir ile asker olan Ünal Alkan'dan oluştuğu, Bıçak Timi'nin 1992 ile 1996 yılları arasında faaliyet gösterdiği belirtildi.
İddianame Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ancak daha ilk duruşma görülmeden, dava güvenlik gerekçesiyle Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 03.03.2015 tarihinde görülen ilk duruşmada sanıklar Hasan Atilla Uğur ve Eşref Hatipoğlu’nun rütbeleri nedeniyle CMK M.161/5’e dayanarak dosyanın izin istemiyle HSYK’ya gönderilmesine karar verildi. 18.10.2015 tarihinde görülen duruşmada ise HSYK’dan cevap gelmediği gerekçesiyle bir sonraki duruşma 15.01.2016 tarihine ertelendi. Duruşma öncesi HSYK’nın sanıkların “silahlı örgüt kurmak” ve “tasarlayarak insan öldürmek” suçlarından yargılandıkları için izin alınmasına gerek olmadığına ve doğrudan kovuşturma yapılabileceğine hükmeden kararı mahkemeye ulaştı. 15 Ocak tarihli duruşmada müdafii avukatları mahkeme heyetinin çekilmesini talep etti. Savcının usule ve esasa aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği bu talebi mahkeme heyeti yetkili merciiye gönderme kararı aldı. Bir sonraki duruşma 27 Nisan 2016 tarihinde görülecek. Davaya ilişkin geniş özet için tıklayın.
