Deham Günay
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Single
- Occupation
- Children
- Peasant
- Event description
İki kardeş olan Nehyet ve Deham Günay (olay tarihinde 17 yaşında idi) 11 Temmuz 1997 tarihinde, Irak sınırının yakınında yer alan Silopi’de bulunan tarlalarında çalışırken yirmiye yakın jandarma grubu tarafından yakalandı. Jandarmalar onları sınırın üzerinde yer alan, tarlalarının yakınında geniş bir alana götürdüler ve burada bulunan ve içleri silah dolu iki sarı torbayı göstererek, bunların kendilerine ait olup olmadığını sordular. Jandarmalar, iki kardeşin olumsuz cevap vermesinin ardından onlara tüfeklerinin dipçikleri ile vurdular. Kafasından yaralanan Deham Günay bilincini kaybetti. Kafasından ve yüzünden yaralanan Nehyet ise jandarmalar tarafından cipe bindirilerek götürüldü. Nehyet geceyi geçirmiş olduğu Habur Jandarma Karakolu'nda gözaltına alındı, ardından savcı ve Silopi Sulh Ceza Hakimi'nin huzuruna çıkarıldı. Nehyet kardeşi Deham’ın bayılmasının ardından kendisini bir daha ne gördüğünü ne duyduğunu belirtti.
Nehyet Günay, Habur sınır kapısına getirilmesinin ardından, nöbette olan askerlere kardeşinin durumunu sordu. Askerlerden ilki, kardeşinin hastanede olduğu cevabını verdi. Nöbet değişiminin ardından ikinci bir asker kendisine kardeşinin ölmüş olduğunu söyledi. Ertesi gün adliyeye götürülmesi sırasında jandarma karakolunun komutanı üsteğmene kardeşine ne olduğunu sordu. Komutan kardeşinin tarlaya götürülmesini istediğini, tarlaya gittikten sonra da kaçtığını söyledi.
Nehyet Günay tutuklanmalarının ertesi günü olan 12 Temmuz 1997 tarihinde, sanık olarak Silopi Savcısı tarafından sorgulandı. Jandarmaya vermiş olduğu beyanlarını yineledi. Aynı gün Silopi Sulh Mahkemesi Hakimi tarafından da sorgulandı ve jandarmaya vermiş olduğu beyanları yineledi «Kardeşimin silah kaçakçılığı faaliyetlerinin olup olmadığını bilmiyorum. Benimle aynı anda tutuklandı. Ama ardından kaçmış olduğunu söylediler» dedi. Hakim aynı gün Nehyet'in tutuklanmasına karar verdi.
Saat 07.00’de dokuz jandarma tarafından imzalanan 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağa göre, Deham Günay kendilerine Iraklı kaçakçılar ile randevusu olduğunu ve bu kişilerin tutuklanması için kendileri ile işbirliği yapabileceğini belirtti. Deham pişman olduğunu belirtmiş olmasından dolayı, jandarmalar ona güvendiler. Bu bilginin ardından jandarmalar sabah saat 03.00’e doğru Deham’ın eşliğinde pusu kurdular. Deham'ın, kendi gözetimleri altında, Iraklılar ile buluşmak üzere sınıra doğru gitmesine izin verdiler. Jandarmalar Deham’ın Iraklılarla uzlaşarak Hezir sınır nehrine doğru kaçmaya başladığını görünce hedef almadan ateş etti, ama kaçakları durdurmayı başaramadı. Olay esnasında 7,62 mm’lik 108 kurşun atıldığı belirtilmişse de ilgili yerde hiçbir boş kovan bulunmadı. Tutanakta kaçakların tutuklanmasına yönelik olarak yürütülen araştırmaların devam ettiği belirtiliyordu.
Hakim 14 Temmuz 1997 tarihinde, kaybedilen Deham Günay’ın gıyaben tutuklanmasına karar verdi.
Deham’ın babası Sadun Günay tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısı, iki kardeşin tutuklanmasından sorumlu olan dokuz jandarmaya karşı soruşturma başlattı. Silopi Savcısı 15 Aralık 1997 tarihinde, 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağı imzalamış olan dokuz jandarmadan beşinin şüpheli olarak sorgulamasını gerçekleştirdi. Aralarında Komutan Üsteğmen İ.M’nin de bulunduğu bu jandarmalar, ilgili tutanağın içeriğinin doğru olduğunu ve Deham Günay’ın hiçbir kötü muameleye tabi tutulmadığını beyan etti. Jandarmalardan dördünün ifadeleri, artık Silopi bölgesinde olmamalarından dolayı, daha sonra istinabe yoluyla alındı. Dört jandarma da tespit tutanağı ile tutarlı bir ifade verdi.
17 Aralık 1997 tarihinde karakolda tanık olarak dinlenen Deham'ın babası Sadun Günay, karakol komutanının oğlunun başına gelenlerden muhtemelen haberdar olduğunu, ancak kendisine bilgi vermek istemediğini belirtti. Yine 17 Aralık 1997 tarihinde, Deham ve Nehyet’in amcaları, Salih Günay ve Sait Günay, karakolda ifadelerini verdiler. Sait Günay tarlada çalışan işçilerin kendisini haberdar ettiğini, kendisinin de aşiretlerinin reisi Süleyman Gündüz’ü bilgilendirdiğini, Süleyman Gündüz’ün Habur Birliği'nin Komutanı ile temas ettiğini, kendilerinin de üç gün sınır boyunca Deham’ı aradıklarını ancak bulamadıklarını söyledi. Salih Günay ise Deham’ın bedeninin bulunması için arama çalışmalarına katılmış olduğunu belirtti. 17 Aralık 1997 tarihinde iki jandarma tarafından düzenlenmiş olan ve altında Sadun Günay ile Deham ve Nehyet’in iki amcasının parmak izlerinin yer aldığı tutanakta Deham’ın yakalandığını kendilerine bildiren işçilerin adlarını hatırlamadıklarını belirttiler.
Sadun Günay, Silopi Savcısı’na gönderdiği 26 Aralık 1997 tarihli mektupta, jandarmalar tarafından yakalanan oğlu Deham’dan hiçbir haber alamadığını yineledi. Pamuk tarlasında bulunan silahların menşei konusunda bilgi toplamak için elinden geleni yapacağına söz verdi ve kendisine oğlu hakkında bilgi verilmesini talep etti. Sadun Günay 11 Şubat 1998 tarihinde Savcı tarafından yeniden dinlendi ve oğlu Deham’ın tutuklanmasından sorumlu olan birlik komutanı hakkında suç duyurusunda bulundu.
Nehyet Günay bu soruşturma çerçevesinde hiçbir şekilde sorgulanmadı.
Nehyet ve Sadun Günay'ın avukatı, 8 Mart 1999 tarihinde Silopi Cumhuriyet Savcısından dokuz jandarmaya karşı açılan soruşturmanın akıbeti hakkında bilgi istedi. Bunun üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısı’nın 16 Nisan 1998 tarihli takipsizlik kararı kendisine tebliğ edildi. Savcı ithamların soyut iddialara dayandığı sonucuna vardı ve takipsizlik kararı verdi. Nehyet ve Sadun Günay'ın avukatı, 26 Mart 1999 tarihinde savcının takipsizlik kararına itiraz etti ancak Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 6 Mayıs 1999 tarihinde itirazı reddetti. Bunun üzerine kardeşi ve babası, Deham'ın zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak 14 Eylül 1999 tarihinde AİHM'ne başvuruda bulundular.
AİHM, 21 Ekim 2008 tarihli kararında Sözleşme'nin 2. maddesinin esas (devletin Deham'ın ölümünden sorumluluğu) ve usulden (etkili soruşturma yapılmaması) ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca, Sözleşme'nin 3. maddesinin başvuranların yakınlarının zorla kaybedilmesinden duyduğu acı ve ıstırap bağlamında Sadun ve Nehyet Günay açısından ihlal edildiğine karar verdi.
- Geolocation
Latitude: 37.3055432
Longitude: 42.4983217
- Geolocation
- City
- Şırnak
- District
- Silopi
- Date of disappearance
- Jul 11, 1997
- Year of disappearance
- 1997
- Age at the time of disappearance
- Yaş:17Ay:1Gün:10
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- ECHR decision
- Press release or report of human rights organisations
- Decision by the prosecution office
- Decision of non-prosecution due to lack of evidence
- Verdict of ECHR
- Violation of the right(s)
- Articles violated according to ECHR verdict
- Article 2: Procedural violation of the right to life
- Article 2: Substantive violation of the right to life
- Article 3: Prohibition of torture in respect of the applicant
- Summary of the legal proceedings
İki kardeş olan Nehyet ve Deham Günay (olay tarihinde 17 yaşında idi) 11 Temmuz 1997 tarihinde, Irak sınırının yakınında yer alan Silopi’deki tarlalarında çalışırken yirmiye yakın jandarma grubu tarafından yakalandı. Nehyet jandarmalar tarafından cipe bindirilerek götürüldü. Geceyi geçirmiş olduğu Habur Jandarma Karakolu'nda gözaltına alınmadan önce, doktora götürüldü, ardından savcı huzuruna ve son olarak Silopi Sulh Ceza Hakimi'nin huzuruna çıkarıldı. Nehyet kardeşi Deham’ı bir daha ne gördüğünü ne duyduğunu belirtti.
Nehyet Günay tutuklanmalarının ertesi günü olan 12 Temmuz 1997 tarihinde, sanık olarak Silopi Savcısı tarafından sorgulandı. Jandarmaya vermiş olduğu beyanlarını yineledi. Aynı gün Silopi Sulh Mahkemesi Hakimi tarafından da sorgulandı ve jandarmaya vermiş olduğu beyanları yineledi «Kardeşimin silah kaçakçılığı faaliyetlerinin olup olmadığını bilmiyorum. Benimle aynı anda tutuklandı. Ama ardından kaçmış olduğunu söylediler» dedi. Hakim aynı gün Nehyet'in tutuklanmasına karar verdi.
Saat 07.00’de dokuz jandarma tarafından imzalanan 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağa göre, Deham Günay kendilerine Iraklı kaçakçılar ile randevusu olduğunu ve bu kişilerin tutuklanması için kendileri ile işbirliği yapabileceğini belirtti. Deham pişman olduğunu belirtmiş olmasından dolayı, jandarmalar ona güvendiler. Bu bilginin ardından jandarmalar sabah saat 03.00’e doğru Deham’ın eşliğinde pusu kurdular. Deham'ın, kendi gözetimleri altında, Iraklılar ile buluşmak üzere sınıra doğru gitmesine izin verdiler. Jandarmalar Deham’ın Iraklılarla uzlaşarak Hezir sınır nehrine doğru kaçmaya başladığını görünce hedef almadan ateş etti, ama kaçakları durdurmayı başaramadı. Olay esnasında 7,62 mm’lik 108 kurşun atıldığı belirtilmişse de ilgili yerde hiçbir boş kovan bulunmadı. Tutanakta kaçakların tutuklanmasına yönelik olarak yürütülen araştırmaların devam ettiği belirtiliyordu.
Hakim 14 Temmuz 1997 tarihinde, ortadan kaybolan Deham Günay’ın gıyaben tutuklanmasına karar verdi.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı 1 Ağustos 1997 tarihli iddianame ile Deham ve Nehyet’e karşı, silah kaçakçılığı ve yurda önemli sayıda silah sokmak için çete kurma iddiasıyla, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Silahlar Kanunun 12. maddesi uyarınca kamu davası açtı. İddianameye göre sanıklar, Irak’tan gelen üç kişi tarafından bırakılan silahla dolu torbaları almaya giderken onları kuleden gözetleyen bir nöbetçi tarafından fark edildiler.
DGM’de düzenlenen 2 Ekim 1997 tarihli duruşma esnasında Nehyet’in avukatı müvekkilinin ve kardeşinin yakalanmaları esnasında, jandarmaların şiddetli darbelerine maruz kaldıklarını söyledi. Deham’ın kafasına almış olduğu darbelerin ardından öldüğünü ve jandarmaların suçlarını ört pas etmek için sanığın kaçtığının belirtildiği sahte tutanak düzenlediklerini iddia etti. Nehyet’in de yakalanması esnasında darbelere maruz kaldığını ancak dinlendiği esnada hazır bulunan jandarmaların misillemesinden korktuğu için hakime aksini beyan etmiş olduğunun altını çizdi. Ayrıca müvekkilinin aleyhine kanıtların var olmadığını belirtti ve hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.
Aynı duruşmada sınır kontrol kulelerinde nöbetçi olan jandarma G.Y.’nin ifadesi de okundu. Soruşturma esnasında alınan bu ifadeye göre G.Y. Hezil nehrini geçerek Türk topraklarına giren üç kişi gördü. Türk tarafında, tarlalarda çalışan iki kişi bunlara doğru yöneldi. Beş dakika sonra üç kişi Irak’a geri döndü. Türk tarafındaki iki kişi torbaları yol tarafında, samanların arasına gizledi. G.Y. o anda olayları komutanlığa telsiz ile bildirdi. Nehyet, kendi adına bu ifadeyi yalanladı.
Nehyet'in avukatı yine 4 Kasım 1997 tarihinde, DGM’nde, müvekkiline kötü muamelede bulunan kişilere karşı kovuşturma başlatılmasını talep etti. DGM, kanıt eksikliğinden dolayı talebi aynı gün reddetti ve Nehyet'in yine de ayrı bir şikayette bulunma hakkının olduğunu hatırlattı.
DGM 5 Ekim 1999 tarihinde Nehyet Günay’ı on yıl hapis cezasına çarptırdı ve ömür boyu kamu hizmetinden men etti. Mahkeme Günay kardeşlerin silah kaçakçılığında bulunmak üzere kimliği belirlenmemiş kaçakçılar ile çete kurduklarına karar verdi.
DGM, aynı kararda, Deham’a karşı açılmış olan davayı ayırdı.
Nehyet, tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak aynı gün serbest bırakıldı.
Nehyet, 11 Ekim 1999 tarihinde kararı temyiz etti.
Yargıtay, 5 Haziran 2000 tarihinde temyiz başvurusunu reddetti.
Deham’ın babası Sadun Günay tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısı iki kardeşin tutuklanmasından sorumlu olan dokuz jandarmaya karşı soruşturma başlattı.
Silopi Savcısı 15 Aralık 1997 tarihinde, 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağı imzalamış olan dokuz jandarmadan beşinin şüpheli olarak sorgulamasını gerçekleştirdi. Aralarında Komutan Üsteğmen İ.M’nin de bulunduğu bu jandarmalar, ilgili tutanağın içeriğinin doğru olduğunu ve Deham Günay’ın hiçbir kötü muameleye tabi tutulmadığını beyan etti.
Jandarmalardan dördünün ifadeleri, artık Silopi bölgesinde olmamalarından dolayı, daha sonra istinabe yoluyla alındı. Bu ifadelerin de tespit tutanağı ile tutarlı olduğu görüldü.
17 Aralık 1997 tarihinde karakolda tanık olarak dinlenen Deham'ın babası Sadun Günay, karakol komutanının oğlunun başına gelenlerden muhtemelen haberdar olduğunu, ancak kendisine bilgi vermek istemediğini iddia etti.
Yine 17 Aralık 1997 tarihinde Deham ve Nehyet’in amcaları, Salih ve Sait Günay, karakolda ifadelerini verdiler.
Sait ve Salih Günay üç gün sınır boyunca Deham’ı aradıklarını ancak bulamadıklarını söyledi.
Sadun Günay Silopi Savcısı’na gönderdiği 26 Aralık 1997 tarihli dilekçesiyle, jandarmalar tarafından yakalanan oğlu Deham’dan hiçbir haber alamadığını yineledi. Pamuk tarlasında bulunan silahların menşei konusunda bilgi toplamak için elinden geleni yapacağına söz verdi ve kendisine oğlu hakkında bilgi verilmesini talep etti.
Sadun Günay 11 Şubat 1998 tarihinde Savcı tarafından dinlendi ve oğlu Deham’ın tutuklanmasından sorumlu olan birlik komutanı hakkında suç duyurusunda bulundu.
Nehyet Günay bu soruşturma çerçevesinde hiçbir şekilde sorgulanmadı.
Nehyet ve Sadun Günay'ın avukatı, 8 Mart 1999 tarihinde, Silopi Cumhuriyet Savcısı'ndan dokuz jandarmaya karşı açılan soruşturmanın akıbeti hakkında bilgi istedi. Bunun üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısı’nın 16 Nisan 1998 tarihli takipsizlik kararı kendisine tebliğ edildi.
Avukat, 26 Mart 1999 tarihinde Savcının takipsizlik kararına itiraz etti. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Mayıs 1999 tarihinde bu itirazı reddetti.
Bunun üzerine kardeşi ve babası, Deham'ın zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak 14 Eylül 1999 tarihinde AİHM'ne başvuruda bulundular.
AİHM, 21 Ekim 2008 tarihli kararında Sözleşme'nin 2. maddesinin esas (devletin Deham'ın ölümünden sorumluluğu) ve usulden (etkili soruşturma yapılmaması) ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca, Sözleşme'nin 3. maddesinin başvuranların yakınlarının zorla kaybedilmesinden duyduğu acı ve ıstırap bağlamında Sadun ve Nehyet Günay açısından ihlal edildiğine karar verdi.
2 Şubat 2009 tarihinde Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Deham Günay'ın babası Narin Günay'ın zorla kaybedilmeye ilişkin yeniden ifadesi alındı.