Deham Günay
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Meslek
- Çiftçi
- Çocuk
- Olay Özeti
21 Ekim 2008 tarihli AİHM’nin kararındaki ifadelere göre, iki kardeş olan Deham Günay ve kardeşi N.G. 11 Temmuz 1997 tarihinde, Irak sınırının yakınında yer alan Silopi’de bulunan tarlalarında çalışırken 20’ye yakın jandarma grubu tarafından yakalandı. Jandarmalar onları sınırın üzerinde yer alan, tarlalarının yakınındaki geniş bir alana götürdü ve burada bulunan içleri silah dolu iki sarı torbayı göstererek bunların kendilerine ait olup olmadığını sordu. Jandarmalar, iki kardeşin olumsuz cevap vermesinin ardından onlara tüfeklerinin dipçikleri ile vurdu. Kafasından yaralanan Deham Günay bilincini kaybetti. Kafasından ve yüzünden yaralanan N.G. ise jandarmalar tarafından cipe bindirilerek götürüldü.
N.G. geceyi geçirmiş olduğu Habur Jandarma Karakolunda gözaltına alındı, ardından savcı ve Silopi Sulh Ceza Hakiminin huzuruna çıkarıldı. N.G. kardeşi Deham Günay’ın bayılmasının ardından kendisini bir daha görmediğini belirtti.
N.G., Habur Sınır Kapısı’na getirilmesinin ardından, nöbette olan askerlere kardeşinin durumunu sordu. Askerlerden ilki, kardeşinin hastanede olduğu cevabını verdi. Nöbet değişiminin ardından ise ikinci bir asker kendisine kardeşinin ölmüş olduğunu söyledi. Ertesi gün adliyeye götürülmesi sırasında jandarma karakolunun komutanı üsteğmene kardeşine ne olduğunu sordu. Komutan kardeşinin tarlaya götürülmesini istediğini, tarlaya gittikten sonra da kaçtığını söyledi.
N.G. tutuklanmalarının ertesi günü olan 12 Temmuz 1997 tarihinde, sanık olarak Silopi Savcısı tarafından sorgulandı. Jandarmaya vermiş olduğu beyanlarını yineledi. Aynı gün Silopi Sulh Mahkemesi Hakimi tarafından da sorgulandı ve jandarmaya vermiş olduğu beyanları yineleyerek: “Kardeşimin silah kaçakçılığı faaliyetlerinin olup olmadığını bilmiyorum. Benimle aynı anda tutuklandı. Ama daha sonra kaçtığını söylediler,” dedi. Hakim aynı gün N.G.'nin tutuklanmasına karar verdi.
Dokuz jandarma tarafından imzalanan 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağa göre, Deham Günay kendilerine Iraklı kaçakçılar ile randevusu olduğunu ve bu kişilerin tutuklanması için kendileri ile işbirliği yapabileceğini belirtti. Deham Günay’ın pişman olduğunu söylemesinden dolayı, jandarmalar ona güvendiler. Bu bilginin ardından jandarmalar sabah saat 03.00’a doğru Deham Günay’ın eşliğinde pusu kurdular. Deham Günay'ın, kendi gözetimleri altında, Iraklılar ile buluşmak üzere sınıra doğru gitmesine izin verdiler. Jandarmalar Deham Günay’ın Iraklılarla uzlaşarak Hezir sınır nehrine doğru kaçmaya başladığını görünce hedef almadan ateş ettiler; ama kaçakları durdurmayı başaramadılar. Olay esnasında 7,62 mm’lik 108 kurşun atıldığı belirtilmişse de ilgili yerde hiçbir boş kovan bulunmadı. Tutanakta kaçakların tutuklanmasına yönelik olarak yürütülen araştırmaların devam ettiği belirtiliyordu.
Hakim 14 Temmuz 1997 tarihinde, kaybedilen Deham Günay’ın gıyaben tutuklanmasına karar verdi. Deham Günay’ın babası tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısı, iki kardeşin tutuklanmasından sorumlu olan dokuz jandarmaya karşı soruşturma başlattı. Silopi Savcısı 15 Aralık 1997 tarihinde, 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağı imzalamış olan dokuz jandarmadan beşinin şüpheli olarak sorgulamasını gerçekleştirdi. Aralarında Komutan Üsteğmen İ.M.’nin de bulunduğu bu jandarmalar, ilgili tutanağın içeriğinin doğru olduğunu ve Deham Günay’ın hiçbir kötü muameleye tabi tutulmadığını beyan etti. Jandarmalardan dördünün ifadeleri, artık Silopi bölgesinde olmamalarından dolayı, daha sonra istinabe yoluyla alındı. Dört jandarma da tespit tutanağı ile tutarlı bir ifade verdi.
17 Aralık 1997 tarihinde karakolda tanık olarak dinlenen Deham Günay'ın babası, karakol komutanının oğlunun başına gelenlerden muhtemelen haberdar olduğunu, ancak kendisine bilgi vermek istemediğini belirtti. Yine 17 Aralık 1997 tarihinde, Deham Günay ve N.G.’nin amcaları, karakolda ifade verdi. Amcalardan biri, tarlada çalışan işçilerin kendisini haberdar ettiğini, kendisinin de aşiretlerinin reisini bilgilendirdiğini, reisin de Habur Birliğinin Komutanı ile temas ettiğini, kendilerinin de üç gün sınır boyunca Deham Günay’ı aradıklarını ancak bulamadıklarını söyledi. Diğer amca ise Deham Günay’ın bedeninin bulunması için arama çalışmalarına katılmış olduğunu belirtti. 17 Aralık 1997 tarihinde iki jandarma tarafından düzenlenmiş olan ve altında Günay kardeşlerin amcalarının ve babasının parmak izlerinin yer aldığı tutanakta Deham Günay’ın yakalandığını kendilerine bildiren işçilerin adlarını hatırlamadıklarını belirttiler.
Baba Günay, Silopi Savcısına gönderdiği 26 Aralık 1997 tarihli mektupta, jandarmalar tarafından yakalanan oğlu Deham Günay’dan hiçbir haber alamadığını yineledi. Pamuk tarlasında bulunan silahların menşei konusunda bilgi toplamak için elinden geleni yapacağına söz verdi ve kendisine oğlu hakkında bilgi verilmesini talep etti. Baba Günay, 11 Şubat 1998 tarihinde savcı tarafından yeniden dinlendi ve oğlu Deham Günay’ın tutuklanmasından sorumlu olan birlik komutanı hakkında suç duyurusunda bulundu. N.G. bu soruşturma çerçevesinde hiçbir şekilde sorgulanmadı.
- Konum
Enlem: 37.3055432
Boylam: 42.4983217
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Silopi
- Kaybedilme Tarihi
- 11 Tem 1997
- Yıl
- 1997
- Mağdurun Yaşı
- 17
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının esastan ihlali
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Madde 3: Başvuran açısından işkence yasağının ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
21 Ekim 2008 tarihli AİHM’nin kararındaki ifadelere göre, iki kardeş olan N.G. ve Deham Günay 11 Temmuz 1997 tarihinde, Irak sınırının yakınında yer alan Silopi’de bulunan tarlalarında çalışırken yirmiye yakın jandarma grubu tarafından yakalandı. Jandarmalar onları sınırın üzerinde yer alan, tarlalarının yakınındaki geniş bir alana götürdü ve burada bulunan içleri silah dolu iki sarı torbayı göstererek bunların kendilerine ait olup olmadığını sordu. Jandarmalar, iki kardeşin olumsuz cevap vermesinin ardından onlara tüfeklerinin dipçikleri ile vurdu. Kafasından yaralanan Deham Günay bilincini kaybetti. Kafasından ve yüzünden yaralanan N.G. ise jandarmalar tarafından cipe bindirilerek götürüldü. N.G. geceyi geçirmiş olduğu Habur Jandarma Karakolunda gözaltına alındı, ardından savcı ve Silopi Sulh Ceza Hakiminin huzuruna çıkarıldı. N.G. kardeşi Deham Günay’ın bayılmasının ardından kendisini bir daha görmediğini belirtti.
N.G., Habur Sınır Kapısı’na getirilmesinin ardından, nöbette olan askerlere kardeşinin durumunu sordu. Askerlerden ilki, kardeşinin hastanede olduğu cevabını verdi. Nöbet değişiminin ardından ise ikinci bir asker kendisine kardeşinin ölmüş olduğunu söyledi. Ertesi gün adliyeye götürülmesi sırasında jandarma karakolunun komutanı üsteğmene kardeşine ne olduğunu sordu. Komutan kardeşinin tarlaya götürülmesini istediğini, tarlaya gittikten sonra da kaçtığını söyledi.
N.G. tutuklanmalarının ertesi günü olan 12 Temmuz 1997 tarihinde, sanık olarak Silopi Savcısı tarafından sorgulandı. Jandarmaya vermiş olduğu beyanlarını yineledi. Aynı gün Silopi Sulh Mahkemesi Hakimi tarafından da sorgulandı ve jandarmaya vermiş olduğu beyanları yineleyerek: “Kardeşimin silah kaçakçılığı faaliyetlerinin olup olmadığını bilmiyorum. Benimle aynı anda tutuklandı. Ama daha sonra kaçtığını söylediler,” dedi. Hakim aynı gün N.G.’nin tutuklanmasına karar verdi.
Dokuz jandarma tarafından imzalanan 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağa göre, Deham Günay kendilerine Iraklı kaçakçılar ile randevusu olduğunu ve bu kişilerin tutuklanması için kendileri ile işbirliği yapabileceğini belirtti. Deham Günay’ın pişman olduğunu söylemesinden dolayı, jandarmalar ona güvendiler. Bu bilginin ardından jandarmalar sabah saat 03.00’a doğru Deham Günay’ın eşliğinde pusu kurdular. Deham Günay'ın, kendi gözetimleri altında, Iraklılar ile buluşmak üzere sınıra doğru gitmesine izin verdiler. Jandarmalar Deham Günay’ın Iraklılarla uzlaşarak Hezir sınır nehrine doğru kaçmaya başladığını görünce hedef almadan ateş ettiler; ama kaçakları durdurmayı başaramadılar. Olay esnasında 7,62 mm’lik 108 kurşun atıldığı belirtilmişse de ilgili yerde hiçbir boş kovan bulunmadı. Tutanakta kaçakların tutuklanmasına yönelik olarak yürütülen araştırmaların devam ettiği belirtiliyordu.
Hakim 14 Temmuz 1997 tarihinde, kaybedilen Deham Günay’ın gıyaben tutuklanmasına karar verdi. Deham Günay’ın babası S.G. tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısı, iki kardeşin tutuklanmasından sorumlu olan dokuz jandarmaya karşı soruşturma başlattı. Silopi Savcısı 15 Aralık 1997 tarihinde, 12 Temmuz 1997 tarihli tutanağı imzalamış olan dokuz jandarmadan beşinin şüpheli olarak sorgulamasını gerçekleştirdi. Aralarında Komutan Üsteğmen İ.M.’nin de bulunduğu bu jandarmalar, ilgili tutanağın içeriğinin doğru olduğunu ve Deham Günay’ın hiçbir kötü muameleye tabi tutulmadığını beyan etti. Jandarmalardan dördünün ifadeleri, artık Silopi bölgesinde olmamalarından dolayı, daha sonra istinabe yoluyla alındı. Dört jandarma da tespit tutanağı ile tutarlı bir ifade verdi.
17 Aralık 1997 tarihinde karakolda tanık olarak dinlenen Deham Günay'ın babası S.G., karakol komutanının oğlunun başına gelenlerden muhtemelen haberdar olduğunu, ancak kendisine bilgi vermek istemediğini belirtti. Yine 17 Aralık 1997 tarihinde, Günay kardeşlerin amcaları karakolda ifadelerini verdi. Amcalardan biri tarlada çalışan işçilerin kendisini haberdar ettiğini, kendisinin de aşiretlerinin reisi S.G.’yi bilgilendirdiğini, S.G.’nin Habur birliğinin komutanı ile temas ettiğini, kendilerinin de üç gün sınır boyunca Deham Günay’ı aradıklarını ancak bulamadıklarını söyledi. Diğer amca ise Deham Günay’ın bedeninin bulunması için arama çalışmalarına katılmış olduğunu belirtti. 17 Aralık 1997 tarihinde iki jandarma tarafından düzenlenmiş olan ve altında baba Günay ile Günay kardeşlerin iki amcasının parmak izlerinin yer aldığı tutanakta Deham Günay’ın yakalandığını kendilerine bildiren işçilerin adlarını hatırlamadıklarını belirttiler.
Baba Günay, Silopi Savcısına gönderdiği 26 Aralık 1997 tarihli mektupta, jandarmalar tarafından yakalanan oğlu Deham Günay’dan hiçbir haber alamadığını yineledi. Pamuk tarlasında bulunan silahların menşei konusunda bilgi toplamak için elinden geleni yapacağına söz verdi ve kendisine oğlu hakkında bilgi verilmesini talep etti. Baba Günay 11 Şubat 1998 tarihinde savcı tarafından yeniden dinlendi ve oğlu Deham Günay’ın tutuklanmasından sorumlu olan birlik komutanı hakkında suç duyurusunda bulundu. N.G. ise bu soruşturma çerçevesinde hiçbir şekilde sorgulanmadı.
N.G. ve baba Günay'ın avukatı, 8 Mart 1999 tarihinde Silopi Cumhuriyet Savcısından dokuz jandarmaya karşı açılan soruşturmanın akıbeti hakkında bilgi istedi. Bunun üzerine Silopi Cumhuriyet Savcısının 16 Nisan 1998 tarihli takipsizlik kararı kendisine tebliğ edildi. Savcı ithamların soyut iddialara dayandığı sonucuna vardı ve takipsizlik kararı verdi. Günayların avukatı, 26 Mart 1999 tarihinde savcının takipsizlik kararına itiraz etti ancak Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 6 Mayıs 1999 tarihinde itirazı reddetti. Bunun üzerine kardeşi ve babası, Deham Günay'ın zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak 14 Eylül 1999 tarihinde AİHM'ye başvuruda bulundu.
AİHM, 21 Ekim 2008 tarihli kararında Sözleşme'nin 2. maddesinin esas (devletin Deham Günay'ın ölümünden sorumluluğu) ve usulden (etkili soruşturma yapılmaması) ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca, Sözleşme'nin 3. maddesinin başvuranların yakınlarının zorla kaybedilmesinden duyduğu acı ve ıstırap bağlamında Baba ve kardeş açısından ihlal edildiğine karar verdi.
2023 yılında Silopi Cumhuriyet Başsavcılığında dosyanın durumuna ilişkin yapılan incelemede dosyanın mevcut haliyle daimi arama kararı verilmiş olup zamanaşımı süresinin dolmasının beklenmesi amacıyla zamanaşımı bürosuna tevdi edildiği görüldü. Sürecin devamına ilişkin Hafıza Merkezinin elinde başkaca bilgi bulunmamaktadır.