Hakkımızda

about

Zorla Kaybedilenler Veritabanı, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi tarafından Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesinden beri zorla kaybedilen tüm yurttaşları belgelemek, zorla kaybetme olgusunun yapısını, suçun örüntülerini, açılan az sayıda soruşturma ve davadaki cezasızlık mekanizmalarını açığa çıkarmak, dönemin politik sorumlularının isimlerini unutmamak ve kaybedilen kişilerin hikayelerini kayıt altına almak amacıyla oluşturuldu. Veritabanında Merkez tarafından farklı kaynaklardan doğrulanabilen zorla kaybedilen kişilerin kişisel bilgileri, kaybedilme tarihi ve yeri, kaybedilme hikayesi, zorla kaybetme suçuna ilişkin hukuki veriler ve dönemin politik sorumluları yer alıyor.

Zorla kaybetme suçunun yarattığı dehşeti, kayıp yakınlarını hedef alan belirsizliği, çok uzun yıllara yayılan ve acı veren bir bekleyişi anlatmak, rakamları ve verileri çok aşan bir durum olarak kaybedilenin yokluğunun hakikatini ortaya koymak çok zor. Bu çalışma, kaybedilenlerle ilgili temel bilgilerin yanında onların hikayelerini anlatan yakınlarının tanıklıkları da derlenerek oluşturuldu. Veritabanının bir bütün olarak zorla kaybetme hafızasını diri tutmanın, cezasızlıkla mücadele etmenin ve Türkiye’de de “Bir Daha Asla” şiarının yayılmasını sağlamanın yollarından biri olarak görülmesini isteriz.

about

Metodoloji

1. Tanım

Hafıza Merkezi olarak zorla kaybetme suçunun tanımında Birleşmiş Milletler Herkesin Zorla Kaybetmelere Karşı Korunması Hakkında Uluslararası Sözleşme’yi (Sözleşme) esas alıyoruz. Sözleşme zorla kaybetme suçunu “(...) devlet görevlilerinin ya da devletin yetkilendirmesi, desteği veya göz yummasıyla hareket eden kişilerin ya da kişi gruplarının gözaltına alma, tutuklama, kaçırma ya da diğer herhangi bir biçimde özgürlükten yoksun bırakması ve bu durumdaki bir kimseyi, özgürlükten yoksun bırakmayı kabul etmenin reddedilmesi veya kaybedilen kişinin akıbetinin ya da nerede olduğunun gizlenmesiyle, hukukun koruması dışına çıkarması” olarak tanımlıyor. Bu tanım zorla kaybetmeyi, tarihsel ve küresel olgular ve örüntüler ile tutarlı bir biçimde bir devlet suçu olarak ele alır. Biz de Hafıza Merkezi olarak zorla kaybetme fenomeninin Türkiye’deki tezahürüne uygun olan bu tanımı benimsiyoruz.

Zorla kaybedilen kişinin bedeni bulunduğu ve ailesine teslim edildiği zaman statüsünün ne olacağı konusunda farklı yaklaşımlar var. Bu konuda bilgi ve deneyim üreten kimi hak örgütleri, hukukçular ve akademisyenler kaybedilen kişinin bedeni bulununca o kişinin kayıp statüsünden çıktığını öne sürerken, kimi diğer örgütler, hukukçular ve akademisyenler ise beden bulunduktan sonra da kişinin kaybedilen olarak değerlendirilmesinin doğru olacağını ileri sürüyor. Hafıza Merkezi olarak, zorla kaybetme suçu açısından önemli bir örnek oluşturan Arjantin’de de hakim görüş olarak kabul edilen ikinci yaklaşımı esas aldık. Bu yaklaşım kayıp yakınlarının maruz kaldığı belirsizlik işkencesini açığa çıkardığı, kayıp yakınlarının arayış süresindeki hak kayıplarını tanıdığı ve kaybedilenin infaz edilme biçiminin özgüllüğünü kayıt altına aldığı için bize göre daha uygun bir yaklaşım. Bu nedenle veritabanında bedeni bulunsun bulunmasın zorla kaybetme suçuyla kaybedilmiş (bilgilerine erişebildiğimiz) herkesi kapsadık ancak bedeni bulunan kayıpları ayrıca belirterek bedenlerin bulunma biçimini olabildiğince ayrıntılı bir şekilde belirtmeye özen gösterdik.

separator

2. Kaynaklar

Hazırladığımız veritabanı 12 Eylül 1980 askeri darbesinden beri kaybedilen herkesi henüz kapsamıyor; amacımız veritabanını bu dönemde kaybedilen her kişiyi içeren bir hale dönüştürmek. Veritabanını hazırlamaya başlamadan önce bu alanda bizden önce yapılmış tüm çalışmaları tarayarak 1980 darbesinden bugüne dek kaç kişinin zorla kaybedildiğine dair kesin olmayan bir sayıya ulaştık; bu ilk araştırmaya göre bu dönemde en az 1353 kişi zorla kaybedilmiş olabilir. Burada paylaştığımız kayıplar ise ya kendi verilerimize dayanarak ya da başka kaynaklardan toplayıp belirlediğimiz veri doğrulama kriterlerine uygun olarak kaybedildiğini kesinleştirdiğimiz kişiler. Veritabanında topladığımız belgeler çeşitli kaynaklara dayanıyor, bunları metodolojik tercihlerimizle uyumlu biçimde şu şekilde sıralamak mümkün:

2.1 Birincil Kaynaklar

2.1.1 Görüşmeler:

Topladığımız verinin temel kaynaklarından biri gerçekleştirdiğimiz saha araştırmaları oldu. Bu saha araştırmalarında başta kayıp yakınları olmak üzere avukatlar, hak savunucuları ve aktivistler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yaptık. 2012-2015 yılları arasında 188 Kürtçe ve 60 Türkçe olmak üzere toplam 248 görüşme yaptık. Hazırladığımız ayrıntılı onay formuyla her görüşmeciden görüşmenin ne kadarını, hangi yollarla ve kimlerle paylaşabileceğimiz konusunda izin aldık. Veritabanında paylaştığımız bilgiler görüşme yapılan kişinin paylaşılmasına izin verdiği bilgilerdir. Ancak görüşme bilgileri paylaşılırken, veri toplamanın en temel etik prensiplerinden olan do no harm (zarar vermeme) prensibi gereği, izinli dahi olsa görüşme yaptığımız kişiye zarar verebilecek hiçbir bilgiyi paylaşmamaya çalıştık. Bu vesileyle bizimle görüşme yapmayı kabul etmiş, yaşadıkları çok zor süreci bizimle paylaşmış başta değerli kayıp yakınları olmak üzere herkese bir kez daha sonsuz teşekkürlerimizi belirtmek isteriz. Ayrıca saha araştırmaları sürecinde bizden desteklerini esirgemeyen Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YAKAY-DER), Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği (MEYA-DER) ve İnsan Hakları Derneği Kayıplar Komisyonuna teşekkür ederiz.

2.1.2. Hukuki belgeler:

Topladığımız verinin diğer bir temel kaynağı ise hukuki belgelerden topladığımız bilgiler oldu. Bu belgelere zorla kaybetme davalarıyla çok uzun zamandır meşgul olan hukukçu dostlarımızın ve dosya sahiplerinin destekleriyle ulaştık. Veritabanını oluştururken kullandığımız farklı veriler arasında çelişkiler olduğunda hukuki verileri temel aldık. Bunun sebebi esasen zorla kaybetme suçunda cezasızlık uygulamasını kıracak yargılamalar yapılırsa dayanılacak olanın hukuk verisi olması; örneğin zamanaşımı süreleri hesaplanırken ya da şüpheliler belirlenirken hukuk verisine başvurulacak olmasıydı. Hukuk verisi içinde ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi [AİHM]’nin kesinleşmiş kararlarına ve bu mahkemeye yapılan başvurulara öncelik verdik. Yerel mahkemelerdeki dava dosyaları, soruşturma dosyaları, şikayet dilekçeleri, tespit niteliğinde olan tutanaklar da diğer hukuki verilerimizi oluşturdu. Kaybedilenlerin yakınlarının anlatılarıyla hukuk verileri arasında bir çelişki olduğu durumda, hukuk verisine öncelik verirken anlatıya dayalı bilgiyi de ayrıca belirttik. Bu vesileyle büyük bir işbirliği ve dayanışma örneği göstererek elindeki hukuki bilgileri bizimle paylaşan mağdur aileleri temsil eden avukatlara ve kaybedilenlerin ailelerine bir kez daha teşekkür ederiz.

2.1.3.Hak örgütleri raporları/belgeleri

Veritabanını oluştururken bu alanda bizden önce çalışmış pek çok örgüt, ama en çok da İnsan Hakları Derneği (İHD), Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YAKAY-DER), Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği (MEYA-DER) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından yayımlanmış raporlara ve çalışmalara dayandık. Özellikle Cumartesi İnsanlarının oluşturduğu muazzam birikimden faydalandık.

2.1.4.Türkiye Büyük Millet Meclisi raporları:

Az sayıda da olsa Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde ve çoğunlukla TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından hazırlanmış ilgili raporları da birincil kaynak olarak veri aldık.

2.2. İkincil Kaynaklar

2.2.1.Yazılı basında çıkan bilgiler:

Zorla kaybetmelerin gerçekleştiği ve sonrası dönemlerde farklı yazılı basın organlarında çıkan bilgileri arşiv taraması yoluyla derliyor, karşılaştırıyor ve ikincil kaynak olarak kullanıyoruz.

2.2.2.Online siteler ve haberlerde çıkan bilgiler:

Bir diğer ikincil kaynağımız zorla kaybetmeler üzerine internet üzerinde farklı haber siteleri veya kaynak sitelerde bulunan bilgiler. Site içeriklerini tarıyor, bilgileri karşılaştırıyor ve ikincil kaynak olarak kullanıyoruz.

2.2.3.İkincil literatür:

Son ikincil kaynağımız ise özellikle 1990’lı yıllara dair yayınlanan gazetecilik, araştırma, tanıklık ve anı kitaplarını kapsayan literatür taramasından edindiğimiz veriler.

separator

3. Veri Doğrulama

Hafıza Merkezi bu veritabanında kamuoyu ile paylaştığı verinin doğruluğunu yayınlamadan önce kontrol ediyor. Toplanan veri, eğer birincil kaynaklar tarafından doğrulanmamışsa, yayınlanmadan önce en az iki bağımsız kaynaktan karşılaştırmalı olarak kontrol ediliyor.

separator

4. Zorla Kaybetme Vakaları ile İlgili Yerel Mahkemelerde Yargılananlar

Veritabanını oluştururken erişebildiğimiz yerel mahkemelerde açılmış dava dosyalarında şüpheli olarak yargılanmaya devam eden kişileri veritabanında belirtiyoruz. Yerel mahkemelerde pek çoğu olay tarihinden 20 yıla yakın süreler sonra açılan çok az sayıdaki bu davaların pek çoğu beraat kararlarıyla kapandı/kapanıyor. Açılan davalarda yargılanan ve temyiz süreci tamamlanarak beraat kararları kesinleşen kişileri hukuki nedenlerle kamuoyuna açtığımız veri tabanından çıkartıyoruz.

separator

5. Bilgi ve Katkı

Paylaştığımız verilerin doğru olması için çok çaba harcadık ve bu çabayı kaybedilenlere duyduğumuz saygının bir gereği olarak gördük. Ancak tüm bu çabaya rağmen eksikler ve yanlışlar olabilir. Bunların Hafıza Merkezi’ne bildirilmesi çalışmanın eksiklerini gidermek için çok önemli. Hem bu türden eksikleri hem de olası yeni bilgileri Destek Olun linkindeki formu doldurarak bize bildirebilirsiniz.

Kayıp yakınları, zorla kaybetme suçlarında hakikat, adalet ve hafıza arayışına katkı sunan insan hakları örgütleri, aktivistler, avukatlar ve araştırmacıların çabalarını görünür kılmayı ve desteklemeyi temel hedefleri arasında sayan Hafıza Merkezi, gazetecilerin, foto muhabirlerinin, araştırmacı ve akademisyenlerin, hukukçuların, sivil toplum örgütlerinin ve uluslararası kurumların her türlü bilgi, belge, görsel paylaşımı ve işbirliği için başvuru ve önerilerine açıktır.