Destek Olun

İletişim Formu

Bu veritabanında paylaştığımız verilerin doğru olması için çok çaba harcadık ve bu çabayı kaybedilenlere duyduğumuz saygının bir gereği olarak gördük. Ancak tüm bu çabaya rağmen eksikler ve yanlışlar olabilir. Bunların Hafıza Merkezi’ne bildirilmesi çalışmanın eksiklerini gidermek için çok önemli. Hem bu türden eksikleri hem de olası yeni bilgileri Destek Olun linkindeki formu doldurarak bize bildirebilirsiniz.

Kayıp yakınları, zorla kaybetme suçlarında hakikat, adalet ve hafıza arayışına katkı sunan insan hakları örgütleri, aktivistler, avukatlar ve araştırmacıların çabalarını görünür kılmayı ve desteklemeyi temel hedefleri arasında sayan Hafıza Merkezi, gazetecilerin, foto muhabirlerinin, araştırmacı ve akademisyenlerin, hukukçuların, sivil toplum örgütlerinin ve uluslararası kurumların her türlü bilgi, belge, görsel paylaşımı ve işbirliği için başvuru ve önerilerine açıktır.

Gönder butonuna basarak paylaştığım kişisel verilerin Hafıza Merkezi tarafından kaydedilmesine ve benimle iletişim için kullanılmasına onay veriyorum.

Cumartesi Anneleri/İnsanlarını Destekleyebilirsiniz

Türkiye’de zorla kaybetme suçu Cumhuriyet tarihi boyunca darbe dönemleri (özellikle 1980 darbesi öncesi ve sonrası) ile 1990'lı yıllarda sıkça başvurulan bir devlet şiddeti yöntemi oldu. Bu suça dönük ilk örgütlü tepki İnsan Hakları Derneği (İHD)’nin 1992 yılında "Kayıplar Bulunsun" sloganıyla başlattığı kampanyaydı. Bu kampanya, 1995 yılında oturma eylemlerine başlayan Cumartesi Anneleri/İnsanlarının ısrarlı mücadelesiyle ülke çapında yankı uyandıran bir harekete dönüştü.

İlk kez 27 Mayıs 1995'te, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için Galatasaray Meydanında toplanan Cumartesi Anneleri/İnsanları, Arjantin’deki muadilleri olan Plaza de Mayo’da toplanan kayıp anneleri gibi, her hafta Cumartesi günü tekrar etmek üzere, sessiz bir oturma eylemi gerçekleştirerek protesto eylemi ve anma etkinliği başlattı. Kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını daima ellerine taşıyan eylemcilerin iki temel talebi vardı: İlki, çocuklarına, eşlerine veya kardeşlerine devlet görevlilerinin ne yaptığına dair somut ve güvenilir bilgi talebiydi. Diğer bir deyişle, bir yandan Türk devletinden çocuklarının bedenlerini talep eden Cumartesi Anneleri, diğer yandan da bu hak ihlallerine dair kolektif hafızayı diri tutamaya çalıştı. İkinci talep, faillerin tespit edilmesi ve hem bu devlet politikasına hem de cezasız kalan faillere ilişkin hakkaniyetli bir yargılama sürecinin başlatılmasıydı. Bu bağlamda, Türkiye siyasi tarihinde ilk dinamik hafızalaştırma girişimi, devletin gerçekleştirdiği hak ihlallerinin mağduru olan ve binlerce zorla kaybetme vakasını toplumların gündemine sokmak adına düzenli ve sabırlı bir biçimde mücadele eden Cumartesi Anneleri/İnsanları tarafından başlatıldı. Yıllar içinde güvenlik güçlerinin tüm engelleme ve yasaklama girişimlerine rağmen devam eden Cumartesi Anneleri/İnsanları eylemleri sadece İstanbul’la da sınırlı kalmadı; Diyarbakır, Şırnak (Cizre), Batman, İzmir gibi illere de yayıldı.

Cumartesi Anneleri/İnsanlarının mücadelesine ve taleplerine destek olmak için eylemleri takip edebilir, sosyal medya hesaplarından gelişmeleri takip ederek çağrılarının yaygınlaşmasına katkı sunabilirsiniz.