Fikri Özgen
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Married
- Occupation
- Muhtar
- Dependants
- 7
- Event description
Fikri Özgen'in zorla kaybedilmesine ilişkin eşi Dilşah Özgen ile yapılan görüşme ve AİHM'nin olayla ilgili 20 Eylül 2005 tarihli kararındaki ifadelere göre, 28 yıl Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Yeşilköy'de (Delit) muhtarlık yapan 1924 doğumlu Fikri Özgen, evli ve altı çocuk babasıydı. Üç erkek çocuğundan biri İstanbul'da polis tarafından öldürüldü, bir oğlu "örgüt üyesi olmak" suçlamasıyla 22,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı, bir oğlu da PKK örgütüne katıldı. Çocuklarının politik faaliyetleri nedeniyle Fikri Özgen ve eşi Dilşah Özgen yoğun bir baskı görüyordu. Sık sık gözaltına alınıp sorgulanan Fikri Özgen’in evi üç defa yakıldı, son olarak da bombalandı. Tek başlarına yaşayan Özgen çifti bu olay sırasında evde bulunmadıkları için kurtuldular.
Süren yoğun baskılar nedeniyle Özgen çifti 1992 yılında Diyarbakır’a göç etti. Ancak asker ve polis baskıları burada da devam etti. Eşiyle yalnız kaldıkları ev sürekli basılıyor, arama yapılıyor ve Fikri Özgen sorguya tabi tutuluyordu. Kürtçe de bilen Recep isimli amir, yapılan tüm ev baskınlarında bulunuyordu.
1997 yılı Şubat ayında Çankırı’da cezaevindeki oğlunu ziyaretten dönen Fikri Özgen, 27 Şubat 1997 sabahı nefes darlığı ilaçlarını satın almak için saat on sıralarında evden çıktı. 73 yaşında olan Fikri Özgen evinden 150 metre uzakta Aşiyan adlı bir lokantanın önünde sivil giyimli dört kişi tarafından Renault marka, 34 BHV 60 plakalı bir araca bindirilerek kaçırıldı. Bu kişilerden birinin elinde telsiz vardı. Olaya kızı da tesadüfen uzaktan tanıklık etti.
Dilşah Özgen, ertesi gün Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulundu. Eşinin zorla kaybedilmesi ve aracın plaka numarası hakkında bilgi verdi. Aile savcılığın dışında, Jandarma Alay Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğüne de başvurularda bulundu. Ayrıca olay, Uluslararası Af Örgütü, TBMM İnsan Hakları Araştırma Komisyonu, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi ve Diyarbakır Şubesine taşındı.
5 Mart 1997 tarihinde savcılık Fikri Özgen’in isminin gözaltı kayıtlarında yer almadığını belirtti. 6 Mart 1997 tarihinde yakınları Diyarbakır Savcısına tekrar başvurarak Fikri Özgen'in kaçırılmasının sorumlularının devlet güçleri ile bağlantılı olduğunu belirtti, soruşturma açılmasını talep etti. 13 Mart 1997 tarihinde Diyarbakır savcısı bir soruşturma başlattı. Diğer illerdeki savcılıklardan, jandarma ve emniyetten Fikri Özgen’in gözaltına alınıp alınmadığına dair bilgi talep etti. Gözaltına alınmadığına dair cevaplar aldı. İstanbul Emniyeti’ne 34 BHV 60 plakalı aracın kime ait olduğunu sordu. Bu plakanın beyaz renkli Ford marka bir kamyona ait olduğuna dair bilgi geldi.
Soruşturmada herhangi bir ilerleme olmayınca ailesi 20 Ağustos 1997 tarihinde AİHM'ye başvurdu. AİHM verdiği kararda, Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin zorla kaybetme ile ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden ihlal edildiğine, ayrıca etkili bir başvuru hakkı olmadığı için Sözleşme'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti ve devleti Özgen ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
Fikri Özgen’in kaybedilmesinin üzerinden bir ay gibi bir süre geçtikten sonra ailesi devlet güçleriyle yakın ilişkisi olduğunu bildikleri bir kişiden onun bulunması için yardım istedi. Olayı araştırdığını söyleyen bu kişi Fikri Özgen’in JİTEM'e götürüldüğünü, burada ondan gerilla olan oğluyla telsizle konuşmasının, onu teslim olması konusunda ikna etmesinin istendiğini belirtti. Fikri Özgen’in ailesine bu bilgiyi veren kişi de kısa bir süre sonra ortadan kayboldu.
Fikri Özgen kaybedildiğinde, Albay Cemal Temizöz’ün JİTEM Grup Komutanı; Yüzbaşı Zahit Engin’in, JİTEM'de itirafçıların da aralarında bulunduğu grupta tim komutanı olduğu; Muhsin Gül, Abdulkadir Aygan, Saniye Emlük, Kemal Emlük, Adem Yakın, Mesut Mehmetoğlu gibi itirafçıların onun emrinde çalıştığı iddia ediliyordu. İtirafçı Abdulkadir Aygan, Özgür Gündem Gazetesi'nde yayınlanan beyanlarında Fikri Özgen'i Yüzbaşı Zahit Engin'in öldürdüğünü iddia etti: "Zahit Engin Çanakkaleli ve faşist zihniyetli birisiydi. Timini hiç boş bırakmıyordu. Gece gündüz insanları yakalayıp getiriyordu. Sorguladıktan sonra, infaz edip kaybetmek onun asıl göreviydi. Binamız aynı olduğu için bunların faaliyetlerini görüyorduk. Orada birçok insanı yakalatıp kaybetti. Zahit Engin'in öldürdüğü kişilerden bir tanesi ise Ahmet kod adlı Ferdi Özgen isimli gerillanın babasıydı. Yaşlı bir amcaydı, onu da onlar götürüp infaz ettiler ama ne şekilde yaptıklarını bilmiyorum. Silvan'dan iki kişinin öldürülme olayında kullanılan itirafçı Muhsin Gül de, daha sonra JİTEM'e getirilip öldürmüştü," dedi.
- Geolocation
Latitude: 37.9249733
Longitude: 40.2109826
- Geolocation
- City
- Diyarbakır
- Date of disappearance
- Feb 27, 1997
- Year of disappearance
- 1997
- Age at the time of disappearance
- Yaş:73
- Status of the victim
- Still missing
- Type of source material
- ECHR decision
- Interview with family member (audio and video records)
- Printed or online news
- Decision by the prosecution office
- Investigation continues
- Verdict of ECHR
- Violation of the right(s)
- Articles violated according to ECHR verdict
- Article 13: Right to an effective remedy
- Article 2: Procedural violation of the right to life
- Summary of the legal proceedings
Dilşah Özgen, Fikri Özgen’in silahlı ve telsizli kişilerce arabaya bindirilmesinin ertesi günü, 28.02.1997 tarihinde savcılığa müracaat etti. Müracaatı üzerine savcılık, 05.03.1997 tarihinde Fikri Özgen’in gözaltı kayıtlarında olmadığına dair bilgi verdi. Dilşah Özgen 06.03.1997 tarihinde tekrar şikayet dilekçesi verdi ve 13.03.1997 tarihinde 1997/1737 no ile soruşturma başlatıldı. Savcılık soruşturma kapsamında Jandarma, Emniyet Müdürlüğü ve diğer savcılıklardan gözaltı kayıtlarını istedi, takibi 2 yıl boyunca yapılan yazışmalara rağmen kurumlardan Fikri Özgen’e ilişkin hiçbir kayıt çıkmadı.
Savcılık Fikri Özgen’in götürüldüğü arabanın iki muhtemel plakasının sahibinin belirlenmesini talep etti. 31.03.1997 tarihinde Emniyet Müdürlüğünden 34 BHV plakalı aracın beyaz bir Ford kamyonete, 34 BMV plakalı aracın ise siyah renkli bir BMW’ye ait olduğu yönünde bilgi geldi. 23.06.1998 tarihinde savcılık, Özgen ailesinden birini çağırdı. 05.10.1998 tarihinde Fikri Özgen’in küçük kızı, tanığı olduğu babasının alınması olayına ilişkin ifade verdi. 03.04.2000 tarihinde Diyarbakır Başsavcılığı Fikri Özgen hakkında 1997/132 sayısıyla daimi arama kararı çıkarıp, Asayiş Şube Müdürlüğünden üç ayda bir bilgi verilmesini talep etti. CMK 250 ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturma sonucunda 01.09.2009 tarihinde, tüm soruşturma evrakından Fikri Özgen’in yasadışı terör örgütü tarafından kaçırıldığı ve/veya öldürüldüğü anlaşılmış olduğundan görevsizliğine ve dosyanın CMK 20 ile görevli savcılığa gönderilmesine karar verdi.
İç hukukta soruşturmanın etkili olarak yürütülmemesi üzerine aile, 20.08.1997 tarihinde AİHM’ne başvurdu. 38607/97 numarası ile kaydedilen başvuruyu 20.09.2005 tarihinde karara bağlayan mahkeme, Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin zorla kaybetme ile ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden ihlal edildiğine, ayrıca etkili bir başvuru hakkı olmadığı için Sözleşme'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti, devleti Özgen ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
