Abdulvahap Ateş
person- Image

- Sex
- Male
- Civil status
- Single
- Occupation
- Peasant
- Dependants
- 7
- Event description
1993 yılına kadar Mardin'in Derik ilçesine bağlı Bozok (Meşkina) köyünde yaşayan Abdulvahap Ateş, askerlerin koruculuk baskısı üzerine Kızıltepe'ye bağlı Kırkkuyu (Çelbira) köyüne göç etmek zorunda kaldı. Ancak askerlerin koruculuk baskısı burada da devam etti. 14 Haziran 1994 tarihinde asker ve korucular Kırkkuyu köyüne baskın düzenledi. Abdulvahap Ateş’in evine gelen askerler kadınları evin içine soktu, Abdulvahap ve kardeşi Abdurahim Ateş’i bahçeye götürdüler ve oradaki çapa sopalarıyla ikisini dövmeye başladılar. Aldıkları darbeler sonunda yere düşen iki kardeşten Abdurahim’i orada bırakan korucu ve askerler Abdulvahap Ateş’i geldikleri aracın arkasına atıp götürdüler. Abdulvahap Ateş’ten o günden sonra haber alınamadı.
O dönemde gözaltına alındıktan sonra öldürülen sivillerle ilgili resmi kayıtlara olayın örgüt tarafından gerçekleştirildiğinin yazıldığına ilişkin söylentiler duyan aileler, üç gün sonra Kızıltepe'de 2 örgüt militanının öldürüldüğü haberini duyunca teşhis için öldürülen kişilerin naaşlarını görmek için izin istedi ancak askerler izin vermedi. Görgü tanıklarının tarifine göre öldürülen kişilerin üzerindeki kıyafetler Abdulvahap Ateş’in kıyafetleriyle aynıydı. Abdulvahap Ateş'ten bir daha haber alınamadı. Abdulvahap'ın ailesi bir süre sonra önce Viranşehir'e, daha sonra da İstanbul'a ve oradan da Avrupa'ya göç etti.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının, 90'lı yıllarda bölgede yaşanan fail meçhullere ilişkin soruşturma başlattığı bilgisini alan Ateş ailesi, 2013 yılı içinde İHD Mardin Şubesi aracılığıyla savcılığa yeniden başvurarak kayıp yakınlarıyla ilgili kazı yapılması talebinde bulundu.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması, İstanbul merkezli başlatılan Ergenekon soruşturmaları sırasında “Aydos” kod adı verilen bir gizli tanığın ifadeleri sonrasında başlatıldı. Gizli tanık Aydos, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde 27 Ekim 2008’de verdiği ifadede, Ergenekon sanıklarından Albay Hasan Atilla Uğur’un yüzbaşı rütbesiyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı olduğu dönemde yaşanan birçok faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğunu öne sürdü. Aydos’un “Hasan Atilla Uğur, terörle mücadele adı altında bölgede birçok cinayet, işkence ve karanlık faaliyetler gerçekleştirdi” şeklindeki ifadesi üzerine yetkisizlik kararı verilerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen dosya, buradan da, “Gizli tanığın ifadesinde geçen olaylar ile benzeri olaylara ilişkin kapsamlı araştırma yapılması” talimatıyla 10 Ocak 2013’te Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının 2013 yılında başlattığı ve 1993-1996 yılları arasında Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yaşanan zorla kaybetmeler ve faili meçhul cinayetleri kapsayan soruşturması sonucunda Temmuz 2013'te bir fezleke hazırlandı. Mardin Ağır Ceza Mahkemesi Eylül 2014’te hazırlanan iddianameyi kabul ederek dava açtı. 1993-1996 yılları arasında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yaşanan gözaltında kayıplar, köy boşaltmalar ve infazları kapsayan davada 4’ü asker 5’i korucu 9 sanık yargılanıyor. Davanın asker sanıkları olan Ergenekon davasından da bir süre tutuklu kalan emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu, Jandarma Komando Bölük Komutanı Ahmet Boncuk, Başçavuş Ünal Alkan’ın JİTEM’in Mardin ve Diyarbakır’daki yöneticileri olduğu iddia edildi. İddianamede, sanık askerlerin bölgede JİTEM’e bağlı olarak korucular ve itirafçılardan oluşan “Bıçak Timi” adında bir tim kurarak cinayet işledikleri, gözaltına aldıkları kişileri infaz ederek cesetlerini yok ettikleri anlatıldı. Askerlerle birlikte “Bıçak Timi”nin mensubu oldukları öne sürülen korucular Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılıçaslan ve İsmet Kandemir’le birlikte 9 sanığın “Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve bu örgüte üye olmak, tasarlayarak adam öldürmek” suçlarından yargılanmaları talep edildi. İddianamede sanıklar, gözaltına alındıktan sonra PKK üyesi süsü verilerek infaz edilen ya da kaybedildikten yıllar sonra çeşitli tarihlerde yapılan kazı çalışmalarında bedenleri bulunan 22 kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. Şüphelilerin sorumlu oldukları belirtilerek öldürdükleri öne sürülen kişiler iddianamede şöyle sıralandı: Abdulvehap Yiğit, Süleyman Ünal, Mehmet Nuri Yiğit, Tacettin Yiğit, Zübeyir Birlik, Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zeki Alabalık, Memduh Demir, Nurettin Yalçınkaya, Necat Yalçınkaya, Mehmet Emin Abak, Hıdır Öztürk, Abdulvahap Ateş, Mahmut Abak, Yusuf Tunç, Şeyhmus Kaban, İzzettin Yiğit, Yusuf Çakar, Abdurrahman Öztürk, Mehmet Ali Yiğit, Abdülbaki Yiğit.
İddianamede, mağdur ifadeleri, tanık beyanları, İstanbul CBS tarafından Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçirilen belgeler, keşif tutanakları, iletişimin denetlenmesi tedbirinden elde edilen veriler, İstanbul ve Diyarbakır Terörle Mücadele Şube müdürlüklerince hazırlanan JİTEM raporları, Adli Tıp Kurumu raporları, şüphelilere ait nüfus ve adli sicil kayıtları delil olarak gösterildi.
Daha ilk duruşma görülmeden güvenlik gerekçesiyle dava Mardin Ağır Ceza Mahkemesinden Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine nakledildi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde 03.03.2015 tarihinde görülen ilk duruşmada sanıklar Hasan Atilla Uğur ve Eşref Hatipoğlu’nun rütbeleri nedeniyle CMK M.161/5’e dayanarak dosyanın izin istemiyle HSYK’ya gönderilmesine karar verildi. 18.10.2015 tarihinde görülen duruşmada ise HSYK’dan cevap gelmediği gerekçesiyle bir sonraki duruşma 15.01.2016 tarihine ertelendi.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada şüpheli sıfatıyla yer alan Hasan Atilla Uğur, 2007 yılında Albay rütbesiyle emekli oldu. Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008 tarihinde gözaltına alındı. Savcı tarafından mahkemeye sevk edilerek tutuklandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde açıklanan mahkeme kararı sonucunda "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan, suçun işlendiği tarih göz önünde bulundurularak eski TCK'nın 147. maddesi gereğince, 20 yıl hapis cezasına, "Kişisel verileri ele geçirme" suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca "Ateşli Silahlar Kanununa muhalefetten" 2 yıl 3 ay hapis ile 4 bin 500 Lira para cezası da uygulandı ve toplamda 29 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Özel yetkili mahkemeleri kaldıran, tutukluluğu azami 5 yılla sınırlayan yasa değişikliğiyle hakkında verilmiş ceza hükmü olmasına rağmen Mart 2014'te tahliye edildi. Diğer sanık emekli Albay Eşref Hatipoğlu ise emekli Üsteğmen Tünay Yanardağ ile birlikte Lice'de 1993 yılında Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 2'si asker 16 kişinin ölümüyle ilgili tutuksuz yargılanıyor.
- Geolocation
Latitude: 37.1931114
Longitude: 40.5870361
- Geolocation
- City
- Mardin
- District
- Kızıltepe
- Date of disappearance
- Jun 14, 1994
- Year of disappearance
- 1994
- Age at the time of disappearance
- Yaş:24Ay:4Gün:13
- Status of the victim
- Still missing
- Latest status as suspect in the act
- Faced charges but acquitted, decision taken to appeal
- Type of source material
- Bill of indictment
- Interview with family member (audio and video records)
- Press release or report of human rights organisations
- Printed or online news
- Decision by the prosecution office
- Decision of acquittal due to lack of evidence, case taken to Supreme Court
- Name of the court case
- Kiziltepe JITEM Case
- Summary of the legal proceedings
Hadice Ateş, 24.06.1994 tarihinde Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, oğlu Abdulvahap Ateş'in 14.06.1994 tarihinde Mardin’in Kızıltepe ilçesi Kırkkuyu köyündeki evinden jandarma tarafından alındığını ve bir daha kendisinden haber alamadıklarını beyan etti. Bunun üzerine Savcılıkça 1994/610 numaralı dosya üzerinden soruşturma başlatıldı ve araştırma yapılması için Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazıldı. 24.06.1994 tarihinde Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığı Yüzbaşı Atilla Uğur imzalı cevabi yazısında "bugüne kadar hiç kimsenin baskın yapılarak komutanlıkta tutulmadığı"nı belirtti.
Kayıp yakınlarının müracaatı üzerine Derik ve Mardin Cumhuriyet Başsavcılıklarınca başlatılıp Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararıyla gelen soruşturmalar da 1994/610 numaralı soruşturmayla birleştirildi. Soruşturma kapsamında defalarca kolluk kuvvetleriyle yazışma yapılmasına rağmen hiçbir sonuca ulaşılamadı ve 08.01.1998 tarihinde daimi arama kararı verildi.
27.10.2008 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1756 numaralı dosya üzerinden yürüttüğü, kamuoyunda Ergenekon olarak anılan soruşturma kapsamında gizli tanık Aydos verdiği ifadede "Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı Hasan Atilla Uğur’un terörle mücadele adı altında bölgede birçok cinayet, işkence, karanlık faaliyetler gerçekleştirdiğini" beyan etti. Bunun üzerine Savcılık söz konusu iddialarla ilgili kısmı dosyadan ayırarak araştırması için Diyarbakır TMK m.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Diyarbakır TMK m.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/3586 numaralı dosya üzerinden soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Abdulvahap Ateş’in amcasının oğlu Seyfettin Ateş’in ifadesine başvuruldu. Seyfettin Ateş ifadesinde Katarlı köyü sınırındaki bir çatışmada PKK mensubu iki kişinin öldürüldüğünü televizyondan öğrendiklerini, o tarihlerde gayri resmi olarak gözaltına alınan kişilerin çatışma süsü verilerek öldürüldüğüne ilişkin söylentiler nedeniyle Abdulvahap Ateş’in bu kişilerden biri olabileceğini düşündüklerini beyan etti. İfadesine göre çatışmada öldüğü söylenen iki kişinin fotoğrafını görmek için Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruldu. Savcı otopsi işlemini kendisinin yaptığını ve iki kişinin fotoğraflarının çekilmiş olduğunu belirtmesine rağmen, fotoğrafları talep ettiği Kızıltepe İlçe Komutanlığı bu kişilere ait herhangi bir fotoğraf bulunmadığını söyledi. 10.01.2013 tarihinde Diyarbakır TMK m.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığınca Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına "gizli tanığın ifadesinde geçen olaylar ile benzeri olaylara ilişkin kapsamlı araştırma yapılması" yönünde talimat yazıldı.
Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı olayların talimat bürosu üzerinden araştırılamayacak kadar geniş kapsamlı olduğu gerekçesiyle 13.02.2013 tarihinde 2013/464 numaralı dosya üzerinden soruşturmaya başladı. 1994/610 numaralı dosya üzerinden yürütülen soruşturma da bu soruşturmayla birleştirildi. Savcılık soruşturma kapsamında Abdulvahap Ateş’in ağabeyi Abdurrahim Ateş’in, kardeşi Ğazal Çelik’in; Kırkkuyu köyü sakinlerinden Süleyman Türkaslan, Seyhmus Çelik, Hüsamettin Karaca’nın ve muhtar Mehmet Turan’ın ifadesine başvurdu. Aynı yöndeki ifadelerde 14.06.1994 tarihinde Kırkkuyu köyünün askerler tarafından basıldığı ve Abdulvahap Ateş’in götürüldüğü belirtildi.
Muhtar Mehmet Turan, ifadesinde kendisine korucular tarafından çatışmada ölen PKK mensupları olduğu söylenen iki kişinin cenazesini Kızıltepe Devlet Hastanesine taşıdığını, bu kişilerden birinin Abdulvahap Ateş’e benzediğini, ancak net olarak hatırlamadığını beyan etti. Sözü edilen tarihlerde Kızıltepe Belediyesinde mezarlık işleriyle görevli olan Hüsamettin Karaca ise ifadesinde 1990’lı yıllarda yaklaşık 30 tane kimliksiz cenazenin defin işleminde görev yaptığını, bu cenazelerin kendilerine kolluk görevlileri tarafından teslim edildiğini, vücutlarında kurşun izleri bulunduğunu ve üzerlerinde kıyafetlerinin olduğunu beyan etti. Karaca, “o dönem günde bir iki kez kimliksiz cenaze teslimi yapılıyordu. Zaten insanlar bilseler de cenazelerini sahiplenemiyorlardı” diyerek, bu cenazelerin hiçbirini tanımadığını belirtti.
Savcılık araştırmaları sonucu düzenlediği 2013/94 numaralı fezlekeyi 03.07.2013 tarihinde Diyarbakır TMK m.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Savcılık 2013/1886 numaralı dosya üzerinden soruşturmaya devam etti. 06.03.2014 tarihinde Resmî Gazetede kabul edilerek yasalaşan 6526 sayılı Kanun ile TMK 10. madde ile yetkili cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerine son verilmesi üzerine Diyarbakır TMK m.10 ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığı, 07.03.2014 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi. Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/1052 numaralı soruşturma üzerinden dosyayı incelemeye devam etti. Bu soruşturma kapsamında İstanbul ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıklarının benzeri soruşturmalar kapsamında temin etmiş oldukları JİTEM adlı oluşuma ilişkin bilgi ve belgeler temin edildi.
Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından önceki soruşturmalarda elde edilen deliller değerlendirilerek, 20.07.2014 tarihinde düzenlenen iddianamede (iddianame no: 2014/295) JİTEM adlı oluşumun var olduğu belirtildi. İddianamede “terörle mücadele amacıyla yürütülen devlet faaliyetlerinin belirli dönemlerde legal çizgiden kaydığı, kamu görevlilerinin organize ettiği oluşumlar bünyesinde PKK mensuplarının, yardım edenlerin veya sempati duyanların haklarında adli süreç başlatılmaksızın işkence, öldürme gibi hukuka aykırı eylemlere maruz bırakıldıkları, 1990'lı yıllarda esasen Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde teröre karşı yürütülen illegal faaliyetlerin de JİTEM adlı örgüt bünyesinde gerçekleştirildiği” ifadeleri yer aldı.
Ayrıca, “JİTEM bünyesinde teşkilatlanan timler bulunduğu, bu timlerin bölgedeki çeşitli şehirlerde konuşlandırıldığı ve bu şehirlerdeki komutanlarca yönetildiği, şüpheli Hasan Atilla Uğur, Eşref Hatipoğlu ve Ahmet Boncuk‘un örgütün Kızıltepe ve Diyarbakır yöneticileri oldukları, dönem itibariyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olan Ünal Alkan'ın JİTEM isimli örgüte üye olduğu, Kızıltepe ilçesinde bu örgüte bağlı olarak geçici köy korucularından ve itirafçılardan oluşan "Bıçak Timi" adı altında bir timin mevcut olduğu, bu timin korucular Abdurrahman Kurğa, Ramazan Çetin, Mehmet Salih Kılıçaslan, Mehmet Emin Kurğa ve İsmet Kandemir ile asker olan Ünal Alkan'dan oluştuğu, Bıçak Timi'nin 1992 ila 1996 yılları arasında faaliyet gösterdiği” belirtildi.
Savcılık bu suretle 14.06.1994 günü evinden alınan Abdulvahap Ateş'in öldürülüp "17.06.1994 günü askerle çatışarak ölen terörist" şeklinde lanse edildiği ve cenazesinin teşhisine izin verilmeksizin mezarlık içinde belirsiz bir yere gömdürüldüğü yönünde kuvvetli şüphe içeren delillerin mevcut olduğunu iddia etti.
Hazırlanan iddianame Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ancak Mahkemenin talebi üzerine dava Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından güvenlik gerekçesiyle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine nakledildi. 03.03.2015 tarihli ilk duruşmada sanıklardan emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu’nun rütbeleri sebebiyle, yargılanmaları için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan izin alınması gerektiğine karar verildi. Yargılama izin alınana dek durduruldu. 18.10.2015 tarihinde görülen duruşmada ise HSYK’dan cevap gelmediği gerekçesiyle bir sonraki duruşma 15.01.2016 tarihine ertelendi. 15 Ocak 2016 tarihli duruşma öncesi HSYK’nın sanıkların “silahlı örgüt kurmak” ve “tasarlayarak insan öldürmek” suçlarından yargılandıkları için izin alınmasına gerek olmadığına ve doğrudan kovuşturma yapılabileceğine hükmeden kararı mahkemeye ulaştı ve dava 27 Nisan 2016 tarihli oturumla resmen başladı. Detaylı bilgi için lütfen bkz. http://failibelli.org/dava/kiziltepe-jitem-davasi/
