Ali İhsan Dağlı
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- İmam nikahlı
- Meslek
- Çiftçi
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 4
- Olay Özeti
AİHM’nin 75527/01 ve 11837/02 numaralı kararındaki ifadelere göre, Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Eşme köyünde yaşayan Ali İhsan Dağlı, 14 Nisan 1995 tarihinde köye gelen askerlerin, özel timlerin ve korucuların yaptığı baskın sırasında köy muhtarı ve diğer yedi kişi ile birlikte gözaltına alındı. Yakalandıkları sırada Ali İhsan Dağlı’nın eline ateş edildi. Muhtar daha sonra serbest bırakıldı ancak polis arabasına bindirilirken yaralı olarak görülen Ali ihsan Dağlı’dan bir daha haber alınamadı.
Ailesinin çeşitli savcılıklara başvurusunda Ali İhsan Dağlı'nın adının gözaltı kayıtlarında yer almadığı söylendi ancak o dönemde gözaltına alınan M.S, M.T. ve Ş.T. adlı şahıslar Ali İhsan Dağlı’nın Silvan Jandarma Komutanlığında işkence gördüğüne dair tanıklık yaptı; aynı köyden üç kişi ve köyün muhtarı da savcılık ifadelerinde Ali İhsan Dağlı'nın operasyon sırasında elinden yaralandığına ve jandarma tarafından gözaltına alınarak götürüldüğüne şahit olduklarını belirtti.
11 Eylül 1995 tarihli Evrensel gazetesinde Ali İhsan Dağlı'nın elleri bağlı ve sol eli pansumanlı olarak çekilmiş bir fotoğrafı yayınlandı. Yine 24 Kasım 1995 tarihli Evrensel gazetesinde, B.G. adlı bir askerin Ali İhsan Dağlı’yı gözaltında gördüğünü ve daha sonra komutanından Ali İhsan Dağlı’nın vurulduğunu öğrendiğini ancak bunu kimin yaptığını bilmediğini anlatan bir haber çıktı ancak Ali İhsan Dağlı'nın gözaltına alındığı inkâr edilmeye devam edildi. Operasyona ilişkin detaylar ve Ali İhsan Dağlı'nın gözaltına alınma şekli askerliğini piyade eri olarak yapan B.G.'nin, yaşadıklarını Human Rights Watch'a anlatmasıyla daha sonraki tarihlerde çeşitli gazetelerde de yayınlandı ve yine Human Rights Watch'un daha sonra yayınlanan raporunda yer aldı. B.G., Human Rights Watch'a 19 Nisan 1995 günü Kuruçayır mezrası yakınlarında bulunduğu sırada telsizden kendi taburuna bağlı bir devriye grubunun yedi köylüye rastladığını işitmişti. Köylülerden Ali İhsan Dağlı'nın elinde bir AKM tüfeği olduğu, gruptaki 16-18 yaşları arasındaki kızlı erkekli diğer gençlerin ise silahsız olduklarını; yakalananların PKK mensubu olduklarından kuşkulandıklarını söylediği Dağlı'nın açılan ateşle kolundan yaralandığını öğrenmişti. B.G.'nin konuştuğu, olay yerinde bulunan askerler, Dağlı'nın askerlere ateş etmediğini, üzerine ateş açılınca tüfeğini yere attığını söylemişlerdi. Yedi köylü daha sonra Kuruçayır'a götürülmüş, Dağlı burada taburun doktoru tarafından tedavi edilmişti. O sırada bölüğündeki öteki askerlerle mezraya ulaşan B.G. Dağlı'nın kolundan hafif yaralanmış olduğunu gördüğünü söyledi. Mezrada, B.G.'nin taburunun İkinci ve Üçüncü Bölüklerine Bağdere'den gelen jandarma birlikleri de katılmış ve köyün erkeklerini bir yana, kadın ve çocuklarını bir yana ayırmışlardı. B.G. kadınlar ve çocuklar dondurucu yağmur altında dışarıda bekletilirken jandarmaların köyün erkeklerinden 20’sine yere uzanmalarını emrettiğini söyledi. B.G., "Onları etrafta buldukları kalaslarla çok kötü dövüyorlardı," dedi. "Öyle kötü dövüyorlardı ki, bakamıyordum. Kalasları kaldırıp başlarının üzerinde çeviriyor ve köylülerin bütün vücutlarına, kafalarına, suratlarına ve bedenlerine indiriyorlardı." B.G. dayağın yaklaşık bir saat sürdüğünü söyledi. B.G.'nin ifadelerine göre o sırada General H.K. bir Huey nakliye helikopteriyle mezraya inmişti. B.G. "K. yanına birkaç jandarma eri ve subayı ve benim taburumun komutanı Yarbay S.D.'yi alarak yedi tutukluyla birlikte bir eve girdi," diye anlattı. B.G. tabur komutan yardımcısı Binbaşı O.Y.'nin da mezrada bulunduğunu ama eve girmediğini söyledi. Bir saat sonra askerler ve Jandarmalar ağır bir biçimde dövüldükleri belli olan tutuklularla birlikte dışarı çıktılar. B.G. "Yedisi de yüzleri kan içinde dışarı çıktılar, güçlükle yürüyorlardı," diye anlattı. B.G. evde bulunan askerlerin yedi tutuklunun da içeride dövüldüklerini ve işkence gördüklerini ve dayağın daha çok jandarmalarca atıldığını anlattıklarını söyledi. B.G. "Subaylardan biri orada gördüklerinden sonra hiçbir zaman jandarma subayı olmayacağını söyledi," dedi. Subay ayrıca B.G.'ye General K.'nin da zanlılardan daha çok bilgi elde etmek amacıyla atılan dayağa katıldığını da söylemişti. Yedi sanık birliklerin mezradan kaldırdıkları iki traktöre bindirilerek yeniden Bağdere Jandarma Karakoluna götürülmüştü. B.G., bölüğü mezradan ayrılırken evlerin yanmaya başladığını görmüştü. B.G. Bağdere'ye döndüğünde yedi tutuklunun traktörün üzerinde elleri ve gözleri bağlı olarak oturduklarını gördü ve "Traktörün çevresini jandarmalar ve askerler sarmıştı, herkes onlara yumruk ya da dipçikle vuruyordu," diye anlattı. PKK mensubu olduğundan kuşkulanılan Ali İhsan Dağlı Silvan'da bir askeri üsse götürülmüştü. B.G. daha sonra bir subaydan Dağlı'nın kısa süren bir sorgudan sonra kurşuna dizildiğini duymuştu. "Önce bir karacı astsubaya Dağlı'yı vurmasını söylemişler ama o reddetmiş," dedi B.G., "Sonra başkası vurmuş ama kim, bilmiyorum." B.G. öldürme olayını bizzat görmediğini ama bir karacı yüzbaşıdan dinlediğini anlattı.
Basına yansıyan bilgiler üzerine ailesi sırasıyla Silvan Cumhuriyet Başsavcılığına ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesine başvuruda bulundu. Yayınlanan fotoğrafa karşın devletin gözaltına alma işlemini reddetmesi üzerine uluslararası alanda da tepkiler oluştu. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Komitesi Türk Hükümetinden resmi kanallardan zorla kaybetme olayı ile ilgili bilgi talebinde bulundu ancak buradan da bir sonuç alınamadı. Özellikle baba Dağlı oğlunun bulunması için gerek Silvan gerekse Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde defalarca şikâyet dilekçesi verdi. Ali İhsan Dağlı’nın akıbeti hakkında açılan soruşturma uzun süre görevsizlik kararları ile adli makamlar arasında gidip geldi. Olay 2004 yılında AİHM’ye taşındı. AİHM, yaşam hakkını düzenleyen 2. madde ile etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddenin ihlal edildiğine karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini Dağlı ailesine tazminat ödemeye mahkûm etti.
- Konum
Enlem: 38.14122499999998
Boylam: 41.012807
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Silvan
- Kaybedilme Tarihi
- 14 Nis 1995
- Yıl
- 1995
- Mağdurun Yaşı
- 33
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada diğer nedenlerle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
Ali İhsan Dağlı’nın anne ve babası, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına (20 ve 24 Nisan 1995) ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılığına (1 Mayıs 1995) birkaç kez başvurarak 14 Nisan 1995 günü Eşme köyüne düzenlenen operasyon sırasında jandarmalar tarafından gözaltına alınan oğulları Ali İhsan Dağlı’nın nerede tutulduğu ve sağlık durumu hakkında bilgi istedi. Silvan Cumhuriyet Başsavcılığının sorması üzerine, Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı, operasyon sırasında Ali İhsan Dağlı’yı ellerinden kaçırdıkları bilgisini verdi. Evrensel gazetesinde yer alan “İşte Kayıp” ve “Dağlı Kurşuna Dizildi” başlıklı haberlerde, Ali İhsan Dağlı’nın gözaltında çekildiği iddia edilen yaralı fotoğraflarına yer verilmesi üzerine baba Dağlı tekrar savcılığa başvurdu. Yine 24 Kasım 1995 tarihli Evrensel gazetesinde, B.G. adlı bir askerin Ali İhsan Dağlı’yı gözaltında gördüğünü ve daha sonra komutanından Ali İhsan Dağlı’nın vurulduğunu öğrendiğini ancak bunu kimin yaptığını bilmediğini anlatan bir haber çıktı ancak Ali İhsan Dağlı'nın gözaltına alındığı inkâr edilmeye devam edildi. Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Eşme köyü sakinlerinden M.E., M.U., S.Y. ve baba Dağlı’yı tanık olarak dinledi. Köy sakinleri, Ali İhsan Dağlı’nın operasyon sırasında jandarmalar tarafından gözaltına alındığını doğruladı. Silvan’da askerlik görevini yapmış olan tanık M.S. ise ifadesinde, böyle bir olay hatırlamadığını söyledi. Savcılık tarafından ifadesi alınan kişilerden biri de Evrensel gazetesi yazı işleri müdürü A.E. idi. A.E., bahsi geçen fotoğrafın ne şekilde temin edildiğini bildirme mecburiyetinde olmadığını beyan etti. Ali İhsan Dağlı ile beraber gözaltına alınan tanık R.Ö., Dağlı’nın gözaltında işkence gördüğüne şahit olduğunu söyledi. Yine yakalananlardan M.T. ise, gözlerini bağladıkları için başka kimin yakalandığını görmediğini ifade etti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubu'nun Türkiye Hükümeti'nden konuya ilişkin bilgi edinmek istemesi üzerine Adalet Bakanlığı ile Diyarbakır ve Silvan Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında birtakım yazışmalar yapıldı. Bu arada Ali İhsan Dağlı’nın yakınları İHD Diyarbakır Şubesi ve Uluslararası Af Örgütüne başvuru yaptı ve yardım istedi. Bu kuruluşların girişimleri de sonuçsuz kaldı.
Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, tanık anlatımlarından Ali İhsan Dağlı’nın Diyarbakır’da gözaltında tutulduğu anlaşıldığından, 4 Mayıs 2000 tarihinde yetkisizlik kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi (Karar No: 2000/11). Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ise, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün Ali İhsan Dağlı’nın Diyarbakır’da gözaltına alınmadığını bildirmesi üzerine, 22 Haziran 2000 tarihinde 2000/328 sayılı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Silvan Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi. Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sefer Ali İhsan Dağlı’nın eşi B.Ü.’nün ifadesine başvurdu. 25 Ekim 2001 tarihinde ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığına gönderdi (Karar No: 2001/7). Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığı, olayda askeri bir suç olmadığı gerekçesiyle herhangi bir işlem yapmaksızın 7 Ekim 2001 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi (Karar No: 2001/31). Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Aralık 2001’de bir işlem yapmaksızın, operasyonun Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı yeniden Silvan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Valiliğinden operasyona katılan kamu görevlileri hakkında soruşturma yapmak için izin istedi. Ancak, Valilik tarafından soruşturma izni verilmemesine karar verildi. B.Ü.’nün vekili bu karara itiraz etti ancak itiraz kabul edilmedi.
İdarenin soruşturma izni vermemesi üzerine Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı 6 Haziran 2003 tarihinde takipsizlik kararı verdi. Siverek Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Eylül 2004 tarihinde takipsizlik kararına yapılan itirazı reddetti ve bu noktada iç hukuk yolları tükenmiş oldu. 1 Ağustos 2001 tarihinde, 75527/01 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınan dosyada Mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesini ve yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesini etkin soruşturma yapmamak suretiyle usulden ihlal ettiğine karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini Dağlı ailesine tazminat ödemeye mahkûm etti.