Ahmet Çakıcı
Kişiler- Görsel
- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Çiftçi
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 8
- Olay Özeti
1956 doğumlu Ahmet Çakıcı, Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Helhel (Çitlibahçe) köyünde yaşıyordu. İlkokul mezunuydu. Evlendikten sonra birkaç yıl Batman’da yaşadı ve burada tütün ticaretiyle uğraştı; daha sonra yeniden köyüne döndü. Yedi çocuk babası olan Ahmet Çakıcı Helhel köyünde tarım ve hayvancılık yaparak geçimini sağlıyordu. Ancak yaşadığı köye sık sık güvenlik güçleri tarafından baskın düzenleniyor, aramalar yapılıyordu. Bu nedenle köylülerin büyük bir kısmı başka yerlere göç etmişti.
AİHM’nin 8 Temmuz 1999 tarihli kararına yansıyan ifadelere göre, 8 Kasım 1993 tarihinde, Helhel köyüne jandarmalar ve köy korucuları tarafından yine bir operasyon düzenlendi. Operasyon sabah erken saatlerde başladı ve tüm köylüler açık bir alanda toplandı. Ahmet Çakıcı ise önce çeşme yanındaki bir evde saklandı. Bu sırada görgü tanıklarının ifadelerine göre köydeki bazı evler ateşe verildi. Bunu gören Ahmet Çakıcı evine giderek çatıya saklamış olduğu 4.700.000 TL'yi aldı. Ancak evinden çıkarken güvenlik güçleri tarafından yakalandı ve tartaklanarak gözaltına alındı. Yine bir görgü tanığının ifadesine göre Ahmet Çakıcı’nın üst aramasında bulunan paraya da bir üsteğmen el koydu.
Ahmet Çakıcı, Diyarbakır'a gönderilmeden önce, bir gece Hazro'da tutuldu. Daha sonra Diyarbakır'da İl Jandarma Komutanlığına götürüldü ve burada gözaltında tutuldu. Yaklaşık altı-yedi gün sonra, köylüsü Mustafa Engin, Abdurrahman Al ve Tahsin Demirbaş ile 16-17 gün aynı odada kaldı. Bu görgü tanıkları Ahmet Çakıcı’nın dövüldüğüne, kaburgasının kırıldığına ve kafatasının yarıldığına şahit oldu. Birçok kez sorgulama için odadan çıkarıldı, elektrik şoku verildi ve dövüldü. Ahmet Çakıcı, Mustafa Engin'e de bir üsteğmenin kendisinden parasını aldığını söyledi. Bu sürenin sonunda gözaltına alınan diğer üç kişi mahkemeye çıkarıldı. Mustafa Engin ve Tahsin Demirbaş serbest bırakıldı; Abdurrahman Al tutuklandı. Engin, Ahmet Çakıcı'yı tekrar görmedi. Ailesi de ondan haber alamadı.
Ahmet Çakıcı'nın babası, 22 Aralık 1993 tarihinde oğlunun akıbeti hakkında bilgi isteyen el yazısı ile yazılmış dilekçesini Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesine (DGM) sundu. Kendisine, Ahmet Çakıcı'nın gözaltına alınan kişiler listesinde olmadığı yolunda sözlü bir cevap verildi. 1994 yılı Ocak ayı sonu veya Şubat ayı başında, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığındaki 85 günden sonra Ahmet Çakıcı Hazro'ya geri gönderildi. Oradan da Kavaklıboğaz'daki jandarma karakoluna gönderildi. 4 Nisan 1994 tarihli yazısıyla Hazro Cumhuriyet Savcısı A.T., kayıtlara göre Ahmet Çakıcı'nın 8 Kasım 1993 tarihinde gözaltına alınmadığını veya tutuklanmadığını Diyarbakır DGM savcısına bildirdi. Süreç yıllarca cevapsız yazışmalarla sürdü.
Türkiye’deki hukuki süreçten bir sonuç alamayan ve Ahmet Çakıcı’dan haber alamayan ailesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurdu. AİHM 8 Temmuz 1999’de başvuruyu karara bağladı.
- Konum
Enlem: 38.253757
Boylam: 40.780811
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Hazro
- Kaybedilme Tarihi
- 8 Kas 1993
- Yıl
- 1993
- Mağdurun Yaşı
- 40
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Bilinmiyor
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Bireyin yaşamını koruma açısından ihlal
- Madde 2: Yaşam hakkının esastan ihlali
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Madde 3: Kaybedilen kişi açısından işkence yasağının ihlali
- Madde 5: Özgürlük ve güvenlik hakkı
- Hukuki Süreç Özeti
1956 doğumlu Ahmet Çakıcı, Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Helhel (Çitlibahçe) köyünde yaşıyordu. İlkokul mezunuydu. Evlendikten sonra birkaç yıl Batman’da yaşadı ve burada tütün ticaretiyle uğraştı; daha sonra yeniden köyüne döndü. Yedi çocuk babası olan Ahmet Çakıcı Helhel köyünde tarım ve hayvancılık yaparak geçimini sağlıyordu. Ancak yaşadığı köye sık sık güvenlik güçleri tarafından baskın düzenleniyor, aramalar yapılıyordu. Bu nedenle köylülerin büyük bir kısmı başka yerlere göç etmişti.
AİHM’nin 8 Temmuz 1999 tarihli kararına yansıyan ifadelere göre, 8 Kasım 1993 tarihinde, Helhel köyüne jandarmalar ve köy korucuları tarafından yine bir operasyon düzenlendi. Operasyon sabah erken saatlerde başladı ve tüm köylüler açık bir alanda toplandı. Ahmet Çakıcı ise önce çeşme yanındaki bir evde saklandı. Bu sırada görgü tanıklarının ifadelerine göre köydeki bazı evler ateşe verildi. Bunu gören Ahmet Çakıcı evine giderek çatıya saklamış olduğu 4.700.000 TL'yi aldı. Ancak evinden çıkarken güvenlik güçleri tarafından yakalandı ve tartaklanarak gözaltına alındı. Yine bir görgü tanığının ifadesine göre Ahmet Çakıcı’nın üst aramasında bulunan paraya da bir üsteğmen el koydu.
Ahmet Çakıcı, Diyarbakır'a gönderilmeden önce, bir gece Hazro'da tutuldu. Daha sonra Diyarbakır'da İl Jandarma Komutanlığına götürüldü ve burada gözaltında tutuldu. Yaklaşık altı-yedi gün sonra, köylüsü Mustafa Engin, Abdurrahman Al ve Tahsin Demirbaş ile 16-17 gün aynı odada kaldı. Bu görgü tanıkları Ahmet Çakıcı’nın dövüldüğüne, kaburgasının kırıldığına ve kafatasının yarıldığına şahit oldu. Birçok kez sorgulama için odadan çıkarıldı, elektrik şoku verildi ve dövüldü. Ahmet Çakıcı, Mustafa Engin'e de bir üsteğmenin kendisinden parasını aldığını söyledi. Bu sürenin sonunda gözaltına alınan diğer üç kişi mahkemeye çıkarıldı. Mustafa Engin ve Tahsin Demirbaş serbest bırakıldı; Abdurrahman Al tutuklandı. Engin, Ahmet Çakıcı'yı tekrar görmedi. Ailesi de ondan haber alamadı.
Ahmet Çakıcı'nın babası, 22 Aralık 1993 tarihinde oğlunun akıbeti hakkında bilgi isteyen el yazısı ile yazılmış dilekçesini Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesine (DGM) sundu. Kendisine, Ahmet Çakıcı'nın gözaltına alınan kişiler listesinde olmadığı yolunda sözlü bir cevap verildi. 1994 yılı Ocak ayı sonu veya Şubat ayı başında, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığındaki 85 günden sonra Ahmet Çakıcı Hazro'ya geri gönderildi. Oradan da Kavaklıboğaz'daki jandarma karakoluna gönderildi. 4 Nisan 1994 tarihli yazısıyla Hazro Cumhuriyet Savcısı A.T., kayıtlara göre Ahmet Çakıcı'nın 8 Kasım 1993 tarihinde gözaltına alınmadığını veya tutuklanmadığını Diyarbakır DGM savcısına bildirdi.
Savcı A.T., 19 Nisan 1994 tarihinde Diyarbakır DGM Savcısına gönderdiği bir diğer yazıyla Ahmet Çakıcı'nın kaybolduğuna dair ailesi tarafından bir başvuru yapılmadığını belirtti. 1994 yılında ilkbahar veya yaz başlarında, Kavaklıboğaz'da gözaltına alınan Hikmet Aksoy, 13 gün boyunca yemek için hücrelerinden çıkarıldıkları zamanlarda Ahmet Çakıcı'yı gördü. Bu sürenin sonunda Hikmet Aksoy Lice'ye gönderildi. 14 Mart 1995 tarihinde Hazro Cumhuriyet Savcısı M.T., Lice Cumhuriyet Savcılığından, Mustafa Engin ve Tahsin Demirbaş'ın 8 Kasım 1995 tarihinde jandarmalar tarafından gözaltına alınıp alınmadıkları bilgisini ve gözaltındayken kaybolduğu iddia edilen Ahmet Çakıcı ile ilgili olarak Mustafa Engin'in ifadesinin alınmasını istedi. Aynı savcı, 14 Nisan 1995 tarihinde, Hazro Bölge Jandarma Komutanlığından, 8 Kasım 1993 tarihinde Çitlibahçe'de gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi vermesini ve Ahmet Çakıcı'nın, Mustafa Engin, Abdurrahman Al ve ve Tahsin Demirbaş ile birlikte gözaltına alınıp alınmadığının araştırılmasını ivedilikle talep etti. Hazro Bölge Jandarma Komutanlığı, Hazro Cumhuriyet Savcısına verdiği 17 Mayıs 1995 tarihli cevap yazısıyla 8 Kasım 1993'teki Ahmet Çakıcı'nın kardeşinin ifadesi, Diyarbakır'da bir savcı tarafından 9 Eylül 1994 tarihinde alındı. İfadesinde, erkek kardeşi Ahmet Çakıcı'nın askerler tarafından 8 Kasım 1993 tarihinde gözaltına alındığını ve yine gözaltında tutulan Mustafa Engin ve Tahsin Demirbaş tarafından görüldüğünü belirtti. Savcı, 25 Kasım 1994 tarihinde Ahmet Çakıcı'nın eşinin ifadesini aldı. R.Ç. ifadesinde, jandarmaların 8 Kasım 1993 tarihinde bir operasyon sırasında eşini alıp götürdüklerini söyledi.
1 Aralık 1994 tarihli yazıyla, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığından Albay E.H., Diyarbakır Cumhuriyet Savcısının 22 Kasım 1994 tarihli mektubuna cevaben, kayıtların Ahmet Çakıcı'nın 8 Kasım 1994 tarihinde gözaltına alınmadığını gösterdiğini bildirdi. Albay, 8 Aralık 1994 tarihli mektubunda, Diyarbakır Valiliğine Çakıcı'nın kardeşinin Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurusu hakkında bilgi verdi. Ayrıca, polis memurlarının, ifadeleri alınmak üzere aranan kardeşin, babasının, Ahmet Çakıcı'nın, Mustafa Engin'in, Abdurrahman Al'ın veya Tahsin Demirbaş'ın adreslerini bulamadıklarını bildirdi. 22 Mayıs 1995 tarihli yazıyla Hazro Cumhuriyet Savcısı, Hazro Bölge Jandarma Komutanlığından Ahmet Çakıcı'nın yerinin belirlenmesini talep etti. Hazro Cumhuriyet Savcılığı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 27 Haziran 1995 tarihli yazısında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 1 Aralık 1994 tarihli yazısına ve Adalet Bakanlığının 18 Ağustos 1994 tarihli yazısına atıfta bulunarak, 8 Kasım 1993 tarihinde bir operasyon düzenlendiğini ancak Ahmet Çakıcı, Mustafa Engin ve Tahsin Demirbaş isimli şahısların iddia edildiği gibi gözaltına alınmadığını bildirdi. Ayrıca Ahmet Çakıcı'nın PKK üyesi olduğu 17-19 Şubat 1995 tarihlerinde Kıllıboğan tepesi, Hani bölgesinde gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölü olarak bulunduğu belirtildi. Lice Cumhuriyet Savcısından Mustafa Engin'in ifadesinin alınması istendi. Ancak cevap temin edilemedi.
Hazro Cumhuriyet Savcılığı, 4 Temmuz 1995 tarihli yazı ile Adalet Bakanlığına, Hazro jandarmasının temin etmiş olduğu bilgileri iletti. 1994/191 nolu hazırlık soruşturması başlatıldığı ve devam etmekte olduğu belirtildi. Hazro Cumhuriyet Savcısı, Adalet Bakanlığına hitaben yazılan 5 Mart 1996 tarihli yazı ile, yine Adalet Bakanlığının talebi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Savcısından Mustafa Engin'in ifadesini almasının istendiği bildirildi.
12 Mart 1996 tarihinde bir polis memuru, Mustafa Engin'den, Ahmet Çakıcı'yı üç yıldır görmediğini belirten kısa bir ifade aldı. 13 Mayıs 1996 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, Mustafa Engin'in ifadesini aldı. İfadesinde, Ahmet Çakıcı'yı görmediğini belirtti, fakat, Ahmet Çakıcı'nın kendisini görmüş olabileceğini ifade ederek, ayrıca, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığında bulunduğu süre zarfında, kendisine bir kez elektrik şoku verildiğini söyledi. Mayıs 1996'da, Çakıcı’nın kardeşi, ilk defa olarak yetkililer tarafından Ahmet Çakıcı'nın 17 ve 19 Şubat 1995 tarihlerinde Hani'de Kıllıboğan tepesinde bir çatışmada öldürüldüğünün iddia edildiğini öğrendi. Kimlik tespitinin sadece Ahmet Çakıcı'nın kimlik belgesinin ölü bedenlerden birinin üzerinde bulunduğu iddiasına dayanarak yapıldığı anlaşıldı. 13 Haziran 1996 tarihinde, Hazro Cumhuriyet Savcısı M.T. yetkisizlik kararı verdi ve dosyayı İl İdare Kuruluna gönderdi. Karar, Çakıcı'nın kardeşine ve eşine davacı ve mağduru da Ahmet Çakıcı olarak gösterdi. Suç, gözaltındaki bir şahsa yapılan kötü muamele, işkence ve sözkonusu şahsın parasına el konulması olarak tanımlanırken, davalı da Hazro Jandarma Karakolundaki kimliği belirsiz şahıslar ve köy korucuları olarak tanımlandı. Sözkonusu kararda davacılar, Hazro Jandarma Komutanlığına bağlı askerlerin 8 Kasım 1993 tarihinde Çitlibahçe'ye geldiklerini, mağduru gözaltına alarak, işkence gördüğü Diyarbakır'a götürdüklerini ve bir üsteğmenin mağdurdan 4.280.000 TL aldığını iddia ettiler. Soruşturma dosyasında, mağdurun PKK üyesi olduğu ve 17-19 Şubat tarihleri arasında Kıllıboğan tepesinde güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonun ardından mağdurun kimlik kartının öldürülen kişilerden birinin üzerinde bulunduğu yazıldı. Şüpheliler, Memurin Muhakematı Kanunu kapsamına girdikleri için Hazro Cumhuriyet Savcılığının yetkisizlik kararı ile dosya Diyarbakır İl İdare Kurulu Başkanlığına sevk edildi. Ahmet Çakıcı’nın zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tanık dinleme duruşması yaptı ve 10 tanıktan yazılı ve sözlü ifadeler de dahil olmak üzere yazılı delilleri kabul etti. Tanıklıklarına başvurulması için çağrılan altı tanık bu çağrıya uymadı. Bunlar: 1994 yılında Hazro Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı, Kavaklıboğaz'da gözaltında iken Ahmet Çakıcı'yı gören H.A., Ahmet Çakıcı'nın babası (tanık dinleme duruşmasından önce vefat ettiği için), 8 Kasım-1 Aralık 1993 tarihleri arasında Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığında gözaltında tutulan Tahsin Demirbaş ve Abdurrahman Al. Başvuranın, H.A.'nın Konya Cezaevinde olduğunu bildirmiş olmasına rağmen, hükümet, Temmuz 1996 tarihindeki duruşma için sözü edilen şahsın yerini tespit edemediğini savundu. Hükümet, 20 Kasım 1996 tarihinde tanık dinleme duruşması için H.A.’ya tebligat gönderdi fakat kendisi söz konusu belgeyi imzalamayı reddetti ve 18 Kasım 1996 tarihinde serbest bırakıldı.
Türkiye’deki hukuki süreçten bir sonuç alamayan ve Ahmet Çakıcı’dan haber alamayan ailesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurdu. AİHM 8 Temmuz 1999’de başvuruyu karara bağladı. AİHM, Ahmet Çakıcı'nın ölüm karinesinin gerçekleştiğine karar vererek, ölümünden devletin sorumlu olduğuna hükmetti, zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yapılmadığı için AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin esastan ve usulden ihlal edildiğine karar verdi.
AİHM ayrıca, Ahmet Çakıcı'nın gözaltında maruz kaldığı muamelenin Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlali olduğuna karar verdi. AİHM Ahmet Çakıcı'nın zorla kaybedilmesinin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen sözleşmenin 5. Maddesinin ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. Maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi.
Mayıs 2023 yılında Ahmet Çakıcı’nın zorla kaybedilmesine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan incelemede 1994/5327 numaralı dosyanın görevsizlikle kapatılarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/9348 soruşturma numarasına kaydedildiği görüldü.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında 2014/9348 numaralı dosyanın sorgulaması sonucunda, dosyanın 21 Mart 2014 kayıt tarihi ile kaydedildiği görüldü. Savcılık dosyayı yetkisizlikle Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına yollamıştır. (Karar no: 2014/2465 Dosya Kapanış tarihi: 24.12.2014 ) Son durum olarak Kulp Cumhuriyet Başsavcılığında 2015/9 soruşturma numarası almıştır. Ancak bu dosyada Ahmet Çakıcı’nın isim olarak kaydı bulunmadığı gibi Ahmet Çakıcı’ya dair bir işlem yapıldığı da görülmemiştir. Kulp Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan sorguda ise Ahmet Çakıcı ve yakınlarının adına yapılan isim sorgusunda herhangi bir dosya çıkmamıştır. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.