Hüseyin Taşkaya
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- İş insanı
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 5
- Olay Özeti
YAKAY-DER verilerine, İnsan Hakları Derneğinin 5 Şubat 2011 tarihli gözaltında kayıplara ve faili meçhul cinayetlere dair talep dosyasına ve çeşitli basın organlarında yer alan haberlere göre; daha önceleri inşaat işçiliği yapan, maddi durumu düzeldikçe müteahhitlik yapmaya başlayan ve devlet ihaleleri alan Hüseyin Taşkaya hakkında bir süre sonra, güçlü aşiretler tarafından PKK örgütü ile bağlantısı olduğu söylentisi yayıldı. Hüseyin Taşkaya'nın yakınları adının infaz listelerine alındığı söylentisini çok fazla duymaya başlayınca başına bir şey gelmeden Siverek'i terk etmesini istedi. Her ne kadar Hüseyin Taşkaya başına bir şey gelmeyeceğini çünkü söylentilerin doğru olmadığını ve kimseye bir zararı dokunmadığını söylese de baskılar artınca ailesinin güvenliği için İstanbul'a gelerek ev tuttu. Dört gün sonra geri dönerek büyük oğlu hariç -inşaatların başında durması için onu Siverek'te bıraktı- ailesinin geri kalanını İstanbul'a götürdü ve birkaç gün içinde yarım bıraktığı inşaatı tamamlamak için Siverek'e döndü. Kendisi Siverek'e döndükten sonra büyük oğlunu da ailesinin yanına İstanbul'a gönderdi. Planı, elindeki inşaat işini bitirince ailesinin yanına giderek İstanbul'a yerleşmekti. Ancak Siverek'e döndükten birkaç gün sonra, 6 Aralık 1993'te öğlen bir civarında, eşinin annesinin evine baskına gelen onlarca araç dolusu asker, polis ve korucular tarafından gözaltına alındı. Gelen ekip içinde aşiret lideri S.B.’nin koruculuk yapan kardeşi Ahmet de vardı. Sokak ortasında herkesin gözü önünde çıkan arbede sırasında Taşkaya'nın eşinin ablasının kolu kırıldı; Hüseyin Taşkaya'nın gözaltına alınmasını engellemeye çalışan aile üyeleri "Bırakmazsanız sizi de alırız, gece gelir evinizi yakarız," denerek tehdit edildi.
Hüseyin Taşkaya'nın gözaltına alındığı operasyon kapsamında, ertesi gün Siverek’te fırın işleten Ahmet Kalpar da gözaltına alındı. 28 yaşındaki Ahmet Kalpar HEP ve daha sonra da HADEP üyesi olmuştu. Kendine ait fırını işletiyordu. 7 Aralık 1993’te işyerine Renault marka bir araçla gelen üç kişi tarafından “Ağa seni çağırıyor,” (Aşiret lideri kast ediliyor) diyerek götürüldü. Fırında çalışan tanıkların Ahmet Kalpar’ın kardeşine verdiği bilgiye göre gelenlerden biri söz konusu aşirete mensup koruculardan O.K. İsimli biriydi, diğer iki kişiyi yüzleri sarılı olduğu için tanıyamamışlardı.
Hüseyin Taşkaya’nın gözaltına alındığı günün gecesi gerçekleşen bir trafik kazasında, Hüseyin Taşkaya'yı gözaltına almaya gelen ekipte yer alan üç korucu (birinin adı K.Ö.) ve yine aynı gün gözaltına alınan Taşkaya'nın eşinin amcasının kızı Hatun öldü. Haberi telefonla alan Taşkaya’nın eşi, oğlu ve kaynı ile birlikte hemen Siverek'e döndü. Hüseyin Taşkaya gözaltına alındıktan sonra aileden kimse açıkça tehdit edilmediyse de korucular ve askerler her gün üç-dört defa aileyi korkutmak için evin önünden silahlarıyla geçmeye başladı.
Hüseyin Taşkaya'dan dokuz gün haber alamayan aile, daha sonra Refah Partisinden milletvekilliği yapan bir kişinin evine giderek olayı anlattı. O esnada Siverek emniyetinden bu kişiye telefon geldi ve telefonda ‘Hüseyin elimizde,’ denildi. Bunun üzerine aile karakola giderek Hüseyin Taşkaya’nın ne zaman bırakılacağını sordu ancak “Bizde değil, onu aşiret liderlerine sorun,” yanıtını aldı. Daha sonra üsteğmen A.Ş., Hüseyin Taşkaya’nın bir saat kadar ellerinde bulunduğunu daha sonra ise iki sivil polis tarafından alındığını belirtti. Emniyete 16 yaşındaki oğluyla birlikte giden Taşkaya'ya oğlunu da alıp Siverek'i terk etmesi yoksa oğlunun başının da yanacağı söylendi. Bunun üzerine aşiret korucularına giden aile, onlardan da aynı cevabı aldı. Arzuhalciler bile korktukları için aile adına dilekçe yazmayı kabul etmedi; büyük uğraşlar sonunda yazdırabildikleri dilekçeden de sonuç alamadılar. Taşkaya’nın erkek kardeşinin Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvurunun ardından savcılıkça yapılan soruşturmanın ve toplanan delillerin neticesinde “Hüseyin Taşkaya’nın Siverek ilçe merkezinde Jandarma ve korucular tarafından alındığına dair müştekinin soyut iddiası dışında herhangi bir delil elde edilemediğinden, başsavcılıkça takibata yer olmadığı” iddiasıyla 6 Eylül 1994 tarihinde takipsizlik kararı verildi.
Bir ay boyunca her yere başvuran, Diyarbakır'a gidip gelen ve bütün çabalarına rağmen eşinin akıbetine ilişkin hiçbir bilgi alamayan, tehditlerle ve göz korkutmalarla karşı karşıya kalan Hüseyin Taşkaya’nın eşi bütün her şeyini Siverek'te bırakarak İstanbul'a göç etmek zorunda kaldı. Ortaokul çağındaki oğulları ailenin geçimini sağlayabilmek için okulu bırakıp çalışmaya başladı. Senelerce beyaz araba gördüklerinde ya da kapıları çalındığında korktular. Hüseyin Taşkaya'nın küçük erkek kardeşi abisinin akıbetini öğrenebilmek için her yere başvurdu; İstanbul'a geldikten sonra Cumartesi İnsanları’na katıldı. Hüseyin Taşkaya zorla kaybedildikten bir süre sonra ATV kanalında fotoğrafı kayıp şahıs olarak yayınlandı ancak gözaltına alındığından hiç bahsedilmedi. Hüseyin Taşkaya'nın kardeşi, daha önce kendisine “Altı ay sonra devlet bırakır,” diyen aşiret lideri S.B.’nin evine giderek ağabeyinin akıbetini yeniden sordu. S.B. abisinin gözaltına alındığını kabul etse de akıbetini bilmediklerini, aldıktan sonra devlete teslim ettiklerini söyledi. Taşkaya ailesi daha sonra AKP milletvekili olan dönemin Urfa Valisi Ziyaeddin Akbulut'a da başvurdu ancak bir sonuç alamadı. Tüm şikâyetlere rağmen Türkiye'de hiçbir dava açılmadı. Aile iki defa AİHM'ye de başvurdu ancak başvuruları ikisinde de reddedildi. 19 yıldır Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini öğrenmeye çalışan kardeşi KCK davası kapsamında tutuklandı ve cezaevinde kaldı.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltına Kayıplara Karşı Komisyonun yayınladığı bilgi notlarına göre Taşkaya'yı gözaltına almak için gelen 30 araçlık konvoyu Üsteğmen M.Ş. yönetiyordu. Konvoyda söz konusu aşiretin lideri S.B., kardeşi Ahmet ile birlikte aşirete bağlı korucular H.B., İ.Ö., K.Ü., M.Ü. ve emniyet mensupları da vardı. Başbakanlık Teftiş Kurulunca hazırlanan 13 Ağustos 1997 tarihli Susurluk Raporu’nda söz konusu aşiretin devlet ile ilişkisi belgelendi ve Urfa’da gözaltında kaybedilen kişilerin sorumluları listesinin tamamında aşiretin varlığına işaret edildi. Rapora göre 1993 Eylül’ünden itibaren güvenlik güçleri bölgede yaptığı operasyonların tamamını bu aşirete devretme eğilimine girdi; operasyonları aşiret ileri gelenleri planlayıp uyguladı; 1993 Aralık ayında aşiret lideri, devletten roketatar ve benzeri güçte silah isterken; aynı zamanda İl Jandarma Alay Komutanı olan albaydan da jandarma bölgesinde “İllegal insan alma yetkisi” istedi. Aşiret liderinin kendisine zorluk çıkaran görevliler olduğunu söylemesi üzerine söz konusu albay ve üst düzey yetkililer, bu konunun halledileceği ile ilgili taahhüt verdi.
- Konum
Enlem: 37.754104
Boylam: 39.317716
- Konum
- Şehir
- Şanlıurfa
- İlçe
- Siverek
- Kaybedilme Tarihi
- 6 Ara 1993
- Yıl
- 1993
- Mağdurun Yaşı
- 42
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İfade tutanağı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Bilinmiyor
- Hukuki Süreç Özeti
Hüseyin Taşkaya’nın kaybedilmesinin hemen ardından kardeşinin Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuruyu takiben savcılıkça yapılan soruşturmanın ve toplanan delillerin neticesinde “Hüseyin Taşkaya’nın Siverek ilçe merkezinde jandarma ve korucular tarafından alındığına dair müştekinin soyut iddiası dışında herhangi bir delil elde edilemediğinden, başsavcılıkça takibata yer olmadığı” iddiasıyla 6 Eylül 1994 tarihinde takipsizlik kararı verildi. 2009 yılında ise İnsan Hakları Derneği, 10 ayrı kayıp yakını ile birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu. Hakkında başvuruda bulunulan kayıplardan ikisi Hüseyin Taşkaya ve Ahmet Kalpar'dı. Kayıp yakınları İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan 2008/209 esas numaralı, Ergenekon Davası olarak bilinen davada, açığa çıkan gerçekler ve yeni deliller ışığında zorla kaybetme dosyalarının yeniden açılarak bu dava ile birleştirilmesini talep ettiler. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2008/1756 soruşturma numarası ile yeni bir soruşturma başlattı. Savcılık soruşturmaların yeniden açılması için her kayıpla ilgili dilekçeyi olayın gerçekleştiği yer açısından yetkili savcılıklara gönderdi.
Hüseyin Taşkaya ve Ahmet Kalpar'ın zorla kaybedilmesine ilişkin dosya Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi ancak elimize ulaşan belgelerde soruşturmalara ilişkin daha güncel bir veri yok. Haziran 2023 yılında yapılan isim sorgulamalarında soruşturma dosyasının hangi savcılıkta olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamadı.