Ramazan Yazıcı
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bilinmiyor
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 7 Kas 1998
- Meslek
- Şoför
- Olay Özeti
AİHM’nin 8 Aralık 2005 tarihli kararı ve İnsan Hakları Derneğinin 21 Kasım 1998 tarihli Ramazan Yazıcı'nın Ölü Bulunmasına Dair Raporundaki bilgilere göre Ramazan Yazıcı 22 Kasım 1996 günü saat 09.00 sıralarında Diyarbakır’ın Silvan ilçesi Melikahmet Garajı’nda kendilerini polis olarak tanıtan telsizli, silahlı üç kişi tarafından gözaltına alındı. Görgü tanıkları Ramazan Yazıcı’nın 21 DZ 490 plakalı kırmızı renkli Şahin marka bir araca bindirildiğine şahit oldu. 25 Kasım 1996 tarihinde, Ramazan Yazıcı’nın kardeşi, bilgi alabilmek için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu. 96/8670 27 Kasım, 2 ve 9 Aralık 1996 tarihlerinde, Ramazan Yazıcı’nın kardeşi yeniden Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu ancak kendisine kardeşinin gözaltında olmadığı yanıtı verildi.
3 Aralık 1996 tarihinde saat 09.00 sularında, bir çoban Şırnak ili İdil ilçesine bağlı Sarıköy ve Mağara köyleri arasında, İdil-Midyat karayolunun yakınında bir beden buldu. Aynı gün saat 09.30 sularında jandarmalar bir köylü eşliğinde olay yerine gitti. Olay yerinde tutulan tutanakta bir erkek bedeninin bulunduğu belirtildi. Bedenin yanında bulunan silahtan kafaya sıkılan bir tek kurşunla öldüğü anlaşıldı. Olay yerindeki tekerlek izleri dikkate alındığında, maktulün arabayla taşındığı belirtildi. Jandarma astsubayı olay yerini ve maktulün bulunduğu durumu gösteren detaylı bir kroki çizdi. Aynı gün saat 12.00 sularında, cumhuriyet savcısı ve bir doktor olay yerine giderek sağlık muayenesi tutanağı hazırladı. Maktulün kimliğinin tespit edilmesini sağlayacak hiçbir belge bulunamadığından, değişik açıdan resimler çekildi. Hazırlanan tutanakta maktulün sağ kulağının üstünde üç cm'lik mermi deliği tespit edildi, ağzı bantlanmış elleri de arkadan bağlanmıştı. Ölümün sekiz ya da dokuz saat önce, yani saat 04.00 sularında meydana gelmiş olabileceğine kanaat getirildi. Adli tıp doktoru, cumhuriyet savcılığının gözlemlerini doğrulayarak ölümün solunum ve dolaşım yetmezliğinden meydana geldiğine karar verdi. Cumhuriyet savcısı, olay yerinde kan tespit edildiğini ve dokuz mm çapında mermi bulunduğunu belirterek ölümün, giriş çıkış yerleri tespit edilen merminin neden olduğu solunum ve dolaşım yetmezliğinden meydana geldiği tespit edildiğinden, klasik otopsi yapılmasına gerek duymadı.
- Konum
Enlem: 38.141225
Boylam: 41.012807
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Silvan
- Kaybedilme Tarihi
- 22 Kas 1996
- Yıl
- 1996
- Mağdurun Yaşı
- 36
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ancak belediye tarafından kimsesizler mezarlığına gömüldü
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
1998 yılı başından Şırnak’ın İdil ilçesine savcı olarak atanan İ.C., göreve başladıktan kısa bir süre sonra 4 Şubat 1998’de Radikal gazetesinde yayımlanan bir haber gördü. Kaynak olarak İnsan Hakları Derneğinin (İHD) gösterildiği haberde, İdil’de işlenmiş olanlar dahil, faili meçhul cinayetlere değiniliyordu. İ.C. haber doğrultusunda, İdil-Midyat karayolu kenarında 3 Aralık 1996’da elleri bağlı, kafasına ateş edilerek öldürülmüş halde bulunan bedenle ilgili soruşturma dosyasını raftan indirdi. 2 Mart 1998 tarihinde, İdil Cumhuriyet Savcılığı, Diyarbakır Polis Kriminal Laboratuvar Müdürlüğünden kimliği tespit edilemeyen maktulün yakınında bulunan merminin balistik incelemesinin yapılmasını istedi. 3 Mart 1998 tarihinde hazırlanan balistik raporunda, 3 Aralık 1996 tarihinde, kimliği tespit edilemeyen maktulün yanında bulunan Parabellum tipi dokuz mm'lik merminin, aynı gün saat 17.30 sularında, iki cesedin daha bulunduğu Silopi (Cizre) yolunda bulunan mermi ile benzer olduğu belirtildi. Sonuç olarak iki merminin aynı silaha ait olduğuna, dolayısıyla üç cinayetin faillerinin ortak olduğuna karar verildi. İdil Savcılığı aynı zamanda 1993-1996 yılları arasında işlenen pek çok yasadışı infazda, suçların işleniş şekli, kullanılan silahların niteliği ve diğer deliller bakımından ilişki olabileceğini düşünerek, hazırlık soruşturma dosyalarındaki bilgilerin, cinayetlerin, yer, saat, kullanılan silah, şekil, bilirkişi raporu bilgilerini içerecek şekilde gönderilmesi için Şırnak, Cizre, Beytüşşebap, Uludere, Şirvan, Derik Kızıltepe, Nusaybin, Ömerli, Kozluk, Bismil, Çınar, Hani, Kulp ve Lice Savcılıklarına yazı yazdı. Tekrar açılan dosyalarla birlikte Mordeniz çiftinin çocukları, Kasım 1998’de soruşturma dosyasındaki fotoğraflarından öldürülenlerin anneleri ve babaları olduğunu teşhis etti. İHD Diyarbakır Şubesi’nin 9-10 Kasım’da İdil’i ziyareti sonrasında öldürülen üçüncü kişinin Ramazan Yazıcı olduğu tespit edildi. 7 Kasım 1998 tarihinde Ramazan Yazıcı'nın kardeşi ve eşi, bulunan bedenin fotoğraflarından Ramazan Yazıcı'nın kimliğini tespit etti. 19 Kasım 1998 tarihinde İHD Diyarbakır Şubesi Genel Başkan Yardımcısı, İdil Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu ve ailenin Ramazan Yazıcı'ın cenazesini Diyarbakır’a götürme talebini belediyeye iletti. Ancak İdil Merkez Mezarlığı gömülme işlemlerine ilişkin herhangi bir kayıt tutmadığı için mezar tespit edilemedi.
Aynı gün, İdil Cumhuriyet Savcısı Yazıcı ailesinden iki kişinin ifadelerini aldı. Ramazan Yazıcı’nın daha önce de ifade veren kardeşi, kaybolmasına ilişkin daha önceki ifadelerini yineledi. Aynı zamanda, polislerin kendilerini tehdit ettiğini ve bu girişimlerinden vazgeçmelerini “Tavsiye ettiklerini” söyledi. 8 Ocak 1999 tarihinde, İdil Cumhuriyet Savcılığı, görevsizlik kararı verdi. Ramazan Yazıcı'nın ölümüyle, yine Kasım 1996’da Diyarbakır’dan kaçırılarak zorla kaybedilen ve daha sonra cesetleri İdil-Midyat karayolu üzerinde bulunan Fahriye Mordeniz ve Mahmut Mordeniz çiftinin ölümü arasında benzerlikler tespit etti. Bu üç kişiyle ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma yürütüldüğünü belirtti. Diğer yandan, Aralık 1996 yılında Adıyaman-Hilvan, Şanlıurfa-Adıyaman yolunda bedenleri bulunan diğer kişilerin de benzer şekilde kaçırıldığı ve öldürüldüğü tespit edildi. Bu tespitten yola çıkarak kaçırma ve cinayetlerin bir çete tarafından gerçekleştirilmiş olduğuna kanaat getiren İdil Cumhuriyet Savcılığı, 3 Şubat 1999 tarihinde dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısına sevk etti. 8 Mart 1999 tarihinde, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da bu tür cinayetlerin soruşturulmasının Devlet Güvenlik Mahkemesi yetki alanında olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısına gönderdi. 27 Nisan 1999 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Ramazan Yazıcı'nın ölümüne ilişkin iki soruşturma dosyasını birleştirmeye karar verdi. 5 Mayıs 1999 tarihinde, Ramazan Yazıcı'nın ve diğer iki kişinin aynı silahla vurulduğunu göz önüne alarak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden olayın faillerini bulması için soruşturma başlatmasını ve her üç ayda bir kendisini durumdan haberdar etmesini (daimi arama kararı) istedi. Emniyet müdürlüğü, 24 Ağustos 1999 tarihinde soruşturmanın devam ettiğini bildirdi. Ramazan’ın kardeşi verilen daimi arama kararı ve soruşturmada herhangi bir ilerleme kaydedilmemesi üzerine 28 Mayıs 1999 tarihinde AİHM’ye başvurdu. AİHM 5 Aralık 2006 tarihinde verdiği kararda AİHS’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin zorla kaybetme ile ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden, ayrıca etkili bir başvuru hakkı olmadığı için 13. Maddesinin ihlal edildiğine karar verdi ve devleti Yazıcı ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
Mayıs 2023 yılında yapılan incelemede Fahriye Mordeniz, Mahmut Mordeniz ve Ramazan Yazıcı’nın bulunduğu dosya olan İdil Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2015/661 numaralı dosyada Cizre İlçe Jandarma Komutanlığına olayın aydınlatılması için müzekkereler gönderildiği görüldü. En son 8 Mart 2017 ve 8 Mayıs 2017 tarihlerinde jandarma komutanlığı tarafından dosyaya dair zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle zamanaşımı suretinin yollanması talep edidi. Dosya takipsizlikle kapatıldı. Takipsizlik kararının gerekçesi olarak 20 yıllık zamanaşımı dolduğu söylenerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. (Karar No: 2017/233, Karar Tarihi: 08.05.2017) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebligatı aileye yapılmış olup, karara itiraz yoktur. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.