Hasan Ocak
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 15 May 1995
- Meslek
- Öğretmen
- Olay Özeti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 15 Ekim 2004 tarihli kararında yer alan bilgilere göre; 1965 Dersim doğumlu Hasan Ocak, ailesiyle birlikte göç ettikleri İstanbul'da yaşıyordu. 12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesinde ağırlıklı olarak Alevilerin gittiği 4 kahvehanenin taranması ve sonrasında yaşanan olaylarda 17 kişinin hayatını kaybetmesi, onlarca kişinin yaralanmasıyla hafızalara kazınan Gazi Olaylarından birkaç gün sonra, 21 Mart 1995 tarihinde Hasan Ocak, gün içerisinde annesini aradı ve akşam eve geleceğini belirtti. Ancak ne o akşam ne de ilerleyen günlerde kendisinden bir haber alınamayınca, aile savcılığa başvurdu.
Savcılık gözaltına alınanlar arasında Hasan Ocak’ın olmadığını belirtti. Hala kendisinden bir haber alamayan aile Terörle Mücadele Şubesine giderek Hasan Ocak’ı sordu ancak buradan ve başvurdukları tüm devlet kurumlarından elleri boş döndüler. Anne Ocak, İçişleri Bakanlığına oğlunun akıbetini öğrenmek için dilekçe vermeye gitti. Ankara’ya gittiği sırada yaklaşık on sekiz gün boyunca gözaltında tutuldu. Gözaltı sırasında polisler kendisine “Oğlun gözaltında işkenceden öldü. Onu niye arıyorsun ki? Seni de onun gibi öldüreceğiz” dediler. Bu sırada Hasan Ocak’la aynı tarihlerde terörle mücadele şubesinde gözaltına alınan kişiler gözaltında Hasan Ocak’ı gördüklerini söyledi. Bu kişilerden biri daha sonra AİHM’e verdiği ifadede gözaltına alındığı ilk gün, polislerin karakolda tutulanların isimlerinin ve imzalarının bulunduğu resmi olmayan bir kâğıt gezdirdiğini ve bu kâğıtta Hasan Ocak’ın adını gördüğünü belirtti. AİHM’e verilen bir başka ifadede 25 Mart’ta gözaltına alınan başka bir tanık, işkence gördükten sonra bırakıldığı odada göz bağını açtıktan sonra karşısında “bakışları donuklaşmış” bir adam olduğunu, daha sonra İHD’de fotoğrafını görünce onun Hasan Ocak olduğunu anladığını söyledi. Bir başka AİHM ifadesinde ise 30 Mart’ta gözaltına alınan bir tanık, kendisini sorgulayanların “Sen kaybolan son Hasan olacaksın. Biliyorsun, Gazi’den başkalarını da aldık. Elimizde başkaları da var” şeklinde tehditlerde bulunduğunu ifade etti.
26 Mart 1995’te Hasan Ocak’ın bedeni Beykoz’da ormanlık bir alanda bulundu. Ancak olay yerinde soruşturma yapılması ve parmak izi alınmasına rağmen kimliği tespit edilemeyen Hasan Ocak, kimsesizler mezarlığına gömüldü. Ailesi, 15 Mayıs 1995'de Adli Tıp Kurumu kayıtlarından Hasan'ı teşhis etti, iki gün sonra yoğun işkence görmüş bedenine ulaşabildi. AİHM, Ocak ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkûm etti. Dinlenen tanıklar arasında Hasan Ocak’a işkence ettiğinden şüphelenilen B.K. ve R.A. isimli Terörle Mücadele Şube çalışanları da vardı.
- Konum
Enlem: 41.00823760000001
Boylam: 28.9783589
- Konum
- Şehir
- İstanbul
- Kaybedilme Tarihi
- 21 Mar 1995
- Yıl
- 1995
- Mağdurun Yaşı
- Yaş:29Ay:12Gün:8
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- İfade tutanağı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturma sürüyor
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 15 Ekim 2004 tarihli kararında yer alan bilgilere göre, Hasan Ocak 21 Mart 1995’te kaybedildi. 25 Mart 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın kız kardeşi İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığına şikâyette bulunarak kardeşinin akıbeti hakkında bilgi istedi. Aynı gün Savcı, Hasan Ocak’ın gözaltı kayıtlarında isminin bulunmadığını belirtti. 23 ve 28 Mart 1995 tarihleri arasında İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde gözaltında tutulmuş iki kişi Hasan Ocak’ı orada gördüklerini doğruladı. Diğer iki kişi Hasan Ocak’ın ismini dijital parmak izlerinin alındığı listede gördüklerini doğruladılar.
26 Mart 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın bedeni Beykoz’da bulundu. Yapılan otopside Hasan Ocak’ın boğularak öldürüldüğüne kanaat getirildi. 28 Mart 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın annesi oğlunu gözaltına alanlar hakkında Küçükçekmece Savcılığına suç duyurusunda bulundu. 2 Nisan 1995 tarihinde anne Ocak İstanbul savcısına oğlunun gözaltında kaybedilmesinde sorumluluğu olanlar hakkında şikâyette bulundu. 3 Nisan 1995 tarihinde İnsan Hakları Derneği temsilcileri, Hasan Ocak’ın gözaltında gören kişilerin de ismini zikrederek İstanbul DGM savcısına şikâyette bulundu. 4 Nisan 1995 tarihinde İstanbul DGM Savcısı yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet savcısına gönderdi.
6 Nisan 1995 tarihinde, 25 Mart’ta gözaltına alınarak Aksaray Emniyet Müdürlüğüne götürülen bir kişi sorgudan indirilirken fırsat bulup gözbağının altından baktığı kişinin daha sonra resmini görerek tanıdığı Hasan Ocak olduğunu belirtti.
11-12 Nisan 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın abisi, babası ve İnsan Hakları Derneği Adalet Bakanlığına, İstanbul Valiliğine, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığına Hasan Ocak’ın İstanbul Terörle Mücadele Biriminde kaybedilmek istendiğinden endişe duyduklarını belirterek kendilerine Hasan Ocak’ın akıbeti hakkında bilgi verilmesini talep etti.
2 Mayıs 1995 günü Hasan Ocak’ın ailesi, Hasan Ocak’ı yasal olmayan yollarla gözaltına alan ve halen tutmaya devam eden memurlar hakkında görevi kötüye kullanmak ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
3 Mayıs 1995 tarihinde anne Ocak, Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurdu.
16 Mayıs 1995 tarihinde Hasan Ocak’ın kardeşi, Beykoz-Bozhane Köyü mevkiinde bulunan cenazenin Hasan Ocak olduğunu teşhis etti.
18 Mayıs 1995 tarihinde Küçükçekmece Savcısı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Beykoz Cumhuriyet Savcısına gönderdi. 26 Temmuz 1996 tarihinde anne Ocak AİHM’e başvurdu. AİHM 15 Temmuz 2004 tarihinde verdiği kararda Hasan Ocak’ın ölümüne ilişkin yapılan soruşturma etkili olmadığı için Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğine karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti devletini mahkûm etti.
20 yıldır rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmayan ve savcının sık sık değiştirildiği dosyada zamanaşımı kararı 17 Ekim 2016’da Beykoz Cumhuriyet Savcısı tarafından alındı. Kararda dosyada tanık olarak birçok kişinin ifadesi alındığı ancak resmi kayıtlarda Hasan Ocak’ın gözaltına alındığına dair belgeye rastlanmadığı; bazı tanıkların olay tarihinde Hasan Ocak’ı gözaltında gördüklerine dair beyanlarının araştırıldığını ancak “buna yönelik belirleme yapılamadığı”; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Hasan Ocak’ın güvenlik güçlerince veya onların işbirliğiyle öldürüldüğüyle ilgili olarak sözleşmenin yaşam hakkını düzenleyen maddesinin ihlal edilmediği, etkin ve etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği” kararı aldığına işaret edildi.
Zamanaşımı kararına 29 Kasım 2016’da yapılan itirazı kabul eden 7. Sulh Ceza Hakimliği, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına ve soruşturmanın Ceza Muhakemeleri Kanunu uyarınca genişletimesine karar verdi.