İzzet Padır
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Çiftçi
- Olay Özeti
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 2009/972 numaralı iddianamesindeki ifadelere göre Şırnak’ın Silopi ilçesi, Üçağaç köyüne bağlı Zıristan mezrasında yaşayan İzzet Padır ile amcasının oğlu Abdullah Özdemir, 6 Haziran 1994 günü gözaltına alındılar ve bir daha kendilerinden haber alınamadı. O gün öğlen saatlerinde, Zıristan mezrasına gelen bir grup silahlı asker, önce köylüleri toplayarak kimlik kontrolü yaptı. Kimlik kontrolü sırasında üniformalı askerlerin yanında B. kod adlı A.Y. ve A.G. ile B. kod adlı ve A. soyadlı bir itirafçının da bulunduğu köylülerce görüldü. Babası aynı köyde daha önce imamlık yapan itirafçı A.G.'yi köylüler şahsen de tanıyordu. Kimlik kontrolünün ardından askerler İzzet Padır’ın 17 yaşındaki oğlunu ve yakın akrabası Abdullah Özdemir’i de gözaltına alarak götürdüler. O sırada Silopi’den özel bir araçla köye evine gelmekte olan İzzet Padır da yolda gözaltına alındı. İzzet Padır, oğlu ve kuzeni Abdullah Özdemir, götürüldükleri Cizre İlçe Jandarma Komutanlığında gözleri bağlanarak bir odaya kondu. İzzet Padır’ın sabaha karşı göz bağı açılarak odadan çıkarılan oğlu serbest bırakıldı. Babası ile akrabasının ne olacağını sorduğunda, bir asker onların da öğlen ya da öğleden sonra serbest bırakılacağını söyledi.
İzzet Padır’ın oğlu gün ağarıncaya kadar nizamiye kapısında tek başına bekledi. Sabah saatlerinde köyden gelen akrabaları da ona katılarak gözaltındaki iki kişinin serbest bırakılmasını beklediler. Birkaç kez sorduklarında askerlerden “Serbest bırakacağız,” cevabı almalarına rağmen o gün akşama kadar da bırakılan olmayınca köye, evlerine döndüler. Ertesi gün de ondan sonraki gün de Cizre İlçe Jandarma Komutanlığına giderek sordular, beklediler ama durum değişmedi. Askerler her defasında “Serbest bırakacağız,” deseler de bırakılan olmadı. Bunun üzerine aileler, Silopi İlçe Jandarma Komutanlığına gidip komutan ile görüştüler ancak bilgi alamadılar. Birkaç gün sonra savcılığa dilekçe ile başvuru yapan aileler, kayıpların gözaltına alınması sırasında askerlerle birlikte olan A.G.’ye de ulaşarak bir görüşme yaptı ancak herhangi bir bilgi alamadı.
Bir süre sonra, kayıplardan İzzet Padır’ın annesi ve Abdullah Özdemir’in annesi ile bir akrabaları Cizre İlçe Jandarma Komutanlığına giderek kayıplarının akıbetini sordular. Komutanlıktaki bir asker onların serbest bırakıldıklarını söyleyerek başvuru sahiplerinden bir kâğıda parmak izi basmalarını istedi. İzzet Padır ve Abdullah Özdemir’in okuma yazma bilmeyen yakınları, ne olduğunu bilmedikleri kâğıda parmak bastılar. Kayıplardan İzzet Padır’ın oğlu bu süreçte Cizre’de askerlerce iki defa daha muhtelif sebeplerle gözaltına alınıp bırakıldı.
- Konum
Enlem: 37.3055432
Boylam: 42.4983217
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Silopi
- Kaybedilme Tarihi
- 6 Haz 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 38
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Yargılama Durumu
- Yargıtay beraat kararını onadı
- Kaynak Materyalin Türü
- İddianame
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Soruşturma Sonucu
- Davada delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi; Yargıtay beraat kararını onadı
- Dava Adı
- Temizöz ve Diğerleri Davası
- Hukuki Süreç Özeti
İzzet Padır ve birlikte kaybedilen Abdullah Özdemir'in akıbeti hakkında herhangi bir bilgiye ulaşamayan aileleri 20 Haziran 1994 tarihinde Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Savcılık söz konusu şikayet ile ilgili işlemleri uzun süre 1994/2849 muhabere numarası ile yürüttü, daha sonra dosya 1997/1424 hazırlık numarası ile soruşturulmaya devam edildi. Başvurunun ardından savcılık, kaybedilenlerin gözaltına alınıp alınmadıklarının tespiti, tanık dinleme, kayıpların imza örneklerinin tespiti işlemlerini gerçekleştirdi. Bu kapsamda dört tanığın ifadeleri alındı. 19 Haziran 1998 tarihinde, suç yerinin Cizre olduğu gerekçesiyle, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı 1998/19 numaralı kararla yetkisizlik kararı verdi ve dosyayı Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 1198/367 hazırlık numaralı dosyayı, elinde herhangi bir belge bulunmadığı halde suçun PKK ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle 11 Aralık 1998 tarihinde 1998/98 görevsizlik kararıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Savcılık 1998/2156 hazırlık numarasıyla başlattığı soruşturmada, 21 Aralık 1998 tarihinde 1998/309 sayılı görevsizlik kararı vererek dosyayı tekrar Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 1998/806 hazırlık numaralı dosyada jandarma görevlileri bakımından müsnet suç oluşmadığını belirterek 30 Mart 2001 tarihinde ek takipsizlik kararı verdi; son ikametgahın ve ilk usuli işlemlerin yapıldığı yerin Silopi olduğu gerekçesiyle 2001/75 numaralı yetkisizlik kararıyla dosyayı yeniden Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı 2001/445 hazırlık numarasına kaydettiği dosyada, jandarma kayıtlarına göre kayıpların gözaltında tutuldukları Cizre Jandarma Bölük Komutanlığından salıverildikten sonra bir daha kendilerinden haber alınamadığını, dolayısıyla Cizre’de kaybolduklarını belirterek, yetkisizlik kararıyla dosyayı 15 Kasım 2001 tarihinde yeniden Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ocak 2002 tarihinde faillerin belirlenemediği gerekçesiyle daimi arama kararı verdi. 7 Ocak 2002 tarihinden itibaren Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı arasında daimi arama kararı doğrultusunda yedi yıl boyunca rutin yazışmalar sürdü ve dosyada davanın açılmasına da vesile olan 2009 yılı başındaki gizli tanık ifadelerine kadar herhangi bir gelişme olmadı.
24 Mart 2009 tarihinde İzzet Padır’ın oğlunun şikayeti üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/430 soruşturma numarası ile tekrar soruşturma başlattı. Müştekiler şikayet dilekçesinde Cemal Temizöz, Abdülhakim Güven, Adem Yakin, B.A. isimli şahıslardan şikayetçi olduklarını belirtti. Ayrıca Kuştepe köyünde ve BOTAŞ Askeri Tesisleri’nde yapılan kazı çalışmasında çıkan kemiklere de DNA testi yapılması talebinde bulundu. 17 Nisan 2009 tarihinde kazı çalışması yapıldı. Savcılık ayrıca Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından daha önceki soruşturma dosyalarına sunulan, zorla kaybedilen şahısların serbest bırakıldığına ilişkin tutanakların asıllarının komutanlığın elinde bulunmamasını ve yine aynı evrak üzerindeki “Cizre merkezde yarbayın birliğinde bu şahıslar bekletilmektedir” notunu önemli deliller olarak kabul etti.
Soruşturmanın ilerlemesi ile söz konusu dosyayla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası arasında bağlantı bulunduğu tespit edilerek iki dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/906 hazırlık numaralı soruşturmasında birleştirildi. İş bu soruşturma sonucunda savcılık 2009/972 kayıt numarasıyla bir iddianame hazırladı. İddianamede, 1993-95 döneminin Cizre İlçe Jandarma Bölük Komutanı Cemal Temizöz’ün Bedran kod adlı Adem Yakin, F. kod adlı F.A. ve Tayfun kod adlı Hıdır Altuğ ile gerçek isimleri tespit edilemeyen uzman çavuşlar Yavuz Güneş, Selim Hoca, Cabbar ve Tuna kod isimlerini kullanan şahıslardan oluşan sivil bir sorgu/infaz timi kurduğu, bu grupla, 21 kişiyi terörle mücadele adı altında işkenceyle sorguladığı, zorla kaybettiği ya da öldürdüğü iddia edilmişti. Tuna kod isimli şahsın bir trafik kazasında öldüğü ancak diğerlerinin gerçek isimleri belirlenemediği için haklarında kamu davası açılamadığı belirtildi. Dava dosyasında Abdullah Özdemir ve İzzet Padır’ın öldürülmesinden sanıklar Cemal Temizöz ve Kamil Atağ sorumlu tutuldu. Sanıklar hakkında “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, örgüt üyesi olmak, cinayete azmettirmek ve cinayet”ten Jandarma Komutanı Cemal Temizöz için dokuz, Kamil Atağ ve Adem Yakin için yedi, Fırat Altın (Abdülhakim Güven) için altı, Hıdır Altuğ için üç, Temer Atağ için iki ve Kukel Atağ için bir kez ağırlaştırılmış müebbet istenmişti. 2009 yılında sanıklardan Kamil Atağ, Cemal Temizöz, Temer Atağ, Adem Yakin ve Fırat Altın (Abdülhakim Güven) tutuklanarak yargılanmaya başlandı. Mart 2009’dan beri firari olarak aranan Kukel Atağ ise 8 Ocak 2010’da yakalanarak tutuklandı. Dava başladıktan yaklaşık üç yıl sonra, müdahil avukatlarından Tahir Elçi’nin çabalarıyla dönemin belgelerindeki imzalardan çapraz karşılaştırma yapılarak kimliği tespit edilen “Yavuz Hoca” ya da “Yavuz Güneş” kod adıyla bilinen Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak da 27 Temmuz 2012’de Ankara’da tutuklandı.
Bir yılı aşkın bir süre ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan Kukel Atağ, 18 Mart 2011’de sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildi. 1994 yılında Cizre'de Cemal Temizöz'ün kurduğu ekipte görev aldığı ve Ramazan Uykur'u öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Temer Atağ ise suç tarihinde askerde olduğu iddiasıyla 22 Haziran 2012’de tahliye edildi. Kamil Atağ suç vasfı ve delil durumunun değerlendirilmesi sonucu 21 Aralık 2012’de; Hıdır Altuğ ve Abdülhakim Güven 8 Kasım 2013’te, Cemal Temizöz ise 12 Eylül 2014’te tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliye edildi. 23 Mart 2009’da Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı iken tutuklanan ve dokuz kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan Cemal Temizöz, 2010 yılında Yüksek Askeri Şurâ tarafından emekliye sevk edildi. Davada en son tutuklanan Burhanettin Kıyak ise, üç yıla yakın tutuklu yargılanmasının ardından 2 Nisan 2015’te adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağı konularak tahliye edildi. Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen davada tüm sanıklar 5 Kasım 2015 tarihli duruşmada delil yetersizliğinden beraat etti.
Beraat kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25 Kasım 2021 tarihinde ikiye karşı üç oyla beraat kararlarını onadı. Bu karar sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular halen derdest.