Metin Budak
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 13 Mar 2006
- Meslek
- Çocuk
- Olay Özeti
AİHM’nin 9 Aralık 2014 tarihli kararında yer alan bilgilere göre; Kadri Budak ve ailesi daha önce Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Xosor (Yalımlı) köyünde ikamet ediyordu. 1993 yılı sonbaharında güvenlik gerekçesiyle köylerinin yakılıp zorla boşaltılmasından sonra Silvan ilçesine taşınmak zorunda kaldılar. 28 Mayıs 1994’te 60 yaşındaki Bahri Budak 14 yaşındaki torunu Metin Budak’ı da yanına alarak Xosor köyünde bulunan bağ ve meyve ağaçlarını sulamaya gitti. O tarihlerde Lice ve etrafındaki yerleşkelere yoğun askeri operasyonlar yapıldığı bilinmekteydi. Metin Budak ve Bahri Budak, Xosor’a gitmeden bir gece önce yakın köy olan Saydamlı’ya giderek, geceyi Saydamlı muhtarının evinde geçirdi. Köyde yanlarında oldukları M.Y. bölgede operasyonlar gerçekleştiği için Metin ve Bahri Budak’ın evden ayrılmasını istemedi. Ancak Metin ve Bahri Budak ertesi gün Xosor’a hareket etti. Bu tarihten sonra kendilerinden bir daha haber alınamadı.
Tarlaya gitmeden önce köyün minibüs şoförüne saat ve yer belirterek “Bizi bir gün sonra gelip alırsın,” diyen Bahri Budak’ı belirtilen yer ve saatte bulamayan şoförün aileye haber vermesi üzerine köylülerle görüşen aile; dede ve torunun dönecekleri günün sabahında köyden silah seslerinin geldiğini öğrendi. Metin ve Bahri Budak geri dönmeyince aile kendi imkânlarıyla arama çalışmalarına başladı. Bahri Budak’ın oğlu, Metin Budak’ın babası, K.B. aile fertlerinden birkaçını alarak Xosor köyüne gittiğinde bir evde kalındığını ve bazı tarla işlerinin yapıldığını gördü. Daha sonra durumu sözlü olarak yetkililere bildirdiler, ancak herhangi bir bilgiye ulaşamadılar. 28 Haziran 1994’te K.B. Diyarbakır Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına, Lice Kaymakamlığına Bahri Budak ve Metin Budak’ın bir an önce bulunması ve akıbetleri hakkında bilgi verilmesi için başvuruda bulundu, fakat herhangi bir bilgi alamadı.
Dede ve torunun kaybolmasından beş gün sonra K.B. ve amcası Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı ve OHAL Bölge Valiliğinden izin belgesi aldıktan sonra birlikte aramaya çıktıklarını belirtti ve köydeki bağ ve bahçede oğlunun ve babasının içtikleri sigara izmaritlerine, yaktıkları ateşin izine ve ayak izlerine rastladıklarını vurguladı. K.B., 1 Şubat 2005 tarihli Özgür Gündem haberinde şunları anlattı: “Köye yetiştiğimiz anda, kendisinin Tuncelili ve Kürt olduğunu söyleyen sakallı bir asker yanımıza geldi. Ona oğlum ve babamın kaybolduğunu, onları aramaya geldiğimi söyledim. ‘Yasaktır’ diyerek köye girişimize izin vermedi. İzin belgelerini gösterince telsiz ile komutanına haber verdi. Komutanı askere kendisinin geleceğini belirtti. O sırada asker bana, ‘Al bu insanları topla git. Biz Bolu'dan geldik. Çiller'in paralı askerleriyiz. Bu komutan çok acımasız birisidir. Hepinizi tarayacak,’ dedi. Ben de ona bu komutanın kim olduğunu sordum. ‘Y.E.'dir’ dedi. Okuryazarlığım olmadığı için komutanın ismini bir kağıda yazmasını istedim. Asker de ajandasındaki kağıt parçasını kopartarak hızlı bir şekilde ‘Bolu Tugay Komutanı Y.E.’ yazıp bana verdi. Verdiğinde kimse görmesin diye de beni uyardı.” Daha sonra Y.E. ile aralarında geçen konuşmayı ise söyle anlattı: “Askeri elbisesinin üzerinde rütbesi yoktu. Üstü başı kirliydi ve başında şapka vardı. Kendisini koruyan silahlı askerlerle birlikte yanıma geldi. Bana ‘Nedir?’ diye sordu. Ben de izin kağıtlarını göstererek, ‘Oğlumun ve babamın cesetlerini arıyorum,’ dedim. ‘Oğlun veya baban silahlıysa öldürmüşüm. Silahlı değillerse görmemişim. Çabuk buradan gidin, yoksa hepinizi tarayacağım,’ dedi. Bunun üzerine biz de korkup Lice'ye döndük. Ben Lice Jandarma Karakoluna gittim. Fakat burada da bir sonuç elde edemedim. Yetkililer bana operasyonun kendi bilgilerinin dışında olduğunu söyledi.” Budak, 11 yıldır askerin verdiği üzerinde “Bolu Komando Tugayı Y.E.” yazan kağıdı sakladığını söyledi. K.B. ve H.B. yakınlarının zorla kaybedilmesinden sonra 1994-2001 yılları arasında defalarca Lice Cumhuriyet Başsavcılığına, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Başbakanlığa, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, TBMM Başkanlığına, İçişleri Bakanlığına, Diyarbakır Valiliğine ve Lice Kaymakamlığına yazılı dilekçeler sunarak Metin Budak ile Bahri Budak’ın akıbetlerinin araştırılmasını istedi. Bütün bu uğraşlara rağmen hiçbir bilgi elde edemediler ve yetkili merciler tarafından hiçbir soruşturma başlatılmadı. 28 Ekim 2004’te H.B., Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığına Metin ve Bahri Budak için ailenin uğramış olduğu maddi zararın karşılanması için başvurdu. 6 Kasım 2008’de Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı “Terör olayları sonucu Metin Budak ve Bahri Budak’ın hayatını kaybetmesi gerekçesiyle maddi zararın tazmin edilmesine” karar verdi.
Köyler devlet güçleri tarafından boşaltıldığı için Budakların kaybolduğu bölgeye 10 yıl boyunca kimse giremedi. 2003 yılında köye geri dönüşler başladı. 1 Mayıs 2005’te Budak ailesinin bir akrabası hayvanlarını otlatma amacıyla Xosor köyü civarında bulunan ormanlık araziye gitti. Arazide dolaşırken yerde insana ait olabilecek kemikler ve bir adet bileklik gördü, bilekliğin 1994 yılından beri haber alamadıkları Bahri Budak’a ait olduğunu düşünerek K.B.’ye haber verdi. Aile, kemiklerin bulunduğu araziye gitti. Yaptıkları incelemede insan kemikleri ve bunların yanında kerata, romatizma için kullanılan kola takılan bileklik, çoraplar, bir adet muhtar çakmağı, “Novalgin” isimli ilaca ait boş kutu, çakmak taşı, kahverengi bir kazak tespit etti. K.B. kemiklerin bulunduğu yerdeki montun Metin Budak’a ait olduğuna kanaat getirdi. Budak ve akrabaları herhangi bir işlem yapmadan oradan ayrıldı ve aynı gün vekillerine müracaat etti.
9 Mayıs 2005’te Budak ailesi, yakınlarının zorla kaybedilmesine ilişkin Lice Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak ifade vererek kemiklerin Bahri ve Metin Budak’a ait olup olmadığının ve ne şekilde öldürüldüklerinin tespitinin yapılmasını ve ölümlerine neden olanlar hakkında yasal işlem yapılmasını talep etti. Yine aynı tarihte, K.B. vekilleri aracılığıyla savcılığa yaptığı başvuruda, insan kemiklerinin bulunduğu noktaya gidilerek keşif yapılmasını ve bulunan kemiklerin Bahri Budak ve Metin Budak’a ait olup olmadığının belirlenmesini talep etti.
17 Mayıs 2005’te K.B.’nin vekilleri keşif tarihinin belirsiz bir tarihe ertelenmesinden ve kuvvetle muhtemel Metin Budak ve Bahri Budak’a ait olan kemiklerin bir kısmının açıkta duruyor olmasından dolayı gerekli yasal işlemlerin yapılması talebini yineledi. Keşif tarihinin belirsiz bir tarihe ertelenmesinden sonra Budak’ın vekilleri bölgeye giderek fotoğraf çekimleri yaptı; fotoğrafları Lice Cumhuriyet Başsavcılığına yolladılar.
“Bölgenin terör örgütünün olası eylemlerine müsait olması” ve güvenliği sağlama gerekçesiyle keşif tarihini bir süre erteleyen Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, 28 Mayıs 2005’te Budak ve vekilinin katılımıyla kemiklerin bulunduğu yerde keşif yaptı. Keşfin gerçekleştiği yerde 82 adet kemik parçasının yanı sıra muhtelif eşyalar ve ateşli silahlara ait boş kovanlar bulundu. Kemiklerden birinin üzerinde ateşli silahla gerçekleştirilmiş olması muhtemel bir deliğe rastlandı.
28 Mart 2006’da Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Lice Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan incelemelerin sonuçlarını gönderdi. 13 Mart 2006’da sonuçlanmış bu incelemelere göre bulunan kemiklerin Bahri Budak ve Metin Budak’a ait olduğu anlaşıldı ve kemikler K.B.’ye teslim edildi.
Ölüm sebebinin ateşli silahla yaralama olduğu tespit edildi. Olay yeri inceleme raporunda bulunan boş kovanların ordu tarafından kullanıldığı bilinen MKE ibareli uzun namlulu silahlara ait olduğu belirlendi. Adli Tıp Kurumunun yaptığı incelemede de boş mermi kovanlarının yine ordu tarafından kullanıldığı bilinen G1-G3 tipi tüfeklerde kullanılan mermiler olduğunu saptadı.
- Konum
Enlem: 38.4249512
Boylam: 40.6704089
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Lice
- Kaybedilme Tarihi
- 30 May 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 16
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM’nin 9 Aralık 2014 tarihli kararında yer alan bilgilere göre; 13 Haziran 1994 tarihinde Bahri Budak’ın oğlu, Metin Budak’ın babası K.B., babasının ve oğlunun kaybedilmesine ilişkin olarak Lice Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Diyarbakır Valiliğine ve İçişleri Bakanlığına başvuruda bulundu ancak bir sonuç alamadı.
28 Haziran 1994’te K.B., Diyarbakır Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına ve Lice Kaymakamlığına başvurusunu yineledi ancak herhangi bir bilgi alamadı.
TBMM’ye başvuran H.B.’nin dilekçesinin, 31 Mayıs 1995 tarihinde 3836 numarası ile kayıt altına alındığı bildirildi.
Bahri Budak’ın oğlu H.B., babası Bahri Budak ve yeğeni Metin Budak’ın zorla kaybedilmesiyle ilgili Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden bilgi talep etti. Ayrıca Xosor köyünde bulunan evlerinin yakıldığını belirtti, yakılan evlerin tespit edilmesini istedi. 13 Haziran 1995’te Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü dilekçenin incelendiğini, 2510 sayılı kanuna göre taleplere ilişkin yapılacak bir işlem olmadığını, Diyarbakır Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine başvurulması gerektiğini söyledi.
H.B. ayrıca Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığına Metin Budak ve Bahri Budak’ın bulunması için başvuruda bulundu. 19 Haziran 1995’te Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı, dilekçeyi değerlendirilmesi ve sonucunun aileye bildirilmesi için Diyarbakır Valiliğine gönderdi.
28 Mayıs 1995’te H.B. Diyarbakır Olağanüstü Hal Valiliğine zorla kaybedilen Bahri Budak, Metin Budak ve Xosor’da bulunan evlerinin yakılması hakkında bilgi istemek için başvuruda bulundu. 23 Haziran 1995’te Diyarbakır Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu, zorla kaybetmenin gerçekleştiği 30 Mayıs 1994’te bahsi geçen bölgede güvenlik güçlerince operasyon düzenlenmediği, kaybedilen kişilerin gözaltına alınmamış olduğu ve hiç kimsenin evinin yakılmadığı cevabını verdi.
20 Temmuz 2001’de K.B., İç İşleri Bakanlığına, babası Bahri Budak ve oğlu Metin Budak’ın zorla kaybedilmesi hakkında başvuruda bulundu. Başvuruda Lice Kaymakamlığına, Diyarbakır Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına, Başbakanlığa başvurulmasına rağmen hala bilgi alamadıkları için detaylı araştırma ve soruşturmanın yapılmasını istedi.
K.B. aynı taleple Başbakanlığa da başvuruda bulundu. 28 Mayıs 2003’te Başbakanlık Halkla İlişkiler Bakanlığı dilekçenin incelendiği ve İç İşleri Bakanlığına sevk edildiği cevabını verdi.
28 Ekim 2004’te H.B., Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığına Metin ve Bahri Budak için ailenin uğramış olduğu maddi zararın karşılanması talebiyle başvurdu. 6 Kasım 2008’de Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı “Terör olayları sonucu Metin Budak ve Bahri Budak’ın hayatını kaybettiğini,” ve olayın 2004/7955 sayılı yönetmelik hükümlerinde belirtilen şartlara uygun bulunduğunu belirterek maddi zararın karşılanmasına karar verdi.
1 Mayıs 2005 tarihinde E.B. tarafından Xosor’da birtakım kemikler bulundu. K.B.’nin avukatı 8 Mayıs 2005 tarihinde olay yerine gidip kemikleri ve bulundukları bölgeyi fotoğrafladı. 9 Mayıs 2005’te K.B. ve E.B. Lice Cumhuriyet Başsavcılığına tekrar başvuruda bulunarak ifade verdi. İfadelerde kemiklerin Bahri ve Metin Budak’a ait olup olmadığının tespitinin yapılması ve ne şekilde öldürüldüklerinin tespiti ile ölümlerine neden olanlar hakkında yasal işlem yapılması talep edildi. Yine K.B.’nin vekilleri aracılığıyla Lice Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvuruda da kemiklerin bulunduğu noktaya gidilerek keşif yapılması ve gerekli işlemlerin yapılarak kemiklerin Bahri Budak ve Metin Budak’a ait olup olmadığının belirlenmesi istendi.
9 Mayıs 2005’te Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, Lice İlçe Jandarma Komutanlığına, Metin ve Bahri Budak’ın öldürüldüğü düşünülen Lice ilçesi Xosor köyüne gerekli inceleme ve delillerin toplanması için Cumhuriyet Savcısı başkanlığında oluşturulacak heyetin gitmesi gerektiğini bildirdi ve bölgenin “Terör bölgesi” olmasından dolayı keşif heyetinin güvenliğinin sağlanmasını istedi. Güvenlik ekibinin 9 Mayıs 2005 günü saat 11.00’de hazır edilmesi istendi (Hazırlık No: 2005/187). Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, Lice Sağlık Ocağı Baştabipliğine de 9 Mayıs 2005 günü saat 11.00’de bir doktorun görevlendirilmesini istediğine dair yazı gönderdi. Aynı gün Lice İlçe Jandarma Komutanlığından Xosor köyünde keşif yapılabilmesi için gerekli olan operasyon faaliyet planlamasının başlatıldığına dair bilgi geldi. “Bölgenin terör örgütünün olası eylemlerine müsait olması nedeniyle” Lice ilçesi ile Xosor köyü arasında mayın araması yapılması gerektiği için zamana ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Delillerin muhafaza edilebilmesi için Yalımlı köyünün muhtarına tebliğ yollandı.
17 Mayıs 2005’te K.B.’nin vekilleri keşif tarihinin belirsiz bir tarihe ertelenmesinden ve kuvvetle muhtemel Metin Budak ve Bahri Budak’a ait olan kemiklerin bir kısmının açıkta duruyor olmasından dolayı gerekli yasal işlemlerin yapılması talebini yinelediler ve vekilleri tarafından çekilmiş olan fotoğrafları savcılığa ilettiler. 24 Mayıs 2005 tarihinde, çekilmiş olan fotoğraflar vekil tarafından cumhuriyet savcısına tekrar sunuldu.
28 Mayıs 2005’te Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, K.B., vekili, E.B. ve bir doktorun da katılımıyla kemiklerin bulunduğu yerde keşif gerçekleştirildi. Keşfin gerçekleştiği yerde 82 adet kemik parçasının yanı sıra muhtelif eşyalar ve ateşli silahlara ait 10 adet boş kovan bulundu. Doktor, kemiklerden biri üzerindeki deliğin ateşli silah ile gerçekleştirilmiş olduğu tespitini savcı huzurunda beyan etti.
Olay yeri inceleme raporunda bulunan boş kovanların MKE ibareli uzun namlulu silahlara ait olduğu tespit edildi. Yine Adli Tıp Kurumunun yaptığı incelemede boş mermi kovanlarının G1-G3 tipi tüfeklerde kullanılan 7,62x51 mm çapında mermiler olduğu anlaşıldı.
1 Haziran 2005’te Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından gerekli incelemelerin yapılmasını ve kemiklerin Metin Budak ve Bahri Budak’a ait olup olmadığının belirlenmesini istedi.
28 Mart 2006’da Adli Tıp Kurumu Başkanlığından, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan incelemelerin sonuçları gönderildi. 13 Mart 2006’da sonuçlanan bu incelemelere göre, bulunan kemiklerin Bahri Budak ve Metin Budak’a ait olduğu, kurşun izi bulunan kemiğin Metin Budak’a ait olduğu ve buna dayanılarak ölüm sebebinin ateşli silahla yaralanma olduğu, diğer kemikler üzerinde yapılan incelemenin ise Bahri Budak’ın kesin ölüm sebebini ortaya koymadığı anlaşıldı.
10 Nisan 2006’da Adli Tıp Kurumunun raporu ile kemiklerin Bahri Budak ve Metin Budak’a ait olduğuna karar verildikten sonra kemikler gömülmek üzere K.B’ye teslim edildi.
14 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Lice Nüfus Müdürlüğüne 30 Mayıs 1994 tarihinde öldükleri kabul edilen Bahri Budak ve Metin Budak’ın ölüm kayıtları gönderildi.
23 Mayıs 2006’da Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daimi arama kararı çıkarıldı. Lice İlçe Jandarma Komutanlığından Bahri Budak ve Metin Budak’ın öldürülmesi olayının oluş şekli ve kim ya da kimler tarafından yapıldığının sıkı bir şekilde araştırılarak tespit edilmesi, aksi takdirde araştırma ve soruşturmaya devam edilerek ayda bir cevap verilmesi istendi. 18 Haziran 2006 tarihinde Lice Jandarma Komutanlığı Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği cevapta, şüphelilerin bulunamadığını ve her ay bilgi verilmeye devam edileceğini belirtti.
12 Eylül 2006 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, Lice Jandarma Komutanlığından, yerleşim yerini bildirdiği Ö.Ç.’nin şüpheli sıfatıyla dinlenmesi amacıyla getirilmesini istedi.
10 Ocak 2007’de Lice Jandarma Komutanlığının daimi arama kararına rağmen ayda bir, düzenli bir şekilde bilgi vermemesi üzerine Lice Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu, Savcılığa bilgi verilmesinden sorumlu personelin açık kimliğini istedi. CMK’nın 332. Maddesine göre 10 gün içinde cevap verilmesi gerektiği, aksi takdirde mazeret bildirilmeksizin cevap verilmezse TCK 257. Maddesine aykırılıktan adli işlem başlatılacağı bildirildi.
2 Şubat 2007 tarihinde Lice Jandarma Komutanlığı Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda bahsi geçen talebine cevap verdi; Xosor köyü muhtarının beyanını dayanak olarak göstererek şüphelilerin bulunamadığını ve araştırmanın devam ettiğini belirtti.
1 Mart 2007’de Lice Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu yeni bir daimi arama kararı çıkardı ve Lice Jandarma Komutanlığından her üç ayda bir bilgi verilmesini istedi. (Daimi Arama Kararı - Hazırlık No: 2005\187, Karar No: 2007\12) Daimi arama kararında 20 yıllık bir zamanaşımı süresi olduğu ve 30 Mayıs 2014 tarihinin zamanaşımı tarihi olduğu belirtildi.
23 Mayıs 2006’da ve 1 Mart 2007’de verilen daimi arama kararlarıyla 25 Nisan 2012’ye kadar Lice Cumhuriyet Başsavcılığıyla Lice Jandarma Komutanlığı arasında usulen yazışmalar gerçekleştirildi. Lice Jandarma Komutanlığı her seferinde gerekli araştırmaları yaptığını fakat herhangi bir sonuca ulaşamadığını, faillerin bulunamadığını bildirdi.
25 Ocak 2007’de K.B.’nin vekili, Metin Budak ve Bahri Budak’ın soruşturmasının hangi aşamada olduğuna dair bilgi istedi. 10 Nisan 2007’de Lice Cumhuriyet Başsavcılığı K.B.’nin vekiline şüpheli veya şüphelilerin tespit edilemediğini; hazırlık dosyasının daimi aramaya alınmış olduğunu bildirdi. Budak ailesinin vekili, soruşturmada herhangi bir ilerleme olmayınca 22 Nisan 2008’de AİHM’ye başvurdu.
14 Aralık 2011 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Lice Cumhuriyet Başsavcılığından dosyanın bir fotokopisini ve gelişmelerle ilgili bilgi istedi. 1 Şubat 2012 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı dosyanın bir fotokopisini iletti ve şüphelilere dair bilgi edinilmesi halinde kendilerinin haberdar edilmelerini istedi.
20 Mart 2012 ve 25 Nisan 2012 tarihli yazışmalarında Lice Jandarma Komutanlığı, Cumhuriyet Basşavcılığına, bir gelişme olmadığı, şüphelilerin bulunamadığı cevabını tekrar etti.
20 Eylül 2012 tarihinde TBMM Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Uluslararası Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne, K.B. tarafından kendilerine yapılmış bir başvuru olmadığını belirtti.
9 Aralık 2014 tarihinde AİHM başvurusu sonuçlandı. AİHM söz konusu kararda, başvuruyu sadece kemiklerin bulunmuş olduğu 1 Mayıs 2005 sonrası başlatılan ceza soruşturması açısından incelediğini ve etkin bir soruşturma yürütülmemiş olması sebebiyle Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edildiğini belirtti.
Budak'ların zorla kaybedilmesi olayı, TMK'nın 10. maddesiyle görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2013/2531 soruşturma, 2013/748 esas, 2013/687 iddianame numarası ile süren Y.E. davası iddianamesinde hakkında süren diğer soruşturmalar bölümünde geçmektedir, ancak Bahri ve Metin Budak’ın zorla kaybedilesi olayı dava konusu olmamıştır.
Mayıs 2023 yılında Lice Cumhuriyet Başsavcılığında dosyaya ilişkin yapılan incelemede 2005/187 esas numaralı soruşturma dosyasında Bahri Budak ve Metin Budak’ın isimlerinin bulunuyor olduğu görüldü. Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2 Haziran 2014 tarihinde 2005/187 numaralı dosyada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Kararın gerekçesi özetle: “Bugüne kadar faillerin tespit edilemediği, tüm faaliyetlere rağmen yakalanamadığı ve 765 sayılı kanun 102/1 md. uyarınca 20 yıllık zamanaşımı dolduğundan Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verilmiştir. (Karar No: 2014/159 Karar Tarihi: 02.06.2014)” demektedir. Bu karar 2014 yılının Eylül ayında dosyanın vekili görünen avukata tebliğ edilmiş; dosyada karara yapılan bir itiraz görülmemiştir. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.