Hüsamettin Yaman
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Meslek
- Öğrenci
- Olay Özeti
Savcılık soruşturma dosyasında bulunan ifade tutanaklarında ve Radikal gazetesinin 28 Aralık 2011 tarihli haberinde yer alan bilgilere göre, 1970 Adapazarı doğumlu Hüsamettin Yaman, Mayıs 1992'de arkadaşı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi Soner Gül ile birlikte gözaltına alındığında İstanbul Üniversitesi Cam Meslek Yüksekokulunda öğrenciydi. Abilerinden biri yeni bir ev tutmuştu ve Hüsamettin Yaman da Cumartesi akşamı ona yardıma gitmişti. İşi bittikten sonra birlikte yaşadığı diğer abisine evine dönecekti. Ancak Pazar günü eve gitmedi. Evdekiler orada kalmıştır diye düşündü. Ancak ismini vermeyen bir arkadaşı Pazartesi günü Hüsamettin Yaman’ın abisinin iş yerini arayarak "Hüsamettin, Soner Gül ile birlikte Fındıkzade'de gözaltına alındı. Hayatından endişe ediyoruz. Bir an önce polise başvurun," dedi. Abileri Gayrettepe'deki 2. Şubeye defalarca başvurdular, ancak onlara gözaltına alınmadığı söylendi.
Ailesi, tanıdıkları aracılığıyla bağlantı kurduğu milletvekilleri, emniyet çalışanları, uluslararası kurumlar ve Türkiye'deki bazı büyükelçilikleri harekete geçirmeye çalıştı. Hüsamettin Yaman’ın gözaltına alınmasından yaklaşık bir ay sonra, abisi dönemin terörle mücadele şefi ile görüşmek üzere 2. Şubeye çağırıldı ve kardeşini kendilerinin gözaltına almadıkları söylendi. Yaman’ın abisi itiraz edince de "Bizim dışımızda bir yapı tarafından alınmış olabilir," dedi. Bu görüşmeden iki gün sonra tekrar Gayrettepe 2. Şubeye çağrılan abi Yaman'a kardeşinin kaldığı bir hücre evinin tespit edildiği söylendi ve kaybolduğu gün üzerinde bulunan kıyafetler ve birtakım ders kitaplarının olduğu bir çuval gösterildi. Ardından polis emeklisi bir bekçinin sahibi olduğu, iki pencereli tek göz bir odadan oluşan ve hücre evi olduğu iddia edilen eve bir keşif düzenlendi ve tutanak tutuldu. Bu tutanak delil kabul edilerek Türkiye'de açılan dava düşürüldü. Daha sonra AİHM'ye yapılan başvuru da delil yetersizliğinden düştü.
Eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, 19 Aralık 2011'de yayınlanan itiraflarında, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü yakalayıp bir kamyonetin arkasına attıklarını, koli bandıyla bantladıktan sonra ormanlık bir alanda sorguladıklarını ve sonra da infaz ettiklerini açıklayınca, Yaman ailesi Beşiktaş'taki özel yetkili savcılığa suç duyurusunda bulundu ve dosyanın yeniden açılmasını istedi. Dosya önce Ayhan Çarkın'ın da tutuklu yargılandığı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının dosyası ile birleştirildi, ancak daha sonra karar bozuldu ve dosya Ayhan Çarkın’ın beyanlarına rağmen örgütlü suçlar kapsamından çıkarılarak devlet memuru suçları bürosuna iade edildi. Yapılan itirazın ardından önce Şişli Cumhuriyet Savcılığına gönderilen dosya daha sonra da Özel Yetkili Savcılığa gönderildi ancak soruşturmada hiçbir ilerleme kaydedilmedi.
- Konum
Enlem: 41.01686389999999
Boylam: 28.947042200000002
- Konum
- Şehir
- İstanbul
- İlçe
- Fatih
- Kaybedilme Tarihi
- 5 May 1992
- Yıl
- 1992
- Mağdurun Yaşı
- Yaş:21Ay:11Gün:9
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturma sürüyor
- Hukuki Süreç Özeti
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2011/647 dosya numaralı soruşturma kapsamında 26 Mart 2011 tarihinde alınan itirafçı Eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın’ın ifadesinde terörle mücadele şubesinde görev yaptığı 1992 yılına ait infazlardan birinin de gözaltına alındıktan sonra ortadan kaybolan üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Soner Gül cinayeti olduğunu belirtmesi üzerine soruşturma başlatıldı. 2011/1830 soruşturma numaralı dosyada, stanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Maddesinde Belirtilen suçlara Bakmakla Yetkili) 2011/473 numaralı kararla söz konusu eylemlerin haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüt ya da terör örgütü tarafından işlendiğinden bahsedilemeyeceği nedeniyle 28 Eylül 2011 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı yetkili ve görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Savcılık, 2011/71615 soruşturma numaralı dosyada ilişkin 10 Şubat 2012 tarihinde 2012/117 numaralı dosyada görevsizlik kararı verdi. Kararında, eylemin örgüt faaliyeti niteliğinde olduğu, aksi düşünülüyorsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile dosyanın geri gönderilmesi gerektiğini belirterek, dosyayı yeniden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Maddesinde Belirtilen suçlara Bakmakla Yetkili) gönderdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2012/535 soruşturma numaralı dosyada 6 Mart 2012 tarihinde "… Bahsedilen eylemlerin haksız ekonomik çıkar sağlamak için kurulmuş bir örgüt ya da terör örgütü tarafından işlendiğine, şüphelilerin de belirtilen suç tarihlerinde haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüt ya da terör örgütüne üye olduklarına dair somut delil elde edilmediğinden kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına…" hükmetti. Dosya, Ayhan Çarkın'ın beyanatlarına rağmen örgütlü suçlar kapsamından çıkarılarak devlet memuru suçları bürosuna iade edildi. Soruşturmanın akıbeti hakkında güncel bilgi mevcut değil.