Ayhan Efeoğlu
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Meslek
- Öğrenci
- Olay Özeti
Özgür Gündem Gazetesi’nde 22-26 Ekim 1992 tarihleri arasında yayımlanan haberlerde ve Yakay-Der kayıtlarında yer alan bilgilere göre; Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ayhan Efeoğlu, 6 Ekim 1992 günü okulunun önünde sivil polislerce yakalanarak gözaltına alındı. Daha sonra kendisinden haber alınamadı. Oğullarının bulunması için ailesi tarafından başta İstanbul DGM Savcılığı olmak üzere TBMM Başkanlığı dâhil birçok resmi ve sivil kurumlara yapılan sayısız şikâyet ve başvurudan hiçbir sonuç alınamadı.
Ailesi, ayrıca GÜMKAD (Güney Marmara Kadın ve Aile Dayanışma Derneği) gibi platformlarda ve Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin gözaltında kaybolduğunu ileri sürdükleri ve aralarında Ayhan Efeoğlu’nun da bulunduğu 7 kişi için yaptığı açlık grevinde ve düzenledikleri forumda söz alarak yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonuçsuz kaldığını burada da dile getirdi. Ayhan’ın öğrencisi olduğu Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, İstanbul Üniversitesi’nde, Sirkeci Büyük Postane’de ve İstanbul Adliyesi önünde olay hakkında hiçbir açıklama yapmayan devlet yetkilileri protesto edildi.
Nokta dergisinin 20-26 Mart 1994 tarihli sayısında yer verdiği röportajda baba Efeoğlu, Siyasi Şube tarafından gözaltına alınan Ayhan’ın Gayrettepe’de bir süre işkenceye tabi tutulduktan sonra kimse tarafından görülmediğini, bir yıl boyunca Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk’tan İHD’ye kadar birçok yere başvurduğunu, ancak yetkili makamlara, savcılara, hâkimlere, emniyet müdürlüklerine yapılan başvuruların sonuçsuz ya da cevapsız kaldığını anlattı. Aynı röportajda, görgü tanıklarına göre Ayhan’ı gözaltına alanlardan birinin Terörle Mücadele Bürosundan F.I. isimli bir komiser olduğunu, diğer isimlerin de bilindiğini, buna rağmen emniyetin oğullarının kendilerinde olmadığını söylediğini belirtti. Ayrıca, işkence yapılanlar arasında Ayhan’ı görenler ve işkence yapıldığını söyleyenlerin de olduğunu, ancak resmi makamların bu iddiaları reddettiğini ekledi. Bunun yanında kendisinin de resmi makamlarca tehdit edildiğini, hakarete uğradığını, gazeteci kılığında evine girilmeye çalışıldığını da söyledi.
Aynı günler içinde İstanbul Gayrettepe’deki Siyasi Polis Merkezinde gözaltında tutulan H. A. ve A. T., sorguları sırasında kendilerine Ayhan Efeoğlu’nun fotoğraflarının gösterildiğini, onun da gözaltında olduğunun söylendiğini anlattı.
Açılan soruşturmada hiçbir ilerleme kaydedilmedi. 21 Ocak 2008 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, isnat edilen suçu işkence ve kötü muamele kabul ederek 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğuna; dolayısıyla şüpheli olan İstanbul Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdi.
Ankara'daki faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski özel harekât polislerinden A.Ç.’nin medyaya yansıyan, 1990’lı yıllarda görevi sırasında şahit ve dâhil olduğu, içlerinde Ayhan Efeoğlu’nun da olduğu yasadışı infazlar ile ilgili beyanları üzerine İstanbul Barosuna bağlı avukatlar tarafından 23 Mart 2011 tarihinde suç duyurusunda bulunuldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Maddesiyle Yetkili) tarafından 24 Mart 2011 tarihinde 2011/647 dosya numarası ile tekrar soruşturma başlatıldı.
26 Mart 2011 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. maddesiyle yetkili), şüpheli A.Ç.’nin ifadesine başvurdu. Sorgulama tutanağında yer alan olaylardan biri de Ayhan Efeoğlu’na ilişkindi. Buna göre, bir telsiz anonsu üzerine Siyasi Şubeye giden A.Ç., sorgu sırasında uğradığı işkence sonucu ölen bir kişinin koliye konmuş bedeni ile karşılaştı. A.Ç.’nin ifadesine göre, o sırada Siyasi Şubede bulunan kişiler, F.I., A.O.A., B.A., H.E., A.S., Ş.K.A.Ö. ve A.Ç. idi. Bu kişilerden A.O.A. ile A.S., koli içindeki bedeni kamyonet ile İstanbul dışında bir yere götürüp gömdü. A.Ç., ifadesinde, daha sonradan bu kişinin Ayhan Efeoğlu olduğunu konuşmalardan duyarak öğrendiğini, ancak sorgusunun kim tarafından yapıldığını bilmediğini belirtti.
Yeniden açılan soruşturmada çeşitli savcılıklar birden fazla kez görevsizlik ve yetkisizlik kararı verdi ancak Efeoğlu'nun akıbetine ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığı gibi şüpheliler hakkında da bir işlem yapılmadı. A.Ç.'nin Ayhan Efeoğlu'nun gömüldüğünü söylediği yerde yapılan kazıda herhangi bir bulguya ulaşılamadı. Aile ve insan hakları örgütleri, daha kapsamlı bir kazı yapılması için taleplerini bir yıl boyunca dile getirmelerine rağmen savcılığın harekete geçmemesi üzerine Tutuklu Hükümlü Aileleri Derneği (TAYAD) üyesi bir grup ile birlikte 1 Aralık 2012'de Çerkezköy'ün Kuşbahçe mevkisinde kendileri kazı yaptılar.
Çerkezköy Kuşbahçe mevkindeki ormanlık alan, daha önce 3. Zırhlı Tugay Komutanlığı’na bağlı Destek Kıtaları Komutanlığı’na ait bir araziyken 2006 yılında askeri alan statüsünden çıkarılmış ve hazineye devredilmişti. Kazı yapılan alanda bulunan 4 kemik parçası, bir terlik, bir ayakkabı parçası ve bir hırka inceleme için savcılığa teslim edildi ve savcılık yeniden bir soruşturma başlattı.
- Konum
Enlem: 41.06006869999999
Boylam: 28.9881109
- Konum
- Şehir
- İstanbul
- İlçe
- Şişli
- Kaybedilme Tarihi
- 6 Eki 1992
- Yıl
- 1992
- Mağdurun Yaşı
- Yaş:25
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- Hukuki Süreç Özeti
Ayhan Efeoğlu’nun babası, 8 Ocak 1993 tarihli ifadesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, kendisinden haber alınamayan oğlu ile ilgili İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi görevlilerinden şikâyetçi olduğunu belirtti. Savcılığın kaybedilen kişinin akıbetini sorması üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 9 Kasım 1992 tarihli yazısında, Ayhan Efeoğlu hakkında 1990 - 1992 yılları arasında emniyet görevlilerince yapılan işlemleri anlattı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne göre Ayhan Efeoğlu en son 21 Nisan 1992 tarihinde İstanbul’da meydana gelen silahlı çatışma sonucu ölen “yasadışı örgüt militanlarının” defnedilmesi sırasında güvenlik görevlilerine saldırı eylemleri içerisinde yer aldığı iddiasıyla yakalanarak İstanbul DGM’ye götürüldü, ancak savcılıkça serbest bırakıldı. Bu tarihten sonra bir daha gözaltına alınmadı.
Soruşturma aşamasında, İstanbul ve İnegöl güvenlik birimlerine müzekkereler, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığına talimatlar yazılmasına rağmen Ayhan Efeoğlu’nun nerede olduğu tespit edilemedi. 21 Ocak 2008 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, isnat edilen suçu işkence ve kötü muamele kabul ederek 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğuna; dolayısıyla şüpheli olan İstanbul Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdi (Soruşturma no:1992/41786, Karar no:2008/823-20).
Söz konusu karar şikâyetçi ve vekillerine tebliğ edilmediği için karardan 14 Aralık 2011 tarihinde haberdar olan şikâyetçiler 23 Aralık 2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara itiraz etti. 19 Mart 2012 tarihinde, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından itirazın reddine karar verildi.
Eski özel tim görevlisi A.Ç.’nin medyaya yansıyan, 1990’lı yıllarda görevi sırasında şahit ve dâhil olduğu, içlerinde Ayhan Efeoğlu’nun da olduğu yasadışı infazlar ile ilgili beyanları üzerine İstanbul Barosuna bağlı avukatlar tarafından 23 Mart 2011 tarihinde suç duyurusunda bulunuldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Madde ile Yetkili) tarafından 24 Mart 2011 tarihinde 2011/647 dosya numarası ile tekrar soruşturma başlatıldı. 26 Mart 2011 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Madde ile Yetkili), şüpheli A.Ç.’nin ifadesine başvurdu. Sorgulama tutanağında yer alan olaylardan biri de Ayhan Efeoğlu’na ilişkindi. Buna göre, bir telsiz anonsu üzerine Siyasi Şubeye giden Ayhan Çarkın, sorgu sırasında uğradığı işkence sonucu ölen bir kişinin koliye konmuş bedeni ile karşılaştı. Çarkın’ın ifadesine göre, o sırada Siyasi Şubede bulunan kişiler, F.I., A.O.A., B.A., H.E., A.S., Ş.K.A.Ö. ve A.Ç. idi. Bu kişilerden A.O.A. ile A.S., koli içindeki bedeni kamyonet ile İstanbul dışında bir yere götürüp gömdü. A.Ç., ifadesinde, daha sonradan bu kişinin Ayhan Efeoğlu olduğunu konuşmalardan duyarak öğrendiğini, ancak sorgusunun kim tarafından yapıldığını bilmediğini belirtti.
Yapılan soruşturma sırasında, Ayhan Efeoğlu’nun o dönem Şişli Gayrettepe Siyasi Şube Müdürlüğünde öldürüldüğünün iddia edilmesi üzerine, bazı polisler hakkında ayırma kararı verilerek, dosya 2011/809 soruşturma sırasına kaydedildi. Bu dosya yetkisizlik kararı ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. 2011/647 soruşturma numaralı dosya hakkında, Ayhan Efeoğlu, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ün işkenceyle öldürüldükleri iddiası ile ilgili olarak ayırma kararı verilerek, dosya 2011/1830 soruşturma numarasına kaydedildi ve görevsizlik kararı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. 31 Mart 2011 tarihinde müştekiler vekilleri aracılığıyla İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Madde İle Yetkili) dilekçe yazarak A.Ç.’nin suç ortaklarının tespit edilebilmesi ve maddi gerçeğin açığa çıkarılması için soruşturmanın derinleştirilmesini talep etti.
27 Eylül 2011 tarihinde, 2011/647 sayılı soruşturma dosyası bir kısım mağdurlar açısından yetkisizlik kararı ile CMK 250. Madde İle Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. 28 Eylül 2011 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Madde İle Yetkili), soruşturulması gereken eylemlerin ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüt ya da bir terör örgütü tarafından işlendiğinden bahsedilemeyeceğinden dolayı görevsizliğine karar vererek, 2011/1830 soruşturma numaralı dosyayı yetkili ve görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi (Karar no:2011/473). Dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosunun 2011/71615 numaralı soruşturma sırasına kaydoldu.
6 Ocak 2012’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Madde İle Görevli) A.Ç. hakkında her iki savcılıkça da soruşturma yürütülmesi sebebi ile dosyaların birleştirilmesi hususunda görüşleri soruldu. Birleştirilme düşünülmediği takdirde Ayhan Efeoğlu hakkında verdiği ifadesinde, söz konusu bedenin kime ait ve öldürme eyleminin şüphelilerinin F.I., A.O.A., B.A., H.E., A.S., Ş.K.A.Ö. ve A.Ç. olduğunu ne şekilde ve kimden öğrendiğinin, bedenin ne şekilde öldürüldüğünü bilip bilmediğinin tekrar ifadesine başvurularak öğrenilmesi istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Şubat 2012 tarihinde Ayhan Efeoğlu, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü işkenceyle öldürme suçunun şüphelileri hakkında Ergenekon ve Susurluk Terör Örgütü üyeliklerinden soruşturma açıldığının basın aracılığıyla bilindiğini, şüpheliler hakkında söz konusu mağdurlar yönünden örgüt tarafından öldürülme eylemine yönelik karar verilmesi gerektiğini, eylemin örgüt tarafından gerçekleşmediği düşüncesinin var olması durumunda ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilerek dosyanın Başsavcılığa gönderilmesi gerektiğini beyan ederek, 2011/71615 soruşturma numaralı dosya hakkında 2012/117 sayılı görevsizlik kararı verdi. Dosya, CMK 250. Madde İle Görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
6 Mart 2012 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK. 250. Madde İle Yetkili ) şüpheli A.Ç.’nin anlatımlarına konu olan Ayhan Efeoğlu’na yönelik gerçekleştirildiği iddia olunan eylemlerin haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüt tarafından işlendiğine, ancak şüphelilerin böyle bir örgüte üye olduklarına dair somut delil elde edilemediğinden, şüpheliler hakkında atılı suçtan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair ek karar verdi (Soruşturma no:2012/535). Sanıklar hakkında tasarlayarak insan öldürme suçlarından dolayı soruşturmanın devam ettirilmesi için görevsizlik kararı verilerek dosya 2012/97 numaralı görevsizlik kararı ile yeniden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. 17 Mayıs 2012 tarihinde, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde İle Görevli), sanıkların hakkında kasten adam öldürmekten soruşturmanın devam ettiğine vurgu yaparak, kararda yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 2012/535 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine karar verdi. Hafıza Merkezi’nin elinde davanın ilerleyen yıllardaki seyrine dair bilgi bulunmamaktadır.