Ahmet Erek
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 7 Şub 1994
- Meslek
- Memur
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 6
- Olay Özeti
Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer alan bilgilere göre, Mehmet Erek Mardin’in Derik ilçesinin bir km kadar dışındaki Zeytinlik Mahallesinde yaşıyor ve hayvan alım satımıyla uğraşıyordu. Aynı mahallede yaşayan Ramazan Erek market işletiyordu, Ahmet Erek ise süt fabrikasında memur olarak çalışıyordu. Eski PKK militanı olan Servet kod adlı bir itirafçının, Ramazan Erek ve Mehmet Erek’in Derik’te sözü dinlenir kişiler olduğu bilgisini vermesinin ardından ikisi de polisler tarafından sürekli köyü terk etmeleri yönünde baskı görmeye başladı. Mehmet Erek’e muhbirlik teklif edildi, ancak o kabul etmedi.
Mehmet Erek, 5 Şubat 1994 tarihinde Zeytinlik Mahallesindeki evinden çarşıya gitmek üzere çıktı, ancak akşam eve geri dönmedi. 6 Şubat 1994 tarihinde Ahmet Erek ve Ramazan Erek, iki akrabalarıyla birlikte kahvehanede otururken Mazıdağı yolunda bir cenazenin bulunduğu haberini alınca Mehmet Erek olabileceği düşüncesiyle Ramazan Erek’in aracına binerek cenazeye bakmak üzere yola çıktı. Aynı zamanda Mehmet Erek’in kardeşi ile anne ve babası da taksiyle aynı yere doğru yola çıktı. Derik çıkışında taksileri jandarmalar tarafından durduruldu. Önce gitmelerine izin vermediler, ancak sonra geçişe izin verdiler ve aile taksiyle Mazıdağı’na ulaştı. Herhangi bir cenaze bulamadılar. O sırada Mehmet Erek’i aramak isteyen akrabalarının olduğu üçüncü bir taksi de Mazıdağı’na ulaştı ve Ramazan Erek’in aracıyla da gelenler olduğunu, hep birlikte Mehmet Erek’i arayacaklarını, ailenin geri dönmesini söyledi.
Ancak o sırada Ramazan Erek’in aracı Derik’in çıkışında yapılan yol kontrolünde jandarmalar tarafından durduruldu. Jandarmalar kimliklerini topladı. Daha sonra Ahmet Erek ve Ramazan Erek’in kimliklerini geri verdi, diğer iki akrabaya ise “Siz bizimle geleceksiniz,” diyerek onları ilerde bekleyen panzerin yanına götürdüler. İki akraba bir süre panzerin yanında bekledikten sonra birlikte geldikleri aracın yerinde olmadığını fark ettiler. Yakınlarındaki bir jandarmaya ne olduğunu sorduklarında Ahmet Erek ve Ramazan Erek’in acil bir işleri olduğunu söyleyerek araçla oradan ayrıldıkları cevabını aldılar. Daha sonra iki akraba panzere bindirilerek, Derik İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü. Komutanlığın bahçesinde kimlikleri teslim edilerek serbest bırakıldılar.
Bu sırada Mazıdağı’ndan Derik’e taksiyle geri dönmekte olan Mehmet Erek’in ailesi Ramazan Erek’in aracını boş bir şekilde yol kenarında gördü. Mehmet Erek’in kardeşi taksiden inerek boş aracın yanına gitti ancak taksici kendisini de öldürebileceklerini söyleyerek taksiye geri bindirdi ve Derik’e döndüler.
7 Şubat 1994 tarihinde eve dönmeyen Mehmet Erek ile jandarma kontrol noktasında kaybedilen Ahmet Erek ve Ramazan Erek’in cenazeleri başlarından vurulmuş halde Derik-Mazıdağı yolu kenarında Gümüşpınar köyü Hezas mezrasına yakın mesafede bulundu. Yolun solunda ise Ramazan Erek’in aracı terkedilmiş bir halde duruyordu. Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı cenazelerin bulunduğu yere gelerek düzenlediği fezlekede PKK üyelerinin Mehmet Erek, Ramazan Erek ve Ahmet Erek’i kaçırarak öldürmüş oldukları değerlendirmesi yaptı. Cenazelerin etrafında bulunan kovanların iki farklı kalaşnikof marka tüfek ile atıldığı, bu tüfeklerden birinin bir ay önce aynı yerde cenazesi bulunan Mustafa Aydın’ın öldürülmesinde de kullanıldığı ekspertiz raporuyla tespit edildi.
- Konum
Enlem: 37.364657
Boylam: 40.267937
- Konum
- Şehir
- Mardin
- İlçe
- Derik
- Kaybedilme Tarihi
- 6 Şub 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 34
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Yargılama Durumu
- Yargılandı fakat beraat etti, halen görevine devam ediyor
- Soruşturma Sonucu
- Davada delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildi; Yargıtay beraat kararını onadı
- Dava Adı
- Musa Çitil Davası
- Hukuki Süreç Özeti
7 Şubat 1994 tarihinde Mehmet Erek, Ramazan Erek ve Ahmet Erek’in cenazelerinin Derik-Mazıdağı yolu kenarında bulunması üzerine Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından olay yeri tespit tutanağı ve otopsi ve ölü muayene tutanağı düzenlendi, ancak klasik otopsi yapılmasına gerek duyulmadı.
Jandarma 8 Şubat 1994 tarihinde bazı tanıkların ifadelerine başvurdu. Aynı yönde verilen ifadelerde Mehmet Erek, Ramazan Erek ve Ahmet Erek’in herhangi bir düşmanları bulunmadığı beyan edildi.
10 Şubat 1994 tarihinde jandarma, Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığına göndermek üzere fezleke düzenledi ve PKK üyelerinin Mehmet Erek, Ramazan Erek ve Ahmet Erek’i kaçırarak öldürmüş oldukları değerlendirmesinde bulundu.
Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevsizlik kararı verilerek dosya Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi ve burada 1994/1267 no.lu dosya üzerinden soruşturmaya devam edildi. Ancak etkili bir şekilde yürütülmeyen soruşturmada ne olayın nasıl gerçekleştiği ne de failler ortaya çıkarıldı.
Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı hareketlendirerek 2012/3527 soruşturma numaralı dosya kapsamında 25 Nisan 2012 ve 2 Mayıs 2012 tarihlerinde ise bazı tanıkların ifadesine başvurdu. 6 Temmuz 2012 tarihinde Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2012/1150 esas numaralı iddianame düzenlendi. İddianamede 1992-1994 yılları arasında görev yapan Mardin Derik ilçe jandarma komutanı hakkında zorla kaybedilen ya da yasadışı ve keyfi infaz edilen Mehmet Erek, Ramazan Erek, Ahmet Erek ve Piro Ay, Seydoş Çeviren, Yusuf Çeviren, Abide Çeviren, Ahmet Çeviren, Ramazan Çeviren, Mehmet Nejat Arıs, Vejdin Avcıl, Mustafa Aydın ve Mehmet Faysal Ötün’ü “Aynı sebeple öldürmek” suçlamasıyla mülga TCK’nın 450/5 ve 5237 sayılı TCK’nın 53. Maddeleri uyarınca 13 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
İddianamede “En son jandarma kontrol noktasında görülen kişilerin dört kişi gelmişken, iki kişinin aceleleri olması sebebiyle arabayla diğer iki kişiyi bırakıp gitmesinin makul olmadığı, bunun tecrübe kurallarına aykırı olduğu,” belirtildi. Savcılık “Bu iki kişinin bu şekilde kaybolduktan sonra ateşli silahla öldürülmesi, kullanılan tüfeğin bir ay önce Mustafa Aydın’ın öldürülmesinde de kullanılması olay tarihinde ilçe jandarma komutanı üzerindeki şüpheyi arttırdığı,” görüşüne vardı. Cinayetlerin komutanın bizzat veya yönlendirmesiyle gerçekleştiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu ifade edildi.
Dava, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı ancak Adalet Bakanlığının talebi ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin onayı ile "Güvenlik gerekçesiyle" Çorum'a nakledildi. Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davada mahkeme heyeti 1 Temmuz 2013, 23 Eylül 2013, 27 Mart 2014, 7 Ekim 2013 ve 27 Mart 2014 tarihli duruşmalarda müştekilerin ve tanıkların ifadelerine başvurdu. İfadeler ile iddianamede yer aldığı şekilde olayın oluş biçimi örtüşüyordu. Olay tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanlığında görev yapmış askerler 6 Kasım 2013, 22 Ocak 2014, 27 Ocak 2014, 16 Aralık 2013 ve 18 Nisan 2014 tarihinde yapılan duruşmalarda dinlendi. Askerler, görev yaptıkları süre içerisinde kanunsuz bir eylem yapmadıklarını ve olaylardan haberdar olmadıklarını ifade etti.
Dava süreci boyunca tutuksuz yargılanan sanık komutan ise olayın öldürülen kişilerin sorumluluk alanında bulunmadığını, olayın örgüt içi infaz, kişisel husumet olabileceğini söyleyerek savunmasını yaptı. Komutan, savunmasında ayrıca Derik ilçe jandarma komutanı olduğu dönemde teröristlerle başarılı bir şekilde mücadele ettiğini, üstlerinin bilgisi dışında hiçbir faaliyet göstermediğini, faaliyetlerinin tamamının yasalara uygun ve insan haklarına saygılı olduğunu beyan etti. Davanın şahsını ve şahsı üzerinden içerisinde yer aldığı kurumu itibarsızlaştırmak için “Terör örgütüne” yakınlığı ile bilinen tanık ve müştekiler tarafından kurgulandığını söyledi.
Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi 21 Mayıs 2014 tarihli karar duruşmasında savcı mütalaasına paralel olarak komutanın üzerine atılı suçu islediğine dair soyut beyanlar dışında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatine karar verdi. (Esas No: 2013/50, Karar Tarihi: 2014/118)
Mahkemenin kararının ardından müşteki avukatları, dosyayı Yargıtay'a taşıdı. 26 Aralık 2014 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne mütalaasını sunan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yerel mahkemenin verdiği kararın yerinde olduğunu savunarak kararın onanması yönünde mütalaa verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi Ağustos 2015’te beraat kararını onadı.
Onama kararının ardından sanık komutan olan Musa Çitil aynı gün Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla rütbesi Tuğgenerallikten Tümgeneralliğe yükseltilerek Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olarak atandı. Çitil, 2017 yılında Jandarma Genel Komutan Yardımcısı görevine atandı, 30 Ağustos 2018’de ise Korgeneralliğe terfi edildi.