Önder (Ender) Toğcu
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Esnaf
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 2
- Olay Özeti
AİHM’nin 31 Mayıs 2005 tarihli kararındaki ifadelere göre, 25 yaşındaki Önder (Ender) Toğcu Diyarbakır’da otel ve kıraathane işletiyordu. 29 Kasım 1994’te fenalaşan hamile eşini annesiyle beraber Diyarbakır Devlet Hastanesine götürdü. Öğleden sonra 15.00 civarında hastaneden eve döndüler ve Önder yeniden işletmekte olduğu kıraathaneye gitmek üzere evden ayrıldı. Normalde gece yarısına doğru evine dönüyordu, ancak o gün eve dönmedi ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
Aynı günün akşamı saat 22.30 civarlarında yedi ya da sekiz sivil polis, Önder Toğcu’nun babasının evine geldi ve Önder Toğcu’nun nerede olduğunu sordu; korkan baba Toğcu oğlunun üç gün önce Kayseri’ye gitmek için ayrıldığını söyleyince polisler kendisini ve küçük oğlunu dövdü ve Önder Toğcu’nun kendi ellerinde olduğunu, üç gün sonra bedeni teslim edeceklerini söyledi. Aynı polisler baba Toğcu’nun evinden ayrıldıktan sonra gece yarısı Önder Toğcu’nun kardeşinin evine giderek arama yaptı. A.T. kardeşini öğlen 15.00 civarlarından beri görmediğini söyleyince polisler kendisini de alarak yeniden baba Toğcu’nun evine götürdü. Burada evde silah olduğunu bildiklerini ve kendilerine teslim edilmesini istediklerini söylediler. Baba Toğcu ve oğlu evde silah olduğunu inkar etti. Bunun üzerine polisler bir telsiz görüşmesi yaptıktan sonra Önder Toğcu’nun silahın yerini kendilerine itiraf ettiğini söyleyerek evin odunluğunda arama yaptı ve söz konusu silahı bularak evden ayrıldı. Ertesi gün polisler Önder Toğcu’nun kardeşini bir kahvehaneden gözaltına alarak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne götürdü. Daha sonra suçüstü bürosunun resmi gözaltı merkezine götürülen kardeş, burada tutulduğu dört gün boyunca işkenceye maruz bırakıldı. Önder Toğcu’nun nerede olduğu konusunda gelen sorulara bilmediği cevabını verdiğinde polisler kendisine Önder Toğcu’nun yakalandığını, üzerinde telsiz telefon ve batarya fiyatlarının olduğu bir liste bulunduğunu söyledi. Polislerin Önder Toğcu’nun “Dağa gittiğini,” söylemiş olmalarına rağmen, sorgulama sırasında Önder Toğcu’nun çığlıkları duyuluyordu. Dört-beş saat boyunca sorgulayıp işkence ettikten sonra polisler öldüğünü sanarak Önder Toğcu’nun kardeşini Diyarbakır’a yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Ergani’deki bir çöplüğe bıraktı. Serbest bırakıldıktan bir süre sonra Toğcu, Çarşı Polis Karakolundan kardeşinin akıbetini öğrenmeye çalıştı ve Önder Toğcu’nun gözaltında olduğu, sorgusunun ardından serbest bırakılacağı cevabını aldı. Daha sonraki bir tarihte ise kardeşinin bir fotoğrafını ve kimliğinin bir fotokopisini de yanına alarak bu kez cinayet şubesi başkomiserine daha ayrıntılı sorular sordu ancak bu araştırmalarından da hiçbir sonuç alamadı.
Bir süre sonra Önder Toğcu’nun babası ve oğlu yeniden gözaltına alındı; polis, baba ve kardeşi dağda olduğunu iddia ettikleri Önder Toğcu’ya yardım etmekle ve onunla görüşmekle suçluyordu. Baba ve oğul, altı gün sonra savcılığa çıkartılmadan serbest bırakıldı. Belirsiz bir tarihte birtakım polis memurları A.T.’den Önder Toğcu’nun öldürülmemesi karşılığında para talep etti. Bütün bunlar olurken Toğcu ailesi olağanüstü hal valisi, il valisi ve diğer makamlara birçok dilekçe verdi, fakat dilekçelerine hiçbir cevap alamadı. 6 Nisan 1995’te Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına verdikleri dilekçeye ertesi gün verilen cevapta gözaltı kayıtlarında Önder Toğcu’nun isminin olmadığı belirtildi. Savcı, baba Toğcu’yu ilk kez bir buçuk yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, 19 Temmuz 1996 tarihinde dinledi ve 6 Kasım 1996’da Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı olayla ilgili takipsizlik kararı verdi. Ekim 1999’da soruşturma yeniden açıldı, ancak umut verici bir gelişme yaşanmadı.
Toğcu ailesi iç hukuk yolları tıkanınca 25 Mayıs 1995'te AİHM'ye başvurdu. AİHM, 31 Mayıs 2005'te verdiği kararda AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin usulden ve 13. Maddesinin ihlal edildiğine hükmederek devleti Toğcu ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
25 yaşındaki Önder Toğcu'nun gözaltına alınarak götürüldüğü beyaz Toros marka aracın içinde Diyarbakır Terörle Mücadele Şubesinde görevli emniyet mensubu Z.A. da vardı; Toğcu ailesi yaptıkları araştırma sonucunda Önder Toğcu'nun JİTEM mensubu olduğu iddia edilen emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Z.E.'ye teslim edildiğini öğrendi; dönemin Diyarbakır Terörle Mücadele Şube Müdürü R.S., Diyarbakır Emniyet Müdürü ise R.G. idi.
- Konum
Enlem: 37.9249733
Boylam: 40.2109826
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- Kaybedilme Tarihi
- 29 Kas 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 26
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Madde 38: Davanın çekişmeli yargı ilkesine uygun olarak incelenmesi
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM’nin 31 Mayıs 2005 tarihli kararındaki ifadelere göre; Toğcu ailesinin işe gitmek üzere evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan Önder Toğcu'nun kaybedilmesine ilişkin 6 Nisan 1995’te Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına verdikleri dilekçeye ertesi gün verilen cevapta, gözaltı kayıtlarında Önder Toğcu’nun isminin olmadığı belirtildi. Savcı, baba Toğcu’yu ilk kez bir buçuk yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, 19 Temmuz 1996 tarihinde dinledi ve 6 Kasım 1996’da Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı olayla ilgili takipsizlik kararı verdi.
Soruşturma, Ekim 1999’da tekrar açıldı. Bu soruşturma sırasında Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı baba Toğcu’nun yanı sıra ilk kez Önder Toğcu’nun eşi ve annesinin de ifadesini aldı. Baba Toğcu ve eşi hiç Türkçe konuşmadıkları için ifadeleri alınırken torunları da yanlarındaydı ve mahkemenin resmi çevirmeni tarafından dedesinin ve ninesinin cevaplarının çarpıtıldığına şahit oldu. Örneğin; baba Toğcu eve gelen polisleri tanıyabileceğini söylediği halde çevirmen bunu “Oğlumu götüren kişileri tanımıyorum,” diye çevirdi. Buna itiraz edince torunları savcılıktan çıkartıldı ve yazılan ifadeleri okumasına izin verilmedi.
Toğcu ailesi iç hukuk yolları tıkanınca, 25 Mayıs 1995'te AİHM'ye başvurdu. Mahkeme, 25 Haziran 1999 tarihinde hükümetten, Diyarbakır ve civarındaki gözaltı tesislerinin sayısını bildirmesini; Önder Toğcu’nun ve kardeşinin 29 Kasım 1994 ve 3 Aralık 1994 tarihleri arasında gözaltında tutulup tutulmadıklarını ve eğer tutulmuşlarsa kimler tarafından ve hangi tarihlerde tutulduklarını tespit etmek için tüm bu gözaltı tesislerinin gözaltı kayıtlarının kontrol edildiğini teyit etmesini ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğündeki gözaltı merkezlerinin gözaltı kayıtlarının nüshalarını sunmasını istedi. 14 Eylül 1999'daki kabuledilebilirlik kararının ardından 6 Kasım 1996'da hazırlanan soruşturma dosyasındaki dokümanların bir nüshasının mahkemeye sunulmasını talep etti. 12 Ocak 2000 tarihinde hükümet, AİHM’ye, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün 12 ve Diyarbakır'daki diğer bölgelerde de 12 gözaltı tesisi olduğunu, ayrıca, Diyarbakır içinde ve civarında jandarmanın 45 gözaltı tesisi bulunduğunu bildirdi. AİHM, 12 Temmuz 1999 tarihinde hükümet tarafından sunulan gözaltı kayıtlarının, hazırlanmış oldukları gözaltı tesislerine ilişkin hiçbir bilgi sağlamadığını; söz konusu kayıtlarda adları geçen kişilerin yakalanmalarında ve gözaltı işleminde etkin olan polis memurlarının isimleri ya da rütbelerinin belirtilmediğini; kayıtların jandarma ya da polis gözaltı tesisleri ile ilgili olup olmadığının açık olmadığını ve hükümet tarafından sunulan kayıtların Diyarbakır'daki tüm gözaltı tesislerini kapsamadığını; özellikle Toğcu ailesinin Önder Toğcu'nun tutulduğunu iddia ettiği yerin kayıtlarının belirtilmediğini hükümete bildirdi; eksik bilgilerin tamamlanmasını talep etti ancak hükümet herhangi bir ek bilgi sağlamadı. AİHM ayrıca hükümetin olaya ilişkin soruşturma dosyasının da eksik gönderdiğini tespit etti; tamamlanması için yapılan talebe de cevap alamadı.
Mahkeme, 31 Mayıs 2005'te verdiği kararda AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin usulden ve 13. Maddesinin ihlal edildiğine hükmederek devleti Toğcu ailesine tazminat ödemeye mahkûm etti. Mayıs 2023 yılında yapılan incelemede Önder Toğcu’nun Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığındaki (TMK 10. Maddesi ile Görevli) 20 Ocak 1999 tarihli 1999/135 soruşturma numaralı dosyada maktul sıfatı ile kayıtlı olduğu görüldü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığındaki (TMK 10. Maddesi ile Görevli) 1999/135 esas numaralı dosya görevsizlikle kapatılarak (Karar No: 2014/1258 Karar Tarihi: 20.03.2014) Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında 2014/9940 esasına kaydedildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında 2014/9940 soruşturma numaralı dosya incelendiğinde dosyanın 21 Mart 2014 kayıt tarihli olduğu görüldü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/9940 dosyası da yetkisizlikle kapatıldı. (Karar No: 2015/900 Kapanış Tarihi: 13.04.2015) Dosya daha sonra İdil Cumhuriyet Başsavcılığında 2015/661 esas numarasını almıştır.
İdil Cumhuriyet Başsavcılığında Ender ya da Önder Toğcu adına yapılan isim sorgularında herhangi bir kayıt çıkmamaktadır. 2015/661 dosyasının fiziki incelemesinde de ismi görülmedi. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/661 dosyasına dair bilgiler şu şekildedir: Fahriye Mordeniz, Mahmut Mordeniz ve Ramazan Yazıcı’nın bulunduğu dosyada Cizre İlçe Jandarma Komutanlığına olayın aydınlatılması için müzekkereler gönderilmiştir. En son 8 Mart 2017 ve 8 Mayıs 2017 tarihlerinde jandarma komutanlığı tarafından dosyaya dair zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle zamanaşımı suretinin yollanması talep edildi. Dosya takipsizlikle kapatıldı. Takipsizlik kararının gerekçesi olarak 20 yıllık zamanaşımı dolduğu söylenerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. (Karar No: 2017/233, Karar Tarihi: 08.05.2017) Tebligatlar aileye yapılmış olup, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz yoktur. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.