Hayrettin Eren
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Meslek
- Öğretmen
- Olay Özeti
Yakay-Der kayıtlarında ve Özcan Sapan’ın “Beyaz Ölümün Güncesi” adlı kitabında yer alan bilgilere göre, 26 yaşındaki Hayrettin Eren’in ailesiyle yaşadığı Haliç’teki evi 1980 yılının 1 Mayıs’ından sonra hemen her gün polis baskınına uğruyordu. Babasının arabasını kullanan Hayrettin Eren 19 Kasım Çarşamba günü eve uğradı, arabada bir hasar olduğunu, tamire götüreceğini söyleyerek evden ayrıldı. 21 Kasım 1980 günü arkadaşı ile birlikte İstanbul Saraçhane’de Haşim İşcan geçidinin üzerinde gözaltına alınarak Karagümrük Karakoluna götürüldü.
Karakola giden ailesine Hayrettin ve arkadaşlarının Gayrettepe Siyasi Şubeye gönderildiği söylendi. Gayrettepe’ye koşan anne, oğlunun kullandığı otomobili şubenin bahçesinde gördü ama kendisine “Gözaltında böyle biri yok” denildi. Beş kişi onu gözaltına alınırken gördüğüne, karakolda ve siyasi şubede işkenceyle sorgulandığına tanıklık ederek suç duyurusunda bulundu ancak soruşturma açılmadı.
Eren ailesi, 2011 yılının Mart ayında 12 Eylül 1980 askeri darbesini takip eden süreçte yakınları gözaltında kaybolan, öldürülen veya yargısız infaza uğratılan 11 kişiyle ile birlikte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu ancak 2014 yılında zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
- Konum
Enlem: 41.0168639
Boylam: 28.9470422
- Konum
- Şehir
- İstanbul
- İlçe
- Fatih
- Kaybedilme Tarihi
- 21 Kas 1980
- Yıl
- 1980
- Mağdurun Yaşı
- Yaş:26Ay:6Gün:19
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- Gazete veya internet haberi
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Mahkeme tutanakları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- Hukuki Süreç Özeti
26 yaşındaki Hayrettin Eren, 12 Eylül darbesinin ardından 21 Kasım 1980 günü arkadaşı ile birlikte İstanbul Saraçhane’de Haşim İşcan geçidinin üzerinde gözaltına alınarak Karagümrük Karakolu’na götürüldü. Beş kişi onu gözaltına alınırken gördüğüne, karakolda ve siyasi şubede işkenceyle sorgulandığına tanıklık ederek suç duyurusunda bulundu; ancak o günden itibaren kendisinden haber alınamadı.
3 Mart 2011 tarihinde içlerinde Hayrettin Eren’in kardeşinin de yer aldığı toplam on iki kişi, 12 Eylül 1980 askeri darbesini takip eden süreçte gözaltında kaybolan, öldürülen veya yargısız infaza uğratılan yakınları için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundular. Suç duyurusuna konu olan suçlar ise şu şekilde belirtildi: sistematik olarak kasten öldürme ve işkence, kişi hürriyetinden yoksun kılma, kaybetme, Anayasal güvenceleri ortadan kaldırma, kişi özgürlüğü ve güvenliğini ihlal ve siyasi partiler, basın ve sendikalar üzerindeki kısıtlamalar nedeniyle düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal. Dilekçenin ilerleyen bölümlerinde TCK 77’den alınan referans da göz önünde bulundurularak, sistematik işkencenin insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi nedeniyle, evrensel bir hukuk kuralı olan zamanaşımının işlemeyeceği gerçeğinin kabul edilmesi gerektiği ifade edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu 2014 yılında, 2012/40291 sayılı soruşturma dosyası için kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. 20 Ocak 2015 tarihinde bu karara itiraz edildi; ancak 16 Şubat 2015’te İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, itirazın reddine hükmetti.
Bunun üzerine aileler 27 Mart 2015 tarihinde Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesine gerekli belgeleri sunarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular ve başvurularının işkence yasağı, yaşama hakkı ve medeni siyasal haklar ile ilgili olan ulusal/uluslararası hukuk normları kapsamında soruşturma yapılması gerektiğini ifade ederek yakınlarının nerede olduklarının tespiti ile AİHS 5/5 ve 41 maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulundular. 14 Temmuz 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Bürosu’na, eksik olduğu söylenmiş olan bazı belgelerin de teslimi gerçekleştirilerek başvuru tamamlandı.