Hüseyin Koku
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 27 Nis 1995
- Meslek
- Politikacı
- Olay Özeti
AİHM’nin 31 Ağustos 2005 tarihli kararında yer alan bilgilere göre; Elbistan’da yaşayan Hüseyin Koku, Nisan 1994’te gözaltına alındı. Gözaltında tutulduğu süre boyunca gözleri bağlı bir şekilde elektrik şoku verilerek ve falakaya yatırılarak işkenceye maruz bırakıldı. Delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakılan Koku’yu, polis ve özellikle de Elbistan Belediye Başkanı, HADEP üyesi olması gerekçesiyle tehdit ediyordu. 18 Ekim 1994 günü, Hüseyin Koku tekrar polis tarafından alınarak bu kez Elbistan Belediye Başkanının ofisine götürüldü. Belediye Başkanı, Koku’nun partiden ayrılması ve partinin Elbistan’daki şubesini kapatması gerektiğini, aksi takdirde başına geleceklerden sorumlu olmayacağını söyledi.
20 Ekim 1994 günü Hüseyin Koku eşiyle birlikte sokakta yürürken, beyaz bir Renault içindeki sivil giyimli ve telsizli kişiler tarafından götürüldü. Ertesi gün eşi, Elbistan Polis Karakoluna giderek eşinin nerede olduğuyla ilgili bilgi almak istedi fakat Hüseyin Koku’nun gözaltına alınmadığı yanıtını aldı. Daha sonra jandarmaya ve savcılığa da giden Koku’nun eşine buralardan da bilgi verilmedi. Bir akşam evleri telefonla arandı ve telefonu açan 13 yaşındaki kızına babasına yapılan işkence sesleri dinletildi. Bunun üzerine Koku’nun eşi tekrar önce polise sonra savcılığa giderek olayı anlattı. Fakat eşinin bildiği kadarıyla olayla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmadı. Yaklaşık iki buçuk ay sonra Cumhuriyet Mahallesi Karakoluna çağrıldı ve ifadesi istendi. Koku’nun eşi polislere neden daha önce soruşturma başlatılmadığını sordu ve bir polis memurundan “Ben Hüseyin’i çok iyi tanıyorum. Ama görmüş olsaydım, ne seni tanırdım ne de onu,” yanıtını aldı. Eşi bunun ne anlama geldiğini polis memuruna sordu fakat yanıt alamadı.
27 Nisan 1995 tarihinde polis, eşinin bedeninin Malatya’nın Pötürge Kasabası yakınlarında bulunduğunu bildirdi. Koku’nun eşi, savcılıktan olayla ilgili gerekli soruşturmanın başlatılması talebinde bulundu. Fakat ne o ne de ailesi, Hüseyin Koku’nun kaybolması ve ölümü ile ilgili savcılık ya da başka bir resmi merci tarafından bilgilendirilmedi. Hüseyin Koku’nun Londra’da yaşayan abisi, olayı Uluslararası Af Örgütü gibi uluslararası kuruluşlara taşıdı ve Avrupa Komisyonuna dilekçe yazdı. Bu süreç içinde Türkçe konuşan biri tarafından tehdit telefonları almaya başladı.
AİHM’nin karar metnindeki bilgilere göre, hükümet mahkemeye olayın unsurlarıyla ilgili gerekli soruşturma belgelerini iletmedi. Bu nedenle, mahkemenin elindeki hükümete ait olan belgeler, yalnızca kabul edilebilirlik kararından önce sunulan belgeleri içeriyor. Hükümetin ilettiği belgelere göre Hüseyin Koku, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 10 Mayıs 1994’te PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve 17 Mayıs 1994’te delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldı. 26 Nisan 1995 tarihinde Hüseyin Koku’nun parçalara ayrılmış bedeni bir köy korucusu tarafından bulunup, Pötürge’deki Tepehan Jandarma Karakoluna haber verildi. Hüseyin Koku’nun bedeninin bulunmasından sonra, hükümet olayı aydınlatmak için gerekli çabayı verdiğini ve Pötürge ve Elbistan savcılıklarının ölümünün sorumlularının devlet görevlileri olabileceğine dair bir veriye rastlamadıklarını ifade etti.
AİHM, hükümetin sunduğu belgelerdeki eksiklikleri de göz önünde bulundurarak, Hüseyin Koku’nun yaşam hakkını koruyamadığına ve hem hükümetin hem de Elbistan Savcısının Koku’nun kaybolmasından sonra başlayan süreçte soruşturma prosedürlerini Sözleşme’nin 2. maddesinin gereklerince yerine getirmediğine; dolayısıyla yaşam hakkını düzenleyen 2. maddenin usulden ihlal edildiğine hükmetti ve hükümeti Koku’nun ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.
- Konum
Enlem: 38.25221169999999
Boylam: 37.3827234
- Konum
- Şehir
- Kahramanmaraş
- İlçe
- Elbistan
- Kaybedilme Tarihi
- 20 Eki 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 36
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Bilinmiyor
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Bireyin yaşamını koruma açısından ihlal
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Madde 38: Davanın çekişmeli yargı ilkesine uygun olarak incelenmesi
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM’nin 31 Ağustos 2005 tarihli kararındaki ifadelere göre, 1 Kasım 1994’te Hüseyin Koku’nun eşi Elbistan Savcılığına dilekçe yazarak, eşi Hüseyin Koku’nun sivil polisler tarafından 20 Ekim 1994 tarihinde Renault marka bir arabaya bindirilerek götürüldüğünü bildirdi. Olayın tanıklarından B.Y. isimli biri de, Koku ailesinin avukatlarına üç mektup göndererek olaya ilişkin tanıklıklarını anlattı.
3 Kasım 1994’te Hüseyin Koku’nun eşi ve bir grup HADEP üyesi Elbistan Savcılığına tekrar dilekçe yazarak Hüseyin Koku’nun kaybolmasıyla ilgili soruşturma başlatılmasını talep ettiler. Fakat Koku’nun bildiği kadarıyla olayla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmadı. 27 Nisan 1995’te Hüseyin Koku’nun bedeninin bulunmasından sonra, eşi savcılığa resmi şikayetlerde bulunmaya devam etti. Bunun üzerine başlatılan otopsi sürecinin sonunda, Hüseyin Koku’nun bedeninde iki adet kurşun izine rastlanıldığı açıklandı. Soruşturma sürecinin başlamaması nedeniyle Hüseyin Koku’nun abisi, olayı Uluslararası Af Örgütü gibi uluslararası kuruluşlara taşıdı ve Avrupa Komisyonuna dilekçe yazdı.
AİHM’nin ifadesine göre, hükümet mahkemeye olayın unsurlarıyla ilgili gerekli soruşturma belgelerini iletmedi. Bu nedenle, mahkemenin elindeki hükümete ait olan belgeler, kabul edilebilirlik kararından önce sunulan belgeleri içeriyor. Hükümetin ilettiği belgelere göre, Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinin gönderdiği belgelerde Hüseyin Koku'nun 10 Mayıs 1994’te PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandığı; 17 Mayıs 1994’te ise delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldığı belirtildi. 26 Nisan 1995 tarihinde Hüseyin Koku’nun parçalara ayrılmış bedeni bir köy korucusu tarafından bulunup Pötürge’deki Tepehan Jandarma Karakoluna haber verildi. Hüseyin Koku’nun bedeninin bulunmasından sonra, hükümet olayı aydınlatmak için gerekli çabayı verdiğini ve Pötürge ve Elbistan savcılıklarının ölümünün sorumlularının devlet görevlileri olabileceğine dair bir veriye rastlamadıklarını iddia etti.
AİHM, hükümetin sunduğu belgelerdeki eksiklikleri de göz önünde bulundurarak, Hüseyin Koku’nun yaşam hakkını koruyamadığına ve hem hükümetin hem de Elbistan Savcısının Koku’nun kaybolmasından sonra başlayan süreçte soruşturma prosedürlerini Sözleşme’nin 2. Maddesinin gereklerince yerine getirmediğine; dolayısıyla yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin usulden ihlal edildiğine hükmetti ve hükümeti Koku’nun ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.