Mahrem Tanrıverdi
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bekar
- Meslek
- Bilinmiyor
- Olay Özeti
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi arşivine göre; Mehmet ve Mahrem Tanrıverdi, iki erkek kardeşleriyle beraber 6 Mayıs 1994 tarihinde aralarında bir polis memurunun da bulunduğu beş-altı asker tarafından Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki evlerinden gözaltına alındılar. Gelen ekip o sırada evde misafir olarak bulunan kuzenlerini de gözaltına aldı. Olay gecesi eşyaları kırıp dökerek evde arama yapan güvenlik güçlerini uyaran baba Tanrıverdi, güvenlik güçleri tarafından dövülerek darp edildi. Olayı takip eden dört gün boyunca Lice İlçe Jandarma Komutanlığına müracaat ederek oğullarının akıbetleri hakkında bilgi almak isteyen anne Tanrıverdi, her defasında gözaltı bilgisi olmadığı cevabıyla karşılaşarak geri gönderildi. Dördüncü gün Tanrıverdi kardeşlerden biri, bundan iki gün sonra da Tanrıverdi kardeşlerden bir diğeri kuzenleriyle birlikte serbest bırakıldı. Dört gün süreyle gözaltına alınan beş kişi de bir arada tutulduğu için güvenlik kuvvetleri tarafından kullanılan Lice Yatılı Bölge Okulunda tutuldukları ortaya çıktı. Serbest bırakılmayan iki oğlu hakkında gerek ilçe jandarma komutanlığına gerekse başka mercilere başvuran anne Tanrıverdi, herhangi bir bilgi elde edemedi.
Olay hakkında Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma dosyası görevsizlik kararı ile Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığına gönderildi. Soruşturma kapsamında Tanrıverdi kardeşlerin akıbeti veya failleri hakkında herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamadı.
Olay günü gözaltına alınıp daha sonra bırakılan Tanrıverdi kardeşlerden biri, 27 Mart 2006 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verirken; rütbeli bir askerin kendisine tütün getirmesi halinde kardeşlerini serbest bırakacağını söylediğini, ertesi gün Lice İlçe Jandarma Komutanlığına tütünü götürdüğünde ise kendisine aynı rütbeli askerin kardeşleriyle beraber Bolu Askeri Komutanlığına götürüldüğü bilgisi verildiğini beyan etti. O dönemde Bolu 2. Komando Tugayının başında bulunan asker hakkında 1993 yılının Ekim ayında Kulp'ta 11 köylünün zorla kaybedilmesine ilişkin Ekim 2013 tarihinde dava açıldı.
- Konum
Enlem: 38.42495120000001
Boylam: 40.67040889999999
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Lice
- Kaybedilme Tarihi
- 6 May 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- Yaş:18
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Savcılık müşteki ifade tutanağı
- Soruşturma Sonucu
- Daimi arama kararı ile zamanaşımı bürosuna tevdi edildi
- Hukuki Süreç Özeti
Baba Tanrıverdi, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak 6 Mayıs 1994 tarihinde güvenlik kuvvetlerince evlerine yapılan baskınla gözaltına alınan yeğeninin ve oğullarından iki tanesinin 10 Mayıs 1994 tarihinde serbest bırakıldığını ancak hala bilmedikleri bir yerde tutulan oğulları Mehmet ve Mahrem Tanrıverdi’den haber alamadıklarını bildirerek akıbetlerinin araştırılmasını talep etti. Bunun üzerine, Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılarak 30 Mayıs 1994 tarihinde Lice İlçe Jandarma Komutanlığına yazı yazıldı ve gerekli araştırmanın yapılması istendi. Lice İlçe Jandarma Komutanlığı, 14 Haziran 1994 tarihinde baba Tanrıverdi’nin iddia ettiği şahısların gözaltına alınmadığını Lice Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdi. Baba Tanrıverdi ise, Lice Cumhuriyet Başsavcılığına tekrar dilekçe vererek Lice Jandarma Komutanlığının yanlış isimler verdiğini, kendisinin dilekçesinde Mehmet ve Mahrem Tanrıverdi hakkında araştırılma yapılmasını talep ettiğini beyan etti.
6 Haziran 1994 tarihinde baba Tanrıverdi, Diyarbakır Olağanüstü Hal Valiliğine dilekçe vererek aynı taleplerini tekrarladı. Ancak, hiçbir sonuç elde edemedi.
10 Ocak 2005 tarihinde, Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca gerçekleştiği ileri sürülen eylemler hakkında askeri yargının görevli olduğu gerekçesiyle 2005/2 numaralı görevsizlik kararı verilerek dosya Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderildi. Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı 2005/833 hazırlık numarasıyla dosyaya ilişkin soruşturmaya devam etti.
25 Ocak 2005 tarihinde, anne Tanrıverdi avukatına verdiği ifadede kayıp olan oğullarının akıbeti hakkında bilgi istediğini ve ilgililer hakkında şikayetçi olduğunu beyan etti. Bunun üzerine aile avukatı Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığına dilekçe yazarak dosyada görevsizlik kararı verilerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini, gözaltına alınıp salıverilen kardeşlerin, kuzenin ve anne Tanrıverdi’nin ifadesinin alınmasını, Lice İlçe Jandarma ve Lice Emniyet Müdürlüğünden gözaltı olayı ile ilgili bilgi alınmasını, gözaltı kayıt defterlerinin istenmesini, kayıplarla ilgili yapılmış başvuru varsa hakkında hangi işlemlerin yapıldığının öğrenilmesini talep etti.
Aile avukatı 2 Mart 2005 tarihinde Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığına tekrar dilekçe vererek yapılan hazırlık soruşturması sonucunda açılacak ceza davasına müdahil vekili olarak katılmak istediğini beyan etti. Ayrıca, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat talebinde bulunabilmek için dosyanın onaylı fotokopisi de aynı dilekçede talep edildi. Ancak savcılık tarafından soruşturmanın gizli olması ve dosyadan örnek isteme hakkının sadece müdafilere verilmesi sebebiyle bu talep reddedildi. Bunun üzerine, aile avukatı Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Mahkemesi Başkanlığından dosya örneğinin verilmesi için gereğinin yapılmasını talep etti.
21 Nisan 2005 tarihinde, anne Tanrıverdi adına aile avukatları Diyarbakır Valiliğine dilekçe yazarak dosya örneğinin temin edilip müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesini talep etti. Diyarbakır Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyon Başkanlığı Zarar Tespit Bürosu, söz konusu dilekçeye 22 Aralık 2011 tarihinde cevap vererek kayıp iddialarını destekleyen herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşamadıklarını, Mehmet Tanrıverdi hakkında PKK üyesi olmaktan dolayı yakalama emrinin bulunduğunu, üyeliğinin Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce gönderilen belgelerle desteklendiğini, yaşandığı iddia edilen olayın üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen hala gaiplik kararı alınmadığını ve iddiaları tespit edecek bilgi veya belgeleri komisyona sunmadıkları takdirde başvurunun eksik evrak nedeniyle reddedileceğini ifade etti.
18 Ekim 2005 tarihinde, anne Tanrıverdi’nin vekilliğini yapan aile avukatı, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına dilekçe yazarak 12 Haziran 1994 tarihinde Kulp ilçesi, Bağcılar köyü, Düzpelit mezrası Kevirikok tepesinde tespit edilen önce kurşuna dizilip, sonra yakılmış sekiz kişi arasında müvekkillerinin çocuklarının da olabileceğine dair güçlü bir kanaate sahip olduklarını, söz konusu olayla ilgili soruşturmanın Diyarbakır Başsavcı Vekilliğinin (eski Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı) 1994/5327 hazırlık dosyasında devam ettiğini ve dosyanın incelenerek bulunan bedenler ile müvekkilinin DNA karşılaştırmasının yapılmasını talep etti.
Olay günü gözaltına alınıp salıverilen Tanrıverdi kardeşlerden biri, 27 Mart 2006 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verirken; rütbeli bir askerin kendisine tütün getirmesi halinde kardeşlerini serbest bırakacağını söylediğini, ertesi gün Lice Jandarma Komutanlığına tütünü götürdüğünde ise kendisine aynı askerin kardeşleriyle beraber Bolu Askeri Komutanlığına götürüldüğü bilgisi verildiğini beyan etti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı tarihte anne Tanrıverdi’nin ifadesine de başvuruldu.
Anne Tanrıverdi, 2 Nisan 2010 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, 1 Nisan 2010 tarihinde evine gelen polislerin 1994 yılından beri kendisinden haber alamadığı oğlu Mehmet Tanrıverdi’yi sormaları olayının araştırılmasını talep etti. Bunun üzerine başsavcılık Mehmet Tanrıverdi hakkında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yakalama kararı bulunduğunu belirtti ve ceza hukuku bakımından soruşturmayı gerektirir bir durum bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi (Karar no: 2010/123). Anne Tanrıverdi, 20 Nisan 2010 tarihinde Siverek Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına sunulmak ve Lice Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçesiyle karara itiraz ederek şüpheliler hakkında kamu davası açılması talebinde bulundu.
26 Nisan 2010 tarihinde aile avukatı Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğinden Mahrem ve Mehmet Tanrıverdi’nin gaipliğine hükmedilmesini talep etti. Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi, 28 Nisan 2010 tarihinde yargılamanın 20 Temmuz 2010 gününe bırakılmasına tensiben karar verdi. 20 Temmuz 2010 günü yapılan duruşmada mağdurların kız kardeşlerinin ifadelerine başvuran Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesini reddederek talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Lice Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verdi (Esas no: 2010/332). 27 Ocak 2011 tarihinde Lice Asliye Hukuk Mahkemesince bazı usuli sebeplerden dolayı duruşmanın 14 Nisan 2011 gününe bırakılmasına karar verildi. 14 Temmuz 2011’de Lice Asliye Hukuk Mahkemesi tekrar usuli gerekçelerle duruşmayı 15 Eylül 2011 tarihine erteledi. 2 Şubat 2012 tarihinde Lice Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ilan süresinin dolmasının beklenmesi gerekçesiyle duruşma günü tekrar ertelenerek, 12 Nisan 2012 tarihi kararlaştırıldı.
23 Ocak 2012 tarihinde anne Tanrıverdi avukatları aracılığıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçesinde, Diyarbakır Merkez Kapalı Cezaevi ve JİTEM merkezi olarak kullanılan binanın etrafında insan kemiklerine rastlanılması üzerine savcılıkça başlatılan soruşturma kapsamında elde edilen insan kemiklerinin Mehmet ve Mahrem Tanrıverdi’ye ait olup olmadığının DNA testi yoluyla tespit edilmesini talep etti.
29 Kasım 2013 tarihinde Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı; Ahmet Tekin, Mahrem Tanrıverdi ve Mehmet Tanrıverdi isimli şahısların kayboldukları iddiası üzerine başlatılan soruşturma için, aynı olayla ilgili Diyarbakır TMK’nın 10. Maddesi ile görevli özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi. Ancak 19 Mart 2014 tarihinde sözü edilen Başsavcılık da görevsizlik kararı verdi. 8 Eylül 2014’de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahmet Tekin ile Mehmet Tanrıverdi ve Mahrem Tanrıverdi’nin mağdur sıfatıyla yer aldıkları soruşturma dosyalarında fiili ve hukuki irtibat bulunduğunun anlaşılmasıyla birleştirme kararı verildi. Bu karardan bir gün sonra, 9 Eylül 2014 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, 2014/9348 soruşturma numaralı toplam üç maktul ve 11 mağdurun yer aldığı dosyada, içlerinde Mahrem ve Mehmet Tanrıverdi ile Ahmet Tekin’in de bulunduğu dokuz kişi ile ilgili ayrıma kararı verdi. 27 Kasım 2014’te Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Mahrem Tanrıverdi, Mehmet Tanrıverdi ve Ahmet Tekin hakkında, o güne kadar fail/failler ile ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılamamış olunması gerekçesi ile daimi arama kararı verildi.
Mayıs 2023 yılında yapılan incelemede Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2014/25370 soruşturma numaralı dosyanın yetkisizlikle kapatıldığı görüldü. (Kapanış tarihi: 10.09.2014) Dosya Lice Cumhuriyet Başsavcılığına 2014/1087 soruşturma numaralı dosya olarak gönderildi. Lice Cumhuriyet Başsavcılığındaki 2014/1087 dosyasındaki bilgiler şöyledir;
Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1997/182 soruşturma numaralı dosya üzerinden 2014/165 karar numarası ile maktullerin Ali İhsan Çiçek, Tahsin Çiçek, Çayan Çiçek olduğu, suç tarihi ve yerinin 28 Mayıs 1994 Diyarbakır/Lice olduğu kovuşturmaya yer olmadığı kararı alındı. 29 Mayıs 2014 tarihli karar şu şekildedir: “28.05.1994 tarihinde maktuller Ali İhsan Çiçek, Tahsin Çiçek ve Çayan Çiçek’in gözaltına alınıp kaybolması iddiası ile ilgili olarak Lice Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan soruşturmada bugüne kadar yapılan tüm aramalara rağmen maktullerin cesetlerine ulaşılamadığı gibi olayı gerçekleştiren şüpheli veya şüphelilere de ulaşılamadığı, 5237 sayılı yasanın 7. Maddesine göre; ‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur,’ hükmü karşısında olayımız bakımından suçun işlendiği tarihte zamanaşımına tabi olduğu, eylemin yürürlükte bulunan 5237 sayılı kanunun 81. ve 66. Maddesi uyarınca 25 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve TCK’nun 7/2 ve 5252 sayılı yasanın 9/3 maddeleri ışığında 765 sayılı yasanın 450/5, 102/1 maddelerinin şüpheli ve şüpheliler lehine olduğu, olay tarihinden bugüne kadar geçen süreçte zamanaşımını kesen herhangi bir usul işleminin yapılmadığı anlaşıldığı, suçun zamanaşımının 28.05.2014 tarihinde dolduğu anlaşıldığından; kimliği bilinmeyen şüpheliler hakkında 765 sayılı TCK 102/1, 104/1 maddeleri uyarınca dava zamanaşımı nedeniyle KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” Bu kararının müştekilere tebliğ edildiği bilgisi bulunmakta, ancak tebliğ edilip edilmediği dosyada görünmemektedir.
18 Eylül 2014 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1086 soruşturma numaralı dosyada daimi arama kararı verilerek kararda her üç ayda bir başsavcılığa düzenli olarak bilgi verilmesi için Lice İlçe Jandarma Komutanlığına bir örneğinin gönderilmesine karar verildi. Bu kararda sadece Mehmet Can Ayşin’in adı geçmektedir.
27 Kasım 2014 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 soruşturma numaralı dosyada daimi arama kararı verilerek kararda her üç ayda bir başsavcılığa düzenli olarak bilgi verilmesi için Lice İlçe Jandarma Komutanlığına bir örneğinin gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.
4 Eylül 2015 tarihinde Diyarbakır Lice İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından Lice Cumhuriyet Başsavcılığına “Maktulün cesedine ve olayın faillerine ulaşılamadığı,” bilgisi verilmiştir.
23 Ekim 2015 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 dosyası üzerinden K.T.’nin ifadesi yeniden alındı. K.T. beyanında oğulları götürülürken komşusu ama soy ismini bilmediği Zekiye ve Salih’in olayı gördüklerini, Salih’in hala yaşadığını, bu olayı gördüğünü, avukatının dilekçede mezarlarını veya gömüldüğü yerleri kendisinin bildiğini söylediğini ama aslında bilmediğini söylemiştir. 6 Ocak 2016 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 dosyası üzerinden K.T.’nin müşteki olarak, kaybolan çocukları Mehmet Tanrıverdi ve Mahrem Tanrıverdi’nin kemiklerinin kendisinin göstereceği yerlerden alınarak, kemiklerden DNA örneklerinin alınmasını ve kimlik belirleme çalışmasını yapılmasını avukat aracılığıyla talep ettiği, bu talep hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görüldü. 1 Şubat 2016 tarihinde, müşteki vekili Av. Mesut Beştaş 6 Ocak 2016 tarihli ek kovuşturmaya yer Olmadığına dair karara itiraz etmiş ve bu itiraz 24 Şubat 2016 tarihinde Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2016/549 değişik iş numaralı kararla reddedilmiştir.
30 Mart 2016 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1087 soruşturma numaralı dosya hakkında, 2016/51 sayılı birleştirme karar ile Lice Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1087 ve 2014/1086 dosyalarının birleştirilmesine ve 2014/1086 soruşturma numarası üzerinden devam etmesine karar vermiştir. (Bu kararda da yalnızca Maktul Mehmet Can Ayşin’in ismi yer almaktaydı.)
12 Aralık 2019 tarihinde Ankara Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına Birleşmiş Milletler Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubunun bilgi talepli yazısına cevaben Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından maktuller Ali İhsan Çiçek ve Tahsin Çiçek’in bulunduğu 2014/1086 dosyası üzerinden verilen daimi arama kararı gönderilmiştir.
26 Mart 2020 tarihinde Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/1086 dosyası üzerinden Lice İlçe Jandarma Komutanlığına Ali İhsan Çiçek hakkında 2014/1086 soruşturma sayılı dosya olduğu ve dosyanın daimi aramaya alındığı bilgisi gönderilmiştir. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.