Ramazan Bulut
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bilinmiyor
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 16 Tem 2004
- Meslek
- Çiftçi
- Olay Özeti
YAKAY-DER kayıtlarına ve çeşitli gazetelerde çıkan haberlere göre, Diyarbakır’ın Lice ilçesi Entax (Kabakaya) Köyü, Cumare (Esenli) mezrası yakınlarında 11 Mayıs 1994'te çatışma çıktı. İki gün boyunca süren çatışma sonrası, 13 Mayıs 1994’te, Y.E. komutasındaki Bolu Dağ Komando Tugayı, Lice Jandarma Komutanlığı ve köy korucuları tarafından Esenli’ye baskın yapıldı. Köylüler bir alana toplandı ve köy ateşe verildi. Pek çok köylünün evlerinin yanı sıra büyük ve küçükbaş hayvanları da yangında telef oldu. Köyün erkekleri meydanda toplanarak yaşlılar bir kenara ayrıldı; gençlerden Mustafa Bulut'un da içlerinde olduğu yedi kişi ise gözaltına alındı.
Operasyondan iki gün sonra 15 Mayıs'ta Sise köyünden birkaç kişi Esenli mezrasına gelerek gözaltına alınan birkaç kişinin kurşuna dizildiğini, geri kalanlarının Lice’ye götürüldüğünü söyledi. Bunun üzerine Fahri Bulut, Mustafa Bulut'un akıbetini öğrenebilmek amacıyla Lice’ye doğru yola çıktı ancak bir daha kendisinden haber alınamadı. Ertesi gün gözaltına alınan köylülerden Mustafa Bulut dışındakiler serbest bırakıldı. 17 Mayıs'ta ise Sise köyünde ikamet eden Kamil Menteşe ve Hasan Bayram’ın operasyonda gözaltına alındıkları ve bedenlerinin bulunduğu haberi geldi. Bunun üzerine Fahri Bulut’un kardeşleri Ramazan Bulut ve Ekrem Bulut ile amcalarının oğlu Ali Bulut Lice'ye gitti. Kontrol noktasında Ramazan, Ekrem ve Ali Bulut ile yanlarında bulunan iki köylü, birlikte askerler tarafından gözaltına alınarak Lice Jandarma Tugayına götürüldüler. İki köylü serbest bırakıldı ancak Bulutlardan hiçbir haber alınamadı.
Aynı köyden birlikte alınan ve daha sonra bırakılan bazı köylüler, Bulutlarla birlikte o dönemde gayrı resmi gözaltı ve işkence merkezi olarak kullanılan Lice Yatılı Bölge Okulunda tutulduklarını ve birlikte işkence gördüklerini aileye anlattı. 2009 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede olayları anlatan R.A. isimli görgü tanığı da 22 Mayıs 1994'te Lice Mahmedi mezrasında gözaltına alındığını; 19 gün boyunca Lice Yatılı Bölge Okulunun banyosunda gözaltında tutulduktan sonra tutuklandığını ve 2000 yılında serbest bırakıldığını; o dönemde Lice Yatılı Bölge Okulunda gözaltında tutulan 10 kişi olduğunu; kendisi ve bir kişi dışında kalan sekiz kişinin bir sabah peşmerge kıyafetleri giydirilerek götürüldüğünü; bu kişiler arasında kayıp olan Ekrem Bulut, Ramazan Bulut, Ali Bulut, Hasan Örhan, Mehmet Salih Örhan, Cezayir Örhan ve adını bilmediği Edirneli birinin daha bulunduğunu belirtti. Görgü tanıklarının ifadelerine rağmen sürekli Lice Karakoluna giderek bilgi almaya çalışan Bulut ailesine yakınlarının gözaltında olmadığı söylendi. Yakınlarının akıbetini öğrenmeye çalışan bir akrabaları karakolda darp edildi ve ölümle tehdit edildi. Aramaktan vazgeçmeyen aile aynı yıl İnsan Hakları Derneğine (İHD) başvurdu. Kayıplarını arayan ailelerin evleri defalarca askerler tarafından basıldı ve tehdit edildiler. Aracı olacağını ve onları bıraktıracağını belirten bir kişi aileye giderek para talep etti ancak sonuç çıkmadığını gören aile bu parayı vermekten vazgeçti. Aile uzun yıllar boyunca aramalarından sonuç alamadı.
Bu sırada aynı yıl içinde Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Bağcılar Düzpelit mezrası Malahassi mevkisinin Kevrekok kayaları bölgesinde köylüler, üzerinde çok sayıda mermi giriş ve çıkış deliği bulunan, yakılmış sekiz cenazeye ulaştı. Bulunan bedenlerle ilgili Kulp Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 1994/70 hazırlık numaralı dosyaya ait tutanakta "Sekiz erkek cesedinin kafalarında ve vücutlarında çok sayıda kurşun giriş ve çıkış deliğinin, kollarda ve ayaklarda yoğun kırılma ve deformasyon olduğu, ölümün ateşli silahlar ve yanmaya bağlı olduğu, yanan cesetlerin yanında bulunan tütün tablasının kurşun deliği ile delindiği, cesetler üzerinde şalvar, gri renkli kazak, ince kemer, yanmış siyah lastik ayakkabılar olduğu, etrafta çok sayıda boş kovan tespit edildiği," belirtildi. Cenazeler, Kulp Cumhuriyet Savcılığınca yapılan otopsinin ardından bulundukları yerde köylüler tarafından gömüldü.
Savcılık 9 Ağustos 1994 tarihli görevsizlik kararıyla dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik mahkemesi Savcılığına gönderdi. Gerekçe olarak da "Bedenlerin güvenlik güçleriyle çatışmaya girmiş örgüt üyelerine ait olduğu ya da örgüt içi hesaplaşmadan dolayı öldürülerek gömüldüğü, örgütün bu tür eylemlere sık sık başvurduğu," belirtildi.
Olaydan yaklaşık dokuz yıl sonra, 2003 yılında köye geri dönüşlerin başlamasıyla birlikte çok sayıda kayıp yakını yeniden İHD Diyarbakır Şubesine başvuru yaptı. Bu süreçte ortaya çıkan defin işlemi üzerine aileler söz konusu mezarların açılarak eşleşme için DNA tespiti yapılmasını talep etti. Durumdan haberdar olan Bulut ailesi de 25 Haziran 2008 tarihinde İHD aracılığıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak bulunan kemiklerle DNA eşleştirmesi yapılması amacıyla kan örneği verdi. 16 Temmuz 2004 tarihinde yapılan DNA testi sonucunda sekiz kişiden beşinin Ekrem Bulut, Ramazan Bulut, Ali Bulut, Mehmet Selim Örhan ve Hasan Örhan olduğu tespit edildi. Bunun üzerine, yıllar sonra yakınlarının kemiklerine ulaşan Bulut ve Örhan aileleri, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak yakınlarının kemiklerinin kendilerine teslim edilmesini istedi. Uzun süre cevap alamayan ailelere önce kemiklerin bulunduğu torbanın kaybolduğu bilgisi verildi. İHD Diyarbakır Şubesinin girişimiyle kayıp kemikler daha sonra bulundu ancak bu kez de sekiz kişiye ait kemiklerin Kulp ilçesi Merkez Mahalle Mezarlığı’nda aynı torba içerisinde ayırt edilmeksizin gömüldüğü tespit edildi. Ailelerin söz konusu mezarın açılması ve kemiklerin ayrıştırılarak kendilerine teslim edilmesi talebi savcılık tarafından reddedildi; beşinin kimliği tespit edilen sekiz kişiye ait kemikler Kulp Kimsesizler Mezarlığı’nda toplu halde gömülmüş şekilde bırakıldı. Mustafa Bulut ve Fahri Bulut’un ise bedenlerine hala ulaşılamadı.
1994 yılında ailelerin şikâyetleri üzerine açılan soruşturmada hiçbir ilerleme olmadı. Olayın üzerinden 10 yıl geçtikten sonra Diyarbakır Savcılığı dosyayı 20 Ekim 2004’te "Yetki ve görevin askeri yargıda olduğu" gerekçesiyle Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı da 23 Aralık 2013 tarihinde "İşkence yapmak, hukuka aykırı olarak gözaltına alarak kişi hürriyetinden mahrum bırakmak ve öldürmek eylemlerinin, terörle mücadele kapsamında kalsa bile askeri faaliyet veya askeri görev olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı yeniden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Bulut ailesinin yakınlarının kaybedilmesinin sorumlulardan olarak gördüğü dönemin Bolu Dağ Komando Tugayı Komutanı emekli Tuğgeneral Y.E. hakkında, 1993 yılı sonlarında Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Nedera (Alaca) köyüne yapılan operasyon sırasında gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan 11 köylünün zorla kaybedilmesine ilişkin 2004 yılı sonunda açıklanan bir TBMM Araştırma Komisyonu Raporu olmasına rağmen, 2013 yılı sonuna kadar hiçbir hukuki işlem yapılmadı. Söz konusu olaya ilişkin hukuki süreçte zamanaşımı kararı verilmesine günler kala, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, emekli tuğgeneralin şüpheli olarak belirtildiği bir iddianame hazırladı ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi kabul etti. Söz konusu iddianamede “Şüphelinin komutasında birlik içinde yer alan kimlik bilgileri tespit edilemeyen görevlilerden bazılarının teşekkül oluşturarak yetki ve görevleri olmamasına rağmen hukuka aykırı olarak şüphelendikleri kişileri yakalayarak bir süre sorguladıktan sonra öldürdükleri tespit edildi,” cümlesi yer aldı ve Türk Ceza Kanunu’ndaki “Kasten öldürme” suçundan 11 kez müebbet ile “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “Halkı silahlı isyana teşvik” suçlarından 25 yıla kadar hapis cezası istendi. Fakat bu davada 2018 yılında sanığın beraatine karar verildi.
- Konum
Enlem: 38.4249512
Boylam: 40.6704089
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- İlçe
- Lice
- Kaybedilme Tarihi
- 17 May 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 38
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni toplu mezarda bulundu ancak ailelere ayrı ayrı teslim edilmedi
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturma sürüyor
- Hukuki Süreç Özeti
1994 yılında ailelerin şikayetleri üzerine açılan soruşturmada hiçbir ilerleme olmadı. Olayın üzerinden 10 geçtikten sonra Diyarbakır Savcılığı dosyayı 20 Ekim 2004’te "Yetki ve görevin askeri yargıda olduğu" gerekçesiyle Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderdi. 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı da 23 Aralık 2013 tarihinde "İşkence yapmak, hukuka aykırı olarak gözaltına alarak kişi hürriyetinden mahrum bırakmak ve öldürmek eylemlerinin, terörle mücadele kapsamında kalsa bile askeri faaliyet veya askeri görev olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı yeniden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
1994 yılı içinde Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Bağcılar Düzpelit mezrası Malahassi mevkiinin Kevrekok Kayaları bölgesinde köylüler, üzerinde çok sayıda mermi giriş ve çıkış deliği bulunan, yakılmış sekiz cenazeye ulaştı. Bulunan bedenlerle ilgili Kulp Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 1994/70 hazırlık numaralı dosyaya ait tutanakta: "Sekiz erkek cesedinin kafalarında ve vücutlarında çok sayıda kurşun giriş ve çıkış deliğinin, kollarda ve ayaklarda yoğun kırılma ve deformenin olduğu, ölümün ateşli silahlar ve yanmaya bağlı olduğu, yanan cesetlerin yanında bulunan tütün tablasının kurşun deliği ile delindiği, cesetler üzerinde şalvar, gri renkli kazak, ince kemer, yanmış siyah lastik ayakkabılar olduğu, etrafta çok sayıda boş kovan olduğu tespit edildiği," belirtildi. Cenazeler, Kulp Cumhuriyet Savcılığınca yapılan otopsinin ardından bulundukları yerde köylüler tarafından gömüldü.
Savcılık 9 Ağustos 1994 tarihli görevsizlik kararıyla dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığına gönderdi. Gerekçe olarak da "Bedenlerin güvenlik güçleriyle çatışmaya girmiş örgüt üyelerine ait olduğu ya da örgüt içi hesaplaşmadan dolayı öldürülerek gömüldüğü, örgütün bu tür eylemlere sık sık başvurduğu," belirtildi.
Olaydan yaklaşık dokuz yıl sonra, 2003 yılında köye geri dönüşlerin başlamasıyla birlikte çok sayıda kayıp yakını yeniden İHD Diyarbakır Şubesine başvuru yaptı. Bu süreçte ortaya çıkan defin işlemi üzerine aileler söz konusu mezarların açılarak eşleşme için DNA tespiti yapılmasını talep etti. Durumdan haberdar olan Bulut ailesi de 25 Haziran 2008 tarihinde İHD aracılığıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak bulunan kemiklerle DNA eşleştirmesi yapılması amacıyla kan örneği verdi. 16 Temmuz 2004 tarihinde yapılan DNA testi sonucunda sekiz kişiden beşinin Ekrem Bulut, Ramazan Bulut, Ali Bulut, Mehmet Selim Örhan ve Hasan Örhan olduğu tespit edildi. Bunun üzerine, yıllar sonra yakınlarının kemiklerine ulaşan Bulut ve Örhan aileleri, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak yakınlarının kemiklerinin kendilerine teslim edilmesini istedi. Uzun süre cevap alamayan ailelere önce kemiklerin bulunduğu torbanın kaybolduğu bilgisi verildi. İHD Diyarbakır Şubesinin girişimiyle kayıp kemikler daha sonra bulundu ancak bu kez de sekiz kişiye ait kemiklerin Kulp ilçesi Merkez Mahalle Mezarlığı’nda aynı torba içerisinde ayırt edilmeksizin gömüldüğü tespit edildi. Ailelerin söz konusu mezarın açılması ve kemiklerin ayrıştırılarak kendilerine teslim edilmesi talebi savcılık tarafından reddedildi; beşinin kimliği tespit edilen sekiz kişiye ait kemikler, Kulp Kimsesizler Mezarlığı’nda toplu halde gömülmüş şekilde bırakıldı. Mustafa Bulut ve Fahri Bulut’un ise bedenlerine hala ulaşılamadı.
Bulut ailesinin yakınlarının kaybedilmesinin sorumlulardan olarak gördüğü dönemin Bolu Dağ Komando Tugayı Komutanı emekli Tuğgeneral hakkında, 1993 yılı sonlarında Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Nedera (Alaca) köyüne yapılan operasyon sırasında gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan 11 köylünün zorla kaybedilmesine ilişkin 2004 yılı sonunda açıklanan bir TBMM Araştırma Komisyonu Raporu olmasına rağmen, 2013 yılı sonuna kadar hakkında hiçbir hukuki işlem yapılmadı. Söz konusu olaya ilişkin hukuki süreçte zamanaşımı kararı verilmesine günler kala, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, emekli Tuğgeneralin şüpheli olarak belirtildiği bir iddianame hazırladı ve Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi kabul etti. Söz konusu iddianamede “Şüphelinin komutasında birlik içinde yer alan kimlik bilgileri tespit edilemeyen görevlilerden bazılarının teşekkül oluşturarak yetki ve görevleri olmamasına rağmen hukuka aykırı olarak şüphelendikleri kişileri yakalayarak bir süre sorguladıktan sonra öldürdükleri tespit edildi,” cümlesi yer aldı ve Türk Ceza Kanunu’ndaki “Kasten öldürme” suçundan 11 kez müebbet ile “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “Halkı silahlı isyana teşvik” suçlarından 25 yıla kadar hapis cezası istendi. 19 Eylül 2018 tarihinde sanık Y.E. hakkındaki “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçuna bağlı kamu davasının zamanaşımından düşmesine; 11 kişiyi taammüden öldürmeye azmettirmek ve halkı isyana teşvik suçlarından ise ayrı ayrı beraatine karar verildi.
İddianamede emekli tuğgeneralin şüpheli sıfatıyla yer aldığı süren diğer soruşturmalar arasında Bulutların yanı sıra 15 Mart 1994'te Kuddusi Adıgüzel'in, 6 Mayıs 1994'te Mehmet ve Mahrem Tanrıverdi'nin, 7 Mayıs 1994'te Ahmet Tekin'in, 10 Mayıs 1994'te Tahsin, Ali İhsan ve Çayan Çiçek'in, 24 Mayıs 1994'te Hasan, Mehmet Selim ve Cezayir Örhan'ın, 30 Mayıs 1994'te Metin ve Bahri Budak'ın, 18 Ağustos 1994'te Mehmet Günkan'ın gözaltına alınarak zorla kaybedilmesi olayları da sayılmış ancak davaya dahil edilmemişti. Mayıs 2023 yılında Kulp Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan sorgularda dosyanın halen 2015/9 soruşturma numarası ile Kulp Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu görüldü. Yedi adet klasörden oluşan dosyanın incelenmesi sonucunda 2015’ten sonra dosyada çok fazla ilerleme kaydedilmediği görüldü.
31 Ekim 2017 Tarihinde Av. Ercan Yılmaz tarafından dosyada etkin soruşturma yapılmaması nedeniyle gerekli soruşturma işlemlerinin yapılıp bilgi verilmesi talep edilmişti. Aynı şekilde 28 Şubat 2020 tarihinde Av. Ercan Yılmaz tarafından dosyada etkin soruşturma yapılmaması nedeniyle gerekli soruşturma işlemlerinin yapılıp bilgi verilmesi için tekrar bir talepte bulunuldu. Aynı dilekçede etkin soruşturma için AYM 2014/4629 başvuru numaralı karar emsal olarak sunulmuştur. Bu karar Kulp ilçesinde meydana gelen olaylara ilişkin etkin soruşturma yürütülmemesine ilişkin bir ihlal kararıdır.
Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/9 dosyasına kayıtlı olan sekiz kişinin ölü bulunmasına dair bu dosyada inceleme yapılması ve fail ve faillerin yakalanmasına dair 1 Şubat 2022 tarihinde jandarmaya müzekkere yazılmıştı. Kulp Jandarma Komutanlığı 9 Şubat 2022 tarihli araştırma tutanağında, araştırma ve soruşturma neticesinde ve mahalle muhtarı ile görüşme yapılması sonucunda herhangi bir iz veya emareye ulaşılamadığını, fail veya faillerin tespit edilemediğini belirtmişti.
7 Ekim 2022 tarihinde Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı, Kulp Jandarma Komutanlığından şüpheye yer bırakmayacak şekilde sıkı bir araştırma yapılarak savcılığa bilgi verilmesini talep etmişti. Kulp Jandarma Komutanlığı 24 Ekim 2022 tarihli tutanağında, şimdiye kadar yapılan araştırmalarda suç fail veya faillerinin tespillerin tespit edilemediğini, olayın aydınlatılmasına yönelik bir gelişme olmadığını ancak çalışmalara devam edildiğini belirtmişti.
Dosya bu haliyle sekiz kişi açısından devam etmektedir. İHD Diyarbakır Şubesi avukatları dosya ile yakından ilgilenmektedir. Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.