Abdulvahap Timurtaş
person- Image

- Sex
- Erkek
- Civil status
- Bekar
- Occupation
- Bilinmiyor
- Event description
AİHM’nin 13 Haziran 2000 tarihli kararındaki ifadelere göre Mehmet Timurtaş, 14 Ağustos 1993 tarihinde gelen isimsiz bir telefondan, oğlu Abdulvahap Timurtaş'ın Yeniköy'den Esenli köyüne giderken yolda jandarma tarafından gözaltına alındığını ve Silopi İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldüğünü öğrendi.
Telefondaki kişi Abdulvahap'ın, yanında Suriyeli bir arkadaşı ve muhtarla birlikte gözaltına alındığını; gözaltı işlemine tüm köyün tanık olduğunu; muhtarın daha sonra serbest bırakıldığını söyledi. Diğer oğlu Tevfik'in de 1991'de gözaltındayken şüpheli şekilde ölmesinden dolayı endişelenen Mehmet Timurtaş, 15 Ekim 1993'te avukatı aracılığıyla savcılığa ve emniyet müdürlüğüne başvurdu; aynı gün savcılık ilçe jandarma komutanlığından Abdulvahap Timurtaş'ın gözaltında olup olmadığı bilgisini vermesini istedi. 20 Ekim'de Silopi İlçe Jandarma Komutanı Hüsam Durmuş, Timurtaş'ın gözaltında olmadığını bildirdi.
Ertesi gün Mehmet Timurtaş'ın savcılıkta ifadesi alındı. Savcılık soruşturmasında ilerleme olmayınca Mehmet Timurtaş Güçlükonak Belediye Başkanı olan akrabaları Bahattin Aktuğ'u aradı. Aktuğ o sırada Şırnak'ta gözaltında olan Nimet Nas ve Sedik Erdoğan adlı iki itirafçıyla görüştüğünü, Abdulvahap'ın da onlarla birlikte Şırnak'ta gözaltında olduğunu öğrendiğini söyledi. Olaydan yaklaşık 45 gün sonra Güçlükonak'a giden Mehmet Timurtaş 20 gün önce serbest bırakılan Nimet Nas ve Sedik Erdoğan ile bizzat görüştü. İki itirafçı kendileri bırakıldığı sırada Abdulvahap'ın hala gözaltında olduğunu, birlikte alıkonulduğu Suriyeli arkadaşını da gördüklerini söylediler.
Bahattin Aktuğ, bilgi almak için Şırnak Jandarma Komutanlığını tekrar aradı ancak bu kez Abdulvahap'la ilgili bir daha aramaması söylendi. Mehmet Timurtaş bunun üzerine Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına tekrar giderek Nimet Nas ve Sedik Erdoğan'ı oğlunu gözaltındayken gören tanıklar olarak belirtti; defalarca Şırnak Jandarma Komutanlığına giderek oğluyla ilgili bilgi almaya çalıştı. Hukuki olarak herhangi bir ilerleme kaydedilmeyince Timurtaş ailesi 9 Şubat 1994'te olayı AİHM'ye taşıdı. 13 Temmuz 1995'te Türkiye'deki soruşturmayı yürüten Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı da 3 Haziran 1996'da delil yetersizliğinden takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı.
AİHM Türkiye'deki soruşturmada herhangi bir ilerleme olmadığı için olaya ilişkin bir soruşturma yürüttü ve ilgilileri dinledi. Mahkeme, devlet Abdulvahap'ın gözaltına alındığını inkâr etse de, Timurtaş ailesinin avukatının sunduğu ve üzerinde 14 Ağustos 1993 tarihi, referans numarası ve Silopi İlçe Jandarma Komutanı Hüsam Durmuş'un imzası olan jandarma operasyon raporunun fotokopisinin, orijinal bir belgeden çoğaltıldığına kanaat getirerek başvuranın argümanlarını doğruladığını kabul etti. Belgede, Abdulvahap Timurtaş'ın yanındaki Suriyeli şahısla beraber Yeniköy civarında yakalanması ve ilk sorgularına ilişkin bilgiler yer alıyordu.
AİHM 13 Haziran 2000 tarihli kararında AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin, işkence yasağını düzenleyen 3. maddesinin (başvuranlar açısından), özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. Maddesinin, etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. Maddesinin ihlal edildiğine karar vererek hükümeti maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
- Geolocation
Enlem: 37.3055432
Boylam: 42.4983217
- Geolocation
- City
- Şırnak
- District
- Silopi
- Date of disappearance
- 14 Ağu 1993
- Year of disappearance
- 1993
- Age at the time of disappearance
- 31
- Status of the victim
- Hâlâ kayıp
- Type of source material
- AİHM kararı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Decision by the prosecution office
- Soruşturma sürüyor
- Verdict of ECHR
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- Articles violated according to ECHR verdict
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının esastan ihlali
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Madde 3: Başvuran açısından işkence yasağının ihlali
- Madde 5: Özgürlük ve güvenlik hakkı
- Summary of the legal proceedings
AİHM’nin 13 Haziran 2000 tarihli kararındaki ifadelere göre Mehmet Timurtaş, 14 Ağustos 1993 tarihinde gelen isimsiz bir telefondan, oğlu Abdulvahap Timurtaş'ın Yeniköy'den Esenli köyüne giderken yolda jandarma tarafından gözaltına alındığını ve Silopi İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldüğünü öğrendi. Telefondaki kişi Abdulvahap Timurtaş'ın, yanında Suriyeli bir arkadaşı ve muhtarla birlikte gözaltına alındığını; gözaltı işlemine tüm köyün tanık olduğunu; muhtarın daha sonra serbest bırakıldığını söyledi. Diğer oğlu Tevfik Timurtaş'ın da 1991'de gözaltındayken şüpheli bir şekilde ölmesinden dolayı endişelenen Mehmet Timurtaş, 15 Ekim 1993'te avukatı aracılığıyla savcılığa ve emniyet müdürlüğüne başvurdu; aynı gün savcılık ilçe jandarma komutanlığından Abdulvahap Timurtaş'ın gözaltında olup olmadığı bilgisini vermesini istedi. 20 Ekim'de Silopi İlçe Jandarma Komutanı Hüsam Durmuş, Timurtaş'ın gözaltında olmadığını bildirdi. Ertesi gün baba Mehmet Timurtaş'ın savcılıkta ifadesi alındı. Savcılık soruşturmasında ilerleme olmayınca Mehmet Timurtaş Güçlükonak Belediye Başkanı olan akrabaları Bahattin Aktuğ'u aradı. Aktuğ o sırada Şırnak'ta gözaltında olan Nimet Nas ve Sedik Erdoğan adlı iki itirafçıyla görüştüğünü; Abdulvahap'ın da onlarla birlikte Şırnak'ta gözaltında olduğunu öğrendiğini söyledi. Olaydan yaklaşık 45 gün sonra Güçlükonak'a giden Mehmet Timurtaş 20 gün önce serbest bırakılan Nimet Nas ve Sedik Erdoğan ile bizzat görüştü. İki itirafçı kendileri bırakıldığı sırada Abdulvahap'ın hala gözaltında olduğunu, birlikte alıkonulduğu Suriyeli arkadaşını da gördüklerini söylediler.
Bahattin Aktuğ, bilgi almak için Şırnak Jandarma Komutanlığını tekrar aradı ancak bu kez Abdulvahap Timurtaş ile ilgili bir daha aramaması söylendi. Mehmet Timurtaş bunun üzerine Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına tekrar giderek Nimet Nas ve Sedik Erdoğan'ı oğlunu gözaltındayken gören tanıklar olarak belirtti; defalarca Şırnak Jandarma Komutanlığına giderek oğluyla ilgili bilgi almaya çalıştı. Hukuki olarak herhangi bir ilerleme kaydedilmeyince Timurtaş ailesi 9 Şubat 1994'te olayı AİHM'ye taşıdı. 13 Temmuz 1995'te Türkiye'deki soruşturmayı yürüten Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı görevsizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı da 3 Haziran 1996'da delil yetersizliğinden takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı.
AİHM, Türkiye'deki soruşturmada herhangi bir ilerleme olmadığı için olaya ilişkin bir soruşturma yürüttü ve ilgilileri dinledi. Mahkeme, devlet Abdulvahap Timurtaş'ın gözaltına alındığını inkâr etse de, Timurtaş ailesinin avukatının sunduğu ve üzerinde 14 Ağustos 1993 tarihli, referans numarası ve Silopi İlçe Jandarma Komutanı Hüsam Durmuş'un imzası olan jandarma operasyon raporunun fotokopisinin, orijinal bir belgeden çoğaltıldığına kanaat getirerek başvuranın argümanlarını doğruladığını kabul etti. Belgede, Abdulvahap Timurtaş'ın yanındaki Suriyeli şahısla beraber Yeniköy civarında yakalanması ve ilk sorgularına ilişkin bilgiler yer alıyordu.
AİHM 13 Haziran 2000 tarihli kararında AİHS'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin, işkence yasağını düzenleyen 3. maddesinin (başvuranlar açısından), özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesinin, etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vererek hükümeti maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
Baba Mehmet Timurtaş 26 Ocak 2009 ve 18 Mayıs 2009 tarihlerinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak oğlu Abdulvahap Timurtaş’a sağ veya ölü olarak ulaşamadığını bildirdi. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı şikayet dilekçelerini 19 Mart 2010 tarih ve 2009/930 sayı ile Şırnak ve Silopi Cumhuriyet Başsavcılıklarına, ayrıca 25 Mart 2010 tarih ve 2009/430 soruşturma ve 2013/41 fezleke numaralı fezlekeyi de TMK 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. TMK 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/466 soruşturma numaralı dosyada, 2014/10089 karar numarasıyla yetkisizlik kararı vererek dosyayı Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 26 Mayıs 2015 tarihli ve 2014/1859 soruşturma numaralı dosyada Abdulvahap Timurtaş’ın ölümü ile ilgili olarak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararının tekrarlandığı tespitini tutanak altına aldı.
Haziran 2023 itibariyle Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan araştırma neticesinde Abdulvahap Timurtaş’ın Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı Toplu Dosyası 2014/1859 soruşturma numaralı dosyada olduğu görülmüştür. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/1859 dosyasının 40’a yakın klasörden oluşuyordu. Savcılık arşivinden getirilen klasörlere bakıldığında ise son yıllarda yapılan işlemlere dair fiziki çıktıların dosyalara aktarılmadığı ve en son yapılan işlemlerin 2013-2014 yıllarında olduğu görüldü. Bu nedenle dosyanın fiziken incelemesi sonucunda alınan veriler eski işlemlere dairdir. Yeni olduğu söylenen klasörlerde ise 2019 yılına ait bir evraktan sonra tüm klasör tekrar 2013 yılına ait görülüyor. Güncelleme sırasında savcılıktan belgelerin UYAP üzerinden kontrolü talebimiz kabul edilmesi üzerine en son eklenen evrak ve işlemlere UYAP üzerinden bakıldı.
Dosyada var olan maktül ve müştekilerin öğrenilmesi amacıyla sunulan talep sonucunda maktüller Abdülhakim Tanrıverdi, Abdullah Düşkün, Abdurrahman Güzel, Abdurrahman Yılmaz, Ahmet Berek, Ali Karagöz, Emin Savgat, Emin Karatay, Hediye Erbil, İhsan Arslan, Mahfuze Sezgin, Mehdiye Budak, Mehmet Elçi, Mehmet Turay, Mehmet Acar, Mehmet Sezgin, Mustafa Aydın, Mümine Yanık, Rabia Tanrikulu, Selami Çiçek, Yusuf Şahin; mağdurlar Abdulvahap Timurtaş, Abdurrahman Bilik, Ahmet Bulmuş, Enver Akın, Hasan Baykura, İlhan Bilir, Kemal Mübariz, Nadir Nayci, Ömer Sulmaz, Ramazan Bilir isimleri görüldü.
Dosyada yer alan bilgilere göre Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu 29 Haziran 2022 tarihinde 2014/1859 Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası üzerinden Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine “Herhangi bir şüpheli tespit edilip edilmediği, edildiyse yapılan işlemler, Şikayet olup olmadığı olmuşsa yapılan işlemlerin,” araştırılması için müzekkere yazmıştı. Bu araştırma işlemleri için maktül yakınları ile görüşülmesi ve yardım alınması istenmişti.
Savcılıkta yapılan inceleme ve savcılık katibinden alınan bilgiye göre dosyada henüz bir daimi arama kararı veya herhangi bir ayırma kararı olmadığı bilgisi alındı.
Dosyada en son 25 Ocak 2022 tarihinde Abdulhamit Düdük’ün öldürülmesi olayında elde edilen suç eşyalarının Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği bilgisi Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/47 dosyasınca bildirilmiştir. Dosya hakkında bilgiler Haziran 2023 itibariyle günceldir.