Abdulhakim Tanrıverdi
person- Image

- Sex
- Erkek
- Civil status
- Evli
- Date body found
- 17 Nis 1993
- Occupation
- Çiftçi
- Dependants
- 6
- Event description
Abdulhakim Tanrıverdi, beş çocuğu ve eşiyle birlikte Cizre’ye bağlı Kuştepe köyünde yaşıyor, faaliyette olmayan bir köy okulunda kalıyordu. Ailesinin tanıklığı ve YAKAY-DER kayıtlarına göre 9 Nisan 1993’te, 3-4 kişi okulun kapısını çaldı. Bu kişiler Abdulhakim Tanrıverdi’ye dışarı çıkmasını, çıkmazsa içeriye el bombası atacaklarını söyledi. Kaldıkları okulun pencerelerinde cam yoktu, naylonla kaplıydı. Elindeki bombayı, naylonunu yırttığı pencereden içeri doğru uzatan kişi Kürtçe olarak "Dışarı çık, çıkmazsan bu bombayı evin içine atarım," dedi. Bunun üzerine Abdulhakim Tanrıverdi dışarı çıktı, gelenler Tanrıverdi'yi de yanlarına alarak uzaklaştılar. Eşi, sabaha kadar kocasını bekledi, kocası gelmeyince akrabalarına haber verdi. Abdulhakim Tanrıverdi’nin abisi jandarma komutanlığında kardeşini sordu ancak bir cevap alamadı. Daha sonra nüfuzlu koruculardan ve Hizbullah örgütüne yakın olduğunu bildikleri kişilerden yardım istediler ancak herhangi bir bilgi edinemediler.
Abdulhakim Tanrıverdi’nin bedeni, 17 Nisan günü elleri ve ayakları bağlı olarak İdil yolunda Düzova köyü yakınlarında bir derede üzeri taşlarla kaplı bir şekilde çobanlar tarafından bulundu. Tanrıverdi’nin bedeni büyük ölçüde çürümeye başladığı için ailesi ne şekilde öldürüldüğünü anlayamadı. Elleri ön taraftan iple bağlıydı, kafatası kırılmış, başı arka taraftan içeriye doğru çökük bir vaziyetteydi. Bedeni teşhis için giden ailesi Abdulhakim Tanrıverdi'yi alarak Kuştepe köyünde bir mezarlığa defnetti. Ailesi korktuğu için olayı soruşturmaktan vazgeçti ve hiçbir hukuki süreç başlatmadı. Abdulhakim Tanrıverdi’nin ölümünden kısa bir zaman sonra eşi ve çocukları Kuştepe köyünden Mersin’e göç etti. Mersin’de beş yıl yaşadıktan sonra geçim sıkıntısı nedeniyle Cizre’ye geri taşındılar. 23 Mart 2009 tarihinde, Abdulhakim Tanrıverdi’nin eşi ve abisi Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına, Abdulhakim Tanrıverdi’yi öldüren ve köylerini terk etmelerine sebep olan kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu ve bu kapsamda ifadeleri alındı.
- Geolocation
Enlem: 37.33234600000001
Boylam: 42.185474000000006
- Geolocation
- City
- Şırnak
- District
- Cizre
- Date of disappearance
- 9 Nis 1993
- Year of disappearance
- 1993
- Age at the time of disappearance
- Yaş:37
- Status of the victim
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Type of source material
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses kaydı)
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Decision by the prosecution office
- Soruşturma sürüyor
- Summary of the legal proceedings
17 Nisan 1993 tarihinde, Abdulhakim Tanrıverdi’nin bedeni iki çoban tarafından, Şırnak ili Cizre ilçesi Kuştepe mevkiinde, İdil yolunda Düzova köyü yakınlarında bir derede üzeri taşlarla kaplı bir şekilde bulundu. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı bedenin bulunması üzerine 1993/223 hazırlık numarası ile soruşturma başlattı.
17 Nisan 1993 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı olay yeri inceleme ve ölü muayenesi yaptırdı. Muayene raporundaki bilgilere göre, bedenin üzerinde herhangi bir açık yara bulunmamakla birlikte, ellerinin ön taraftan bağlı olduğu, kafatasının kırıldığı, baş kısmının arka taraftan içe göçük olduğu, alt çenesinin ve ön dişlerinin bulunmadığı ve uzun süre toprak altında kaldığı, bu nedenle bedenin bir bölümünün yandığı, çürüdüğü tespit edildi. Muayene sırasında kimlik tespitini maktulün kardeşi A.T. yapmıştır. Otopsi zaptında maktulün kardeşi A.T. kardeşinin “yasadışı örgüt” mensuplarınca kaçırıldığını beyan etti.**
21 Nisan 1993 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı suçun “Siyasi amaçla adam öldürmek” olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiş ve 1993/219 hazırlık soruşturma numaralı dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi (Karar No: 1993/82).
Abdulhakim Tanrıverdi’nin ölümünden kısa bir zaman sonra eşi ve çocukları Kuştepe köyünden Mersin’e göç etmiş ve Mersin’de beş yıl yaşadıktan sonra geçim sıkıntısı nedeniyle Cizre’ye geri taşınmışlardı. 2009 yılında cezaevinde tutuklu bulunan iki gizli tanığın, terörle mücadele adı altında faaliyet yürüten bir suç örgütünün varlığından bahsedip işlenen suçlar hakkında ayrıntılı bilgiler vermesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili) 2009/906 hazırlık numaralı bir soruşturma başlattı. Savcılığın, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 soruşturma numaralı dosyası ile birlikte yürüttüğü bu soruşturmada tanık anlatımlarının birçok eski dosya bilgileri ile örtüştüğü görülerek şüphelilerin bir kısmı tutuklandı. Yaşanan gelişmelerin duyulmasıyla bölge kamuoyunda sorumluların tespit edilip yargılanabileceği umudu doğmuştu. Bu nedenle 2009 yılında Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde pek çok aile Şırnak Barosu aracılığıyla ve gönüllü avukatların desteğiyle kendi kayıplarının da akıbetlerini öğrenebilmek ve sorumluların bulunması amacıyla uzun süredir hiçbir ilerleme olmamış kayıp dosyaları ile ilgili olarak savcılıklara yeniden başvuru yaptı. 23 Mart 2009 tarihinde bu gelişmeler üzerine kardeşi ve eşi Abdulhakim Tanrıverdi'nin zorla alıkonduktan sonra öldürülmesiyle ilgili olarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdiler. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, Abdulhakim Tanrıverdi’nin öldürülmesi iddiasını 2009/430 numaralı soruşturma dosyası altında incelemeye başladı.
23 Mart 2009 tarihinde, A.T. müşteki olarak verdiği ifadesinde, o dönemde çocuklarını tehlikeye düşürmemek için şikâyetçi olamadığını ve şehir değiştirdiğini, Kuştepe köyünde yapılan kazılarda insan kemikleri bulunmasının ardından hakkını aramaya karar verdiğini belirtmiş ve faillerin araştırılmasını istedi. Aynı ifade de daha önce de savcının köylerine geldiğini hatırladığını, yaptığı işlemleri bilmediğini ve sonrasında kendilerine hiçbir bilgi verilmediğini belirtti.
Daha sonra 30 Mart 2009 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili) tarafından 2009/906 numaralı soruşturma kapsamında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıda Cizre’de 1990-2000 yılları arasında jandarma ve polis bölgelerinde meydana gelen faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelerle ilgili ayrıntılı bir tablo hazırlanması, 1993-1994 yıllarına ait nezarethane kayıt defterlerinin ve aynı yıllara ait İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından İl Jandarma Komutanlığına gönderilen vukuat raporlarının temin edilmesi, tanık Mehmet Nuri Binzet ve gizli tanık Tükenmez Kalem’in beyanlarında yer alan olaylarla ilgili yürütülen soruşturma dosyalarından Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında bulunanlar kapsamında tanık beyanlarının yeniden alınması, fotoğraf teşhis ve fethi kabir işlemlerinin gerçekleştirilmesi, kimlik tespiti açısından gerekliyse biyolojik incelemelerin yapılması, mermi çekirdek ve kovanlarının gerekli kriminal incelemelerinin tamamlanması talep edilmişti. 31 Mart 2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/430 numaralı soruşturma kapsamında bu taleplerin yerine getirilmesini Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığından istedi. 24 Nisan 2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2009/430 numaralı soruşturma kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili) 30 Mart 2009 tarihli talebinin sonucu bildirilmiştir.
18 Mayıs 2009 tarihinde müşteki avukatları tarafından Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 numaralı soruşturma dosyasına sunulan dilekçede tahkikatı devam eden iddiaların vahameti, yaygınlığı, aynı şüpheli isimlerinin farklı olaylarda geçmesi, olayların meydana gelişindeki benzerlikler, yaşananların toplumda yarattığı infial, zorla kaybedilen kişilerin çoğunun cenazesinin bulunamamış olması ve müştekilerin yaşadığı acılar göz önünde bulundurularak soruşturmanın ivedilikle tamamlanması ve hakikatin ortaya çıkartılması talep edildi.
19 Kasım 2009 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2009/430 numaralı soruşturma dosyası kapsamında hazırlanan tutanak ile zabıt katibinden, Abdulhakim Tanrıverdi’nin bulunan bedenine ilişkin evrakların araştırılması istendi.
23 Şubat 2010 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı Yazı İşleri Müdürlüğü, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına daha önceden talep edilen soruşturma akıbetlerine ilişkin yapılan araştırmanın sonucunu gönderdi. Buna göre, müşteki A.T.’nin, eşi Abdulhakim Tanrıverdi’nin 1993 yılında ateşli silahla öldürüldüğü iddiasıyla ilgili olarak 1993/219 sırasına kayıtlı soruşturma başlatıldığı, soruşturma neticesinde dosyanın 21 Nisan 1993 tarih ve 1993/82 sayılı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği tespit edildi.
25 Mart 2010 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili) 2009/430 numarası üzerinden yürütülen soruşturmaya ilişkin tahkikat aşamasını ve değerlendirmelerini gönderdi. Buna göre öncelikle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili) 2009/906 numaralı soruşturma üzerinden yürüttüğü ve daha sonradan Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyasının 2009/430 numarasına kaydedildiği belirtildi. Abdulhakim Tanrıverdi’nin öldürülmesi iddiası ile ilgili elde edilen bilgiler ve değerlendirmeler paylaşıldı. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı son olarak, soruşturmada adı geçen silahlı terör örgütlerinin faaliyet alanları, üyeleri, birbiriyle irtibatları, soruşturmanın aşamalarının tam olarak bilinmediğini, genel olarak yürüttükleri faili meçhul cinayetlerle ilgili örgütsel bağların olup olmadığının verimli bir şekilde değerlendirilebilmesi ve gerekli koordinasyonun sağlanması için ilgili metni hazırladığını açıkladı. Savcılık ayrıca, Mehdia Budak ve Rabia Tanrıkulu’nun öldürülmesi ve Abdulhakim Tanrıverdi’nin öldürülmesi olaylarında Hizbullah terör örgütünün ön plana çıktığını, bu örgütün Cizre Kuştepe köyünde belli süre örgütlendiği hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerektiğini belirtmişti.
20 Aralık 2011 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, tanık G.K.’nin, ertesi gün ise müşteki A.T.’nin olay gününe ilişkin ifadesini aldı.
18 Mayıs 2012 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı dosyada ayırma kararı verdi. Buna göre Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. Maddesinde belirtilen suçlara bakmakla yetkili) 2009/906 numarası üzerinden yürüttüğü soruşturmanın Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 numaralı dosyası üzerinden yürütülmesine karar verildi.
6 Şubat 2013 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/430 numaralı soruşturmasını tamamlayarak, fezlekeyle TMK 10. maddesi ile görevli ve yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi ve burada dosya 2013/466 soruşturma numarasına kaydedildi.
20 Mart 2014 tarihinde, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. Maddesi ile Görevli) 6526 sayılı yasanın 19. maddesi ile TMK 10. Maddesi ile Yetkili Cumhuriyet Başsavcılıklarının görevine son verilmesi sebebiyle, yetkisizlik kararı vererek 2013/466 numaralı soruşturma dosyasını Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi ve dosya burada 2014/1859 sayılı soruşturma sırasına kaydedildi.
Nisan 2015’te, Cizre Emniyet Müdürlüğü, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına, ilgili soruşturmaya ilişkin hazırladığı 30 Mart 2015 tarihli “Arşiv Araştırma Tutanağı”nı gönderdi. Buna göre, soruşturma evrakına konu ölümlerin veya kaybolmaların akıbeti ile ilgili olarak Asayiş Büro Amirliği, Şehit Murat Akançay Polis Merkez Amirliği ve Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı ile soruşturma konusuyla ilgili olarak gerekli araştırmanın yapılması için yazışmalar yapılmış, Şehit Murat Akançay Polis Merkez Amirliği ve Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı ile yapılan yazışmalardan henüz yanıt gelmemiş, yanıt gelmesi halinde gönderileceği belirtilmişti. Asayiş Büro Amirliğinin cevap yazısı ve Terörle Mücadele Büro Amirliği arşiv kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde hazırlanan araştırma tutanağı gönderildi. Araştırma tutanağında, Abdulhakim Tanrıverdi isimli şahıs hakkında arşiv kayıtlarında herhangi bir belge ve bilgiye rastlanmadığı yazıyordu. 14 Mayıs 2015 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, ayrıca, 2014/1859 numaralı soruşturma dosyası kapsamında, Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğünden; Abdulhakim Tanrıverdi isimli maktulün 1993 yılında Cizre ilçesinde öldürülmesi olayı ile ilgili olarak bugüne kadar herhangi bir fail tespit edilip edilmediği ve konu ile ilgili olarak herhangi bir kamu davası açılıp açılmadığının tespitini talep etti.
Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu, 29 Haziran 2022 tarihinde 2014/1859 numaralı soruşturma dosyası üzerinden Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine “Herhangi bir şüpheli tespit edilip edilmediği, edildi ise yapılan işlemler, şikayet olup olmadığı, olmuşsa yapılan işlemlerin,” araştırılması için müzekkere yazmıştı. Bu araştırma işlemleri için maktül yakınları ile görüşülmesi ve yardım alınması istenmişti. Bu talebe ilişkin güncel bir gelişme bulunmuyor.
Savcılığa dosyada daimi arama kararı olup olmadığı sorulduğunda, savcılık katibinin dosyada henüz bir daimi arama kararı olmadığı şeklindeki cevabı alındı. Aynı şekilde dosyada herhangi bir ayırma kararı da yoktu.
Dosyada en son 25 Ocak 2022 tarihinde Abdulhamit Düdük’ün öldürülmesi olayında elde edilen suç eşyalarının Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği bilgisi, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/47 numaralı dosyasınca bildirildi. Haziran 2023 itibariyle günceldir.
** İfadesinde bu bilgileri kardeşinin eşinden aldığını belirtmiştir.