Ahmet Yaman
Kişiler- Görsel
- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Muhtar
- Bakmakla Yükümlü Olduğu Kişi Sayısı
- 2
- Olay Özeti
AİHM’nin 26 Mart 2013 tarihli kabuledilemezlik kararında yer alan bilgilere göre, Ahmet Yaman 2 Nisan 1965 tarihinde Şırnak'ın Uludere ilçesi Yeşilyuva köyünde dünyaya geldi. Sekiz kardeşi olan Ahmet, ilkokul mezunuydu. Evli ve bir çocuk babasıydı. Köyünde muhtardı, aynı zamanda tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Köy muhtarı olduktan altı ay sonra gözaltına alındı ve altı ay Mardin Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Serbest bırakılmasının ardından üç hafta kadar Irak'a giderek burada kaldı. 1995 yılı Temmuz ayının başlarında ise evindeyken Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından telefonla aranarak komutanlığa çağrıldı. Yemek yedikten sonra geleceğini söyledi ancak arayanlar birkaç defa daha arayarak ısrarla hemen gelmesini istedi. Evde bulunan ve telefon konuşmalarına tanık olan annesi tedirgin oldu. Hemen gitmemesi konusunda ısrar etti ancak Ahmet Yaman gitmesi gerektiğini belirterek evden ayrıldı.
Bir süre eve dönmeyince merak eden annesi, Şırnak merkeze gitti ve orada tanıdıklarına Ahmet Yaman'ı görüp görmediklerini sordu. Bir haber alamayınca telefonla arayan Jandarma Komutanlığına gitti. Burada Ahmet Yaman'ın annesi olduğunu ve oğlunun buraya çağrıldığını, bir daha dönmediğini söyledi. Nizamiyede bekleyen askerler içeriye girmesine izin vermedi. Karakoldan ayrılmayı kabul etmeyen anne ısrarla "Oğlumu siz çağırdınız, şimdi nerede," diye sordu. Askerler tarafından hakarete maruz kalmasına rağmen oradan ayrılmadı. Sonunda bir asker ona "Ahmet Yaman merkezdedir, bir sorunu var, sorunu halledecekler yarım saat sonra bırakırlar, belki o kadar da sürmez," dedi. Ancak Ahmet Yaman bırakılmadı.
Ahmet Yaman'ın eşi ve annesi, Jandarma Komutanlığının önünden ayrılmadan bekledi. Akşam saatlerine doğru karakola iniş yapan bir helikopter gördüler. Bir süre sonra da bir asker yanlarına gelerek "Ahmet Yaman'ı Şırnak Tugay Komutanlığına götürdüler," dedi ancak aile daha başka bir bilgiye ulaşamadı. Aileye çevredeki görgü tanıkları Ahmet Yaman'ın karakoldan helikopterle alındığını ve daha sonra boş bir araziye atıldığını söyledi.
Annesi, 11 Temmuz 1995 tarihinde Uludere Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. İlçe Jandarma Komutanlığı savcılığa verdiği 18 Temmuz 1995 tarih ve HRK 0621-1357-95/2625 sayılı yanıtta Ahmet Yaman'ın gözaltına alınan kişiler listesinde yer almadığını bildirdi. Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili sorguladığı iki görgü tanığının Ahmet Yaman’ın Şırnak’ta kaybedildiğini söylemesi üzerine yetkisizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Aile uzun bir süre çevre iller de dahil olmak üzere her yerde Ahmet Yaman'ı aradı. Bölgede koruculuk yapan kimi isimlere giderek bilgi almaya çalıştı. Ahmet Yaman'ın kaybedilmesinden iki-üç ay sonra aileye bir telefon geldi ve bir yerde üç cenaze bulunduğu söylenerek Ahmet Yaman'ı son gördükleri gün üzerinde hangi kıyafetler olduğu soruldu. Ahmet Yaman'ın babası telefonda söylenen yere gitti. Çobanlar tarafından arazide bulunan cenazeler geçen süreyle tanınmayacak hale geldiği için teşhis yapamadı ancak oğlunun giydiklerine benzeyen kıyafet parçalarını görünce içlerinden birinin oğlu olabileceğini tahmin etti. Aile ve cenazeleri bulan çobanlar korktukları için herhangi resmi bir merciye başvurmadı. Daha sonra cenazeleri defnetmek üzere araziye dönen baba bedenlerin orada olmadığını gördü. Ailesinin geçimini sağlayan tek kişi olan Ahmet Yaman'ın kaybedilmesinden sonra henüz küçük olan oğlu vefat etti.
Yaman ailesi 2009 yılında kayıp olayına ilişkin bilgi almak talebiyle başvurduğu Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturmanın delil yetersizliği nedeniyle verilen takipsizlik kararıyla 18 Mart 1996 tarihinde kapatıldığını öğrendi. Karara itiraz eden aile aynı zamanda 2010 yılında AİHM’ye başvurdu ancak AİHM 2013 yılında altı aylık zaman sınırına uyulmaması nedeniyle kabul edilemezlik kararı verdi.
- Konum
Enlem: 37.429182900000015
Boylam: 42.8831306
- Konum
- Şehir
- Şırnak
- İlçe
- Uludere
- Kaybedilme Tarihi
- 1 Tem 1995
- Yıl
- 1995
- Mağdurun Yaşı
- 30
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Kayıp yakınıyla görüşme (ses ve görüntü kaydı)
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- 6 aylık zaman sınırına uyulmaması nedeniyle usülden kabul edilemezlik kararı
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM’nin 26 Mart 2013 tarihli kabuledilemezlik kararında yer alan bilgilere göre, Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından telefonla aranarak komutanlığa çağrıldıktan sonra ortadan kaybolan Ahmet Yaman'ın annesinin 11 Temmuz 1995'te Uludere Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçenin ardından 1995/135 dosya numarasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, Uludere İlçe Jandarma Komutanlığından Ahmet Yaman'ın gözaltına alınıp alınmadığı soruldu. İlçe Jandarma Komutanlığının savcılığa verdiği 18 Temmuz 1995 tarih ve HRK 0621-1357-95/2625 sayılı yanıtta Ahmet Yaman'ın Komutanlığa çağrılmadığı ve adının gözaltına alınan kişiler listesinde yer almadığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında M.P. ve T.Y. tanık olarak dinlendi. İki tanığın Ahmet Yaman'ın Şırnak Tugay Komutanlığına götürüldükten sonra kaybedildiğini düşündüklerini belirtmeleri üzerine Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı aynı yıl içinde 1995/12 karar numarasıyla yetkisizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.
Kayıp olayıyla ilgili bilgi almak üzere 1 Haziran 2009 tarihinde Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran Yaman ailesine, soruşturmanın 18 Mart 1996 tarihinde delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verilerek kapatıldığı bildirildi. 18 Mart 1996 tarihli karara göre, Şırnak İl Jandarma Komutanlığı, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına, 7 Kasım 1995 tarihinde, Ahmet Yaman’ın kendileri tarafından gözaltına alınmadığı bilgisini verdi. Şırnak Savcısının Ahmet Yaman’ın bir helikoptere bindirilip Şırnak’a götürüldüğüne dair iki görgü tanığı ifadesinin doğruluğuna ilişkin sorduğu soruyu Şırnak İl Jandarma Komutanlığı 1 Aralık 1995 tarihinde cevapladı. Buna göre, Uludere ve Şırnak arasında düzenli helikopter seferleri olmamasına rağmen, ihtiyaç halinde iki yer arasında helikopter kullanılıyordu, dolayısıyla sözü geçen günde Uludere’ye herhangi bir helikopter seferi yapılıp yapılmadığını belirlemek mümkün değildi. Şırnak Cumhuriyet Savcısının yetkisizlik kararından aynı zamanda Yaman ailesinin soruşturma yapan makamlara, Şırnak Alay Komutanının Uludere’de bir kahvehaneye gelip, siviller ve köy korucuları da dâhil olmak üzere o anda orada bulunan kişilere Ahmet Yaman’ın Şırnak’ta olduğunu ve yakında salıverileceğini söylediği bilgisini verdiği anlaşılmaktadır. Fakat daha sonra Şırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulandıklarında, komutan geldiğinde orada bulunan köy korucuları komutanın Ahmet Yaman hakkında hiçbir sey söylemediğini belirtmiştir.
1 Haziran 2009 tarihinde yaptıkları başvuru üzerine 1996 tarihli takipsizlik kararından haberdar olan Yaman ailesi, 4 Haziran 2009’da bu karara itirazda bulundu. İtiraz, 13 Ağustos 2009 tarihinde başvuruyu yapan avukatların “Cumhuriyet Savcısının 18 Mart 1996 tarihli kararını aldığı tarihte başvuranı temsil etmediği ve dolayısıyla, itirazın yasal süre sınırının dışında yapıldığı” gerekçesiyle, Siirt Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı, 25 Ağustos 2009 tarihinde tebliğ edildi. Yaman ailesinin avukatlarının haberi olmaksızın Adalet Bakanlığı, avukatların itirazı öngörülen ilgili yasanın süre sınırı dâhilinde yaptığını belirterek 30 Eylül 2009 tarihinde Yargıtaydan Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin kararını kaldırmasını istedi. Yargıtay, Bakanlığın talebini 13 Ocak 2010 tarihinde kabul etti ve Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Ağustos 2009 tarihli kararını bozdu. Akabinde, Siirt Ağır Ceza Mahkemesi itirazı kabul etti.
Haziran 2023 yılında Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığında 2010/554 esas numarasına ilişkin yapılan incelemede Uludere Cumhuriyet Başsavcılığınca yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan tahkikat sonucunda da kamu davası açılmasını gerektirecek deliller elde edilememesi sebebiyle 18 Mart 1996 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, bu tarihten yaklaşık 13 yıl sonra 22 Haziran 2009 tarihinde müşteki D.Y. vekili tarafından söz konusu takipsizlik kararına itiraz edildiği, Siirt Ağır Ceza Mahkemesince itirazın süresinde yapılmadığı gerekçesiyle itirazı reddettiği, bunun üzerine Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozma talep edildiği, bu talep üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Ağustos 2009 tarih ve 2009/462 değişik iş sayılı kararının kaldırıldığı, bunun üzerine dosyanın tekrar Siirt ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Siirt ağır Ceza Mahkemesince 27 Mart 2010 tarih ve 2010/163 değişik iş sayılı kararı ile Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının 18 Mart 1996 tarihli takipsizlik kararının kaldırıldığı ve iddia olunan hususta araştırma yapılmasına, fail veya faillerinin tespit edilememesi halinde, olayın fail veya faillerinin tespit edilmesi amacıyla dosyanın daimi aramaya alınarak zaman aşımı tarihine kadar beklenilmesine karar verildiği görülmüştür.
Bu gelişmeler sonucunda Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 2010/554 esas numarası ile yeniden soruşturmaya başlamıştır. Ancak dosya 26 Ocak 2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kapatılmıştır (Karar no:2017/266 Tarih 26/01/2017). Takipsizlik kararının gerekçesi özetle: “Yapılan soruşturmada mağdurun bulunmasına ve olayda herhangi bir suç veya suçlu varsa tespit edilmesine yönelik tüm işlemlerin yerine getirildiği, gözaltında kaybolduğu iddia veya öldüğü iddia edilen mağdur Ahmet YAMAN'ın alınan nüfus kayıt örneklerinde yetişkin ve sağ olduğunun belirlendiği, bu zamana kadar Cumhuriyet Başsavcılığımıza herhangi bir kayıp ve ölüm ihbarının yapılmadığı, gözaltında kaybolduğu ve ölmüş olabileceği iddia edilen mağdurun bedeninin veya mezarının bulunamadığı, bu hal ile mağdurun gözaltına alındığına, gözaltında kaybolduğuna veya öldüğüne dair herhangi bir delil elde edilemediği, olayda soyut iddiadan başka araştıracak bir hususun bulunmadığı, soyut iddia dışında kamu davası açmak için yeterli delil elde edilemediği” şeklindedir. Savcılık personeli karara herhangi bir itiraz olmadığını belirtmiştir. Haziran 2023 itibariyle bilgiler günceldir.