Talat Türkoğlu
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Evli
- Meslek
- Bilinmiyor
- Olay Özeti
AİHM’nin 17 Mart 2005 tarihli kararındaki bilgilere ve 8 Temmuz 2016 tarihinde Demokrat Haber’de yayımlanan habere göre Talat Türkoğlu geçmişte politik suçlardan tutuklanmış ve yargılanmıştı. O dönemde sivil polisler tarafından da takip ediliyordu. 29 Mart 1996 tarihinde Talat Türkoğlu akrabalarını ziyaret etmek için otobüsle İstanbul’dan Edirne’ye doğru yola çıktı. Yolculuk sırasında otobüs bir kere bir araç tarafından durduruldu ve araçtan bir kişi otobüse bindi. Edirne’ye varmadan önce aynı araç otobüsü bir kez daha durdurdu ve otobüse binen kişi araca geri döndü. Bu araç Talat Türkoğlu’nu akrabalarının evine kadar takip etti.
1 Nisan 1996 tarihinde Talat Türkoğlu İstanbul’a dönmek üzere Edirne’yi terk etti. O gün evine dönmedi ve o tarihten beri kendisinden haber alınamadı. Eşi, Talat Türkoğlu’nun kaybedilişinin beşinci gününde eve geldiğinde kapıyı ve televizyonu açık halde buldu. Bunun kocasının anahtarıyla eve girenler tarafından yapıldığı fikrindeydi. 15 Nisan 1996 tarihinde Talat’ Türkoğlu’nun annesi, Edirne Cumhuriyet Savcılığına oğlunun zorla kaybedilmesine ilişkin dilekçe verdi.
25 Nisan 1996 tarihinde Türkoğlu’nun eşi İstanbul DGM Savcılığına Talat Türkoğlu’nun kaybedilmesi ile ilgili olarak başvurdu. Daha sonraki tarihlerde aralarında Adli Tıp Kurumu, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet Bakanı ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu da olmak üzere birçok resmi makama başvurdu. Türkoğlu’nun eşi, 10 Eylül 1997 tarihli dilekçesinde bir hükümlünün diğer hükümlülere Talat Türkoğlu’nun öldürülmesi ile ilgili anlattığı iddiaları paylaştı. Buna göre, söz konusu hükümlü MLKP örgütü içinde yer alan bir devlet ajanıydı. Bundan önce kontrgerilla eylemlerinde bulunmuştu. Bu hükümlünün açıklamalarına göre Talat Türkoğlu Çadırkent’te aralarında polis memurları, askerler ve itirafçıların da bulunduğu bir çete tarafından sorgulandıktan sonra iki kişi tarafından öldürülerek Meriç nehrine atılmıştı. Hükümlü, açıklamalarında Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü yerin krokisini çizdi ve üzerindeki giysilerin, ayakkabının, cüzdanın ve kol saatinin de ayrıntılı tarifini yaptı. Türkoğlu’nun eşi, bu yeni delillerin yetkililer tarafından soruşturulmasını istedi.
16 Haziran 1998 tarihinde Lice Cumhuriyet savcısı bu iddialarda bulunan hükümlünün işlemiş olabileceği suçlara dair açılan soruşturmada söz konusu kişi ölmüş olduğu için iddiaları araştırmanın imkânsız olması nedeniyle takipsizlik kararı verdi. Türkoğlu’nun eşinin taleplerine idari ve adli makamlar tarafından ifadesinin alınması ve Talat Türkoğlu’nun kaybedildiği bölgede bulunan bir bedenin teşhis edilmesi için çağrı yapılması dışında bir yanıt gelmedi.
Türkoğlu’nun eşinin 29 Eylül 1996 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda AİHM verdiği kararda, Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin Talat Türkoğlu’nun zorla kaybedilmesi ile ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden ihlal edildiğine karar verdi.
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı 14 Nisan 2016 tarihinde zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kapattı. Türkoğlu ailesinin avukatı karara itiraz etti. Savcılığa; Talat Türkoğlu’nun kaçırılması konusunda iddialarda bulunan hükümlünün cinayeti işlediklerini öne sürdüğü kişilerin o tarihlerde Metris Cezaevi’nde kaldıklarını bildirdiklerini söyleyen Tuncer, bu iki ismin ifadesi alınmadan dosyanın kapatıldığını belirtti. İddiaları dile getiren hükümlünün olay tarihinde, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’a bağlı, Trakya-Çorlu bölgesinde faaliyet gösteren ve içinde itirafçıların da yer aldığı, esas olarak asker ve polislerden oluşan bir kontrgerilla biriminden bahsettiğine dikkat çekti. Olayın baş sorumluları olan ve isimleri açıkça belirtilmiş olan jandarma komutanları ve Edirne emniyetinden komiserlerin de ifadelerinin alınmadığını belirtti.
- Konum
Enlem: 41.6771297
Boylam: 26.5557145
- Konum
- Şehir
- Edirne
- Kaybedilme Tarihi
- 1 Nis 1996
- Yıl
- 1996
- Mağdurun Yaşı
- Yaş:45
- Mağdurla ilgili son durum
- Hâlâ kayıp
- Kaynak Materyalin Türü
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturmada zamanaşımı nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- AİHM Kararı
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- İhlal Edildiğine Karar Verilen AİHS Maddeleri
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Hukuki Süreç Özeti
AİHM’nin 17 Mart 2005 tarihli kararına göre, 15 Nisan 1996 tarihinde Talat Türkoğlu’nun annesi, Edirne Cumhuriyet Savcılığına oğlunun zorla kaybedilmesine ilişkin dilekçe verdi. 25 Nisan 1996 tarihinde eşi Talat Türkoğlu’nun eşi de İstanbul DGM Savcılığına eşinin kaybedilmesi ile ilgili olarak başvurdu. Daha sonraki tarihlerde Adli Tıp Kurumu, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet Bakanı, Siyasi Parti Genel Başkanlıkları, İçişleri Bakanlığı, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Pen Yazarlar Derneği Cezaevi Komitesi ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu da dahil olmak üzere birçok resmi makama başvurdu.
Türkoğlu’nun eşi, 10 Eylül 1997 tarihli dilekçesinde hükümlünün diğer hükümlülere Talat Türkoğlu’nun öldürülmesi ile ilgili anlattığı iddiaları paylaştı. Buna göre söz konusu hükümlü, MLKP örgütü içinde yer alan bir devlet ajanıydı. Bundan önce kontr-gerilla eylemlerinde yer almıştı. Hükümlünün açıklamalarına göre Talat Türkoğlu Çadırkent’te aralarında polis memurları, askerler ve itirafçıların da bulunduğu bir çete tarafından sorgulandıktan sonra iki kişi tarafından öldürülerek Meriç nehrine atılmıştı. Hükümlü, açıklamalarında Talat’ın öldürüldüğü yerin krokisini tarif etmiş ve Talat Türkoğlu’nun üzerindeki giysilerin, ayakkabının, cüzdanın ve kol saatinin de ayrıntılı tarifini yapmıştı. Türkoğlu’nun eşi, bu yeni delillerin yetkililer tarafından soruşturulmasını istedi.
16 Haziran 1998 tarihinde Lice Cumhuriyet Savcısı, iddiaları öne süren hükümlünün işlemiş olabileceği suçlara dair açılan soruşturma hakkında takipsizlik kararı verdi. Savcı kararında söz konusu hükümlü ölmüş olduğu için iddiaları araştırmanın imkânsız olduğunu belirtti. Türkoğlu’nun eşinin taleplerine, idari ve adli makamlar tarafından ifadesinin alınması ve Talat Türkoğlu’nun kaybedildiği bölgede bulunan bir bedenin teşhis edilmesi için çağrı dışında bir yanıt gelmedi.
Türkoğlu’nun eşinin 29 Eylül 1996 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda AİHM verdiği kararda Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin Talat Türkoğlu’nun zorla kaybedilmesi ile ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden ihlal edildiğine karar verdi.
AİHM’nin 17 Mart 2005 tarihli kararından sonra, 21 Mayıs 2012 tarihinde, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul Küçük Çekmece Aile Mahkemesi’nden Talat Türkoğlu hakkında evraklar istedi. 12 Haziran 2012 tarihinde evraklar Aile Mahkemesine iade edildi. 25 Mart 2013 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, Edirne İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden Talat Türkoğlu ile ilgili yapılan çalışmalarda olayla ilgisi bulunduğu düşünülen kişilerin beyanlarına başvurulmasını talep etti. Bu doğrultuda Talat Türkoğlu’nun yaşadığını iddia eden kendisine boşanma davası açan eşi, boşanma davasında tanık olan kişilerin; ayrıca Talat Türkoğlu’nun ikamet ettiği belirtilen adreste onun adına boşanma davasıyla ilgili tebligatı alan kişinin beyanlarının alınması; Talat Türkoğlu’nun yaşayıp yaşamadığının ortaya çıkartılması ve şu anki yerinin saptanması amacıyla gerekli işlemlerin yapılarak Cumhuriyet Savcılığına bilgi verilmesi istendi.
11 Aralık 2013 tarihinde Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığından, Birleşmiş Milletler Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubu’na sunulmak üzere Zorla ve İrade Dışı Kaybolmalar listesinde bulunan şahısların durumları hakkında güncel bilgilendirme talep etti. 23 Aralık 2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığına verdiği cevapta, listenin 20. sırasında ismi bulunan Talat Türkoğlu’nun tüm aramalara rağmen henüz bulunamadığını ve hayatta ise bulunduğu adrese ilişkin yapılan araştırmalarda önceki bilgilere ek bir bilginin elde edilemediğini ve soruşturmanın halen devam ettiğini bildirildi.
23 Ocak 2014 tarihinde polis memurlarının TEM Şube Müdürlüğüne sundukları raporda Talat Türkoğlu’nun bulunmasına ve yerinin tespitine ilişkin yapılan çalışmalar neticesinde Edirne ilinde bulunan şehirlerarası otobüs firmaları, tren istasyonları, metruk binalar, doğal akarsu yatakları ve hastane bahçelerinde yapılan genel kontrollerde bulunamadığı, devamlı ikamet ettiği adresin bulunmadığı, şahsın bulunması için araştırmaların devam ettiği bildirildi.
14 Şubat 2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda Edirne İl Emniyet Müdürlüğünün yaptığı araştırmalar sonucunda Talat Türkoğlu’nun bulunmasına ve yerinin tespitine ilişkin herhangi bir ilerleme kaydedilemediği belirtildi.
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı 14 Nisan 2016 tarihinde zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle kapattı. Türkoğlu ailesinin avukatı karara itiraz etti. Savcılığa; Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına ilişkin iddialarda bulunan hükümlünün cinayeti işlediklerini öne sürdüğü iki kişinin o tarihlerde Metris Cezaevi’nde kaldıklarını bildirdiklerini söyleyen Tuncer, bu iki ismin ifadesi alınmadan dosyanın kapatıldığını belirtti. Hükümlünün, olay tarihinde, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’a bağlı, Trakya-Çorlu bölgesinde faaliyet gösteren ve içinde itirafçıların da yer aldığı, esas olarak asker ve polislerden oluşan bir kontrgerilla biriminden bahsettiğine dikkat çekti. Olayın baş sorumluları olan ve isimleri açıkça belirtilmiş olan jandarma komutanları ve Edirne emniyetinden komiserlerin de ifadelerinin alınmadığını belirtti.