Murat Aslan
Kişiler- Görsel

- Cinsiyet
- Erkek
- Medeni Durumu
- Bilinmiyor
- Cenazenin Bulunduğu Tarih
- 9 Eyl 2004
- Meslek
- Öğrenci
- Olay Özeti
İnsan Hakları Dereğinin (İHD) 2 Şubat 2005 tarihli basın açıklamasında ve Cumhuriyet gazetesinin 3 Şubat 2005 tarihli haberinde yer alan bilgilere göre; 1969 doğumlu Açık Öğretim 2. sınıf öğrencisi olan Murat Aslan 10 Haziran 1994 tarihinde Diyarbakır'a bağlı Yenişehir semti, Ali Amiri 1. Sokak'ta arkadaşlarıyla birlikteyken polis kimliği gösteren kişilerce yaka paça beyaz renkli Renault marka sivil bir otomobile zorla bindirildi ve o günden itibaren kendisinden haber alınamadı.
Babası, oğlunun kaçırılması üzerine bütün yetkili mercilere başvurdu ancak hiçbir sonuç alamadı. Aradan 10 yıl geçtikten sonra, 11 Mart 2004 tarihli Yeniden Özgür Gündem gazetesinde itirafçı Abdulkadir Aygan’ın beyanlarını gören baba Aslan hemen harekete geçti. Gazete haberine göre Murat Aslan, aralarında Jandarma İstihbarat TİM Komutanı A.K.’nin de bulunduğu JİTEM elemanlarınca kaçırılmış, Diyarbakır JİTEM’e getirilerek sorgulanmış, buradan Silopi JİTEM İstihbarat Komutanlığına götürülmüş, burada da işkence ile sorgulandıktan sonra Kortik (Çukurca) köyü yakınlarında üzerine benzin dökülerek yakılmıştı.
Bu haber üzerine baba Aslan, Kortik (Çukurca) köyüne giderek burada bir araştırma yaptı. Civar mezralarda ikamet eden köylüler, böyle bir olayın 10 yıl kadar önce yaşandığını hatırladıklarını, bir çobanın bu infaz olayını uzaktan gördüğünü, olaydan birkaç gün sonra olay yerine giderek yanmış haldeki bedeni açtığı bir çukura gömdüğünü, mezar yeri kaybolmasın diye de etrafını beyaz taşlarla çevirdiğini, orada gömülü bulunan kişinin kim olduğu hakkında bir bilgisinin bulunmadığını, hatta o bölgede bu mezarın neredeyse bir türbe gibi kabul edildiğini anlattı.
Bu bilgiler üzerine İHD Diyarbakır Şubesine başvuruda bulunan baba Aslan’ın talebi üzerine İHD ve Diyarbakır Barosu ile birlikte oluşturulan bir heyetle, 19 Nisan 2004 tarihinde Silopi Savcısı, doktor ve jandarma yetkilileri eşliğinde Silopi ilçesi Çukurca mezrası Bazamir Deresi kenarında söz konusu mezarın bulunduğu yerde yapılan kazı çalışması sonucunda toprağın 15 cm altında kemiklere ulaşıldı. Baba Aslan, ağız ve diş yapısından kemiklerin oğlu Murat Aslan’a ait olduğunu teşhis etti. Kemikler İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek anne ve babadan alınan DNA örnekleri ile karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumunun 9 Eylül 2004 tarih ve 46375/1761 sayılı raporuna göre söz konusu kemikler Murat Aslan’a aitti. Böylece Türkiye'de ilk kez, DNA testi sonucunda topraktan çıkarılan ve kime ait olduğu belli olmayan kemiklerin 10 yıl önce kaybolan bir kişiye ait olduğu ispatlandı.
İHD Diyarbakır Şubesi ve Diyarbakır Barosu, 8 Şubat 2005’te Murat Aslan'ın ölümünde sorumluluk ve ihmali bulunan OHAL Valisi H.K., Asayiş Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral H.K., Diyarbakır İl Alay Komutanı İ.Y., Cizre İlçe Jandarma Komutanı C.T., A.G., S.G., C.I., A.O., M.D., Z.B., E.S., S.G., İ.B., A.K., A.T., F.Ç., M.K., A.Ö., K.Ö., H.T., H.B., Y.U., A.U., K.E., N.A., T.Y., C.A. ve A.A. hakkında suç duyurusunda bulundu.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı, 28 Şubat 2005’te adı geçenlerden sekiz kişi hakkında, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, işkence yapmak ve taammüden adam öldürmek suçlarından ömür boyu hapis istedi. Emekli Binbaşı A.K., halen görev yapmakta olan Jandarma Uzman Çavuş Y.U., JİTEM mensubu itirafçılar Abdülkadir Aygan, M.G., F.Ç., K.E. ve eşi S.E. ile Yeşil kod adlı M.Y. sanıklar arasında yer aldı. Ancak, sadece bir gün sonra savcıya soruşturmadan el çektirildi. O sırada soruşturmakta olduğu diğer faili meçhul davalar da elinden alındı. Sekiz sanıktan üçü hakkında asker kökenli oldukları gerekçesiyle görevsizlik kararı verildi ve dosyaları Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına aktarıldı. Diğer beş sanık hakkında da, geçmiş aflardan faydalanabilecekleri gerekçesiyle tutuklama talebi kaldırıldı. Türkiye'nin Yeşil kod adı ile tanıdığı M.Y.nin bölgede, "Ahmet Yeşil-Mehmet Kırmızı" olarak da tanındığının vurgulandığı iddianamede, emekli Binbaşı A.K.’nin çetenin yöneticisi olduğu, eylemlerde başrolü Aygan'ın oynadığı ifade edildi. Açılan ilk dava, Mayıs 2010’da daha sonra açılan bir başka davayla birleştirildi ve beş kez askeri mahkeme ile sivil mahkeme arasında gidip geldi. Hem askeri hem de sivil mahkemenin yargılamayı yapmaya yetkili olmadıkları yönündeki açıklamaları nedeniyle çözülemeyen yetki krizi Yargıtay’a taşındı ve Yargıtay’ın kararıyla dosya sivil mahkemeye, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 2014’e kadar hiçbir işlem yapılmadan mahkemeler arasında dolaşan dosya, Mart 2014’te çıkan yasayla özel yetkili mahkemelerin kapatılmasının ardından dava Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 18 Eylül 2014 tarihli duruşmada ise bu davanın da daha önce Musa Anter’in öldürülmesiyle ilgili açılan davayla birleştirilmesi talep edildi.
Birleştirilen dosyalar sonunda cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek suçlamalarından yargılanan 16 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 15 yıl ağır hapis cezası arasında değişen cezalar talep ediliyordu. Korucu, itirafçı ve güvenlik güçleri ile çalışan sivil memurlardan oluşan bu sanıkların isimleri: “Yeşil” kod adlı M.Y., Abdülkadir Aygan (Aziz Turan), M.G., F.Çe. (F.C.E.), F.Ş., H.T., H.T. (H. E.), A.O. (A.T.A.), A.T., R.T. (R.E.), K.E. (E.B.), S.E. (E.B.), İ.B. (H.H.), M.Z.K., L.G.; maktuller ise Abdurrahman Lokman Zuğurli, Hasan Caner, Hasan Utanç, Tahsin Sevim, Mehmet Mehdi Kaydu, Mehmet Sıddık Etyemez, Abdulkadir Çelikbilek, Lokman Zuğurli, Harbi Arman, Servet Arslan, Mehmet Emin Şahabettin Latifeci, Zana Zuğurli, Mehmet Ali Ahmet Ceylan.
1998 yılında bir operasyonda yaralanarak sakat kalan ve malulen emekliye ayrılan A.K.’ye Aralık 2004'te dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından "Devlet Övünç Madalyası" verildi. JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan, 2009 Ocak ayında Star gazetesine verdiği röportajda A.K.'nin emriyle gerçekleştiğini söylediği pek çok cinayeti tek tek sıraladı. Bu röportajdan birkaç gün sonra A.K. intihar etti. A.K. ölmesi nedeniyle sanıklar arasından çıkartıldı. Diğer sanıkların tamamı tutuksuz yargılanıyor. Sadece İsveç’te bulunan Abdülkadir Aygan hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi.
Aslan ailesi failler hakkındaki şikâyetlerine cevap alamayınca dosyayı 2008'de AİHM’ye götürdü. Baba Aslan oğlunun katillerinin yargılanmasını göremeden 11 Eylül 2014’te öldü.
- Konum
Enlem: 37.9249733
Boylam: 40.2109826
- Konum
- Şehir
- Diyarbakır
- Kaybedilme Tarihi
- 10 Haz 1994
- Yıl
- 1994
- Mağdurun Yaşı
- 25
- Mağdurla ilgili son durum
- Bedeni bulundu ve ailesine teslim edildi
- Kaynak Materyalin Türü
- Araştırma yazısı/kitabı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Soruşturma Sonucu
- Soruşturma sürüyor
- Hukuki Süreç Özeti
19 Nisan 2004 tarihinde Silopi Savcısı, doktor ve jandarma yetkilileri eşliğinde Silopi ilçesi Çukurca mezrası Bazamir Deresi kenarında yapılan kazı çalışması sonucunda toprağın 15 cm altında kemiklere ulaşıldı. Baba Aslan, ağız ve diş yapısından kemiklerin 1994 yılında polis kimliği gösteren polislerce kaçırılan oğlu Murat Aslan’a ait olduğunu teşhis etti. Kemikler İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek anne ve babadan alınan DNA örnekleri ile karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumunun 9 Eylül 2004 tarih ve 46375/1761 sayılı raporuna göre söz konusu kemikler Murat Aslan’a aitti. Böylece Türkiye'de ilk kez, DNA testi sonucunda topraktan çıkarılan ve kime ait olduğu belli olmayan kemiklerin 10 yıl önce kaybolan bir kişiye ait olduğu ispatlandı.
İHD Diyarbakır Şubesi ve Diyarbakır Barosu, 8 Şubat 2005’te Murat Aslan'ın ölümünde sorumluluk ve ihmali bulunan OHAL Valisi H.K., Asayiş Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral H.K., Diyarbakır İl Alay Komutanı İ.Y., Cizre İlçe Jandarma Komutanı C.T., A.G., S.G., C.I., A.O., M.D., Z.B., E.S., S.G., İ.B., A.K., A.T., F.Ç., M.K., A.Ö., K.Ö., H.T., H.B., Y.U., A.U., K.E., N.A., T.Y., C.A. ve A.A. hakkında suç duyurusunda bulundu.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı, 28 Şubat 2005’te sekiz kişi hakkında, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, işkence yapmak ve taammüden insan öldürmek suçlarından ömür boyu hapis istedi. Emekli Binbaşı A.K. halen görev yapmakta olan Jandarma Uzman Çavuş Y.U., JİTEM mensubu itirafçılar Abdülkadir Aygan, M.G.., F.Ç., K.E. ve eşi S.E. ile Yeşil kod adlı M.Y. sanıklar arasında yer aldı. Ancak, sadece bir gün sonra savcıya soruşturmadan el çektirildi. O sırada soruşturmakta olduğu diğer faili meçhul davalar da elinden alındı. Sekiz sanıktan üçü hakkında asker kökenli oldukları gerekçesiyle görevsizlik kararı verildi ve dosyaları Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına aktarıldı. Diğer beş sanık hakkında da, geçmiş aflardan faydalanabilecekleri gerekçesiyle tutuklama talebi kaldırıldı. Türkiye'nin “Yeşil” kod adı ile tanıdığı M.Y.'nin bölgede, "Ahmet Yeşil-Mehmet Kırmızı" olarak da tanındığının vurgulandığı iddianamede, emekli Binbaşı A.K.’nin çetenin yöneticisi olduğu, eylemlerde başrolü Aygan'ın oynadığı ifade edildi.
Açılan ilk dava, Mayıs 2010’da daha sonra açılan bir başka davayla birleştirildi ve yetki sorunu sebebiyle beş kere yer değiştirdi. Mahkeme ile sivil mahkeme arasında gidip geldi. Hem askeri hem de sivil mahkemenin yargılamayı yapmaya yetkili olmadıkları yönündeki açıklamaları nedeniyle çözülemeyen yetki krizi Yargıtay’a taşındı ve Yargıtay’ın kararıyla dosya sivil mahkemeye, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 2014’e kadar hiçbir işlem yapılmadan mahkemeler arasında dolaşan dosya, Mart 2014’te çıkan yasayla özel yetkili mahkemelerin kapatılmasının ardından dava Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 18 Eylül 2014 tarihli duruşmada ise bu davanın da daha önce Musa Anter’in öldürülmesiyle ilgili açılan davayla birleştirilmesi talep edildi.
Birleştirilen dosyalar sonunda cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek suçlamalarından yargılanan 16 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 15 yıl ağır hapis cezası arasında değişen cezalar talep ediliyor. Korucu, itirafçı ve güvenlik güçleri ile çalışan sivil memurlardan oluşan bu sanıkların isimleri: “Yeşil” kod adlı M.Y., Abdülkadir Aygan (Aziz Turan), M.G., F.Ç. (F.C.E.), F.Ş., H.T., H.T. (H. E.), A.O. (A.T.A.), A.T., R.T. (R.E.), K.E. (E.B.), S.E. (E.B.), İ.B. (H.H.), M.Z.K., L.G.; maktuller ise Abdurrahman Lokman Zuğurli, Hasan Caner, Hasan Utanç, Tahsin Sevim, Mehmet Mehdi Kaydu, Mehmet Sıddık Etyemez, Abdulkadir Çelikbilek, Lokman Zuğurli, Harbi Arman, Servet Arslan, Mehmet Emin Şahabettin Latifeci, Zana Zuğurli, Mehmet Ali Ahmet Ceylan.
1998 yılında bir operasyonda yaralanarak sakat kalan ve malulen emekliye ayrılan A.K.’ye Aralık 2004'te dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından "Devlet Övünç Madalyası" verildi. JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan, 2009 Ocak ayında Star gazetesine verdiği röportajda A.K.’nin emriyle gerçekleştiğini söylediği pek çok cinayeti tek tek sıraladı. Bu röportajdan birkaç gün sonra A.K. intihar etti. A.K. ölmesi nedeniyle sanıklar arasından çıkartıldı. Diğer sanıkların tamamı tutuksuz yargılanıyor. Sadece İsveç’te bulunan Abdülkadir Aygan hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi.
Aslan ailesi failler hakkındaki şikâyetlerine cevap alamayınca dosyayı 2008'de AİHM’ye götürdü. Baba Aslan oğlunun katillerinin yargılanmasını göremeden 11 Eylül 2014’te öldü.
Mayıs 2023 yılında Murat Aslan’a ilişkin yapılan incelemede Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında 1994/3435 numaralı dosyada maktül sıfatı ile kayıtlı olduğu görüldü. (Kayıt Tarihi: 08.06.1994) Bu dosya daha sonra görevsizlikle kapatılarak (Karar No: 2014/860 Kapanış Tarihi: 19.03.2014) Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/10754 esasına kaydedildi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/10754 dosyasında ise 2018/2904 numaralı ve 10 Eylül 2018 tarihli birleştirme kararı verilerek dosya kapandı. Dosya 2014/10025 numaralı soruşturma dosyası ile birleştirildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/10025 dosyası Diyarbakır’daki faili meçhullere dair bir toplu dosya olup halen açık durumda ancak inceleme talep etmemize rağmen kısıtlılık kararı bulunduğu için talebimiz reddedildi. (Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 08.10.2020 tarihli 2020/3324 değişik iş nolu kısıtlılık kararı) Mayıs 2023 itibariyle bilgiler günceldir.