Zozan Eren
person- Image

- Sex
- Kadın
- Civil status
- Evli
- Occupation
- Memur
- Dependants
- 3
- Event description
AİHM dava dosyasına göre, Lice Kapalı Cezaevinde infaz koruma memuru olarak çalışan Orhan Eren ve Diyarbakır Doğum Evinde ebe olarak çalışan karısı Zozan Eren'in aracı 26 Eylül 1997 tarihinde Lice'yi Diyarbakır'a bağlayan yol üzerinde, Mermer jandarma kontrol noktasının biraz ötesinde, Serince köyü yol ayrımında terk edilmiş olarak bulundu. Aracın bulunmasıyla ilgili 26 Eylül tarihli tutanakta aracın üzerinde herhangi bir hasar olmadığına, kapılarının kilitli olduğuna ve el freninin de çekili olduğuna yer verildi.
Orhan Eren’in bacanağı, 27 Eylül 1997 tarihinde jandarmalara, Zozan ve Orhan Eren’in 25 Eylül’ü 26 Eylül’e bağlayan geceyi Diyarbakır’daki evinde geçirdiklerini ve Kulp’a gitmek üzere sabah 08.00’de yola çıktıklarını bildirdi. Orhan Eren'in babası ve Zozan Eren’in annesi 29 Eylül'de yakınlarının akıbeti hakkında bilgi almak için Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu.
Soruşturma kapsamında Diyarbakır Jandarma Komutanlığı, 22 Ekim 1997 tarihinde, Mermer Jandarma Kontrol Merkezinde tutulan kayıtların kopyasını Diyarbakır Savcılığına iletti ve çiftin kontrol noktasından saat 09.55’te geçtiği kayıtlarda görüldü. Orhan Eren’in babası, Lice Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde oğlunun ve gelinin kaybedilmesi olayından Kulp’ta geçici köy koruculuğu yapan bir aileyi sorumlu tuttu ve bu aileye mensup birçok köy korucusu, bir çavuş ve bir polis olduğunu; Gaziantep’in Nizip ilçesinde görevli polis memuru olan aile üyelerinden birinin olay günü izinli olması sebebiyle Kulp’ta bulunduğunu belirtti.
Baba Eren ifadesinde, 1996 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde meydana gelen olaylarda geçici köy korucularının halka rastgele ateş ettiğini, bu olay sırasında bir yakınlarının da yaralandığını; Diyarbakır Hastanesinde ebe olarak çalışan gelininin hastanede yaralı yakınları ile ilgilendiği sırada bu aileye mensup korucular tarafından tehdit edildiğini belirtti. Benzer şekilde Orhan Eren’in bir başka akrabası da ifadesinde kaybolduğu sırada Orhan’ın üzerinde, ticari bir girişim için kullanmak üzere, yüklü miktarda para bulunduğunu belirttikten sonra Eren ailesiyle ve baba Eren’in söz ettiği aile arasında meydana gelmiş olan olayları aktararak, Zozan Eren'in bu aileye mensup kişiler tarafından tehdit edildiğini ve olayla ilgili aleyhlerinde ifade veren Zozan Eren’in bu ailenin baskısıyla Tokat’a tayininin çıkartıldığını belirtti. Zozan Eren'in tehdit edilmesine ilişkin tanık olarak bir meslektaşının ve astsubay arkadaşının ifadelerine başvurulabileceğini söyledi ancak hiçbirinin ifadesi alınmadı.
Orhan Eren’in aynı gün dinlenen akrabası da olay günü şüphelendikleri aileye mensup olan polis memurunu Kulp’ta gördüğünü, Diyarbakır’dan Kulp’a yolculuk eden ve kaybedilmenin gerçekleştiği yerde iki sivil aracın beklediğini gören minibüs şoförünün dinlenmesi gerektiğini ifadesinde belirtti. Minibüs şoförünün ifadesi isminin verildiği 1 Ekim’den iki buçuk ay sonra, 17 Kasım 1997’de alındı. Minibüs şoförü, kaybedilme olayından iki ay sonra Kulp’ta alınan ifadesinde Orhan Eren’e ait aracı yol üstünde görmediğini, diğer araçlara dikkat etmediğini ve bütün bilgisinin bunlardan ibaret olduğunu aktardı.
- Geolocation
Enlem: 37.9249733
Boylam: 40.2109826
- Geolocation
- City
- Diyarbakır
- Date of disappearance
- 26 Eyl 1997
- Year of disappearance
- 1997
- Age at the time of disappearance
- 35
- Status of the victim
- Hâlâ kayıp
- Type of source material
- AİHM kararı
- Gazete veya internet haberi
- Savcılık işlemleri ve kararları
- Decision by the prosecution office
- Soruşturma sürüyor
- Verdict of ECHR
- Sözleşme maddelerinin ihlal edildiği kararı
- Articles violated according to ECHR verdict
- Madde 13: Etkili başvuru hakkı
- Madde 2: Yaşam hakkının usulden ihlali
- Summary of the legal proceedings
AİHM dava dosyasına göre, Orhan Eren’in babası, 29 Eylül 1997 tarihinde, yakınlarının akıbeti hakkında bilgi almak için Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Lice Savcılığı, 30 Eylül 1997 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığından, Mermer Jandarma Kontrol Merkezinde Erenler hakkında tutulan kayıtların kopyasını istedi. Lice Savcılığı 1 Ekim 1997 tarihinde, Orhan Eren’in babasının ve bir yakınlarının ifadesini aldı. Baba Eren, yakınlarının Mermer jandarma kontrol noktasından saat 09.45 sularında geçtiklerini ve araçlarının bu noktaya daha uzak bir mesafede terkedilmiş olarak bulunduğunu belirtti. Baba Eren, yakınlarının kaybolması konusunda Kulp’ta geçici köy koruculuğu yapan bir aileyi suçladı ve iki aile arasındaki düşmanlığa neden olan koşulları anlattı.
Ailenin yakını verdiği ifadede, olay günü Diyarbakır'a gittiğini ve Kulp'a döndüğü sırada yakınlarının kaybolduğu haberini aldığını belirtti. Diyarbakır'a giderken bindiği otobüsün şoförü, olay yerine çok yakın bir mesafede beyaz renkli iki araba gördüğünü belirtti. Savcılığa verdiği ifadenin devamında, zorla kaybetme olayından sorumlu olan kişileri bilmediğini ancak Eren ailesiyle ve söz konusu aile arasında düşmanlık bulunduğunu ileri sürdü. Olay günü, Gaziantep’in Nizip ilçesinde görevli polis memuru olan bir aile üyesini Kulp'ta gördüğünü ekledi.
Lice Savcılığı, 1 Ekim 1997 tarihinde Kulp Savcılığından minibüs şoförünün ifadesini almalarını istedi. Lice jandarma komutanı, 6 Ekim 1997 tarihinde, “Teröristlerin 25 Ocak 1994 tarihinde, aralarında iki gün sonra serbest bırakılan Orhan Eren'in de bulunduğu bir grup devlet memurunu kaçırdıklarına” dair Lice Savcılığına bilgi verdi. Komutanın verdiği bilgiye göre, teröristler 13 Ocak 1996 tarihinde o sırada balık tutan Orhan Eren'i yaklaşık bir saat boyunca ellerinde tuttular. Jandarma komutanı, Orhan Eren'e ait olay sonrasında alınan ifadesini gönderdi ve Eren çiftinin teröristler tarafından kaçırılıp öldürülmüş olabileceklerini bildirdi.
Diyarbakır Jandarma Komutanlığı, 22 Ekim 1997 tarihinde, Mermer Jandarma Kontrol Merkezinde tutulan kayıtların kopyasını Diyarbakır Savcılığına iletti. Çiftin kontrol noktasından saat 09.55'te geçtiği kayıtlarda yer alıyordu. 17 Kasım 1997 tarihinde Kulp Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenen minibüs şoförü olay günü Orhan Eren'in aracını ya da yol kenarında duran herhangi başka bir araç görmediğini belirtti.
8 Şubat 1999-1 Şubat 2002 tarihleri arasında Lice Cumhuriyet Başsavcılığı her ay Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı İnsan Hakları Danışma Merkezine Orhan ve Zozan Eren’den herhangi bir haber alınamadığı, soruşturma ve araştırmanın devam ettiği yönünde bilgi verdi.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, 29 Ekim 1999 tarihinde, kaybolan kişilerin yasadışı örgüte katıldıklarını ortaya koyacak hiçbir bilgilerinin bulunmadığına dair Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına bilgi verdi. Olaydan iki yıl sonra, 16 Kasım 1999’da Eren ailesinin daha önce ifade veren yakının ifadesine yeniden başvuruldu. Ailenin yakını ilk ifadesindeki iddiaları ayrıntılı bir şekilde tekrarladı ve Zozan Eren’in geçici koruculuk yapan aileye mensup kişiler tarafından tehdit edilmesiyle ilgili Zozan Eren'in bir meslektaşının ve astsubay arkadaşının ifadelerine başvurulabileceğini söyledi. O sırada askerlik yapmakta olan minibüs şoförü de son ifadesinden iki yıl sonra, 23 Kasım 1999’da verdiği ikinci ifadesinde iddiaları reddederek Eren ailesinin işaret ettiği geçici köy koruculuğu yapan aileyi tanımadığını belirtti.
Savcılık Zozan Eren’in arkadaşlarının; olay günü Eren çiftiyle aynı saatlerde jandarma kontrol noktasından geçen ve kimlikleri belirli kişilerin; Eren ailesinin şüphelendiği ve aralarında husumet bulunduğunu bildirdiği ailenin Gaziantep Nizip’te polis memurluğu yapan üyesinin; Eren ailesinin savcılığa ifade veren yakınlarının olay günü minibüste birlikte olduğunu söylediği kız kardeşinin ifadelerine hiçbir zaman başvurmadı.
4 Şubat 2000 tarihinde Orhan Eren’in babası Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak 90’lı yıllardaki kayıp ve faili meçhul olaylara ilişkin yapılan kazılarda bulunacak kemiklerle eşleşme yapılabilmesi amacıyla kendisinden ve yakınlarından kan örneği alınmasını talep etti.
7 Şubat 2000 tarihinde Kulp Kaymakamlığı baba Eren’den, Orhan Eren hakkında gaiplik kararı almasını ve kendilerine teslim etmesini istedi. 7 Aralık 2004 tarihinde Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Orhan Eren’in 26 Eylül 1997’den itibaren geçerli olmak üzere gaipliğine karar verdi.
Soruşturmada hiçbir ilerleme kaydedilemeyince Zozan ve Orhan Eren’in yakınları 27 Nisan 2000 tarihinde AİHM’ye başvurdu. AİHM 21 Şubat 2006 tarihinde verdiği kararda AİHS’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesinin zorla kaybetme ile ilgili etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için usulden, ayrıca etkili bir başvuru hakkı olmadığı için 13. Maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.
Temmuz 2023 yılında Lice Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan incelemede Orhan ve Zozan Eren’e ilişkin soruşturmanın 1997/227 numaralı dosyada takip edildiği görüldü.
12 Mayıs 2014 tarihinde Av. Serhat Eren, savcılığa verdiği dilekçesinde, Zozan Eren ve eşi Orhan Eren’in Lice ilçesi Duru Karakoluna yakın bir muhitte Güçlü köyü sınırları içerisinde gömülü olabileceklerine ilişkin duyum almış bulunduklarını, bu duyumlar üzerine gömülü oldukları düşünülen yere gidildiğini, oradaki köy sakinleri ile yapılan görüşmelerin bu duyumun doğru olabileceği kanaatini güçlendirdiğini, köy sakinlerinin “Buranın 1997 yıllarında bir derenin içerisinde çukurcuk olduğunu, yine aynı yıl içerisinde çukurun doldurulduğunu, toprağın taze olduğunu, çukurun yakınında kadın terliği gördüklerini,” beyan ettiklerini belirtti. Savcılıktan, bu adreste toprak yığınının açılmasını, deneyimi olan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Ümit Biçer’in kazı esnasında hazır bulundurulmasını, kazı neticesinde Orhan Eren’in babasının DNA örneğinin alınmasını talep etti.
Buna ilişkin dosyada en son 26 Mayıs 2014’te Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Lice Jandarma Komutanlığına Güçlü köyü sınırları içerisinde kalan olay yerinde gerekli araştırmanın yapılabilmesi, delillerin toplanabilmesi için cumhuriyet savcısı başkanlığında oluşturulacak heyetle 5 Haziran 2014 tarihinde saat 11.00 sıralarında olay yerine gidileceği, yazısı yer almaktadır.
Fiziki dosyada başkaca bilgi olmayıp, eski dosya olması nedeniyle savcılık ekranında dosya görüntülenemedi. Dosyanın zamanaşımının dolacağı tarih 26 Eylül 2027’dir. Temmuz 2023 itibariyle bilgiler günceldir.