Hüseyin Morsümbül
person- Image

- Sex
- Erkek
- Civil status
- Bekar
- Occupation
- Öğrenci
- Event description
Cumartesi İnsanları’nın 27 Eylül 2014 tarihli basın açıklamasında ve Radikal gazetesinde 7 Aralık 2012 tarihinde yayımlanan haberde yer alan bilgilere göre, Hüseyin Morsümbül, 1980 askeri darbesinden birkaç gün sonra, 18 Eylül Pazar günü akşam üzeri asker ve polislerden oluşan kalabalık bir ekip tarafından Bingöl’deki evlerine düzenlenen bir operasyon sonucu gözaltına alındı. Hüseyin Morsümbül o tarihte henüz 19 yaşındaydı. Annesi, elleri ve gözü bağlanarak bindirildiği araçta aynı şekilde bağlanmış birisi daha olduğunu gördü. Ertesi gün hala eve dönmeyince Morsümbül ailesi tugaya giderek oğullarının akıbetini öğrenmeye çalıştı ancak burada yok cevabını aldılar. Bunun üzerine karakola giden aileye Hüseyin Morsümbül’ün orada olduğu söylendi. Anne Morsümbül oğluna verilmek üzere yiyecek verdiği askerlerden, bir süre sonra, Hüseyin Morsümbül burada yok cevabını aldı.
Bir sonraki gün Morsümbül ailesinin evine bir operasyon daha düzenlendi ve bu sefer Hüseyin Morsümbül’ün babası gözaltına alındı. Bir gün boyunca tutulduğu gözaltında işkenceye maruz kaldıktan sonra ertesi gün serbest bırakıldı. Beş-altı gün sonra askeri savcılıkta Morsümbül’ün anne ve babasının ifadesi alındı ancak oğullarının akıbetine ilişkin bilgi verilmedi. Bir süre sonra ikisi birden gözaltına alınarak daha önce Hüseyin Morsümbül’ün eve getirdiği iddia edilen iki kişi ile yüzleştirildiler. O sırada Başçavuş D.K. tarafından hakarete ve tehditlere maruz kaldılar.
Olaydan yaklaşık dört yıl sonra evlerine ismini açıklamayan bir kişi tarafından telefon edildi ve Hüseyin Morsümbül’ün işkencede öldürüldükten sonra bir battaniyeye sarılarak Genç ilçesine doğru götürüldüğü söylendi.
Morsümbül ailesi gördükleri baskılara dayanamayarak bir süre sonra İstanbul’a göç etti. Aile, yıllar sonra avukatları aracılığıyla Hüseyin Morsümbül’ün askerliğini yapmadığı gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarıldığını öğrendi. 26 Temmuz 2011 tarihinde aile avukatının Hüseyin Morsümbül’ün gözaltına alındıktan sonra kaybolmasıyla ilgili herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığını öğrenmek amacıyla İçişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne gönderdiği dilekçeye Bingöl İl Jandarma Komutanlığından gelen cevapta arşiv kayıtlarında konuyla ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmadığı belirtildi.
- Geolocation
Enlem: 38.885464
Boylam: 40.496624999999995
- Geolocation
- City
- Bingöl
- Date of disappearance
- 18 Eyl 1980
- Year of disappearance
- 1980
- Age at the time of disappearance
- 19
- Status of the victim
- Hâlâ kayıp
- Type of source material
- Gazete veya internet haberi
- İfade tutanağı
- İnsan hakları örgütlerinin basın açıklamaları veya raporları
- Decision by the prosecution office
- Soruşturmada delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik/kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi
- Summary of the legal proceedings
3 Mart 2011 tarihinde içlerinde Hüseyin Morsümbül’ün bir yakınının da yer aldığı toplam 12 kişi, 12 Eylül 1980 askeri darbesini takip eden süreçte gözaltında kaybolan, öldürülen veya yargısız infaza uğratılan yakınları için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
26 Temmuz 2011 tarihinde Morsümbül ailesinin avukatının Hüseyin Morsümbül’ün gözaltına alındıktan sonra kaybolmasıyla ilgili herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığını öğrenmek amacıyla İçişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne gönderdiği dilekçeye Bingöl İl Jandarma Komutanlığından gelen cevapta arşiv kayıtlarında konuyla ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmadığı belirtildi.
Morsümbül ailesinin avukatı “İşkence ile adam öldürme” iddiasıyla 17 Kasım 2011’de Ankara Başsavcılığına dilekçe verdi. Dilekçe üzerine Hüseyin Morsümbül’ün anne ve babasının 10 Ocak 2012’de talimatla ifadeleri alındı. Baba Morsümbül ifadesinde “O tarihte görevli D.K. isimli yüzbaşıydı. Kendisi beni de sorguladı. Oğlumun meçhul şekilde kaybolmasına neden olan, işkence yapanların tespiti ile oğlumun durumunun aydınlatılmasını istiyorum,” dedi. Anne Morsümbül de şikayetçi oldu.
Savcı, 3 Şubat 2012’de görevsizlik kararı verip dosyayı suçun meydana geldiği Bingöl’e gönderdi. Bingöl Savcısı da ilk iş olarak, o tarihte Bingöl’de görevli askeri personelin listesini istedi. Aralarında D.K.’nın da olduğu dokuz personelin listesi, adresleri ve irtibat bilgileri savcılığa ulaştı. Bu listeden, Radikal gazetesinin iletişime geçtiği, aile tarafından bizzat suçlanan D.K. ancak savcılığa ifade vereceğini söyledi. Gazete tarafından ulaşılan diğer isim H.Ç. ise “Ben o tarihte çocuk yaşta sayılırım, hatırlamıyorum,” dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu 2014 yılında, 2012/40291 sayılı soruşturma dosyası için kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. 20 Ocak 2015 tarihinde bu karara itiraz edildi; ancak 16 Şubat 2015’te İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, itirazın reddine karar verdi. Bunun üzerine aileler 27 Mart 2015 tarihinde Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesine gerekli belgeleri sunarak Anayasa Mahkemesine başvurdular ve başvurularının işkence yasağı, yaşama hakkı ve medeni siyasal haklar ile ilgili olan ulusal/uluslararası hukuk normları kapsamında soruşturma yapılması gerektiğini ifade ederek yakınlarının nerede olduklarının tespiti ile AİHS 5/5 ve 41 maddeleri uyarınca hakkaniyete uygun maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulundular. 14 Temmuz 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Bürosuna, eksik olduğu söylenmiş olan bazı belgelerin de teslimi gerçekleştirilerek başvuru tamamlandı. Başvurunun akıbeti hakkında elimizde başkaca bir bilgi bulunmamaktadır.